الواقعة

Vâkıa Suresi

“Olay” · 96 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 46

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal
379Kelime
1719Harf
94Benzersiz ayet
منEn sık kelime
أَوَءَابَاؤُنَا/وَالْءَاخِرِينَEn uzun kelime

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

إِذَا وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

İza ve kaatil vakıah.

(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

2

لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ

Leyse li vak'atiha kazibeh.

(1-2) Kesin gerçekleşecek (olan Kıyamet) koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

3

خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ

Hafidatun rafiah.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

4

إِذَا رُجَّتِ ٱلْأَرْضُ رَجًّا

İza ruccetil ardu recca.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

5

وَبُسَّتِ ٱلْجِبَالُ بَسًّا

Ve bussetil cibalu bessa.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

6

فَكَانَتْ هَبَآءً مُّنۢبَثًّا

Fe kanet hebaen mun bessa.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

7

وَكُنتُمْ أَزْوَٰجًا ثَلَـٰثَةً

Ve kuntum ezvacen selaseh.

(3-7) Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, (kimini) yükseltir, (kimini) alçaltır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

8

فَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَيْمَنَةِ

Fe ashabul meymeneti ma ashabul meymeneti.

Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

9

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْمَشْـَٔمَةِ

Ve ashabul meş'emeti ma ashabul meş'emeti.

Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

10

وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلسَّـٰبِقُونَ

Ves sabikunes sabikun.

(10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

11

أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْمُقَرَّبُونَ

Ulaikel mukarrebun.

(10-11) (İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

16

مُّتَّكِـِٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَـٰبِلِينَ

Muttekiine aleyha mutekabilin.

(15-16) Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

17

يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَٰنٌ مُّخَلَّدُونَ

Yetufu aleyhim vildanun muhalledun.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

18

بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ

Bi ekvabin ve ebarika ve ke'sin min main.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

19

لَّا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنزِفُونَ

La yusaddeune anha ve la yunzifun.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

20

وَفَـٰكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ

Ve fakihetin mimma yetehayyerun.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

21

وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Ve lahmi tayrin mimma yeştehun.

(17-21) Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

24

جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Cezaen bi ma kanu ya'melun.

(Bütün bunlar) işledikleri amellere karşılık bir mükafat olarak (verilir.)

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

25

لَا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا تَأْثِيمًا

La yesmeune fiha lagven ve la te'sima.

Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

27

وَأَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلْيَمِينِ

Ve ashabul yemini ma ashabul yemin.

Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

28

فِى سِدْرٍ مَّخْضُودٍ

Fi sidrin mahdud.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

29

وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ

Ve talhın mendud.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

30

وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ

Ve zıllin memdud.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

31

وَمَآءٍ مَّسْكُوبٍ

Ve main meskub.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

32

وَفَـٰكِهَةٍ كَثِيرَةٍ

Ve fakihetin kesirah

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

33

لَّا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍ

La maktuatin ve la memnuah.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

34

وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ

Ve furuşin merfuah.

(28-34) (Onlar), dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

36

فَجَعَلْنَـٰهُنَّ أَبْكَارًا

Fe cealna hunne ebkaran.

(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

38

لِّأَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Li ashabil yemin.

(36-38) Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

41

وَأَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ مَآ أَصْحَـٰبُ ٱلشِّمَالِ

Ve ashabuş şimali ma ashabuş şimal.

Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

42

فِى سَمُومٍ وَحَمِيمٍ

Fi semumin ve hamim.

(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

43

وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ

Ve zıllin min yahmum.

(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

44

لَّا بَارِدٍ وَلَا كَرِيمٍ

La baridin ve la kerim.

(42-44) Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

45

إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَبْلَ ذَٰلِكَ مُتْرَفِينَ

İnnehum kanu kable zalike mutrefin.

Çünkü onlar, bundan önce (dünyada varlık içinde) sefahata dalmış ve azgın kimselerdi.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

47

وَكَانُوا۟ يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَـٰمًا أَءِنَّا لَمَبْعُوثُونَ

Ve kanu yekulune e iza mitna ve kunna turaben ve iza men e inna le meb'usun.

Diyorlardı ki: "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

49

قُلْ إِنَّ ٱلْأَوَّلِينَ وَٱلْـَٔاخِرِينَ

Kul innel evveline vel ahirin.

(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

50

لَمَجْمُوعُونَ إِلَىٰ مِيقَـٰتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ

Le mecmuune ila mikati yevmin ma'lum.

(49-50) De ki: "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

51

ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا ٱلضَّآلُّونَ ٱلْمُكَذِّبُونَ

Summe innekum eyyuhed dallunel mukezzibun.

(51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

52

لَـَٔاكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ

Le akilune min şecerin min zakkumin.

(51-52) Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka (cehennemde) bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

59

ءَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلْخَـٰلِقُونَ

E entum tahlukunehu em nahnul halikun.

Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

60

نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ ٱلْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ

Nahnu kadderna beynekumul mevte ve ma nahnu bi mes- bukin.

(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

61

عَلَىٰٓ أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَـٰلَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِى مَا لَا تَعْلَمُونَ

Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fi ma la ta'lemun.

(60-61) Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. (Bu konuda) bizim önümüze geçilmez.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

62

وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُولَىٰ فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ

Ve lekad alimtumunneş etel ula fe lev la tezekkerun.

Andolsun, birinci yaratılışı(nızı) biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

64

ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ

E entum tezre unehu em nahnuz zariun.

Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

65

لَوْ نَشَآءُ لَجَعَلْنَـٰهُ حُطَـٰمًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ

Lev neşau le cealnahu hutamen fe zaltum tefekkehun.

Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz:

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

69

ءَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ ٱلْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنزِلُونَ

E entum enzeltumuhu minel muzni em nahnul munzilun.

Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

70

لَوْ نَشَآءُ جَعَلْنَـٰهُ أُجَاجًا فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ

Lev neşau cealnahu ucacen fe levla teşkurun.

Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

72

ءَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَآ أَمْ نَحْنُ ٱلْمُنشِـُٔونَ

E entum enşe'tum şecereteha em nahnul munşiun.

Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

73

نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلْمُقْوِينَ

Nahnu cealnaha tezkireten ve metaan lil mukvin.

Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

75

۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ

Fe la uksimu bi mevakiin nucum.

(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

76

وَإِنَّهُۥ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ

Ve innehu le kasemun lev ta'lemune azim.

(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

81

أَفَبِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ

E fe bi hazel hadisi entum mudhinun.

(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

82

وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ

Ve tec'alune rızkakum ennekum tukezzibun.

(81-82) Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

85

وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَـٰكِن لَّا تُبْصِرُونَ

Ve nahnu akrabu ileyhi minkum ve lakin la tubsirun

Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

86

فَلَوْلَآ إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ

Fe lev la in kuntum gayre medinin.

(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

87

تَرْجِعُونَهَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ

Terciuneha in kuntum sadikin.

(86-87) Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

88

فَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

Fe emma in kane minel mukarrebine.

(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

89

فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَعِيمٍ

Fe revhun ve reyhanun ve cennetu naim.

(88-89) Fakat (ölen kişi) Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naim cenneti vardır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

90

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Ve emma in kane min ashabil yemin.

(90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

91

فَسَلَـٰمٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَـٰبِ ٱلْيَمِينِ

Fe selamun leke min ashabil yemin.

(90-91) Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

92

وَأَمَّآ إِن كَانَ مِنَ ٱلْمُكَذِّبِينَ ٱلضَّآلِّينَ

Ve emma in kane minel mukezzibined dallin.

(92-93) Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →