الواقعة

Vâkıa Suresi

“Olay” · 96 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 46

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

İza ve kaatil vakıah.

(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Leyse li vak'atiha kazibeh.

(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

Hafidatun rafiah.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا

İza ruccetil ardu recca.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا

Ve bussetil cibalu bessa.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا

Fe kanet hebaen mun bessa.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَـٰثَةً

Ve kuntum ezvacen selaseh.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Fe ashabul meymeneti ma ashabul meymeneti.

Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Ve ashabul meş'emeti ma ashabul meş'emeti.

Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ

Ves sabikunes sabikun.

(10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

Ulaikel mukarrebun.

(10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

عَلَىٰ سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ

Ala sururin mevdunetin.

(15-16) Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَـٰبِلِينَ

Muttekiine aleyha mutekabilin.

(15-16) Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ

Yetufu aleyhim vildanun muhalledun.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ

Bi ekvabin ve ebarika ve ke'sin min main.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

La yusaddeune anha ve la yunzifun.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Ve fakihetin mimma yetehayyerun.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Ve lahmi tayrin mimma yeştehun.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

كَأَمْثَـٰلِ ٱللُّؤْلُؤِ ٱلْمَكْنُونِ

Ke emsalil lu'luil meknun.

(22-23) Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Cezaen bi ma kanu ya'melun.

(Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükafat olarak (verilir.)

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

La yesmeune fiha lagven ve la te'sima.

Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ

Ve ashabul yemini ma ashabul yemin.

Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ

Fi sidrin mahdud.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ

Ve talhın mendud.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ

Ve zıllin memdud.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ

Ve main meskub.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

Ve fakihetin kesirah

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

La maktuatin ve la memnuah.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ

Ve furuşin merfuah.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا

Fe cealna hunne ebkaran.

(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

عُرُبًا أَتْرَابًا

Uruben etraba.

(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Li ashabil yemin.

(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ

Ve ashabuş şimali ma ashabuş şimal.

Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

Fi semumin ve hamim.

(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ

Ve zıllin min yahmum.

(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

La baridin ve la kerim.

(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

İnnehum kanu kable zalike mutrefin.

Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ

Ve kanu yusirrune alel hınsil azim.

Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Ve kanu yekulune e iza mitna ve kunna turaben ve iza men e inna le meb'usun.

Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ

Kul innel evveline vel ahirin.

(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

Le mecmuune ila mikati yevmin ma'lum.

(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

Summe innekum eyyuhed dallunel mukezzibun.

(51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ

Le akilune min şecerin min zakkumin.

(51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

نَحْنُ خَلَقْنَـٰكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ

Nahnu halaknakum fe lev la tusaddikun.

Sizi biz yarattık. Hala tasdik etmeyecek misiniz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَـٰلِقُونَ

E entum tahlukunehu em nahnul halikun.

Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Nahnu kadderna beynekumul mevte ve ma nahnu bi mes- bukin.

(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَـٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fi ma la ta'lemun.

(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

Ve lekad alimtumunneş etel ula fe lev la tezekkerun.

Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

E entum tezre unehu em nahnuz zariun.

Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Lev neşau le cealnahu hutamen fe zaltum tefekkehun.

Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

E entum enzeltumuhu minel muzni em nahnul munzilun.

Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Lev neşau cealnahu ucacen fe levla teşkurun.

Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

E entum enşe'tum şecereteha em nahnul munşiun.

Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلْمُقْوِينَ

Nahnu cealnaha tezkireten ve metaan lil mukvin.

Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Fe la uksimu bi mevakiin nucum.

(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

Ve innehu le kasemun lev ta'lemune azim.

(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

E fe bi hazel hadisi entum mudhinun.

(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

Ve tec'alune rızkakum ennekum tukezzibun.

(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

Ve nahnu akrabu ileyhi minkum ve lakin la tubsirun

Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

Fe lev la in kuntum gayre medinin.

(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

Terciuneha in kuntum sadikin.

(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Fe emma in kane minel mukarrebine.

(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ

Fe revhun ve reyhanun ve cennetu naim.

(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Ve emma in kane min ashabil yemin.

(90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Fe selamun leke min ashabil yemin.

(90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Ve emma in kane minel mukezzibined dallin.

(92-93) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →