Sâffât Suresi 145. Ayet
Saf Tutuşturanlar · Mekke · Sure 37 · Ayet 145/182
۞ فَنَبَذْنَـٰهُ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ سَقِيمٌ
Fe nebeznahu bil arai ve huve sakim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Derken biz onu hasta bir halde sahile attık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hemen biz onu alana attık hasta idi
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Hemen Biz onu hasta bir halde bir alana çıkardık,
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
İşte biz onu, kendisi de hasta olarak, açık bir yere (çıkarıb) bırakdık.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Ama balığın karnında bizi andı, tesbih etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Derken Biz onu ağaçsız çıplak bir sahile attık, o bitkin bir halde idi.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ama biz o'nu manevi çöküntü/iç huzursuzluğu içinde ıssız bir kıyıya çıkarttık,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Ama biz onu bitkin (hasta) olduğu halde bir yere çıkardık.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Sonunda, onu bitkin bir halde ıssız bir yere attık.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonunda, Onu, gücü tükenmiş bir durumda boş bir kıyıya attık.[381]
Tefsir / dipnot (1)
Yunus peygamberin kaçması ve çekilen kurada yitirdiği için balık tarafından yutulması ve sonunda Allah tarafından kurtarılması, Tevrat, Yunus 1:3,7,17 ve 2:1,2,10 ayetlerinde, şöyle yazılıdır: "Ne var ki, Yunus, Rabbin önünden Tarşiş'e kaçmaya kalkıştı. Yafa'ya indi ve Tarşiş'e giden bir gemi buldu. Rab'den uzaklaşmak için Tarşiş'e doğru yola çıktı. Sonra, denizciler, şöyle dedi: ‘Gelin kura çekelim; bakalım bu bela kimin yüzünden başımıza geldi?' Kura çektiler; Yunus'a düştü. Rab, Yunus'u yutmak için büyük bir balık hazırladı. Yunus, üç gün üç gece bu balığın karnında kaldı. Balığın karnından, Allahı Rabbe, şöyle yakarışta bulundu: ‘Ya Rab! Sıkıntı içinde sana yakardım; beni yanıtladın. Ölüler diyarının bağrından yardım istedim; sesimi işittin.' Rab, balığa buyruk verdi ve balık Yunus'u karaya kustu."
İbni Kesir
Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.
Gültekin Onan
Sonunda o hasta bir durumdayken çıplak bir yere (sahile) attık.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Biz onu, balığın karnından bina ve ağaçların olmadığı ıssız bir yere attık. Balığın karnında uzun bir süre kaldığı için bedeni zayıf ve halsizdi.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Rahatsız bir halde iken Biz, onu açıklık bir yere attık.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
139- Şüphesiz Yunus da gönderilmiş peygamberlerdendir. 140- Hani o, (Rabbinden izinsiz yurdundan) kaçıp dolu gemiye sığınmıştı. 141- Kura çekmişti de kaybedenlerden olmuştu. 142- Kendini kınar/kınanmış bir halde iken balık onu yutmuştu. 143- Eğer o, tesbih edenlerden olmasaydı, 144- (İnsanların) diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. 145- Biz onu (balığın karnından) hasta bir halde çıkarıp açık bir alana bıraktık. 146- Üst tarafında da (gölgelik olarak) kabak türünden (geniş yapraklı) bir ağaç bitirdik. 147- Biz, onu yüzbin hatta daha fazla (nüfuslu kavmine tekrar peygamber) gönderdik. 148- Onlar imana geldiler, Biz de onları bir zamana kadar (dünyadan) faydalandırdık.
139. Bu buyrukla Yüce Allah, diğer peygamber kardeşlerine nübüvvet ve risalet verdiğini ve Yüce Allah’a davet ettiklerini belirtmek suretiyle onları övdüğü gibi kulu ve rasûlü Metta oğlu Yunus’tan da övgü ile söz etmektedir.
140. Yüce Allah, onu dünyevî bir ceza ile karşı karşıya bıraktığını, ama iman ve salih amelleri sebebi ile de bu cezadan onu kurtardığını söz konusu ederek:“Hani o, kaçıp dolu gemiye sığınmıştı” buyurmaktadır. Yani o, öfke içinde, Rabbinin kendisini sıkıştırmayacağını zannederek ve balığın karnında hapsedileceğinden habersiz bir halde Rabbinden kaçmaya kalkışmıştı. Yüce Allah, Yunus’un neye öfkelendiğini ve onun işlediği hatanın ne olduğunu zikretmemektedir. Çünkü bunu zikretmenin bizim için bir faydası yoktur. Bizim için yararlanılacak taraf, onun hakkında bize nakledilenlerdir. Şöyle ki o, bir günah işlemiş ve Yüce Allah da şerefli peygamberlerden birisi olmakla birlikte onu cezalandırmış, daha sonra da onu kurtararak kınanmasını gerektiren hususu ortadan etmiş ve bu hatasının düzelmesine sebep teşkil edecek hususları onun için hazırlayıp takdir etmiştir. O, kaçınca yolcularla ve eşyalarla “dolu gemiye sığınmıştı.”
141. Gemiye başkalarıyla birlikte binince -gemi dolu olduğundan- geminin yükü iyice ağırlaştı. Sonunda yolculardan bazılarını suya atma gereğini duydular. Sanki bu konuda herhangi birisini tercih etmek için bir sebep bulamamışlardı. O nedenle de kura çekmeye ve kurada adı çıkan kimseyi denize atmaya karar verdiler. Bu da gemi sahiplerinin adaletli bir uygulamasıydı. Yüce Allah bir işi murat etti mi, onun sebeplerini de hazırlar. Gemidekiler kura çekince kura Yunus aleyhisselam’a çıktı ve o, “kaybedenlerden olmuştu.” Bu sebeple de denize o atıldı.
142. “Kendini kınar/kınanmış bir halde balık onu yutmuştu.” Yani balığın onu yutması sırasında o, kınanmasını gerektiren bir iş yapmıştı, yani Rabbini öfkelendirişti.
143-144. “Eğer o tesbih edenlerden olmasaydı” yani balığın karnına düşmeden önce Rabbine çokça ibadet eden, O’nu çokça tesbih eden, O’na çokça hamdeden birisi olmasaydı ve balığın karnında da:“Senden başka (hak) ilâh yoktur, seni tenzih ederim. Gerçekten ben zulmedenlerden oldum.”(el-Enbiya, 21/87) dememiş olsaydı; “diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı.” Orası onun mezarı olurdu. Fakat tesbih etmesi ve Yüce Allah’a ibadeti dolayısı ile Allah onu kurtardı. İşte Yüce Allah, sıkıntılara düştükleri vakit, mü’minleri böylece kurtarır.
145. “Biz onu (balığın karnından) hasta bir halde çıkarıp açık bir alana bıraktık.” Balık onu karnından açık bir yere attı. Orası bomboştu ve kimse yoktu. Hatta belki ağaç ve gölge dahi bulunmuyordu. Bu sırada kendisi balığın karnında hapis kaldığından ötürü hastalanmıştı. O kadar ki hali, adeta yumurtadan çıkmış tüysüz bir civcivi andırıyordu.
146. “Üst tarafında da (gölgelik olarak) kabak türünden (geniş yapraklı) bir ağaç bitirdik.” Bu ağaç koyu gölgesi ile onu gölgelendirmişti. Çünkü bu ağacın gölgesi serindi ve onun üzerine sinekler konmazdı. Bu da Yüce Allah’ın ona lütuf ve ihsanındandır. Diğer taraftan Yüce Allah, ona başka bir lütufta ve pek büyük bir ihsanda daha bulunmuştu ki o da şudur:
147-148. “Biz onu yüzbin” insana “veya” ondan “daha fazlasına gönderdik.” Yani yüzbinden fazla değilseler bile eksik de değillerdi. Onları Yüce Allah’a davet etti. Onlar da “imana geldiler.” Böylelikle onların da iman etmeleri, onun mizanına hasenat olarak yazıldı. Çünkü bu imana onları davet eden oydu. “Biz de onları” azabın sebepleri bulunmakla birlikte Allah, azabını onlardan uzaklaştırmak sureti ile “bir zamana kadar (dünyadan) faydalandırdık.” Yüce Allah, bir başka yerde şöyle buyurmaktadır:“İman edip de imanı kendisine fayda sağlayan bir ülke (halkı) olsaydı ya! Yunus’un kavmi müstesnâ. Onlar iman edince üzerlerinden dünya hayatındaki rüsvaylık azabını kaldırıp giderdik ve onları bir süreye kadar (dünyadan) faydalandırdık.”(Yunus, 10/98)