Sâffât Suresi 115. Ayet
Saf Tutanlar · Mekke · Sure 37 · Ayet 115/182
وَنَجَّيْنَـٰهُمَا وَقَوْمَهُمَا مِنَ ٱلْكَرْبِ ٱلْعَظِيمِ
Ve necceyna huma ve kavme huma minel kerbil azim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onları ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hem kendilerini ve kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hem kendilerini ve kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık,
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Hem onlar, hem kavmlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onları ve kavimlerini büyük sıkıntıdan kurtardık.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Onları da, milletlerini de müthiş bir gaileden kurtardık.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
onları ve kavimlerini büyük bir (kölelik) felaket(in)den kurtardık,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
O ikisini ve kavimlerini büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
O ikisini ve onlarla birlikte hareket eden halkı büyük sıkıntıdan kurtardık.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Hem ikisini hem de toplumlarını büyük bir üzüntüden kurtardık.
İbni Kesir
O ikisini de, kavimlerini de büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
Gültekin Onan
Onları ve kavimlerini o büyük üzüntüden kurtardık.
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Her ikisini ve kavimleri olan İsrailoğulları'nı Firavun'un onları köle edinmesinden ve denizde boğulmalarından kurtardık.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
O ikisini de, kavimlerini de büyük bir sıkıntıdan kurtarmıştık.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
114- Andolsun biz, Mûsâ ve Hârûn’a da lütufta bulunduk. 115- Hem ikisini hem de kavimlerini o büyük sıkıntıdan kurtardık. 116- Ve onlara yardım ettik de böylece galip gelenler onlar oldular. 117- Onlara apaçık Kitabı verdik. 118- Ve ikisini de dosdoğru yola ilettik. 119- Sonra gelenler arasında o ikisine (iyi bir nam) bıraktık. 120- Mûsâ ve Hârûn’a selâm olsun! 121- Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. 122- Gerçekten ikisi de mümin kullarımızdandır.
114-116. Yüce Allah, iki kulu ve rasûlü olan İmran’ın oğulları Mûsâ ve Hârûn’a nübüvvet, risalet ve Yüce Allah’ın yoluna davet lütfunu bağışlamış olduğunu, onları da kavimlerini de düşmanları Firavun’dan kurtardığını, Firavun’a karşı kendilerine yardım ettiğini ve sonunda onu, onların gözleri önünde suda boğduğunu zikretmektedir. 117. Yüce Allah onlara ayrıca açık ve yol gösterici olan Kitabı indirmiştir ki bu da içinde pek çok hükümlerin, öğütlerin ve her şeye dair tafsilatın bulunduğu Tevrat’tır. 118. Yüce Allah ikisini de dosdoğru yola iletmişti. Çünkü onlara Yüce Allah’a ulaştıran dosdoğru şeriat ve hükümler ihtiva eden bir din vermişti. Bu dini izlemelerine yardımcı olma lütfunda da bulunmuştu. 119-122. “Sonra gelenler arasında o ikisine” güzel bir övgü “bıraktık. Mûsâ ve Hârûn’a selâm olsun.” Yani sonrakiler arasında onların güzel bir şekilde anılmalarını, selâm ile yad edilmelerini sağladık. Durumun öncekiler arasında böyle olması ise öncelikle söz konusudur. “Şüphesiz Biz, ihsan sahiplerini böyle mükâfatlandırırız. Gerçekten ikisi de mümin kullarımızdandır.”
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَنَجَّيْنَٰهُمَا | نجو | وسلمناهما. | |||
| وَقَوْمَهُمَا | قوم | القوم: الجماعة من الرجال دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه. | |||
| مِنَ | مِن | حرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها. | |||
| ٱلْكَرْبِ | كرب | الضيق والغم. | |||
| ٱلْعَظِيمِ | عظم | العظيم: كلمة استعيرت لكل كبير، محسوسا كان أو معقولا، عينا كان أو معنى. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{الْكَرْبِ} الكاف رقيقة والراء مفخمة.