Şuarâ Suresi 227. Ayet
Şairler · Mekke · Sure 26 · Ayet 227/227
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ كَثِيرًا وَٱنتَصَرُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا ظُلِمُوا۟ ۗ وَسَيَعْلَمُ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ أَىَّ مُنقَلَبٍ يَنقَلِبُونَ
İllellezine amenu ve amilus salihati ve zekerullahe kesiran ventesaru min ba'di ma zulimu, ve se ya'lemullezine zalemu eyye munkalebin yenkalibun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Şuarâ Suresi 227. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ancak iman edip salih amel işleyen, Allah'ı çok anan ve haksızlığa uğratıldıktan sonra öçlerini alanlar başka. Zulmedenler hangi akıbete uğrayacaklarını göreceklerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ancak iyman edip iyi ameller işliyenler ve Allahı çok zikredenler ve kendilerine zulmedildikten sonra öclerini alanlar müstesna, yarın bilecek o zulmedenler hangi ınkılaba münkalib olacaklar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler, Allah'ı çokça zikredenler ve kendilerine haksızlık edildikten sonra öçlerini alanlar müstesna. O haksızlık edenler hangi inkılaba münkalib olacaklarını (hangi akibete yuvarlanacaklarını) yarın bilecekler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ancak iman edib de iyi iyi amel (ve hareket) de bulunanlar, Allahı çok zikredenler ve zulme uğratıldıklarından sonra öçlerini alanlar böyle değildir. O zulmedenler yakında hangi inkılab ile sarsılacaklarını bileceklerdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ancak inananlar, iyi işler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve kendilerine zulmedildikten sonra (rakiplerine) üstün gelmeğe çalışanlar böyle değildir. Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ancak iman edip, güzel ve makbul işler yapanlar, Allah'ı çok zikredip ananlar ve zulme maruz kaldıktan sonra haklarını savunanlar müstesna. Zalimler de nasıl bir inkılab ile devrileceklerini, yakında öğrenirler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ancak iman edenler, salih amellerde bulunanlar ve Allah'ı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öçlerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir inkılaba uğrayıp devrileceklerini pek yakında bileceklerdir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ama inanan, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan, Allah'ı sıkça anan, (sadece) haksızlığa uğratıldıkdan sonra kendilerini savunan ve haksızlık yapanların, hangi devrimle devrileceklerini er geç görecekleri (konusunda Allah'ın vaadine güvenen şairler) bu hükmün dışındadır!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
İman eden, doğruları yapan ve çokça Allah'a zikreden, zulme uğradıkları zaman kendilerini savunanlar hariç. Zalimler, nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında öğrenecekler!
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Ancak iman edenler, salihatı yapanlar, her zaman Allah'ın öğüdünü dinleyenler ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar hariç. Zulmedenler[1], nasıl bir alt üst oluşla, alt üst[2] olacaklarını yakında bileceklerdir.
Tefsir / dipnot (2)
Şairler.
Nasıl bir devrimle devrileceklerini.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
İnanmış olarak erdemli edimler yapanlar, Allah'ı çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıktan sonra kendisini savunanlar böyle değildir. Haksızlık yapanlar, nasıl bir devrimle devrileceklerini yakında öğrenecekler.[305]
Tefsir / dipnot (1)
"Kendilerini savunanlar" olarak yazdığımız söylem, kimi Kur'an çevirilerinde, "Öçlerini alanlar" veya "Haklarını alanlar" veya "Başarıya ulaşanlar" veya "Yardım edilenler" biçiminde çevrilmiştir.
İbni Kesir
Ancak iman etmiş, salih amel işlemiş, Allah'ı çokça zikretmiş ve zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar müstesnadır. Zulmedenler göreceklerdir nasıl bir yıkılışla yıkılacaklarını.
Gültekin Onan
Ancak inananlar, salih amellerde bulunanlar ve Tanrı'yı çokça zikredenler ile zulme uğratıldıktan sonra zafer kazananlar (veya öçlerini alanlar) başka. Zulmetmekte olanlar, nasıl bir devrilişle devrileceklerini / çevrilişle çevrileceklerini (münkalebin yenkalibun) pek yakında bileceklerdir.
Rowad Tercüme Merkezi
Ancak iman edip, salih amel işleyen, Allah’ı çokça zikreden ve kendilerine zulmedildikten sonra öçlerini alanlar müstesna. Zulmedenler de yakında nasıl bir yere devrileceklerini bileceklerdir.
Şaban Piriş
İman eden, salih ameller yapan ve çokça Allah’a zikreden, zulme uğradıkları zaman (şiirleri ile) savunan (şairler) hariç. Zalimler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
Ali Özek ve diğerleri
Ancak iman edip salih ameller işleyenler, Allah’ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğratıldıklarında kendilerini savunanlar başkadır. Haksızlık edenler, hangi dönüşe (hangi akıbete) döndürüleceklerini yakında bileceklerdir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Ancak şairlerden iman edenler, salih ameller işleyenler ve Allah Teâlâ'yı çokça zikreden, Hassân bin Sabit -radyallahu anh- gibi kendisine zulmedildikten sonra Allah'ın düşmanlarından intikam alan/(şiir ile) onlara galip gelen şairler hariçtir. Allah'a şirk koşarak ve O'nun kullarına haksızlık ederek zulmedenler nereye döneceklerini bilecekler. Çok büyük bir yere ve ince bir hesaba dönecekler.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| إِلَّا | إلا | حرف استثناء، والاستثناء هنا متصل. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| ءَامَنُوا | أمن | صدّقوا وانقادوا لله بالطّاعة وللرّسول بالاتّباع. | |||
| وَعَمِلُوا | عمل | العمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، كل فعل كان بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية. | |||
| ٱلصَّٰلِحَٰتِ | صلح | الأعمال الصالحة. | |||
| وَذَكَرُوا | ذكر | ذكروا الله: استحضروه مع التدبر. | |||
| ٱللَّهَ | أله | المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى | |||
| كَثِيرًا | كثر | الكثرة: الزيادة، وتستعمل للمعدود أصلا، ولكنها تستعار للأجسام أحيانا. | |||
| وَٱنتَصَرُوا | نصر | انتصفوا وأخذوا حقهم. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| بَعْدِ | بعد | بعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوبا أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم. | |||
| مَا | ما | حرف مصدري يؤول مع ما بعده بمصدر. | |||
| ظُلِمُوا | ظلم | انتقصت حقوقهم. | |||
| وَسَيَعْلَمُ | علم | العلم: اليقين وإدراك الشيء على حقيقته، ونقيضه الجهل. والعلم: من صفات الله تعالى. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| ظَلَمُوا | ظلم | الذين ظلموا: الذين ظلموا أنفسهم بالشرك والمعاصي، أو ظلموا غيرهم بغمط حقوقهم، أو الاعتداء عليهم. | |||
| أَيَّ | أي | اسم استفهام. | |||
| مُنقَلَبٍ | قلب | مصير. | |||
| يَنقَلِبُونَ | قلب | يصيرون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{آمَنُوا} مد بدل {كَثِيرًا وَانْتَصَرُوا} إدغام بغنة في التنوين مع الواو.
يليه إخفاء حقيقي في النون مع التاء {مِنْ بَعْدِ} إقلاب {مُنْقَلَبٍ
يَنْقَلِبُونَ} إدغام بغنة بين التنوين والياء. وفي رؤوس الآي مد عارض للسكون
وقفًا.