Vâkıa Suresi 64. Ayet
Olay · Mekke · Sure 56 · Ayet 64/96
ءَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُۥٓ أَمْ نَحْنُ ٱلزَّٰرِعُونَ
E entum tezre unehu em nahnuz zariun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Siz mi bitiriyorsunuz onu? Yoksa biz miyiz bitiren?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Siz mi onu bitiyorsunuz, yoksa bitirenler biz miyiz?
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(63-64) Ektiğiniz tohuma baksanıza! Siz mi onu yetiştiriyorsunuz Biz mi?
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren Biz miyiz?
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Onu büyütüp yeşerten siz misiniz, yoksa Biz miyiz onun büyüyüp yeşermesinin sebebi?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onları bitiren siz misiniz; yoksa biz mi bitiriyoruz?
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa Biz mi?
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Onu siz mi yetiştiriyorsunuz; yoksa yetiştiren Biz miyiz?
İbni Kesir
Onu, siz mi bitiriyorsunuz, yoksa Biz miyiz, bitirenler?
Gültekin Onan
Onu sizler mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
O tohumu bitiren siz misiniz? Yoksa bitiren biz miyiz?
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Onu, siz mi bitiriyorsunuz, yoksa Biz miyiz, bitirenler?
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
63- Baksanıza o ektiğiniz tohuma! 64- Onu siz mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren biz miyiz? 65- Dileseydik onu çerçöpe dönüştürürdük de şaşar kalırdınız. 66- “Gerçekten biz ziyana uğradık.” 67- “Bilakis biz (rızıktan) mahrum bırakıldık.”(derdiniz).
63. Yüce Allah, bu buyrukları ile kullarına lütfunu hatırlatmakta ve bu yolla onları kendisini tevhîd etmeye, kendisine ibadet etmeye ve kendisine dönmeye davet etmektedir. Çünkü onlara kendileri için kolaylaştırmış olduğu ekin ekmek, meyve ve mahsuller edinmek gibi bir nimet vermiştir. Bu sayede onların zaruri ihtiyaçlarını ve menfaatlerini temin eden temel gıdalar, rızıklar ve meyveler ortaya çıkmaktadır ki bunlara karşı şükretmek ve haklarını edâ etmek şöyle dursun onları saymaya dahi güçleri yetmez. İhsan ettiği bu lütufları onlara itiraf ettirerek şöyle buyurmaktadır: 64. “Onu siz mi bitiriyorsunuz yoksa bitiren Biz miyiz?” Yani onları yerden bitki halinde çıkartanlar sizler misiniz? Onu büyütüp geliştirenler sizler misiniz? Başağını ve meyvesini çıkartan ve nihayet biçilecek tane haline getiren ve olgunlaştıran sizler misiniz? Yoksa bütün bunları tek başına yaratan ve size bu nimetleri ihsan eden Allah mıdır? Sizin bütün yaptığınız yeri sürmek, kazmak ve oraya tohum atmaktan ibarettir. Bundan sonra neler olduğunu bilemediğiniz gibi bunun ötesine de gücünüz yetmez. Bununla birlikte Yüce Allah, eğer onları korumasaydı, hayatta kaldıkları sürece ihtiyaçlarını karşılamasaydı ve insanların bir süreye kadar onlardan yararlanmaları için onların varlıklarını muhafaza etmeseydi o tohum ve ekinlerin tehlikelere maruz kalacağına dikkatlerini çekerek şöyle buyurmaktadır: 65. “Dileseydik onu” sürülmüş ekini ve mahsulleri “çerçöpe” faydası ve rızık özelliği olamayacak şekilde kuru ot kırıntılarına “dönüştürürdük de şaşar kalırdınız.” Uğraşıp didindikten, pek çok harcamalar yaptıktan sonra çerçöp olduğu için pişman olur, başınıza gelen musibete üzülürdünüz. Böylelikle neşeniz, sevinciniz kaybolur giderdi. 66. Ve derdiniz ki:“Gerçekten biz ziyana uğradık.” Yani malımız eksildi ve varlığımızı silip süpüren bir musibetle karşı karşıya kaldık. 67. Bundan sonra da bu musibetin başınıza neden geldiğini ve hangi sebepten dolayı böyle bir şeyle karşı karşıya kaldığınızı anlar ve şöyle derdiniz:“Bilakis biz (rızıktan) mahrum bırakıldık.” O halde Yüce Allah’a bu ekini sizin için yeşerttiği, sonra varlığını devam ettirip olgunlaştırdığı ve üzerine faydasından, hayır ve bereketinden sizi mahrum bırakacak afetler göndermediği için hamdedin.