Şuarâ Suresi 209. Ayet

Şairler · Mekke · Sure 26 · Ayet 209/227

ذِكْرَىٰ وَمَا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ

Zikra, ve ma kunna zalimin.

Ayet Tilaveti

Ayetin Mealleri 13 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Bu, bir hatırlatmadır. Biz zalim değiliz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

İhtar edilmiştir ve biz zulmetmiş değilizdir

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(Onlara) ihtar edilmiştir ve Biz haksızlık etmiş değilizdir.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

(208-209) Biz hiçbir memleketi, ona (halkına) öğüd vermek üzere inzar edici (peygamber) ler (göndermiş) olmadıkça helak etmedik. Biz zulmedenler değiliz.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

(Uyarıcılar) uyarırlardı. Biz zulmediciler değildik.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Öğüt verilip hatırlatma yapılmıştır. Biz hiçbir zaman zalim olmadık.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

ve hatırlatıcı mesajlar göndermeden; çünkü Biz (hiç kimseye) asla zulmetmeyiz.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

(208-209) Uyarıcılar göndermediğimiz hiçbir ülkeyi helak etmedik. Hiçbir zaman zulmedici olmadık.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Bu öğüttür.[1] Biz, haksızlık yapanlardan olmadık.[2]

Tefsir / dipnot (2)

Doğru yolu gösteren bir uyarıdır.

Uyarmadan hiçbir toplumu cezalandırmadık.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Öğretiyi verdik. Çünkü Biz, haksızlık yapmayız.

İbni Kesir

Öğüt olarak. Ve Biz, zalimler olmadık

Gültekin Onan

(Onlara) Hatırlatma (yapılmıştır); biz zulmedici değiliz.

Ayetin Tefsiri 6 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Onlar için bir ibret ve hatırlatmadır. Biz resuller göndererek ve kitaplar indirerek kendileri için tüm mazeretleri ortadan kaldırdıktan sonra, onlara azabı tattırdığımızda asla zalimler olmadık.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
ذِكْرَىٰذكرتذكرة وموعظة.
وَمَاماما: نافية غير عاملة.
كُنَّاكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
ظَٰلِمِينَظلمالظالمين: الجائرين المتجاوزين للحد بالكفر أو الفسق أو نحوهما.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

راء {ذِكْرَى} مفخمة، وفى {كُنَّا} غنة في النون المشددة. يليها مد طبيعي