الشعراء

Şuarâ Suresi

“Şairler” · 227 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 47

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

لَعَلَّكَ بَـٰخِعٌ نَّفْسَكَ أَلَّا يَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

Lealleke bahıun nefseke ella yekunu mu'minin.

Ey Muhammed! Mü'min olmuyorlar diye adeta kendini helak edeceksin!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِن نَّشَأْ نُنَزِّلْ عَلَيْهِم مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ءَايَةً فَظَلَّتْ أَعْنَـٰقُهُمْ لَهَا خَـٰضِعِينَ

İn neşe' nunezzil aleyhim mines semai ayeten fe zallet a'nakuhum leha hadıin.

Biz dilesek, onlara gökten bir mucize indiririz de, ona boyun eğmek zorunda kalırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَا يَأْتِيهِم مِّن ذِكْرٍ مِّنَ ٱلرَّحْمَـٰنِ مُحْدَثٍ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهُ مُعْرِضِينَ

Ve ma ye'tihim min zikrin miner rahmani muhdesin illa kanu anhu mu'ridin.

Rahman'dan kendilerine gelen her yeni öğütten mutlaka yüz çevirirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَقَدْ كَذَّبُوا۟ فَسَيَأْتِيهِمْ أَنۢبَـٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Fe kad kezzebu fe seye'tihim enbau ma kanu bihi yestehziun.

Onlar (Allah'ın ayetlerini) yalanladılar, fakat alay edegeldikleri şeylerin haberleri başlarına gelecek.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَوَلَمْ يَرَوْا۟ إِلَى ٱلْأَرْضِ كَمْ أَنۢبَتْنَا فِيهَا مِن كُلِّ زَوْجٍ كَرِيمٍ

E ve lem yerev ilel ardı kem enbetna fiha min kulli zevcin kerim.

Yeryüzüne bakmazlar mı, orada her türden nice güzel ve yararlı bitkiler bitirdik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Şüphesiz bunlarda (Allah'ın varlığına) bir delil vardır, ama onların çoğu inanmamaktadırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Şüphesiz senin Rabbin, elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱئْتِ ٱلْقَوْمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Ve iz nada rabbuke musa eni'til kavmez zalimin.

(10-11) Hani Rabbin, Musa'ya; "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hala korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَوْمَ فِرْعَوْنَ ۚ أَلَا يَتَّقُونَ

Kavme fir'avn, e la yettekun.

(10-11) Hani Rabbin, Musa'ya; "Zalimler topluluğuna, Firavun'un kavmine git! Başlarına geleceklerden hala korkmuyorlar mı?" diye seslenmişti.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ رَبِّ إِنِّىٓ أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ

Kale rabbi inni ehafu en yukezzibun.

Musa, şöyle dedi: "Ey Rabbim! Muhakkak ki ben, beni yalanlamalarından korkuyorum."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَيَضِيقُ صَدْرِى وَلَا يَنطَلِقُ لِسَانِى فَأَرْسِلْ إِلَىٰ هَـٰرُونَ

Ve yadiku sadri ve la yentaliku lisani fe ersil ila harun.

"Göğsüm daralır. Akıcı konuşamam. Onun için, Harun'a da peygamberlik ver (ve onu bana yardımcı yap)."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَهُمْ عَلَىَّ ذَنۢبٌ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ

Ve lehum aleyye zenbun fe ehafu en yaktulun.

"Bir de onlara karşı ben suçlu durumundayım. Bu yüzden onların beni öldürmelerinden korkarım."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ كَلَّا ۖ فَٱذْهَبَا بِـَٔايَـٰتِنَآ ۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ

Kale kella, fezheba bi ayatina inna meakum mustemiun.

Allah dedi ki, "Hayır, korkma! Mucizelerimizle gidin. Çünkü biz sizinle beraberiz, (her şeyi) işitmekteyiz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَآ إِنَّا رَسُولُ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Fe'tiya fir'avne fe kula inna resulu rabbil alemin.

"Firavun'a gidin ve deyin: "Şüphesiz biz alemlerin Rabbinin elçisiyiz",

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ

Kale e lem nurabbike fina veliden ve lebiste fina min umurike sinin.

Firavun, şöyle dedi: "Seni biz küçük bir çocuk olarak alıp aramızda büyütmedik mi? Sen ömrünün nice yıllarını aramızda geçirdin."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ ٱلَّتِى فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ ٱلْكَـٰفِرِينَ

Ve fealte fa'letekelleti fealte ve ente minel kafirin.

"(Böyle iken) sen o yaptığın işi yaptın (adam öldürdün). Sen nankörlerdensin."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ فَعَلْتُهَآ إِذًا وَأَنَا۠ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Kale fealtuha izen ve ene mined dallin.

Musa, şöyle dedi: "Ben onu, o vakit kendimi kaybetmiş bir halde iken (istemeyerek) yaptım."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِى رَبِّى حُكْمًا وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Fe ferartu minkum lemma hıftukum fe vehebe li rabbi hukmen ve cealeni minel murselin.

"Sizden korktuğum için de hemen aranızdan kaçtım. Derken, Rabbim bana hüküm ve hikmet bahşetti de beni peygamberlerden kıldı."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَىَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

Ve tilke ni'metun temunnuha aleyye en abbedte beni israil.

"Senin başıma kaktığın bu nimet (gerçekte) İsrailoğullarını köleleştirmen(in neticesi)dir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Kale fir'avnu ve ma rabbul alemin.

Firavun, "Alemlerin Rabbi de nedir?" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ رَبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ

Kale rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma, in kuntum mukınin.

Musa, "O, göklerin ve yerin ve her ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer gerçekten inanırsanız bu böyledir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُۥٓ أَلَا تَسْتَمِعُونَ

Kale li men havlehu e la testemiun.

Firavun, etrafındakilere (alaycı bir ifade ile) "dinlemez misiniz?" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

Kale rabbukum ve rabbu abaikumul evvelin.

Musa, "O, sizin de Rabbiniz, geçmiş atalarınızın da Rabbidir" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ إِنَّ رَسُولَكُمُ ٱلَّذِىٓ أُرْسِلَ إِلَيْكُمْ لَمَجْنُونٌ

Kale inne resulekumullezi ursile ileykum le mecnun.

Firavun, "Bu size gönderilen peygamberiniz, şüphesiz delidir" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ رَبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

Kale rabbul meşrıkı vel magribi ve ma beynehuma, in kuntum ta'kılun.

Musa, "O, doğunun da batının da ve ikisi arasındaki her şeyin de Rabbidir. Eğer düşünüyorsanız bu, böyledir" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ لَئِنِ ٱتَّخَذْتَ إِلَـٰهًا غَيْرِى لَأَجْعَلَنَّكَ مِنَ ٱلْمَسْجُونِينَ

Kale leinittehazte ilahen gayri le ec'alenneke minel mescunin.

Firavun, "Eğer benden başka bir ilah edinirsen, andolsun seni zindana atılanlardan ederim."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ أَوَلَوْ جِئْتُكَ بِشَىْءٍ مُّبِينٍ

Kale e ve lev ci'tuke bi şey'in mubin.

Musa, "Sana apaçık bir delil getirmiş olsam da mı?" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ فَأْتِ بِهِۦٓ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Kale fe'ti bihi in kunte mines sadikin.

Firavun, "Doğru söyleyenlerden isen haydi getir onu," dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَلْقَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ ثُعْبَانٌ مُّبِينٌ

Fe elka asahu fe iza hiye su'banun mubin.

Bunun üzerine Musa, asasını attı, bir de ne görsünler, asa açıkça kocaman bir yılan olmuş.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَنَزَعَ يَدَهُۥ فَإِذَا هِىَ بَيْضَآءُ لِلنَّـٰظِرِينَ

Ve nezea yedehu fe iza hiye beydau lin nazırin.

Elini koynundan çıkardı, bir de ne görsünler, bakanlara bembeyaz olmuş.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ لِلْمَلَإِ حَوْلَهُۥٓ إِنَّ هَـٰذَا لَسَـٰحِرٌ عَلِيمٌ

Kale lil melei havlehu inne haza le sahırun alim.

Firavun, çevresindeki ileri gelenlere, "Şüphesiz bu, bilgin bir sihirbazdır" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

يُرِيدُ أَن يُخْرِجَكُم مِّنْ أَرْضِكُم بِسِحْرِهِۦ فَمَاذَا تَأْمُرُونَ

Yuridu en yuhricekum min ardıkum bi sıhrihi fe maza te'murun.

"Sizi, yaptığı sihirle, yurdunuzdan çıkarmak istiyor. Ne dersiniz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوٓا۟ أَرْجِهْ وَأَخَاهُ وَٱبْعَثْ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَـٰشِرِينَ

Kalu ercih ve ehahu veb'as fil medaini haşirin.

Dediler ki: "Onu ve kardeşini alıkoy. Şehirlere de toplayıcı adamlar gönder."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَجُمِعَ ٱلسَّحَرَةُ لِمِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

Fe cumias seharatu li mikati yevmin ma'lum.

Böylece sihirbazlar, belli bir günün belirlenen bir vaktinde bir araya getirildiler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَقِيلَ لِلنَّاسِ هَلْ أَنتُم مُّجْتَمِعُونَ

Ve kile lin nasi hel entum muctemiun.

İnsanlara da "Siz de toplanır mısınız?" denildi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَعَلَّنَا نَتَّبِعُ ٱلسَّحَرَةَ إِن كَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَـٰلِبِينَ

Leallena nettebius seharate in kanu humul galibin.

"Umarız, üstün gelirlerse sihirbazlara uyarız" (dediler.)

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَمَّا جَآءَ ٱلسَّحَرَةُ قَالُوا۟ لِفِرْعَوْنَ أَئِنَّ لَنَا لَأَجْرًا إِن كُنَّا نَحْنُ ٱلْغَـٰلِبِينَ

Fe lemma caes seharatu kalu li fir'avne e inne lena le ecran in kunna nahnul galibin.

Sihirbazlar gelince, Firavun'a, "Eğer biz üstün gelirsek, gerçekten bize bir mükafat var mı?" dediler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ نَعَمْ وَإِنَّكُمْ إِذًا لَّمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Kale neam ve innekum izen le minel mukarrabin.

Firavun, "Evet, hem o takdirde mutlaka bana yakın kimselerden olacaksınız" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ لَهُم مُّوسَىٰٓ أَلْقُوا۟ مَآ أَنتُم مُّلْقُونَ

Kale lehum musa elku ma entum mulkun.

Musa onlara, "Hadi ortaya atacağınız şeyi atın" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَلْقَوْا۟ حِبَالَهُمْ وَعِصِيَّهُمْ وَقَالُوا۟ بِعِزَّةِ فِرْعَوْنَ إِنَّا لَنَحْنُ ٱلْغَـٰلِبُونَ

Fe elkav hıbalehum ve ısıyyehum ve kalu bi izzeti fir'avne inna le nahnul galibun.

Bunun üzerine onlar iplerini ve değneklerini attılar ve "Firavun'un gücüyle elbette bizler üstün geleceğiz" dediler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَلْقَىٰ مُوسَىٰ عَصَاهُ فَإِذَا هِىَ تَلْقَفُ مَا يَأْفِكُونَ

Fe elka musa asahu fe iza hiye telkafu ma ye'fikun.

Musa da asasını attı. Bir de ne görsünler, asa onların düzdükleri sihir takımlarını yutuyor.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ ءَامَنتُمْ لَهُۥ قَبْلَ أَنْ ءَاذَنَ لَكُمْ ۖ إِنَّهُۥ لَكَبِيرُكُمُ ٱلَّذِى عَلَّمَكُمُ ٱلسِّحْرَ فَلَسَوْفَ تَعْلَمُونَ ۚ لَأُقَطِّعَنَّ أَيْدِيَكُمْ وَأَرْجُلَكُم مِّنْ خِلَـٰفٍ وَلَأُصَلِّبَنَّكُمْ أَجْمَعِينَ

Kale amentum lehu kable en azene lekum, innehu le kebirukumullezi allemekumus sıhr, fe le sevfe ta'lemun, le ukattıanne eydiyekum ve erculekum min hılafin ve le usallibennekum ecmain.

Firavun, "Ben size izin vermeden ona inandınız ha? Mutlaka o, size sihri öğreten büyüğünüzdür. Yakında bilip göreceksiniz siz! Andolsun, ellerinizi ve ayaklarınızı çaprazlama keseceğim ve hepinizi asacağım" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ لَا ضَيْرَ ۖ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا مُنقَلِبُونَ

Kalu la dayra inna ila rabbina munkalibun.

Sihirbazlar şöyle dediler: "Zararı yok, mutlaka Rabbimize döneceğiz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا نَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لَنَا رَبُّنَا خَطَـٰيَـٰنَآ أَن كُنَّآ أَوَّلَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

İnna natmeu en yagfira lena rabbuna hatayana en kunna evvelel mu'minin.

"(Burada) ilk inananlar biz olduğumuz için şüphesiz Rabbimizin, hatalarımızı bağışlayacağını umuyoruz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

۞ وَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنْ أَسْرِ بِعِبَادِىٓ إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ

Ve evhayna ila musa en esri bi ıbadi innekum muttebeun.

Biz Musa'ya, "Kullarımı geceleyin yola çıkar, muhakkak ki takip edileceksiniz" diye vahyettik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَرْسَلَ فِرْعَوْنُ فِى ٱلْمَدَآئِنِ حَـٰشِرِينَ

Fe ersele fir'avnu fil medaini haşirin.

Firavun da şehirlere (asker) toplayıcılar gönderdi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَشِرْذِمَةٌ قَلِيلُونَ

İnne haulai le şirzimetun kalilun.

Dedi ki, "Bunlar pek az ve önemsiz bir topluluktur."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَخْرَجْنَـٰهُم مِّن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ

Fe ahracnahum min cennatin ve uyun.

(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَكُنُوزٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ

Ve kunuzin ve makamin kerim.

(57-58) Biz de Firavun'un kavmini bahçelerden, pınar başlarından, servetlerden ve iyi bir konumdan çıkardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

كَذَٰلِكَ وَأَوْرَثْنَـٰهَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

Kezalik, ve evresnaha beni israil.

İşte böyle yaptık ve onlara, İsrailoğullarını mirasçı kıldık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَمَّا تَرَٰٓءَا ٱلْجَمْعَانِ قَالَ أَصْحَـٰبُ مُوسَىٰٓ إِنَّا لَمُدْرَكُونَ

Fe lemma terael cem'ani kale ashabu musa inna le mudrakun.

İki topluluk birbirini görünce Musa'nın arkadaşları, "Eyvah yakalandık" dediler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ كَلَّآ ۖ إِنَّ مَعِىَ رَبِّى سَيَهْدِينِ

Kale kella, inne maiye rabbi seyehdin.

Musa, "Hayır! Rabbim şüphesiz benimledir, bana yol gösterecektir" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَوْحَيْنَآ إِلَىٰ مُوسَىٰٓ أَنِ ٱضْرِب بِّعَصَاكَ ٱلْبَحْرَ ۖ فَٱنفَلَقَ فَكَانَ كُلُّ فِرْقٍ كَٱلطَّوْدِ ٱلْعَظِيمِ

Fe evhayna ila musa enıdrib bi asakel bahr, fenfeleka fe kane kullu firkın ket tavdil azim.

Bunun üzerine Musa'ya, "Asan ile denize vur" diye vahyettik. Deniz derhal yarıldı. Her parçası koca bir dağ gibiydi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَنجَيْنَا مُوسَىٰ وَمَن مَّعَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

Ve enceyna musa ve men meahu ecmain.

Musa'yı ve beraberindekilerin hepsini kurtardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Bunda şüphesiz bir ibret vardır. Ama pek çokları iman etmiş değillerdi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Şüphesiz ki senin Rabbin elbette mutlak güç sahibidir, çok merhametlidir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَا تَعْبُدُونَ

İz kale li ebihi ve kavmihi ma ta'budun.

Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ نَعْبُدُ أَصْنَامًا فَنَظَلُّ لَهَا عَـٰكِفِينَ

Kalu na'budu asnamen fe nezallu leha akifin.

"Putlara tapıyoruz ve onlara tapmağa devam edeceğiz" demişlerdi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ هَلْ يَسْمَعُونَكُمْ إِذْ تَدْعُونَ

Kale hel yesmeunekum iz ted'un.

İbrahim, dedi ki: "Onlara yalvardığınızda sizi işitiyorlar mı?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ بَلْ وَجَدْنَآ ءَابَآءَنَا كَذَٰلِكَ يَفْعَلُونَ

Kalu bel vecedna abaena kezalike yef'alun.

"Hayır, ama biz babalarımızı böyle yaparken bulduk" dediler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ أَفَرَءَيْتُم مَّا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

Kale e fe raeytum ma kuntum ta'budun.

(75-76) İbrahim, şöyle dedi: "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُمُ ٱلْأَقْدَمُونَ

Entum ve abaukumul akdemun.

(75-76) İbrahim, şöyle dedi: "Sizin ve geçmiş atalarınızın taptığı şeyleri gördünüz mü?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَإِنَّهُمْ عَدُوٌّ لِّىٓ إِلَّا رَبَّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Fe innehum aduvvun li illa rabbel alemin.

"Şüphesiz onlar benim düşmanımdır. Ancak alemlerin Rabbi olan Allah, dostumdur."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱلَّذِىٓ أَطْمَعُ أَن يَغْفِرَ لِى خَطِيٓـَٔتِى يَوْمَ ٱلدِّينِ

Vellezi atmeu en yagfira li hatieti yevmed din.

"O, hesap gününde, hatalarımı bağışlayacağını umduğumdur."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

رَبِّ هَبْ لِى حُكْمًا وَأَلْحِقْنِى بِٱلصَّـٰلِحِينَ

Rabbi heb li hukmen ve elhıkni bis salihin.

"Ey Rabbim! Bana bir hikmet bahşet ve beni salih kimseler arasına kat."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱجْعَل لِّى لِسَانَ صِدْقٍ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

Vec'al li lisane sıdkın fil ahırin.

"Sonra gelecekler arasında beni doğrulukla anılanlardan kıl."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱجْعَلْنِى مِن وَرَثَةِ جَنَّةِ ٱلنَّعِيمِ

Vec'alni min veraseti cennetin naim.

"Beni Naim cennetinin varislerinden eyle."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱغْفِرْ لِأَبِىٓ إِنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلضَّآلِّينَ

Vagfir li ebi innehu kane mined dallin.

"Babamı da bağışla. Çünkü o gerçekten yolunu şaşıranlardandır."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِلَّا مَنْ أَتَى ٱللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

İlla men etallahe bi kalbin selim.

"Allah'a arınmış bir kalp ile gelen başka."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأُزْلِفَتِ ٱلْجَنَّةُ لِلْمُتَّقِينَ

Ve uzlifetil cennetu lil muttekin.

Cennet, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara yaklaştırılacak.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَبُرِّزَتِ ٱلْجَحِيمُ لِلْغَاوِينَ

Ve burrizetil cahimu lil gavin.

(91-93) Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَقِيلَ لَهُمْ أَيْنَ مَا كُنتُمْ تَعْبُدُونَ

Ve kile lehum eyne ma kuntum ta'budun.

(91-93) Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

مِن دُونِ ٱللَّهِ هَلْ يَنصُرُونَكُمْ أَوْ يَنتَصِرُونَ

Min dunillah, hel yensurunekum ev yentesırun.

(91-93) Cehennem de azgınlara gösterilecek ve onlara, "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarınız nerede? Size yardım ediyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilecek.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَكُبْكِبُوا۟ فِيهَا هُمْ وَٱلْغَاوُۥنَ

Fe kubkıbu fiha hum vel gavun.

(94-95) Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَجُنُودُ إِبْلِيسَ أَجْمَعُونَ

Ve cunudu iblise ecmeun.

(94-95) Artık onlar ve o azgınlar ile İblis'in askerleri hepsi birden tepetakla oraya atılırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

تَٱللَّهِ إِن كُنَّا لَفِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ

Tallahi in kunna le fi dalalin mubin.

"Allah'a andolsun! Biz gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ نُسَوِّيكُم بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

İz nusevvikum bi rabbil alemin.

"Çünkü sizi, alemlerin Rabbi ile bir tutuyorduk."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآ أَضَلَّنَآ إِلَّا ٱلْمُجْرِمُونَ

Ve ma edallena illel mucrimun.

"Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَوْ أَنَّ لَنَا كَرَّةً فَنَكُونَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Fe lev enne lena kerraten fe nekune minel mu'minin.

"Keşke (dünyaya) bir dönüşümüz olsa da inananlardan olsak."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Elbet bunda bir ibret vardır. Onların çoğu iman etmiş değillerdi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ نُوحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum ehuhum nuhun e la tettekun.

Hani kardeşleri Nuh, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

۞ قَالُوٓا۟ أَنُؤْمِنُ لَكَ وَٱتَّبَعَكَ ٱلْأَرْذَلُونَ

Kalu e nu'minu leke vettebeakel erzelun.

Dediler ki: "Sana hep aşağılık kimseler uymuş iken, biz hiç sana inanır mıyız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ وَمَا عِلْمِى بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Kale ve ma ilmi bima kanu ya'melun.

Nuh, şöyle dedi: "Onların yaptıklarına dair benim ne bilgim olabilir?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنْ حِسَابُهُمْ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّى ۖ لَوْ تَشْعُرُونَ

İn hısabuhum illa ala rabbi lev teş'urun.

"Onların hesaplarını görmek ancak Rabbime aittir. Bir anlayabilseniz!"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰنُوحُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمَرْجُومِينَ

Kalu le in lem tentehi ya nuhule tekunenne minel mercumin.

Dediler ki: "Ey Nuh! (Bu işten) vazgeçmezsen mutlaka taşlananlardan olacaksın!"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱفْتَحْ بَيْنِى وَبَيْنَهُمْ فَتْحًا وَنَجِّنِى وَمَن مَّعِىَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Feftah beyni ve beynehum fethan ve neccini ve men maiye minel mu'minin.

"Artık onlarla benim aramda sen hükmet. Beni ve benimle birlikte olan mü'minleri kurtar."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَنجَيْنَـٰهُ وَمَن مَّعَهُۥ فِى ٱلْفُلْكِ ٱلْمَشْحُونِ

Fe enceynahu ve men meahu fil fulkil meşhun.

Derken biz onu ve beraberindekileri dolu geminin içinde (taşıyıp) kurtardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Şüphesiz senin Rabbin mutlak güç sahibi olandır, çok merhametli olandır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ هُودٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum ehuhum hudun e la tettekun.

Hani kardeşleri Hud, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَتَبْنُونَ بِكُلِّ رِيعٍ ءَايَةً تَعْبَثُونَ

E tebnune bi kulli riın ayeten ta'besun.

"Siz her yüksek yere bir alamet bina yapıp boş şeylerle eğleniyor musunuz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتَتَّخِذُونَ مَصَانِعَ لَعَلَّكُمْ تَخْلُدُونَ

Ve tettehızune mesania leallekum tahludun.

"İçlerinde ebedi yaşama ümidiyle sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِذَا بَطَشْتُم بَطَشْتُمْ جَبَّارِينَ

Ve iza betaştum betaştum cebbarin.

"Tutup yakaladığınız zaman zorbaca yakalarsınız."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِىٓ أَمَدَّكُم بِمَا تَعْلَمُونَ

Vettekullezi emeddekum bima ta'lemun.

(132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَمَدَّكُم بِأَنْعَـٰمٍ وَبَنِينَ

Emeddekum bi en'amin ve benin.

(132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَجَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ

Ve cennatin ve uyun.

(132-134) "Bildiğiniz her şeyi size veren, size hayvanlar, oğullar, bahçeler ve pınarlar veren Allah'a karşı gelmekten sakının."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنِّىٓ أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

İnni ehafu aleykum azabe yevmin azim.

"Çünkü ben, sizin adınıza büyük bir günün azabından korkuyorum."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْنَآ أَوَعَظْتَ أَمْ لَمْ تَكُن مِّنَ ٱلْوَٰعِظِينَ

Kalu sevaun aleyna e vaazte em lem tekun minel vaızin.

Dediler ki: "Sen ister öğüt ver, ister öğüt verenlerden olma, bize göre birdir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا خُلُقُ ٱلْأَوَّلِينَ

İn haza illa hulukul evvelin.

"Bu, öncekilerin geleneklerinden başka bir şey değildir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَكَذَّبُوهُ فَأَهْلَكْنَـٰهُمْ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Fe kezzebuhu fe ehleknahum, inne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Böylece onlar Hud'u yalanladılar. Biz de bu yüzden onları helak ettik. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ صَـٰلِحٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum ehuhum salihun e la tettekun.

Hani kardeşleri Salih, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَتُتْرَكُونَ فِى مَا هَـٰهُنَآ ءَامِنِينَ

E tutrakune fi ma hahuna aminin.

(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ

Fi cennatin ve uyun.

(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَزُرُوعٍ وَنَخْلٍ طَلْعُهَا هَضِيمٌ

Ve zuruın ve nahlin tal'uha hedim.

(146-148) "Siz buradaki bahçelerde, pınar başlarında, ekinlerde, meyveleri olgunlaşmış hurmalıklarda güven içinde bırakılacak mısınız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتَنْحِتُونَ مِنَ ٱلْجِبَالِ بُيُوتًا فَـٰرِهِينَ

Ve tenhıtune minel cibali buyuten farihin.

"Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَا تُطِيعُوٓا۟ أَمْرَ ٱلْمُسْرِفِينَ

Ve la tutiu emral musrifin.

(151-152) "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ٱلَّذِينَ يُفْسِدُونَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا يُصْلِحُونَ

Ellezine yufsidune fil ardı ve la yuslihun.

(151-152) "Yeryüzünde ıslaha çalışmayıp fesat çıkaran haddi aşmışların emrine itaat etmeyin."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

Kalu innema ente minel musahharin.

Dediler ki: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

مَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا فَأْتِ بِـَٔايَةٍ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Ma ente illa beşerun misluna, fe'ti bi ayetin in kunte mines sadikin.

"Sen de ancak bizim gibi bir beşersin. Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi bize bir mucize getir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ هَـٰذِهِۦ نَاقَةٌ لَّهَا شِرْبٌ وَلَكُمْ شِرْبُ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

Kale hazihi nakatun leha şirbun ve lekum şirbu yevmin ma'lum.

Salih, şöyle dedi: "İşte bir dişi deve! Onun (belli bir gün) su içme hakkı var, sizin de belli bir gün su içme hakkınız vardır."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَا تَمَسُّوهَا بِسُوٓءٍ فَيَأْخُذَكُمْ عَذَابُ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Ve la temessuha bi suin fe ye'huzekum azabu yevmin azim.

"Sakın ona bir kötülük dokundurmayın. Yoksa büyük bir günün azabı sizi yakalar."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَخَذَهُمُ ٱلْعَذَابُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

Fe ehazehumul azab, inne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Böylece onları azap yakaladı. Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum ehuhum lutun e la tettekun.

Hani kardeşleri Lut, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَـٰلَمِينَ

E te'tunez zukrane minel alemin.

(165-166) "Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ

Ve tezerune ma halaka lekum rabbukum min ezvacikum, bel entum kavmun adun.

(165-166) "Rabbinizin, sizin için yarattığı eşlerinizi bırakıyor da insanlar arasından erkeklere mi yanaşıyorsunuz? Siz gerçekten haddi aşan bir topluluksunuz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ

Kalu le in lem tentehi ya lutu le tekunenne minel muhracin.

Dediler ki: "Ey Lut! (İşimize karışmaktan) vazgeçmezsen mutlaka (şehirden) çıkarılanlardan olacaksın!"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ

Kale inni li amelikum minel kalin.

Lut, şöyle dedi: "Şüphesiz ben sizin yaptığınız bu çirkin işe kızanlardanım."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ

Rabbi neccini ve ehli mimma ya'melun.

"Ey Rabbim! Beni ve ailemi onların yaptıkları çirkin işten kurtar."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

Fe necceynahu ve ehlehu ecmain.

(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ

İlla acuzen fil gabirin.

(170-171) Bunun üzerine biz de onu ve geri kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın hariç bütün ailesini kurtardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ

Ve emtarna aleyhim matara, fe sae matarul munzerin.

Onların üzerine bir yağmur (gibi taş) yağdırdık. (Başlarına gelecekler konusunda) uyarılanların yağmuru ne kadar da kötü idi!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Şüphesiz bunda büyük bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale lehum şuaybun e la tettekun.

Hani Şu'ayb, onlara şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Ve ma es'elukum aleyhi min ecr, in ecriye illa ala rabbil alemin.

"Buna karşılık sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretim ancak alemlerin Rabbi olan Allah'a aittir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

۞ أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ

Evful keyle ve la tekunu minel muhsirin.

"Ölçüyü tam yapın. Eksik verenlerden olmayın."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ

Ve la tebhasun nase eşyaehum ve la ta'sev fil ardı mufsidin.

"İnsanların mallarını ve haklarını eksiltmeyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱتَّقُوا۟ ٱلَّذِى خَلَقَكُمْ وَٱلْجِبِلَّةَ ٱلْأَوَّلِينَ

Vettekullezi halakakum vel cibilletel evvelin.

"Sizi ve önceki nesilleri yaratana karşı gelmekten sakının."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوٓا۟ إِنَّمَآ أَنتَ مِنَ ٱلْمُسَحَّرِينَ

Kalu innema ente minel musahharin.

Onlar şöyle dediler: "Sen ancak büyülenmişlerdensin."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآ أَنتَ إِلَّا بَشَرٌ مِّثْلُنَا وَإِن نَّظُنُّكَ لَمِنَ ٱلْكَـٰذِبِينَ

Ve ma ente illa beşerun misluna ve in nazunnuke le minel kazibin.

"Sen sadece bizim gibi bir insansın. Biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَسْقِطْ عَلَيْنَا كِسَفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ إِن كُنتَ مِنَ ٱلصَّـٰدِقِينَ

Fe eskıt aleyna kisefen mines semai in kunte mines sadıkin.

"Eğer doğru söyleyenlerden isen, haydi gökten üzerimize bir parça düşür."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ رَبِّىٓ أَعْلَمُ بِمَا تَعْمَلُونَ

Kale rabbi a'lemu bi ma ta'melun.

Şu'ayb, "Rabbim, yaptıklarınızı en iyi bilendir" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَكَذَّبُوهُ فَأَخَذَهُمْ عَذَابُ يَوْمِ ٱلظُّلَّةِ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ

Fe kezzebuhu fe ehazehum azabu yevmiz zulleh, innehu kane azabe yevmin azim.

Onlar Şu'ayb'ı yalanladılar. Derken gölge gününün azabı onları yakaladı. Şüphesiz o, büyük bir günün azabı idi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ

İnne fi zalike le ayeh, ve ma kane ekseruhum mu'minin.

Şüphesiz bunda bir ibret vardır. Onların çoğu ise iman etmiş değillerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ

Ve inne rabbeke le huvel azizur rahim.

Şüphesiz senin Rabbin, mutlak güç sahibi ve çok merhametli olandır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّهُۥ لَتَنزِيلُ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Ve innehu le tenzilu rabbil alemin.

Şüphesiz bu Kur'an, alemlerin Rabbi'nin indirmesidir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

نَزَلَ بِهِ ٱلرُّوحُ ٱلْأَمِينُ

Nezele bihir ruhul emin.

(193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

عَلَىٰ قَلْبِكَ لِتَكُونَ مِنَ ٱلْمُنذِرِينَ

Ala kalbike li tekune minel munzirin.

(193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

بِلِسَانٍ عَرَبِىٍّ مُّبِينٍ

Bi lisanin arabiyyin mubin.

(193-195) Uyarıcılardan olasın diye onu güvenilir Ruh (Cebrail) senin kalbine apaçık Arapça bir dil ile indirmiştir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّهُۥ لَفِى زُبُرِ ٱلْأَوَّلِينَ

Ve innehu lefi zuburil evvelin.

Şüphesiz bu (Kur'an'ın indirileceği) öncekilerin kitaplarında da vardı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَوَلَمْ يَكُن لَّهُمْ ءَايَةً أَن يَعْلَمَهُۥ عُلَمَـٰٓؤُا۟ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ

E ve lem yekun lehum ayeten en ya'lemehu ulemau beni israil.

İsrailoğulları bilginlerinin onu bilmesi, onlar (Mekke müşrikleri) için bir delil değil midir?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَوْ نَزَّلْنَـٰهُ عَلَىٰ بَعْضِ ٱلْأَعْجَمِينَ

Ve lev nezzelnahu ala ba'dıl a'cemin.

(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَقَرَأَهُۥ عَلَيْهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ مُؤْمِنِينَ

Fe karaehu aleyhim ma kanu bihi mu'minin.

(198-199) Biz onu Arapça bilmeyenlerden birine indirseydik ve o da bunu kendilerine okusaydı, yine buna inanmazlardı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

كَذَٰلِكَ سَلَكْنَـٰهُ فِى قُلُوبِ ٱلْمُجْرِمِينَ

Kezalike seleknahu fi kulubil mucrimin.

İşte böylece biz onu (Kur'an'ı) suçluların kalbine soktuk.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَا يُؤْمِنُونَ بِهِۦ حَتَّىٰ يَرَوُا۟ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَلِيمَ

La yu'minune bihi hatta yeravul azabel elim.

(201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَيَأْتِيَهُم بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ

Fe ye'tiyehum bagteten ve hum la yeş'urun.

(201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَيَقُولُوا۟ هَلْ نَحْنُ مُنظَرُونَ

Fe yekulu hel nahnu munzarun.

(201-203) Onlar, farkında olmadan ansızın kendilerine gelecek olan elem dolu azabı görüp de, "Bize mühlet verilmez mi?" demedikçe, ona inanmazlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَفَرَءَيْتَ إِن مَّتَّعْنَـٰهُمْ سِنِينَ

E fe raeyte in metta'nahum sinin.

Ey Muhammed! Ne dersin; biz onları yıllarca (dünya nimetlerinden) yararlandırsak,

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ثُمَّ جَآءَهُم مَّا كَانُوا۟ يُوعَدُونَ

Summe caehum ma kanu yuadun.

Sonra da kendilerine tehdit edildikleri şey gelse, (halleri nice olurdu?)

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

مَآ أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا۟ يُمَتَّعُونَ

Ma agna anhum ma kanu yumetteun.

(Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآ أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا لَهَا مُنذِرُونَ

Ve ma ehlekna min karyetin illa leha munzirun.

Biz, hiçbir memleketi uyarıcıları olmadıkça helak etmedik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَا يَنۢبَغِى لَهُمْ وَمَا يَسْتَطِيعُونَ

Ve ma yenbagi lehum ve ma yestetiun.

Zaten bu onların harcı değildir, buna güçleri de yetmez.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّهُمْ عَنِ ٱلسَّمْعِ لَمَعْزُولُونَ

İnnehum anis sem'i le ma'zulun.

Çünkü onlar (vahyi) işitmekten uzaklaştırılmışlardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَا تَدْعُ مَعَ ٱللَّهِ إِلَـٰهًا ءَاخَرَ فَتَكُونَ مِنَ ٱلْمُعَذَّبِينَ

Fe la ted'u meallahi ilahen ahara fe tekune minel muazzebin.

Öyle ise sakın Allah ile beraber başka bir ilaha yalvarma, sonra azaba uğratılanlardan olursun!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ ٱتَّبَعَكَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Vahfıd cenahake li menittebeake minel mu'minin.

Mü'minlerden sana uyanlara kanatlarını indir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَإِنْ عَصَوْكَ فَقُلْ إِنِّى بَرِىٓءٌ مِّمَّا تَعْمَلُونَ

Fe in asavke fe kul inni beriun mimma ta'melun.

Eğer sana karşı gelirlerse, "Şüphesiz ben sizin yaptığınız şeylerden uzağım" de.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتَوَكَّلْ عَلَى ٱلْعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ

Ve tevekkel alel azizir rahim.

(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ٱلَّذِى يَرَىٰكَ حِينَ تَقُومُ

Ellezi yerake hine tekum.

(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتَقَلُّبَكَ فِى ٱلسَّـٰجِدِينَ

Ve tekallubeke fis sacidin.

(217-219) Namaza kalktığında, seni ve secde edenler arasında dolaşmanı gören; mutlak güç sahibi, çok merhametli olan Allah'a tevekkül et.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

هَلْ أُنَبِّئُكُمْ عَلَىٰ مَن تَنَزَّلُ ٱلشَّيَـٰطِينُ

Hel unebbiukum ala men tenezzeluş şeyatin.

Şeytanların kime ineceğini size haber vereyim mi?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

يُلْقُونَ ٱلسَّمْعَ وَأَكْثَرُهُمْ كَـٰذِبُونَ

Yulkunes sem'a ve ekseruhum kazibun.

Bunlar da şeytanlara kulak verirler. Onların çoğu ise yalancıdır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَلَمْ تَرَ أَنَّهُمْ فِى كُلِّ وَادٍ يَهِيمُونَ

E lem tera ennehum fi kulli vadin yehimun.

(225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَنَّهُمْ يَقُولُونَ مَا لَا يَفْعَلُونَ

Ve ennehum yekulune ma la yef'alun.

(225-226) Görmez misin ki onlar, her vadide şaşkın şaşkın dolaşırlar ve yapmadıkları şeyleri söylerler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ

İllellezine amenu ve amilus salihati ve zekerullahe kesiran ventesaru min ba'di ma zulimu, ve se ya'lemullezine zalemu eyye munkalebin yenkalibun.

Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →