Sâffât Suresi 124. Ayet
Saf Tutanlar · Mekke · Sure 37 · Ayet 124/182
إِذْ قَالَ لِقَوْمِهِۦٓ أَلَا تَتَّقُونَ
İz kale li kavmihi e la tettekun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Hani kavmine şöyle demişti: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız?"
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Zira kavmine demişti: siz Allahdan korkmaz mısınız?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Kavmine şöyle demişti: "Siz Allah'tan korkmaz mısınız?
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
O vakit kavmine (şöyle) demişdi: "Siz (Allahdan) korkmaz mısınız"?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kavmine demişti ki: "(Allah'ın azabından) Korunmaz mısınız?"
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(124-126) Hani o halkına şöyle demişti: "Siz hala şirkten ve günahlardan sakınmayacak mısınız? Sizin de, gelip geçmiş atalarınızın da Rabbi olan Allah'ı, o Mükemmel Yaradanı bırakıp hala Ba'l'e tapmaya mı devam edeceksiniz?"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Hani kendi kavmine demişti ki: "Siz korkup sakınmaz mısınız?"
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve kavmine şöyle seslenmişti: "Allah'a karşı sorumluluğunuzu idrak etmez misiniz?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Halkına şöyle demişti: -Kokmuyor musunuz?
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Hani o, halkına: "Siz, takva[1] sahibi olmayacak mısınız?" demişti.
Tefsir / dipnot (1)
Takva, Vahiy ile kötülükten korunmak, Allah'ın buyruklarına samimiyetle uymak demektir. Kişinin vahye içtenlikle uyarak kendisini kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı koruması ve güvene almasıdır. Takva, kelime olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (Bkz. 38:28). Facir, fütursuzca günaha dalan, haktan batıla sapan kimse.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Toplumuna, şöyle demişti: "Sorumluluk bilincine erişmeyecek misiniz?"
İbni Kesir
Hani kavmine demişti ki: Siz, hiç korkmaz mısınız?
Gültekin Onan
Hani kendi kavmine demişti ki: "Siz korkup sakınmaz mısınız?"
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kendilerine gönderilmiş olduğu kavmi İsrailoğulları'na şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'ı birlemek gibi emirlerine itaat ederek ve şirk gibi yasaklarından uzak durarak Allah'a karşı gelmekten sakınmıyor musunuz?"
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Hani kavmine demişti ki: Siz, hiç korkmaz mısınız?
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
123- Şüphesiz İlyas da gönderilmiş peygamberlerdendir. 124- Hani o, kavmine:“(Allah’tan) korkup sakınmaz mısınız?” demişti. 125, 126- “O en güzel yaratanı, sizin de geçmiş atalarınızın da Rabbi olan Allah’ı bırakıp da Ba’l (putuna) mı dua ediyorsunuz?” 127- Ama onlar onu yalanladılar. Bu sebeple onlar elbette (azabın ortasına) konacaklardır. 128- Ancak Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnâ. 129- Sonra gelenler arasında ona (iyi bir nam) bıraktık 130- İlyas’a selâm olsun! 131- Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. 132- Gerçekten o, mümin kullarımızdandır.
123-126. Yüce Allah kulu ve rasûlü İlyas aleyhisselam’ı peygamberliğe ve risalete mazhar olup Yüce Allah’ın yoluna davet ettiğini belirterek övmektedir. Onun, kavmine takvâ yolunu tutmalarını, yalnızca Allah’a ibadet etmelerini emrettiğini, Ba’l adındaki putlarına ibadet etmekten vazgeçmelerini, her şeyi yaratan Allah’a ibadet etmeye yönelmelerini emrettiğini belirtmektedir. Çünkü Yüce Allah, bütün varlıkları yaratmış, onları en güzel şekilde var etmiş, en güzel şekilde besleyip büyütmüş, görüp gözetmiştir. Gizli ve açık nimetleri onlara bol bol ihsan etmiştir. Sizler nasıl olur da bunları yaratan Rabbinize ibadeti bırakıp zarar veremeyen, fayda sağlayamayan, hiçbirşey yaratamayan, rızık veremeyen bir puta ibadete yönelirsiniz? Hatta yemeyen ve konuşamayan bir puta? Hiç şüphesiz bu sapıklığın, akılsızlığın ve azgınlığın en ileri şeklidir. 127. “Ama onlar” kendilerine yaptığı davet hususunda “onu yalanladılar” ona itaat etmediler, boyun eğmediler. Yüce Allah da onları tehdit ederek şöyle buyurmaktadır:“Bu sebeple onlar elbette (azabın ortasına) konacaklardır.” Yani Kıyamet gününde azapta bir araya toplanacaklardır. Bu buyrukta onların dünyevi herhangi bir cezaları söz konusu edilmemektedir. 128. “Ancak Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnâ.” Yani Yüce Allah’ın kendilerine ihlâs ihsan edip kurtardığı ve peygamberlerine uymayı lütfettiği kimseler, azaba konmayacaklardır. Aksine Yüce Allah tarafından onlara pek büyük bir mükâfat verilecektir. 129-132. “Sonra gelenler arasında ona” İlyas’a güzel bir övgü “bıraktık. İlyas’a” Allah’tan ve kullarından “selam olsun! Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Gerçekten o, mümin kullarımızdandır.” Yüce Allah, diğer peygamber kardeşlerinden övgü ile söz ettiği gibi ondan da övgü ile söz etmektedir. Allah’ın salât ve selâmı hepsine olsun.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| إِذْ | إذ | ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن الماضي. | |||
| قَالَ | قول | تكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا. | |||
| لِقَوْمِهِ | قوم | القوم: الجماعة من الرجال دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه. | |||
| أَلَا | لا | أداة جاءت هنا للتحضيض. | |||
| تَتَّقُونَ | وقي | تستمسكون بتقوى الله باتباع أوامره واجتناب نواهيه. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{لِقَوْمِهِ أَلَا} مد منفصل (صلة طويلة).