Şuarâ Suresi 224. Ayet
Şairler · Mekke · Sure 26 · Ayet 224/227
وَٱلشُّعَرَآءُ يَتَّبِعُهُمُ ٱلْغَاوُۥنَ
Veş şuarau yettebiuhumul gavun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şairlere ise haddi aşan azgınlar uyarlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Şairler, bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şairler(e gelince) bunların arkasına da çapkınlar, sapkınlar düşer.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Şairler (e gelince), onlara da sapıklar uyarlar.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Şa'irlere gelince onlara da azgınlar uyar.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Şairler var ya, bunların peşine de sapkınlarla çapkınlar düşer!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şairler ise; gerçekten onlara azgın sapıklar uyar.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Şairlere gelince, (onlar da kendi kendilerini aldatmaya yatkındırlar ve bu sebeple) onlara (da yalnızca) azgınlar uymaktadır.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Ve şairler, onlara da azgınlar uyar.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Ve o şairler; onlara azgınlar tabi olur.[1]
Tefsir / dipnot (1)
Ayette; kınanan, bizatihi şairlik ve şairler değildir. O günün toplumunu etkileyerek, kamuoyu oluşturma görevini üstlenmiş olan kimselerdir. Yani şiiri, güçlülerin amaçlarına ve kendi çıkarlarına alet edenlerdir. Kelimenin başında belirlilik ifade eden "el" takısının bulunması, bu ifadenin şairlerin tamamını kapsamadığını göstermektedir. Söz konusu şairler, toplumu yönlendirme görevini üstlenen belli kimselerdir (Bkz.26:227).
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ozanlara da azgınlar uyar.
İbni Kesir
Şairlere gelince; onlara da azgınlar uyar.
Gültekin Onan
Şairler ise; gerçekten onlara azgın sapıklar uyar.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in onlardan olduğunu iddia ettiğiniz şairlere hidayet ve istikamet yolundan sapmış olanlar uyarlar. Şairlerin söylemiş oldukları şiirleri rivayet edip, dururlar.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Şairlere gelince; onlara da azgınlar uyar.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
221- Size şeytanların, kimin üzerine indiğini haber vereyim mi? 222- Her günahkâr yalancı üzerine inerler. 223- O (şeytanlar semada meleklerden) işittiklerini (ona) iletirler ve onların çoğu yalan söylerler. 224- Şairlere de azgınlar uyar. 225- Görmez misin ki onlar her bir vadide şaşkınca dolaşırlar? 226- Ve yapmadıkları şeyleri söylerler. 227- Ancak iman edip salih ameller işleyen, Allah’ı çokça zikreden ve zulme uğradıktan sonra haklarını alanlar müstesnâ. Zulmedenler, yakında nasıl bir yere döneceklerini bilecekler.
221. “Size şeytanların kimin üzerine indiğini haber vereyim mi?” Hakkında herhangi bir şüphe ve tereddüt söz konusu olmaksızın şeytanların kimin üzerine indirildiğini, yani üzerlerine şeytanın ineceği şahısların niteliklerini haber vereyim mi? 222. Şeytanlar çokça yalan söyleyen, batıl iftiralarda bulunan “yalancı” ve fiillerinde “günahkâr”, masiyetleri pek çok olan kimseler “üzerine inerler.” İşte şeytanların üzerine indiği ve hali şeytanların haline uygun düşen kimseler bunlardır. 223. “O (şeytanlar)” semadan kulak hırsızlığı yoluyla dinledikleri şeyleri o günahkar yalancı kimseye “iletirler” ve bunu ona telkin ederler, “ve onların çoğu yalan söylerler.” Ona telkin ettikleri sözlerin çoğu da yalandır. Bir tane doğru söylese de ona yüz de yalan katar. Böylelikle hak batıla karışır. Gerek oran itibariyle azlığı gerekse de bilinmemesi dolayısıyla hak kaybolur gider. İşte üzerlerine şeytanların indiği şahısların ve şeytanların böylelerine yaptığı telkinin niteliği budur. uhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in hali ise bunlardan çok farklıdır. Zira o, doğru sözlüdür, güvenilirdir, asla gerçeğe aykırı konuşmaz. Doğru yolda giden birisidir. Onun kalbi de doğruluk ve iyilikle doludur. Sözü de doğrudur. Fiilleri de haramdan uzak, pek nezih ve temizdir. Allah tarafından üzerine indirilen vahiy de korunmuş ve himaye edilmiş olarak iner, hakkında en ufak bir şüphenin söz konusu olmadığı pek büyük doğruyu ihtiva eder. Hiç -ey akıl sahibi kimseler- onun gösterdiği yol ile üzerlerine şeytanların indiği kimselerin iftiraları aynı olabilir mi? Deli ve temyiz gücü bulunmayan, eşyayı birbirinden ayırt edemeyenler dışında herhangi bir kimse bunlar arasında bir benzerlik olduğunu düşünebilinir mi?
224. Yüce Allah, peygamberlerini üzerine şeytanların inmesinden tenzih ettikten sonra, onun şiirden de uzak olduğunu belirterek şöyle buyurmaktadır:“Şairlere de” yani ben size şairlerin halini ve onların değişmez vasfını da bildireyim mi? Onlara “azgınlar” hidâyet yolundan sapıp azgınlık ve helâk oluşun yoluna yönelmiş olan kimseler “uyar.” Bunlar, kendi özleri itibariyle azgın oldukları gibi her azgın, sapık ve fesat ehli kimselerin onlara tâbi olduklarını görürsün. 225. “Görmez misin ki onlar” azgınlıkları ve ileri derecedeki sapıklıkları dolayısıyla şiir vadilerinden “her bir vadide şaşkınca dolaşırlar.” Kimi zaman över, kimi zaman yererler, kimi zaman aşk şiiri söylerler. Kimi zaman alay ederler. Kimi zaman neşelenir, kimi zaman kederlenirler. Onların istikrarları yoktur. Herhangi bir hal üzere sebat etmezler. 226. “Ve yapmadıkları şeyleri söylerler.” Şairlerin vasfı budur. Onların sözleri ile fiilleri birbirini tutmaz. Şairin ince ve duygulu bir aşk şiiri söylediğini işittiğin vakit onu, insanlar içinde en zorlu aşka tutulmuş biri zannedersin. Halbuki kalbinde ondan eser yoktur. Onun bir övgü ya da yergisini işitecek olursan, Bu doğrudur, dersin. Halbuki yalan söylemektedir. Bazen yapmadığı işlerle övünür. Terk etmediği şeyleri terk ettiğini söyler. Yanına bile yakalaşmadığı cömertliklerini dile getirir. Yiğit süvarilerden daha kahraman olduğunu söylerken korkaklardan daha korkak olduğu görülür vb. İşte onların vasıfları budur. imdi bir bakalım; doğru yol üzere giden, insanlar arasında iyilikleri kendisinde en çok toplayan, doğru ve hidâyet bulmuş herkesin kendisine tâbi olduğu, hidâyet üzere dosdoğru yürüyüp helâk edici yollardan uzak duran, davranışları arasında çelişki bulunmayan, sözleri amellerine zıt düşmeyen, Allah’ın Rasûlü Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in hali hiç böyle midir? O ki hayırdan başkasını emretmez. Kötülükten başkasını da yasaklamaz. O, ne haber vermişse doğrudur. Neyi emretmişse mutlaka emrettiğini ilk yapan odur. Neyi yasaklamışsa herkesten önce o işi o, terk etmiştir. Hiç onun hali şairlerin haline benzer mi? Hatta onları andırır mı? Yoksa onun hali bütün yönleriyle onlarınkinden farklı mıdır? Allah’ın salat ve selamları, peygamberlerin en üstünü, en faziletli şahsiyet olan bu Rasûle olsun ki o, şair de değildir, sihirbaz da değildir, deli de değildir. Ona ancak mükemmellikler yaraşır.
227. Yüce Allah, şairleri belirtilen şekilde nitelendirdikten sonra içlerinde Allah ve Rasûlüne iman edip salih amel işleyenleri, Allah’ı çokça anan, kendilerine zulmetmelerinden sonra Allah düşmanı müşriklerden intikam alan şairleri istisnâ etmektedir. Çünkü bunların şiirleri, salih amellerinden ve imanlarının meyvelerindendir. Zira onların şiirleri, iman ehline övgü içerir, müşrik ve kâfirlerden intikam alır, Allah’ın dinini savunur, faydalı bilgileri açıklayar ve üstün ahlâkî değerlere teşvik eder. “Zulmedenler, yakında nasıl bir yere döneceklerini bilecekler.” Onlar, amellerinin hesabının görüleceği mahşerde bir araya getirileceklerdir. Onlara amellerinden küçük, büyük her şey mutlaka gösterilecektir. Bütün haklar, mutlaka sahiplerine eksiksiz olarak verilecektir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.
***