Sâffât Suresi 31. Ayet
Saf Tutanlar · Mekke · Sure 37 · Ayet 31/182
فَحَقَّ عَلَيْنَا قَوْلُ رَبِّنَآ ۖ إِنَّا لَذَآئِقُونَ
Fe hakka aleyna kavlu rabbina inna le zaıkun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Artık Rabbimizin sözü (azap) bizim hakkımızda gerçekleşti. Biz onu mutlaka tadacağız."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onun için üzerimize rabbımızın kavli hakk oldu, her halde hepimiz tadacağız
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
onun için üzerimize Rabbimizin sözü hak oldu. Muhakkak hepimiz tadacağız;
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
"Onun için Rabbimizin sözü (azabı) üstümüze hak olmuşdur. Şübhesiz (azabımızı) tadıcılarız (tadacağız).
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Artık Rabbimizin sözü bize hak oldu. Biz (hak ettiğimiz cezayı mutlaka) tadacağız!"
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(29-32) "Hayır, bilakis! derler öbürleri, siz zaten iman eden kimseler değildiniz. Hem bizim, sizi zorlayacak bir gücümüz yoktu ki! Bilakis, siz azgın bir güruh idiniz!" "Ne dersek boş! Artık Rabbimizin azap hükmü hakkımızda kesinleşti. Biz hak ettiğimiz cezayı mutlaka tadacağız. Evet, sizi biz kışkırttık, çünkü biz de azmış durumdaydık."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
"Böylece Rabbimizin sözü (yıkım ve azab va'di) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Fakat şimdi Rabbimizin sözü bizim (de) aleyhimize çıktı, biz (günahlarımızın acı meyvesini) mutlaka tadacağız.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Artık Rabbimizin hakkımızdaki o sözü gerçekleşti. Kesinlikle biz onu tadacağız.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
"Artık Rabb'imizin Söz'ü[1] üzerimize hak oldu. Kuşkusuz biz, azabı tadacak olanlarız."
Tefsir / dipnot (1)
Azap sözü.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Efendimizin, üzerimizdeki sözü gerçekleşti; kesinlikle tadacağız!"
İbni Kesir
Bunu için Rabbımızın sözü, üzerimize hak oldu. Doğrusu biz, tadacak olanlarız.
Gültekin Onan
"Böylece rabbimizin sözü (yıkım ve azab vaadi) üzerimize hak oldu. Şüphesiz, (azabı) tadıcılarız."
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Rabbimizin; "Ant olsun cehennemi seninle ve sana uyanların hepsiyle dolduracağım!" (Sad: 85) ayetindeki vaadi sizin ve bizim üzerimize gerçekleşti. Şüphesiz Rabbimizin hakkımızdaki (azap) vaadini orada hiç şüphesiz tadacağız.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Bunu için Rabbımızın sözü, üzerimize hak oldu. Doğrusu biz, tadacak olanlarız.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
27- Onlardan bir kısmı diğerlerine yönelip birbirlerine soru sorarlar. 28- Derler ki:“Siz, bize sağdan gelirdiniz.” 29- Onlar da derler ki:“Hayır; siz mümin değildiniz (ki biz sizi saptırmış olalım)!” 30- “Hem bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz da yoktu. Aksine siz azgın bir topluluktunuz.” 31- “Artık Rabbimizin (azap) sözü üzerimize hak olmuştur. Hepimiz (azabı) kesinlikle tadacağız.” 32- “Biz sizi azdırdık, zira biz de azgın kimselerdik.” 33- Şüphesiz onlar, o gün azapta ortaktırlar. 34- İşte Biz günahkârlara böyle yaparız. 35- Çünkü onlara:“Allah’tan başka (hak) ilâh yoktur” denildiğinde büyüklük taslarlardı. 36- Ve derlerdi ki:“Şimdi biz deli bir şairin sözüyle ilâhlarımızı terk mi edeceğiz?” 37- Hayır; o, hakkı getirmiş ve (geçmiş) peygamberleri de tasdik etmiştir. 38- Siz elbette o can yakıcı azabı tadacakasınız. 39- Ve sizler ancak işlediklerinizin karşılığını/cezasını göreceksiniz.
27. Onlar, kendileri ile aynı türden amel işleyenler ve ilâh diye iddia ettikleri varlıklar bir araya getirilerek cehennem yoluna iletildikten, daha sonra durdurulup sorgulanmalarından ve bu sorulara cevap vermeyişlerinden sonra kendi aralarında birbirlerine yönelerek, birilerinin ötekilerini saptırmaları, ötekilerinin de sapmaları dolayısı ile birbirlerini kınamaya yöneleceklerdir. 28. Tabiler, arkalarından gittikleri önderlerine şöyle diyeceklerdir:“Siz bize sağdan gelirdiniz.” Yani siz gücünüzü ve bizi yenik düşüren imkânlarınızı bize karşı kullanır ve bizi saptırırdınız. Eğer sizler olmasaydınız hiç şüphesiz bizler iman edenlerden olurduk.
29. “Onlar da” kendilerine böyle diyenlere “derler ki: Hayır; siz mümin değildiniz.” Biz müşrik olduğumuz gibi siz de müşrik idiniz. Sizi bize üstün kılan ve kınanmamızı gerektiren nedir ki? Üstelik “bizim sizin üzerinizde bir nüfuzumuz da yoktu.” Küfrü seçmeniz için sizi zorlamamız söz konusu değildi. “Aksine siz azgın bir topluluktunuz.” Haddi aşan kimselerdiniz. 31. “Artık Rabbimizin (azap) sözü üzerimize” bize de size de, hepimize “hak olmuştur. Hepimiz” azabı “kesinlikle tadacağız.” Yani Rabbimizin bizim hakkımızdaki takdiri ve hükmünün gelip bizi bulması, bir haktır. Bizler de sizler de azabı tadacağız. Göreceğimiz cezayı hep birlikte göreceğiz. 32. “Biz sizi azdırdık, zira biz de azgın kimselerdik.” Bizler, sizleri izlediğimiz yola davet ettik. Bu da azgınlık yolu idi. Siz de bizim bu davetimizi kabul ettiniz. O bakımdan siz bizi kınamayın, kendinizi kınayın.
33-34. Yüce Allah, onların durumunu şöyle bildirmektedir:“Şüphesiz onlar, o gün” Kıyamet gününde “azapta” işledikleri günahlarına göre azap miktarları farklı olsa da “ortaktırlar.” Onlar, dünyada iken küfür üzere birleştikleri gibi âhirette de küfrün cezasını çekmekte ortak olacaklardır. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“İşte Biz günahkârlara böyle yaparız.” Daha sonra Yüce Allah, onların işledikleri günahların azgınlık derecesine ulaştığını ve nihaî sınırları da aşıp geçtiğini de belirterek şöyle buyurmaktadır:
35-36. “Çünkü onlara: Allah’tan başka (hak) ilâh yoktur, denildiğinde” ve bu sözü kabule davet edilip onun dışındaki varlıkları ilâh edinmeyi terk etmeleri söylendiğinde, hem bu söze hem de bu sözü tebliğ edene karşı “büyüklük taslarlardı” ve tevhide karşı çıkarak “derlerdi ki: Şimdi biz deli bir şairin” sözü dolayısıyla bizim de atalarımızın da ibadet edegeldiği “ilâhlarımızı terk mi edeceğiz?” Bununla Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’i kastediyorlardı. Kahrolasıcalar! Ondan yüz çevirmekle, onu sadece yalanlamakla yetinmediler. Sonunda onun hakkında en zalimce hükmü verdiler, onu şair ve deli diye nitelendirdiler. Halbuki onlar, onun şiir söylemesini bilmediğini, şairleri tanımadığını, şairlerin vasıflarının onda bulunmadığını, Allah’ın yarattıklarının en akıllısı ve görüş bakımından en sağlam olanı olduğunu biliyorlardı. Bundan dolayı Yüce Allah onların bu söylediklerini çürüterek şöyle buyurmaktadır:
37. “Hayır; o” Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem “hakkı getirmiş” Onun gelişi de haktır getirdiği şeriat ve kitap da haktır. “Ve (geçmiş) peygamberleri de tasdik etmiştir.” Onun gelişi, peygamberleri tasdik etmektedir. Eğer o gelmese, peygamber olarak gönderilmese idi önceki peygamberler doğru söylemiş olmayacaktı. Zira o, kendisinden önceki bütün peygamberlerin bir delili, belgesi ve mucizesidir. Çünkü onlar, onun geleceğini haber vermiş ve onu müjdelemişlerdir. Allah da onlardan, o peygamber kendilerine gelecek olursa mutlaka ona iman edip destek olacaklarına dair söz almıştı. Peygamberler de kendi ümmetlerinden bu sözü almışlardı. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem gelince kendisinden önceki peygamberlerin doğru söyledikleri, onlara muhalefet edenlerin de yalan söyledikleri ortaya çıktı. Önceki peygamberler onun geleceğini haber verdikleri halde -faraza- o gelmemiş olsaydı hiç şüphesiz bu, onların doğruluklarına gölge düşürürdü. Yine son peygamber, önceki peygamberlerin getirdiklerinin benzerini getirmekle, onların davet ettiklerine davet etmekle, onlara iman edip onların risalet, nübüvvet ve şeriatlerinin doğruluğunu haber vermekle de önceki peygamberleri tasdik etmiş olmaktadır.
38. Az önce kâfirlerin kıyamette söyleyecekleri bir söz olarak bildirilen:“Hepimiz (azabı) kesinlikle tadacağız” sözünün, doğru ya da yanlış olma ihtimali bulunduğundan dolayı Yüce Allah, burada kendi tarafından doğru ve kesin gerçek olmaktan başka bir ihtimali bulunmayan ve hakkı batıldan ayırt eden şu sözünü haber vermektedir:“Siz elbette o can yakıcı” ve acı verici “azabı tadacakasınız.” 39. Ama size tattırılan bu azap, ancak işlediğinizin karşılığıdır. Biz size zulmetmiyoruz. Size sadece adaletin gereğini uyguluyoruz.
Bu buyruğun lafzı umumi olmasına rağmen ondan maksat müşrikler olduğundan dolayı Yüce Allah, mü’minleri istisnâ ederek şöyle buyurmaktadır: