Sâffât Suresi 67. Ayet
Saf Tutuşturanlar · Mekke · Sure 37 · Ayet 67/182
ثُمَّ إِنَّ لَهُمْ عَلَيْهَا لَشَوْبًا مِّنْ حَمِيمٍ
Summe inne lehum aleyha le şevben min hamim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Sonra onlar için bunun üstüne kaynar sudan karışık bir içecek vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra üzerine onların hamimden bir haşlamaları vardır
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Sonra onların üzerine kaynar sudan bir haşlamaları vardır.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Sonra üzerine de onlar için çok sıcak bir su ile karışdırılmış (şarab) vardır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Sonra onların, bunun üzerine kaynar su karıştırılmış bir içkileri vardır.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Zakkum yemeğinin üstüne, barsakları parçalayan irin karışık kaynar su içerler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Bunun da üzerinde, onlar korkunç bir ümitsizlik (cezası)na çarpılacaklardır!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Sonra onlar için, bunun üzerine kaynar su vardır.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Sonra da onun üstüne kaynar su karıştırılmış bir içecek vardır.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonra, onun üstüne, kaynar sudan karışık bir içecekleri vardır.[377]
Tefsir / dipnot (1)
"Kaynar sudan karışık bir içecek" olarak yazdığımız "Hamim" sözcüğü, kimi Kur'an çevirilerinde, "Cehennem kokteyli" veya "Zakkum gibi acı kaynar sular" veya "Zakkum yemeğinin üzerine kaynar su karıştırılmış bir içki" veya "Bağırsakları parçalayan irinle karışık kaynar su" veya "Yakıcı bir umutsuzluk" biçiminde çevrilmiştir.
İbni Kesir
Sonra onlar için, üzerine kaynar su katılmış içkiler de vardır.
Gültekin Onan
Sonra kendileri için onun üzerinde kaynar su karıştırılmış bir içkileri de vardır.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Sonra onlar zakkum ağacından yediklerinin üzerine sıcak iğrenç bir karışım içerler.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Sonra onlar için, üzerine kaynar su katılmış içkiler de vardır.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
62- Ziyafet olarak bu mu iyidir yoksa Zakkûm ağacı mı? 63- Biz onu zalimler için bir azap/imtihan kıldık. 64- Şüphesiz o, cehennemin dibinden çıkan bir ağaçtır. 65- Meyvesi de tıpkı şeytanların başları gibidir. 66- Onlar bu ağaçtan yiyecekler ve karınlarını ondan dolduracaklardır. 67- Sonra onun üzerine kaynar suyla karışık bir içecek vardır onlar için. 68- Sonra da dönüşleri yine cehenneme olacaktır. 69- Çünkü onlar atalarını dalalet içinde bulmuşlardı da 70- Onların peşlerinden koşturuyorlardı. 71- Andolsun ki bunlardan önce de geçmiştekilerin birçoğu sapmıştı. 72- Andolsun onlara da uyarıcılar göndermiştik. 73- Uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sonunun nasıl olduğuna bir bak! 74- Ancak Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnâ.
62. “Ziyafet olarak bu mu iyidir?” Yani cennetliklerin, göreceklerini açıkladığımız bu nimetler mi hayırlıdır yoksa cehennemde bulunacak bütün türleri ile azap mı hayırlıdır? Yiyeceklerin hangisi iyidir? Cennette verileceği anlatılan yiyecekler mi yoksa cehennemliklerin yiyeceği olan “Zakkûm ağacı mı?”
63. “Biz onu” küfür ve masiyetlerle kendilerine haksızlık eden “zalimler için bir azap/imtihan” azap ve ibretli bir ceza “kıldık.” 64. “Şüphesiz o, cehennemin dibinden” yani ortasından “çıkan bir ağaçtır.” Onun çıkacağı yer orasıdır. Çıkacağı yer, yerlerin en kötüsüdür. Ağacın biteceği yerin kötülüğü orada ekili olan şeyin de kötülüğüne ve değersizliğine delildir. Bundan dolayı Yüce Allah, onun nereden bittiğini haber vermekle o ağacın ne kadar kötü olduğuna dikkatimizi çekmektedir. Vereceği mahsulün niteliklerine dair anlattıkları da buöyledir: 65. “Meyvesi de şeytanların başları gibidir.” Artık bundan sonra o meyvenin tadını, onu yiyenlerin karınlarında ve iç organlarında ne gibi tahribatlara sebep olacağını hiç sorma! Üstelik onlar bundan hiçbir şekilde kurtulamayacaklar, başka bir tarafa da kaçamayacaklardır. Bundan dolayı şöyle buyurulmaktadır: 66. “Onlar bu ağaçtan yiyecekler ve karınlarını ondan dolduracaklardır.” Cehennemliklerin yiyeceği işte budur. O ne kötü bir yiyecektir! Arkasından Yüce Allah onların içeceklerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
67. “Sonra onun üzerine” yani bu yiyeceklerin hemen arkasına “kaynar suyla” yani sıcaklığı en ileri dereceye ulaşmış sıcak bir suyla “karışık bir içecek vardır onlar için.” Nitekim Yüce Allah, başka bir yerde şöyle buyurmaktadır:“Eğer feryad edip yardım isterlerse erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardımlarına varılacaktır.”(el-Kehf, 18/29); “(Hiç bu) ateşte ebediyen kalan ve bağırsaklarını paramparça eden kaynar sudan içirilen kimse gibi midir?”(Muhammed, 47/15)
68. “Sonra da dönüşleri” dönüp varacakları, kalacakları ve barınacakları yer, oranın şiddetli azabını ve pek büyük sıcağını tatmak üzere “yine cehenneme olacaktır.” Öyleki oradaki bedbahtlıktan daha ileri bir bedbahtlık olmayacaktır. Burada:“Onların böyle bir yurda girmelerine sebep nedir?”, diye bir soru sorulmuşcasına şöyle buyrulduğunu görüyoruz:
69. “Çünkü onlar atalarını dalalet içinde bulmuşlardı da” sapıklıkta “onların peşlerinden koşturuyorlardı” süratle gidiyorlar, peygamberlerinin kendilerini çağırdıklarına dönüp bakmıyorlardı bile. İlahi kitapların kendilerini sakındırdığı şeylere ve kendilerine samimi olarak öğüt verenlerin sözlerine hiç aldırış etmiyorlardı. Aksine şu sözleri ile onlara itiraz edip duruyorlardı:“Biz atalarımızı bir din üzere bulduk ve muhakkak bizler onların izlerine uyanlarız.”(ez-Zuhruf, 43/23) 71. “Andolsun ki bunlardan” bu muhataplardan “önce de geçmiştekilerin birçoğu sapmıştı” ve onların pek azı iman etmiş ve hidâyet bulmuştu. 72. Yine “andolsun onlara da” sapıklıklarından ve dalâletlerinden dolayı “uyarıcılar göndermiştik.” 73. “Uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sonunun nasıl olduğuna bir bak?” Onların sonu helâk oldu, rezil ve rüsvay oldular. O halde bunlar da sapıklıkları üzere devam etmekten sakınsınlar. Çünkü o takdirde öncekilerin başına gelenler, onların da başına gelir.
74. Uyarılanların hepsi, sapık kimseler olmadıklarından, aksine aralarından iman ederek dinlerini yalnız Allah için halis kılanlar bulunduğundan dolayı Yüce Allah, böylelerini helâk edilmekten istisnâ ederek şöyle buyurmaktadır:“Ancak Allah’ın ihlâsa erdirilmiş kulları müstesnâ” Yani Yüce Allah’ın kendilerini kurtararak ihlâsları dolayısı ile özellikle rahmetini kendilerine tahsis ettiği kimseler müstesnâdır. Onların âkıbetleri güzel olmuştur.
Daha sonra Yüce Allah yalanlayıcı ümmetlerin âkıbetlerinden bir örnek olmak üzere şöyle buyurmaktadır: