Sâffât Suresi 48. Ayet
Saf Tutuşturanlar · Mekke · Sure 37 · Ayet 48/182
وَعِندَهُمْ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ عِينٌ
Ve indehum kasıratut tarfı in.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yanlarında bakışlarını yalnızca kendilerine çevirmiş iri gözlü eşler vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yanlarında iri gözlü nazarlarını hasretmiş nazeninler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yanlarında bakışlarını kendilerinden ayırmayan iri gözlü dilberler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Yanlarında da nazarlarını yalınız zevclerine atfetmiş iri (şahin) gözlü kadınlar vardır,
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yanlarında da, yalnız kendilerine göz dikmiş iri gözlü eşler vardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(48-49) Yanlarında, kocalarından başkasının yüzüne bakmayan, yumuşak bakışlı, güzel gözlü, gün yüzü görmemiş yumurtanın pembe beyaz renginde eşleri de olacaktır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve yanlarında yumuşak bakışlı, güzel gözlü eşler olacak,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Yanlarında da, gözlerini sadece kendisine çevirmiş, güzel gözlü eşler.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Yanlarında bakışlarını koruyanlar[1] vardır.
Tefsir / dipnot (1)
Başkaları ile ilgilenmeyen, bakmayan.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yanlarında da yumuşak bakışlı güzel gözlü eşler vardır.[376]
Tefsir / dipnot (1)
"Yumuşak bakışlı güzel gözlü eşler" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Bakışlarını saklayan güzel gözlü dilberler." veya "Gözlerini eşlerinden ayırmayan iri gözlü kadınlar." veya "Kocalarından başkasına bakmayan, yumuşak bakışlı güzel gözlü eşler." veya "Günyüzü görmemiş, yumurtanın pembe beyazı renginde eşler." veya "Göz kırpan kızlar" biçiminde birbirinden çok değişik anlamlar verilerek çevrilmiştir. Erkeklere yönelik eşeylilik çağrıştıran bu anlamdaki çeviriler, 38:52 ve 55:56 ayetlerinde de yapılmıştır.
İbni Kesir
Yanlarında el değmemiş ve bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş iri gözlüler vardır.
Gültekin Onan
Ve yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş iri gözlü kadınlar vardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Cennette onların yanlarında iffetli eşler vardır. Gözlerini eşlerinden başkasına çevirmeyen güzel gözlü eşler vardır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Yanlarında el değmemiş ve bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş iri gözlüler vardır.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
40- Ancak Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları hariç. 41- Onlar için bilinen bir rızık vardır. 42- (Türlü türlü) meyveler de. Onlar ikrama mazhar olurlar; 43- Naîm cennetlerinde; 44- Tahtlar üzerinde karşılıklı oturdukları halde. 45, 46- Kaynağından doldurulmuş, bembeyaz ve içenlere lezzet veren (şarap) kadehleri, etraflarında dolaştırılır. 47- O (şarapta) aklı karıştıracak bir zarar olmadığı gibi onlar ondan dolayı sarhoş da olmazlar. 48- Yanlarında bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş/eşlerinin bakışlarını üzerlerinde toplamış güzel gözlü (huriler) vardır. 49- Sanki onlar, (el değmemiş ve gün yüzü görmemiş) saklı yumurta gibidirler.
40. Bunlar, can yakıcı azabı tatmayacaklardır. Çünkü onlar, amellerini Allah’a halis kılmışlar, Allah da onları ihlâsa erdirerek kurtarmış, onlara has olan rahmetini ihsan etmiş ve onları lütfuna cömertçe mazhar kılmıştır.
41. “Onlar için bilinen” yani meçhul olmayan, aksine oldukça büyük ve son derece üstün, durumu meçhul olmamakla birlikte özü de tam anlamıyla kavranılamayan “bir rızık vardır.” Yüce Allah, bu rızkı şu buyrukları ile açıklamaktadır: 42. Lezzetleri, rengi ve tadı dolayısı ile nefsin hoşuna giden, çeşitli türleri ile “meyveler” vardır. “Onlar ikrama mazhar olurlar.” Orada hiçbir zaman küçük düşürülmezler, hakir görülmezler. Aksine orada tazim edilir, saygı ile karşılanırlar. Onların biri diğerine ikramda bulunduğu gibi, melâike-i kiram da onlara ikramda bulunur. Her bir kapıdan yanlarına girerler. En hoş ve rahat mükâfata eriştikleri için onları tebrik ederler. Kerîmler Kerimi Yüce Allah da onlara ikramda bulunur. Kalp ve bedenler için nimetlerden türlü çeşitli lütufları cömertçe onlara ihsan eder.
43. “Naîm cennetlerinde” nimet vasfına sahip, sevinç özelliği olan, nimetler diyarı cennetlerde bu ikramlara mazhar olacaklardır. Çünkü o cennetlerde hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insanın hatırından geçirmediği nimetler vardır. Ayrıca bu nimetler, lezzetlerine gölge düşürecek ve hevesi kursakta bırakacak her bir husustan da uzak olacaktır.
44. Cennetliklerin Rableri nezdinde mazhar olacakları lütuf ve ikram ile birbirlerine yönelik olan ikramlarının bir parçası olmak üzere onlar “tahtlar üzerinde karşılıklı” oturacaklardır. Tahtlar, oldukça değerli, süslenmiş ve güzel görünümlü çeşitli örtülere bezenmiş, yüksekçe oturma yerleridir. Orada rahat, huzur ve sevinç içinde oturup arkalarına yaslanacaklardır. Kendi aralarında da “karşılıklı” oturacaklardır. Kalpleri birbirlerine karşı saf, aralarındaki sevgi de arı duru olacaktır. Bir arada olmanın mutluluğunu yaşayacaklardır. Karşılıklı oturmaları, aynı zamanda kalplerinin karşılıklı olduğunun, birbirlerine karşı edepli olacaklarının, birinin diğerine sırtını dönmeyeceğinin yahut da onu yan tarafında bırakmayacağının delilidir. Aksine bu karşılıklı oturuşun da gösterdiği gibi onların sevinçleri de edepleri de kemal derecesinde olacaktır.
45-47. “Kaynağından doldurulmuş, bembeyaz ve içenlere lezzet veren” içen kimsenin onu içtiği vakit ve daha sonrasında lezzet aldığı “(içki) kadehleri, etraflarında dolaştırılır.” Yani onlara hizmet etmek üzere yaratılmış olan Vildân, onlara lezzetli içkiler sunmak için huzurlarına gider gelirler. Bu içkiler ağızları misk ile mühürlü son derece güzel görünüşü içki kadehlerde olacaktır. Ancak bu içki, her yönü ile dünya içkilerinden farklıdır. Onun rengi renklerin en güzeli yani “bembeyaz” olacaktır. Tadı da içildiği vakit de sonra da lezzet verecektir. Diğer taraftan bu şarap sağlıklı olacaktır. Onda “aklı karıştıracak bir zarar” olmayacaktır. Dünya şarabında olduğu gibi ne aklı giderecek ne de sahibinin malını ziyan edecek bir özelliği yoktur. Ondan dolayı baş ağrısı, herhangi bir keder ve sıkıntı da olmaz. Cennetliklerin yiyecekleri, içecekleri, meclisleri, geneli ile özeli ile tüm nimetleri, Yüce Allah’ın:“Naîm cennetlerinde” buyruğunun kapsamına girmekle birlikte O, bu hususları etraflı bir şekilde açıklamıştır. Ta ki nefisler, onları öğrenip bu nimetlere şevk duysunlar. Arkasından da onlara verilecek olan eşleri söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
48. Yani bu nimetler yurdunda bulunanların yanında, onların yanıbaşlarında bütün güzel ve kamil sıfatlara sahip, gözlerini yalnızca eşlerine dikmiş pek güzel huriler bulunacaktır. Bu hurilerin bakışları kocalarına çevirlmiştir. Çünkü her biri iffetlidir, gözü kocasından başkasını görmez, ondan başkasına dönüp bakmaz. Zira kocaları da çok mükemmel ve olağanüstü güzelliktedir. O nedenle onlar, cennette kocalarından başka bir şey istemezler. Onlara çok düşkündürler. Burada “bakışlarını yalnızca eşlerine çevirmiş” ifadesinin bakışları kendinde toplayan anlamına gelmesi de muhtemeldir. Yani bu huriler, mükemmel ve son derece güzel oldukları için kocalarının bakışlarını üzerlerinde toplayacaklardır, o nedele kocaları bakışlarını onlardan ayıramayacaktır. Ayrıca kocaların, bakışlarını onlardan ayıramaması, kendilerini ve sevgilerini onlara hasretmiş olmalarını da ifade eder. Her iki mana da muhtemeldir ve her iki mana da doğrudur. Bütün bunlar, cennette erkeklerin de kadınların da çok güzel olacaklarına, birbirlerini herhangi biri başka birine göz dikmeyecek şekilde çok seveceklerine delildir. Aynı şekilde hepsinin son derece iffetli olduklarına, cennette herhangi bir şekilde kıskançlık, nefret ve kin duyma olmayacağına da delildir. Çünkü bunların sebepleri de orada mevcut olmayacaktır. 49. “Sanki onlar” huriler “(el değmemiş ve gün yüzü görmemiş) saklı yumurta gibidirler.” Bu ifade, güzelliklerini, temizliklerini, renklerinin en güzel ve en göz alıcı renk olduğunu, herhangi bir bulanıklık ve rahatsız edici bir husus içermediğini anlatmaktadır.