الصافات

Sâffât Suresi

“Saf Tutanlar” · 182 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 56

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal
861Kelime
3827Harf
173Benzersiz ayet
منEn sık kelime
أَوَءَابَاؤُنَا/بِالْمُجْرِمِينَ/وَءَاتَيْنَٰهُمَا/الْمَنصُورُونَ/أَفَبِعَذَابِنَاEn uzun kelime

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلصَّـٰٓفَّـٰتِ صَفًّا

Ves saffati saffa.

(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

2

فَٱلزَّٰجِرَٰتِ زَجْرًا

Fez zacirati zecra.

(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

3

فَٱلتَّـٰلِيَـٰتِ ذِكْرًا

Fet taliyati zikra.

(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

4

إِنَّ إِلَـٰهَكُمْ لَوَٰحِدٌ

İnne ilahekum le vahıd.

(1-4) Saf bağlayıp duranlara, haykırarak sevk edenlere ve zikri (Allah'ın kelamını) okuyanlara andolsun ki, sizin ilahınız gerçekten bir tek ilahtır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

5

رَّبُّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَرَبُّ ٱلْمَشَـٰرِقِ

Rabbus semavati vel ardı ve ma beynehuma ve rabbul meşarık.

O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Doğuların da (Batıların da) Rabbidir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

6

إِنَّا زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنْيَا بِزِينَةٍ ٱلْكَوَاكِبِ

İnna zeyyennes semaed dunya bi ziynetinil kevakib.

Biz, en yakın göğü zinetlerle, yıldızlarla donattık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

8

لَّا يَسَّمَّعُونَ إِلَى ٱلْمَلَإِ ٱلْأَعْلَىٰ وَيُقْذَفُونَ مِن كُلِّ جَانِبٍ

La yessemmeune ilel meleil a'la ve yukzefune minkulli canib.

(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

9

دُحُورًا ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ وَاصِبٌ

Duhuran ve lehum azabun vasib.

(8-9) Onlar, yüce topluluğu (ileri gelen melekler topluluğunu) dinleyemezler. Kovulmaları için her taraftan taşa tutulurlar. Onlar için sürekli bir azap da vardır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

10

إِلَّا مَنْ خَطِفَ ٱلْخَطْفَةَ فَأَتْبَعَهُۥ شِهَابٌ ثَاقِبٌ

İlla men hatıfel hatfete fe etbeahu şihabun sakib.

Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

11

فَٱسْتَفْتِهِمْ أَهُمْ أَشَدُّ خَلْقًا أَم مَّنْ خَلَقْنَآ ۚ إِنَّا خَلَقْنَـٰهُم مِّن طِينٍ لَّازِبٍۭ

Festeftihim e hum eşeddu halkan em men halakna, inna halaknahum min tinin lazib.

(Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: "Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?" Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

15

وَقَالُوٓا۟ إِنْ هَـٰذَآ إِلَّا سِحْرٌ مُّبِينٌ

Ve kalu in haza illa sihrun mubin.

(Dediler ki:) "Bu bir büyüden başka bir şey değildir."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

16

أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

E iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le meb'usun.

"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

19

فَإِنَّمَا هِىَ زَجْرَةٌ وَٰحِدَةٌ فَإِذَا هُمْ يَنظُرُونَ

Fe innema hiye zecretun vahıdetun fe iza hum yenzurun.

O ancak şiddetli bir sesten ibarettir. Bir de bakarsın ki onlar (diriltilmiş hazır) beklemektedirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

20

وَقَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَا هَـٰذَا يَوْمُ ٱلدِّينِ

Ve kalu ya veylena haza yevmud din.

Şöyle diyecekler: "Vay başımıza gelene! Bu beklenen ceza günüdür."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

21

هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ

Haza yevmul faslillezi kuntum bihi tukezzibun.

Onlara, "İşte bu, yalanlamakta olduğunuz hüküm ve ayırım günüdür" denilir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

22

۞ ٱحْشُرُوا۟ ٱلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ وَأَزْوَٰجَهُمْ وَمَا كَانُوا۟ يَعْبُدُونَ

Uhşurullezine zalemu ve ezvacehum ve ma kanu ya'budun.

(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

23

مِن دُونِ ٱللَّهِ فَٱهْدُوهُمْ إِلَىٰ صِرَٰطِ ٱلْجَحِيمِ

Min dunillahi fehduhum ila sıratıl cahim.

(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

24

وَقِفُوهُمْ ۖ إِنَّهُم مَّسْـُٔولُونَ

Vakıfuhum innehum mes'ulun.

(22-24) Allah, meleklere şöyle emreder: "Zulmedenleri, eşlerini ve Allah'ı bırakıp da tapmakta olduklarını toplayın, onları cehennemin yoluna koyun ve onları tutuklayın. Çünkü onlar sorguya çekileceklerdir."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

27

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ

Ve akbele ba'duhum ala ba'dın yetesaelun.

Birbirlerine yönelip sorarlar (çekişirler).

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

28

قَالُوٓا۟ إِنَّكُمْ كُنتُمْ تَأْتُونَنَا عَنِ ٱلْيَمِينِ

Kalu innekum kuntum te'tunena anil yemin.

Şöyle derler: "Siz bize sağdan gelirdiniz. Bize haktan yana görünürdünüz."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

29

قَالُوا۟ بَل لَّمْ تَكُونُوا۟ مُؤْمِنِينَ

Kalu bel lem tekunu mu'minin.

Diğerleri de onlara şöyle derler: "Hayır, siz zaten mü'min kimseler değildiniz."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

30

وَمَا كَانَ لَنَا عَلَيْكُم مِّن سُلْطَـٰنٍۭ ۖ بَلْ كُنتُمْ قَوْمًا طَـٰغِينَ

Ve ma kane lena aleykum min sultan, bel kuntum kavmen tagin.

"Bizim, sizin üzerinizde hiçbir hakimiyetimiz yoktu. Hatta siz azgın bir kavimdiniz."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

31

فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ

Fe hakka aleyna kavlu rabbina inna le zaıkun.

"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

32

فَأَغْوَيْنَـٰكُمْ إِنَّا كُنَّا غَـٰوِينَ

Fe agveynakum inna kunna gavin.

"Evet, biz sizi saptırdık. Çünkü biz de sapkın kimselerdik."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

33

فَإِنَّهُمْ يَوْمَئِذٍ فِى ٱلْعَذَابِ مُشْتَرِكُونَ

Fe innehum yevme izin fil azabi muşterikun.

Artık onlar o gün azapta ortaktırlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

35

إِنَّهُمْ كَانُوٓا۟ إِذَا قِيلَ لَهُمْ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ يَسْتَكْبِرُونَ

İnnehum kanu iza kile lehum la ilahe illallahu yestekbirun.

Çünkü onlar, kendilerine, "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiği zaman, inanmayıp büyüklük taslıyorlardı.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

36

وَيَقُولُونَ أَئِنَّا لَتَارِكُوٓا۟ ءَالِهَتِنَا لِشَاعِرٍ مَّجْنُونٍۭ

Ve yekulune e inna le tariku alihetina li şairin mecnun.

"Biz, deli bir şair için ilahlarımızı mı terk edeceğiz?" diyorlardı.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

37

بَلْ جَآءَ بِٱلْحَقِّ وَصَدَّقَ ٱلْمُرْسَلِينَ

Bel cae bil hakkı ve saddakal murselin.

Hayır, öyle değil. O, hakkı getirmiş, (önceki) peygamberleri de tasdik etmiştir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

39

وَمَا تُجْزَوْنَ إِلَّا مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Ve ma tuczevne illa ma kuntum ta'melun.

Siz ancak işlediklerinizin karşılığı ile cezalandırılırsınız.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

41

أُو۟لَـٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَّعْلُومٌ

Ulaike lehum rizkun ma'lum.

(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

42

فَوَٰكِهُ ۖ وَهُم مُّكْرَمُونَ

Fevakih, ve hum mukremun.

(41-42) İşte onlar için belli bir rızık, meyveler vardır. Onlar ikram gören kimselerdir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

45

يُطَافُ عَلَيْهِم بِكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍۭ

Yutafu aleyhim bi ke'sin min main.

(45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

46

بَيْضَآءَ لَذَّةٍ لِّلشَّـٰرِبِينَ

Beydae lezzetin liş şaribin.

(45-46) Onların etrafında cennet pınarından doldurulmuş, berrak ve içenlere lezzet veren kadehler dolaştırılır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

47

لَا فِيهَا غَوْلٌ وَلَا هُمْ عَنْهَا يُنزَفُونَ

La fiha gavlun ve la hum anha yunzefun.

Onda baş döndürme özelliği yoktur. Onlar, onu içmekle sarhoş da olmazlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

48

وَعِندَهُمْ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌ

Ve indehum kasıratut tarfı in.

Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

50

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ

Fe akbele ba'duhum ala ba'dın yetesaelun.

Derken birbirlerine yönelip sorarlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

51

قَالَ قَآئِلٌ مِّنْهُمْ إِنِّى كَانَ لِى قَرِينٌ

Kale kailun minhum inni kane li karin.

İçlerinden biri der ki: "Benim bir arkadaşım vardı."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

53

أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

E iza mitna ve kunna turaben ve izamen e inna le medinun.

"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

57

وَلَوْلَا نِعْمَةُ رَبِّى لَكُنتُ مِنَ ٱلْمُحْضَرِينَ

Ve lev la ni'metu rabbi le kuntu minel muhdarin.

"Rabbimin nimeti olmasaydı, mutlaka ben de cehenneme konulanlardan olmuştum."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

59

إِلَّا مَوْتَتَنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُعَذَّبِينَ

İlla mevtetenel ula ve ma nahnu bi muazzebin.

(58-59) "Nasıl, ilk ölümümüzden başka ölmeyecek miymişiz? Bize azap edilmeyecek miymiş?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

60

إِنَّ هَـٰذَا لَهُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

İnne haza le huvel fevzul azim.

Şüphesiz bu (cennetteki nimetlere ulaşmak) büyük bir başarıdır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

62

أَذَٰلِكَ خَيْرٌ نُّزُلًا أَمْ شَجَرَةُ ٱلزَّقُّومِ

E zalike hayrun nuzulen em şeceretuz zakkum.

Ziyafet olarak bu mu daha hayırlı, yoksa zakkum ağacı mı?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

63

إِنَّا جَعَلْنَـٰهَا فِتْنَةً لِّلظَّـٰلِمِينَ

İnna cealnaha fitneten liz zalimin.

Şüphesiz biz onu zalimler için bir imtihan aracı kıldık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

64

إِنَّهَا شَجَرَةٌ تَخْرُجُ فِىٓ أَصْلِ ٱلْجَحِيمِ

İnneha şeceretun tahrucu fi aslil cahim.

O, cehennemin dibinde biten bir ağaçtır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

66

فَإِنَّهُمْ لَـَٔاكِلُونَ مِنْهَا فَمَالِـُٔونَ مِنْهَا ٱلْبُطُونَ

Fe innehum le akilune minha fe maliune min hel butun.

Cehennemlikler ondan yiyecekler ve onunla karınlarını dolduracaklardır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

67

ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ

Summe inne lehum aleyha le şevben min hamim.

Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

69

إِنَّهُمْ أَلْفَوْا۟ ءَابَآءَهُمْ ضَآلِّينَ

İnnehum elfev abaehum dalline.

Çünkü onlar babalarını sapık kimseler olarak buldular.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

71

وَلَقَدْ ضَلَّ قَبْلَهُمْ أَكْثَرُ ٱلْأَوَّلِينَ

Ve lekad dalle kablehum ekserul evvelin.

Andolsun, onlardan önce, evvelkilerin çoğu da sapmıştı.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

75

وَلَقَدْ نَادَىٰنَا نُوحٌ فَلَنِعْمَ ٱلْمُجِيبُونَ

Ve lekad nadana nuhun fe le ni'mel mucibun.

Andolsun, Nuh bize dua edip seslenmişti. Biz ne güzel cevap vereniz!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

76

وَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥ مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

Ve necceynahu ve ehlehu minel kerbil azim.

Onu ve ailesini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

85

إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِۦ مَاذَا تَعْبُدُونَ

İz kale li ebihi ve kavmihi maza ta'budun.

Hani babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz neye tapıyorsunuz?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

86

أَئِفْكًا ءَالِهَةً دُونَ ٱللَّهِ تُرِيدُونَ

E ifken aliheten dunallahi turidun.

"Allah'ı bırakıp da birtakım uydurma ilahlar mı istiyorsunuz?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

91

فَرَاغَ إِلَىٰٓ ءَالِهَتِهِمْ فَقَالَ أَلَا تَأْكُلُونَ

Feraga ila alihetihim fe kale e la te'kulun.

İbrahim, onların putlarının tarafına gizlice gitti ve şöyle dedi: "Yemez misiniz?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

97

قَالُوا۟ ٱبْنُوا۟ لَهُۥ بُنْيَـٰنًا فَأَلْقُوهُ فِى ٱلْجَحِيمِ

Kalubnu lehu bunyanen fe elkuhu fil cahim.

Kavmi, "Onun için bir bina yapın, (içinde ateş yakın) ve onu ateşe atın" dedi.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

98

فَأَرَادُوا۟ بِهِۦ كَيْدًا فَجَعَلْنَـٰهُمُ ٱلْأَسْفَلِينَ

Fe eradu bihi keyden fe cealna humul esfelin.

Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de onları en alçak kimseler kıldık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

99

وَقَالَ إِنِّى ذَاهِبٌ إِلَىٰ رَبِّى سَيَهْدِينِ

Ve kale inni zahibun ila rabbi seyehdin.

İbrahim, şöyle dedi: "Ben Rabbime (O'nun emrettiği yere) gideceğim. O, bana yol gösterecektir."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

102

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ ٱلسَّعْىَ قَالَ يَـٰبُنَىَّ إِنِّىٓ أَرَىٰ فِى ٱلْمَنَامِ أَنِّىٓ أَذْبَحُكَ فَٱنظُرْ مَاذَا تَرَىٰ ۚ قَالَ يَـٰٓأَبَتِ ٱفْعَلْ مَا تُؤْمَرُ ۖ سَتَجِدُنِىٓ إِن شَآءَ ٱللَّهُ مِنَ ٱلصَّـٰبِرِينَ

Fe lemma belega meahus sa'ye kale ya buneyye inni era fil menami enni ezbehuke fanzur maza tera, kale ya ebetif'al ma tu'meru seteciduni inşaallahu mines sabirin.

Çocuk kendisiyle birlikte koşup yürüyecek yaşa gelince İbrahim ona, "Yavrum, ben rüyamda seni boğazladığımı gördüm. Düşün bakalım, ne dersin?" dedi. O da, "Babacığım, emrolunduğun şeyi yap. İnşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

103

فَلَمَّآ أَسْلَمَا وَتَلَّهُۥ لِلْجَبِينِ

Fe lemma eslema ve tellehu lil cebin.

(103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

104

وَنَـٰدَيْنَـٰهُ أَن يَـٰٓإِبْرَٰهِيمُ

Ve nadeynahu en ya ibrahim.

(103-104) Nihayet her ikisi de (Allah'ın emrine) boyun eğip, İbrahim de onu (boğazlamak için) yüz üstü yere yatırınca ona, şöyle seslendik: "Ey İbrahim!"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

105

قَدْ صَدَّقْتَ ٱلرُّءْيَآ ۚ إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ

Kad saddakter ru'ya, inna kezalike neczil muhsinin.

"Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

112

وَبَشَّرْنَـٰهُ بِإِسْحَـٰقَ نَبِيًّا مِّنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

Ve beşşernahu bi ishaka nebiyyen mines salihin.

Biz onu salihlerden bir peygamber olarak İshak ile de müjdeledik.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

113

وَبَـٰرَكْنَا عَلَيْهِ وَعَلَىٰٓ إِسْحَـٰقَ ۚ وَمِن ذُرِّيَّتِهِمَا مُحْسِنٌ وَظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ مُبِينٌ

Ve barekna aleyhi ve ala ishak, ve min zurriyyetihima muhsinun ve zalimun li nefsihi mubin.

Onu da İshak'ı da uğurlu kıldık. Her ikisinin nesillerinden iyilik yapanlar da vardı, kendine apaçık zulmedenler de.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

115

وَنَجَّيْنَـٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ

Ve necceyna huma ve kavme huma minel kerbil azim.

Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

117

وَءَاتَيْنَـٰهُمَا ٱلْكِتَـٰبَ ٱلْمُسْتَبِينَ

Ve ateyna humel kitabel mustebin.

Biz onlara (hükümlerimizi) açıklayan Kitab'ı (Tevrat'ı) verdik.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

124

إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ

İz kale li kavmihi e la tettekun.

Hani kavmine şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

125

أَتَدْعُونَ بَعْلًا وَتَذَرُونَ أَحْسَنَ ٱلْخَـٰلِقِينَ

Eted'une ba'len ve tezerune ahsenel halikin.

(125-126) "Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakarak "Ba'l'e mi tapıyorsunuz?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

126

ٱللَّهَ رَبَّكُمْ وَرَبَّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ

Allahe rabbekum ve rabbe abaikumul evvelin.

(125-126) "Yaratıcıların en güzelini, sizin ve geçmiş atalarınızın Rabbi olan Allah'ı bırakarak "Ba'l'e mi tapıyorsunuz?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

134

إِذْ نَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ

İz necceynahu ve ehlehu ecmain.

(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

135

إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ

İlla acuzen fil gabirin.

(134-135) Hani biz onu ve geride kalanlar arasındaki yaşlı bir kadın (kafir olan eşi) dışında bütün ailesini kurtarmıştık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

137

وَإِنَّكُمْ لَتَمُرُّونَ عَلَيْهِم مُّصْبِحِينَ

Ve innekum le temurrune aleyhim musbihin.

(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

138

وَبِٱلَّيْلِ ۗ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

Ve bil leyl, e fe la ta'kılun.

(137-138) Şüphesiz sizler (yolculuklarınız sırasında) sabah akşam onların (harap olmuş) yurtlarına uğrayıp duruyorsunuz. Hala düşünmeyecek misiniz?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

143

فَلَوْلَآ أَنَّهُۥ كَانَ مِنَ ٱلْمُسَبِّحِينَ

Fe lev la ennehu kane minel musebbihin.

(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

144

لَلَبِثَ فِى بَطْنِهِۦٓ إِلَىٰ يَوْمِ يُبْعَثُونَ

Le lebise fi batnihi ila yevmi yub'asun.

(143-144) Eğer o, Allah'ı tespih edip yüceltenlerden olmasaydı, mutlaka insanların diriltileceği güne kadar balığın karnında kalırdı.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

147

وَأَرْسَلْنَـٰهُ إِلَىٰ مِا۟ئَةِ أَلْفٍ أَوْ يَزِيدُونَ

Ve erselnahu ila mieti elfin ev yezidun.

Biz onu yüz bin, yahut daha fazla insana peygamber olarak gönderdik.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

148

فَـَٔامَنُوا۟ فَمَتَّعْنَـٰهُمْ إِلَىٰ حِينٍ

Fe amenu fe metta'nahum ila hin.

Nihayet onlar iman ettiler. Biz de onları bir süreye kadar geçindirdik.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

149

فَٱسْتَفْتِهِمْ أَلِرَبِّكَ ٱلْبَنَاتُ وَلَهُمُ ٱلْبَنُونَ

Festeftihim e li rabbikel benatu ve lehumul benun.

Ey Muhammed! Onlara sor: Kız çocukları Rabbinin de, erkek çocukları onların mı?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

150

أَمْ خَلَقْنَا ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ إِنَـٰثًا وَهُمْ شَـٰهِدُونَ

Em halaknel melaikete inasen ve hum şahidun.

Yoksa biz melekleri dişi olarak yaratmışız da onlar şahid mi bulunuyorlarmış?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

151

أَلَآ إِنَّهُم مِّنْ إِفْكِهِمْ لَيَقُولُونَ

E la innehum min ifkihim le yekulun.

(151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

152

وَلَدَ ٱللَّهُ وَإِنَّهُمْ لَكَـٰذِبُونَ

Veledallahu ve innehum le kazibun.

(151-152) İyi bilin ki onlar kendi uydurmaları olarak, "Allah çocuk sahibi oldu" diyorlar. Onlar elbette yalan söylüyorlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

157

فَأْتُوا۟ بِكِتَـٰبِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

Fe'tu bi kitabikum in kuntum sadikin.

Eğer doğru söyleyen kimseler iseniz getirin (bu delili içeren) kitabınızı!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

158

وَجَعَلُوا۟ بَيْنَهُۥ وَبَيْنَ ٱلْجِنَّةِ نَسَبًا ۚ وَلَقَدْ عَلِمَتِ ٱلْجِنَّةُ إِنَّهُمْ لَمُحْضَرُونَ

Ve cealu beynehu ve beynel cinneti neseba, ve lekad alimetil cinnetu innehum le muhdarun.

Allah ile cinler arasında da nesep bağı kurdular. Oysa cinler de kendilerinin Allah'ın huzuruna getirileceklerini bilirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

161

فَإِنَّكُمْ وَمَا تَعْبُدُونَ

Fe innekum ve ma ta'budun.

(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

162

مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ بِفَـٰتِنِينَ

Ma entum aleyhi bi fatinin.

(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

163

إِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ ٱلْجَحِيمِ

İlla men huve salil cahim.

(161-163) (Ey müşrikler!) Ne siz ve ne de taptıklarınız, cehenneme gireceklerden başkasını kandırıp Allah'ın yolundan saptırabilirsiniz.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

164

وَمَا مِنَّآ إِلَّا لَهُۥ مَقَامٌ مَّعْلُومٌ

Ve ma minna illa lehu makamun ma'lum.

(Melekler derler ki:) "Bizim her birimizin bilinen bir makamı vardır."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

167

وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ

Ve in kanu le yekulun.

(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

168

لَوْ أَنَّ عِندَنَا ذِكْرًا مِّنَ ٱلْأَوَّلِينَ

Lev enne indena zikren minel evvelin.

(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

169

لَكُنَّا عِبَادَ ٱللَّهِ ٱلْمُخْلَصِينَ

Le kunna ibadallahil muhlasin.

(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

170

فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

Fe keferu bih, fe sevfe ya'lemun.

Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

171

وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا ٱلْمُرْسَلِينَ

Ve lekad sebekat kelimetuna li ibadinel murselin.

Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

177

فَإِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَآءَ صَبَاحُ ٱلْمُنذَرِينَ

Fe iza nezele bisahatihim fe sae sabahul munzerin.

Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

180

سُبْحَـٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

Subhane rabbike rabbil izzeti amma yasifun.

Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →