الصافات

Sâffât Suresi

“Saf Tutuşturanlar” · 182 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 56

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِ صَفًّا

Ves saffati saffa.

(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًا

Fez zacirati zecra.

(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱلتَّـٰلِيَـٰتِ ذِكْرًا

Fet taliyati zikra.

(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ إِلَـٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌ

İnne ilahekum le vahıd.

(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَـٰرِقِ

Rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma ve rabbul meşarık.

O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ

İnna zeyyennes semaed dunya bi ziynetinil kevakib.

Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَحِفْظًا مِّن كُلِّ شَيْطَـٰنٍ مَّارِدٍ

Ve hıfzan min kulli şeytanin marid.

Onu itaatten çıkan her şeytandan koruduk.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ

La yessemmeune ilel meleil a'la ve yukzefune minkulli canib.

(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ

Duhuran ve lehum azabun vasib.

(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

İlla men hatıfel hatfete fe etbeahu şihabun sakib.

Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّن طِينٍ لَّازِبٍۭ

Festeftihim e hum eşeddu halkan em men halakna, inna halaknahum min tinin lazib.

(Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: "Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?" Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِذَا رَأَوْا۟ ءَايَةً يَسْتَسْخِرُونَ

Ve iza raev ayeten yesteshırun.

Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

Ve kalu in haza illa sihrun mubin.

(Dediler ki:) "Bu bir büyüden başka bir şey değildir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

E iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun.

"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قُلْ نَعَمْ وَأَنتُمْ دَٰخِرُونَ

Kul neam ve entum dahırun.

De ki: "Evet, hem de siz aşağılanmış kimseler olarak (diriltileceksiniz)."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ

Fe innema hiye zecretun vahıdetun fe iza hum yenzurun.

O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَقَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا هَـٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ

Ve kalu ya veylena haza yevmud din.

Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Haza yevmul faslillezi kuntum bihi tukezzibun.

Onlara, "İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür" denilir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

Uhşurullezine zalemu ve ezvacehum ve ma kanu ya'budun.

(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ

Min dunillahi fehduhum ila sıratıl cahim.

(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ

Vakıfuhum innehum mes'ulun.

(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ

Ve akbele ba'duhum ala ba'dın yetesaelun.

Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ

Kalu innekum kuntum te'tunena anil yemin.

Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

Kalu bel lem tekunu mu'minin.

Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَـٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًا طَـٰغِينَ

Ve ma kane lena aleykum min sultan, bel kuntum kavmen tagin.

"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

Fe hakka aleyna kavlu rabbina inna le zaıkun.

"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَـٰوِينَ

Fe agveynakum inna kunna gavin.

"Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

Fe innehum yevme izin fil azabi muşterikun.

Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ

İnnehum kanu iza kile lehum la ilahe illallahu yestekbirun.

Çünkü onlar, kendilerine, "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجْنُونٍۭ

Ve yekulune e inna le tariku alihetina li şairin mecnun.

"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Bel cae bil hakkı ve saddakal murselin.

Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّكُمْ لَذَآئِقُوا۟ ٱلْعَذَابِ ٱلْأَلِيمِ

İnnekum le zaikul azabil elim.

Şüphesiz siz mutlaka elem dolu azabı tadacaksınız.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Ve ma tuczevne illa ma kuntum ta'melun.

Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ

Ulaike lehum rizkun ma'lum.

(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ

Fevakih, ve hum mukremun.

(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍۭ

Yutafu aleyhim bi ke'sin min main.

(45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

بَيْضَآءَ لَذَّةٍ لِّلشَّـٰرِبِينَ

Beydae lezzetin liş şaribin.

(45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ

La fiha gavlun ve la hum anha yunzefun.

Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَعِندَهُمْ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌ

Ve indehum kasıratut tarfı in.

Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

كَأَنَّهُنَّ بَيْضٌ مَّكْنُونٌ

Ke enne hunne beydun meknun.

Sanki onlar (beyazlıklarıyla), saklanmış (gün yüzü görmemiş) yumurtalardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ

Fe akbele ba'duhum ala ba'dın yetesaelun.

Derken birbirlerine yönelip sorarlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌ

Kale kailun minhum inni kane li karin.

İçlerinden biri der ki: "Benim bir arkadaşım vardı."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

يَقُولُ أَءِنَّكَ لَمِنَ ٱلْمُصَدِّقِينَ

Yekulu e inneke le minel musaddikin.

"Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?" derdi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

E iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le medinun.

"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱطَّلَعَ فَرَءَاهُ فِى سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ

Fettalea fe reahu fi sevail cahim.

Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ تَٱللَّهِ إِن كِدتَّ لَتُرْدِينِ

Kale tallahi in kidte le turdin.

Ona şöyle der: "Allah'a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

Ve lev la ni'metu rabbi le kuntu minel muhdarin.

"Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَفَمَا نَحْنُ بِمَيِّتِينَ

E fe ma nahnu bi meyyitin.

(58-59) "Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

İlla mevtetenel ula ve ma nahnu bi muazzebin.

(58-59) "Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

İnne haza le huvel fevzul azim.

Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لِمِثْلِ هَـٰذَا فَلْيَعْمَلِ ٱلْعَـٰمِلُونَ

Li misli haza fel ya'melil amilun.

Çalışanlar böylesi için çalışsınlar!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَذَٰلِكَ خَيْرٌ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

E zalike hayrun nuzulen em şeceretuz zakkum.

Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا جَعَلْنَـٰهَا فِتْنَةً لِّلظَّـٰلِمِينَ

İnna cealnaha fitneten liz zalimin.

Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ

İnneha şeceretun tahrucu fi aslil cahim.

O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

طَلْعُهَا كَأَنَّهُۥ رُءُوسُ ٱلشَّيَـٰطِينِ

Tal'uha ke ennehu ruusuş şeyatin.

Onun meyveleri sanki şeytanların kafalarıdır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

Fe innehum le akilune minha fe maliune min hel butun.

Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ

Summe inne lehum aleyha le şevben min hamim.

Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ثُمَّ إِنَّ مَرْجِعَهُمْ لَإِلَى ٱلْجَحِيمِ

Summe inne merciahum le ilel cahim.

Sonra onların dönüşleri mutlaka cehennemedir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ

İnnehum elfev abaehum dalline.

Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَهُمْ عَلَىٰٓ ءَاثَـٰرِهِمْ يُهْرَعُونَ

Fe hum ala asarihim yuhreun.

Kendileri de onların izinden koşa koşa gitmektedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Ve lekad dalle kablehum ekserul evvelin.

Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا فِيهِم مُّنذِرِينَ

Ve lekad erselna fi him munzirin.

Andolsun, biz onlara da uyarıcılar göndermiştik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱنظُرْ كَيْفَ كَانَ عَـٰقِبَةُ ٱلْمُنذَرِينَ

Fanzur keyfe kane akibetul munzerin.

Bak, uyarılanların sonu nasıl oldu!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ

Ve lekad nadana nuhun fe le ni'mel mucibun.

Andolsun, Nuh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

Ve necceynahu ve ehlehu minel kerbil azim.

Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَجَعَلْنَا ذُرِّيَّتَهُۥ هُمُ ٱلْبَاقِينَ

Ve cealna zurriyyetehu humul bakin.

Onun neslini yeryüzünde kalanlar kıldık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

Ve terekna aleyhi fil ahirin.

Sonradan gelenler arasında ona güzel bir ad bıraktık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

İnna kezalike neczil muhsinin.

İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ

İz kale li ebihi ve kavmihi maza ta'budun.

Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz neye tapıyorsunuz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَئِفْكًا ءَالِهَةً دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

E ifken aliheten dunallahi turidun.

"Allah'ı bırakıp da birtakım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَمَا ظَنُّكُم بِرَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Fe ma zannukum bi rabbil alemin.

"O halde, alemlerin Rabbi hakkında görüşünüz nedir?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

Feraga ila alihetihim fe kale e la te'kulun.

İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَرَاغَ عَلَيْهِمْ ضَرْبًۢا بِٱلْيَمِينِ

Feraga aleyhim darben bil yemin.

Derken üzerlerine yürüyüp onlara güçlü bir darbe indirdi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ أَتَعْبُدُونَ مَا تَنْحِتُونَ

Kale e ta'budune ma tenhıtun.

İbrahim, şöyle dedi: "Yonttuğunuz putlara mı tapıyorsunuz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱللَّهُ خَلَقَكُمْ وَمَا تَعْمَلُونَ

Vallahu halakakum ve ma ta'melun.

"Oysa Allah sizi de, yaptığınız şeyleri de yaratmıştır."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَـٰنًا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ

Kalubnu lehu bunyanen fe elkuhu fil cahim.

Kavmi, "Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَـٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ

Fe eradu bihi keyden fe cealna humul esfelin.

Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ

Ve kale inni zahibun ila rabbi seyehdin.

İbrahim, şöyle dedi: "Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ

Fe lemma belega meahus sa'ye kale ya buneyye inni era fil menami enni ezbehuke fanzur maza tera, kale ya ebetif'al ma tu'meru seteciduni inşaallahu mines sabirin.

Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ

Fe lemma eslema ve tellehu lil cebin.

(103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَنَـٰدَيْنَـٰهُ أَن يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ

Ve nadeynahu en ya ibrahim.

(103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Kad saddakter ru'ya, inna kezalike neczil muhsinin.

"Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْبَلَـٰٓؤُا۟ ٱلْمُبِينُ

İnne haza le huvel belaul mubin.

"Şüphesiz bu apaçık bir imtihandır."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَفَدَيْنَـٰهُ بِذِبْحٍ عَظِيمٍ

Ve fedeynahu bi zibhın azim.

Biz, (İbrahim'e) büyük bir kurbanlık vererek onu (İsmail'i) kurtardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَبَشَّرْنَـٰهُ بِإِسْحَـٰقَ نَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

Ve beşşernahu bi ishaka nebiyyen mines salihin.

Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَبَـٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَـٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌ

Ve barekna aleyhi ve ala ishak, ve min zurriyyetihima muhsinun ve zalimun li nefsihi mubin.

Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَىٰ مُوسَىٰ وَهَـٰرُونَ

Ve lekad menenna ala musa ve harun.

Andolsun, biz Musa'ya ve Harun'a da lütufta bulunduk.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَنَجَّيْنَـٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

Ve necceyna huma ve kavme huma minel kerbil azim.

Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَنَصَرْنَـٰهُمْ فَكَانُوا۟ هُمُ ٱلْغَـٰلِبِينَ

Ve nasarnahum fe kanu humul galibin.

Onlara yardım ettik de onlar galip gelenler oldular.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَءَاتَيْنَـٰهُمَا ٱلْكِتَـٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ

Ve ateyna humel kitabel mustebin.

Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِمَا فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

Ve terekna aleyhima fil ahirin.

Sonradan gelenler arasında onlara güzel birer ad bıraktık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

İnna kezalike neczil muhsinin.

Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale li kavmihi e la tettekun.

Hani kavmine şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَـٰلِقِينَ

Eted'une ba'len ve tezerune ahsenel halikin.

(125-126) "Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakarak "Ba'l'e mi tapıyorsunuz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

Allahe rabbekum ve rabbe abaikumul evvelin.

(125-126) "Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakarak "Ba'l'e mi tapıyorsunuz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَكَذَّبُوهُ فَإِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Fe kezzebuhu fe inne hum le muhdarun.

Onu yalanladılar. Bu sebeple onlar (cehenneme) götürüleceklerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتَرَكْنَا عَلَيْهِ فِى ٱلْـَٔاخِرِينَ

Ve terekna aleyhi fil ahirin.

Sonradan gelenler içerisinde ona güzel bir ad bıraktık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

İnna kezalike neczil muhsinin.

Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذْ نَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

İz necceynahu ve ehlehu ecmain.

(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ

İlla acuzen fil gabirin.

(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ

Ve innekum le temurrune aleyhim musbihin.

(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Ve bil leyl, e fe la ta'kılun.

(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱلْتَقَمَهُ ٱلْحُوتُ وَهُوَ مُلِيمٌ

Feltekamehul hutu ve huve mulim.

Böylece, Yunus kendini kınayıp dururken balık onu yuttu.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ

Fe lev la ennehu kane minel musebbihin.

(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Le lebise fi batnihi ila yevmi yub'asun.

(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

۞ فَنَبَذْنَـٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ

Fe nebeznahu bil arai ve huve sakim.

Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَنۢبَتْنَا عَلَيْهِ شَجَرَةً مِّن يَقْطِينٍ

Ve enbetna aleyhi şecereten min yaktin.

Üzerine geniş yapraklı bir ağaç bitirdik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

Ve erselnahu ila mieti elfin ev yezidun.

Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَـٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ

Fe amenu fe metta'nahum ila hin.

Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ

Festeftihim e li rabbikel benatu ve lehumul benun.

Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَـٰثًا وَهُمْ شَـٰهِدُونَ

Em halaknel melaikete inasen ve hum şahidun.

Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ

E la innehum min ifkihim le yekulun.

(151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَـٰذِبُونَ

Veledallahu ve innehum le kazibun.

(151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأْتُوا۟ بِكِتَـٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

Fe'tu bi kitabikum in kuntum sadikin.

Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Ve cealu beynehu ve beynel cinneti neseba, ve lekad alimetil cinnetu innehum le muhdarun.

Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah'ın huzuruna getirileceklerini bilirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

Fe innekum ve ma ta'budun.

(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَـٰتِنِينَ

Ma entum aleyhi bi fatinin.

(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ

İlla men huve salil cahim.

(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ

Ve ma minna illa lehu makamun ma'lum.

(Melekler derler ki:) "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ

Ve in kanu le yekulun.

(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Lev enne indena zikren minel evvelin.

(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Le kunna ibadallahil muhlasin.

(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Fe keferu bih, fe sevfe ya'lemun.

Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ

Ve lekad sebekat kelimetuna li ibadinel murselin.

Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ

Fe iza nezele bisahatihim fe sae sabahul munzerin.

Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

سُبْحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Subhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun.

Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →