Sâffât Suresi 167. Ayet
Saf Tutanlar · Mekke · Sure 37 · Ayet 167/182
وَإِن كَانُوا۟ لَيَقُولُونَ
Ve in kanu le yekulun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Sâffât Suresi 167. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve gerçek, evvel şöyle diyorlardır:
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ve gerçek (şu ki, daha) önce şöyle diyorlardı:
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Hakıykat (müşrikler evvelce) şu kat'i sözü söylüyorlardı
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Gerçi o(ortak koşa)nlar şöyle diyorlardı:
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(167-169) Müşrikler önceleri: "Eğer, derlerdi, daha önceki milletlere verilen kitap gibi bir kitap bizde de olsaydı, Biz de yalnız Allah'a ibadet eden halis kullarından olurduk."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de:
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Gerçek şu ki, o (hakikati inkar ede)nler her zaman şöyle derler:
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlar, şöyle diyorlardı:
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Eğer diyecek olurlarsa:
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Aslında, şöyle diyorlardı:
İbni Kesir
Onlar her ne kadar şöyle diyor idiyseler de;
Gültekin Onan
Onlar (putatapıcılar), her ne kadar şöyle diyor idiyseler de:
Rowad Tercüme Merkezi
Muhakkak onlar şöyle diyorlardı:
Şaban Piriş
Onlar, şöyle diyorlardı:
Ali Özek ve diğerleri
Putperestler: diyorlardı.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Muhakkak Mekkeli müşrikler, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinden önce şöyle diyorlardı: "Eğer bizim yanımızda bizden öncekilerin kitabı Tevrat gibi bir kitap olmuş olsaydı, biz ibadetlerimizi Allah'a halis kılardık." Hâlbuki onlar bu iddialarında yalancıdırlar. Ant olsun ki Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara Kur'an'ı getirmesine rağmen onu küfrettiler. Kıyamet gününde kendilerini bekleyen şiddetli azabı bilecekler.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَإِن | إن | إن: حرف مخفف من إن يفيد التوكيد والتحقيق. | |||
| كَانُوا | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لَيَقُولُونَ | قول | ليتكلمون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
الأولى وصل هذه الآية بالآية التي بعدها لعدم الفصل بين القول ومقوله