Vâkıa Suresi 73. Ayet
Olay · Mekke · Sure 56 · Ayet 73/96
نَحْنُ جَعَلْنَـٰهَا تَذْكِرَةً وَمَتَـٰعًا لِّلْمُقْوِينَ
Nahnu cealnaha tezkireten ve metaan lil mukvin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Biz onu hem bir muhtıra kıldık hem de bir istifade; alandaki muhtaclar için.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Biz onu hem bir ihtar, hem de alandaki muhtaçlara (çöl yolcularına) faydalı kıldık;
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Biz onu hem bir ibret, hem çöl yolcularına bir faide kıldık.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Biz onu çölde, yolda bulunanlar ve muhtaçlar için hem bir ders, hem de istifade vesilesi kıldık.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Onu (Bizi) hatırlamanı(zı)n bir vasıtası ve (hayatlarının) yabaniliği içinde kaybolmuş ve acıkıp susamış bütün insanlar için bir rahatlama vasıtası yaptık.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Biz, onu bir ibret ve ihtiyaç sahipleri için faydalı kıldık.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Biz, onu bir hatırlatma ve ihtiyaç sahipleri için bir yararlanma kaynağı yaptık.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Onu bir ders ve gereksinimi olanlar için yarar kaynağı yaptık.[497]
Tefsir / dipnot (1)
"Gereksinimi olanlar" tanımlaması, kimi Kur'an çevirilerinde, "Çöl yolcuları" veya "Issız yerlerde yaşayanlar" veya "Tutuşturanlar" veya "Acıkıp susamış tüm insanlar" veya "Boş arazide yolculuk yapanlar" biçiminde çevrilmiştir.
İbni Kesir
Biz, onu bir ibret ve konaklayanlar için faydalı kıldık.
Gültekin Onan
Biz onu hem bir öğüt ve hatırlatma (konusu), hem ihtiyacı olanlara bir meta kıldık.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Biz bu ateşi, ahiret ateşini size hatırlatan bir ibret ve sizden yolculuk edenler için bir faydalanma kıldık.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Biz, onu bir ibret ve konaklayanlar için faydalı kıldık.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
71- Tutuşturduğunuz ateşe de bir bakın! 72- Onun ağacını siz mi yarattınız yoksa yaratan biz miyiz? 73- Biz onu bir öğüt vesilesi ve yolcular için de bir nimet kıldık. 74- O halde yüce Rabbinin adını tesbih et.
71-72. Bu da insanların kendisi olmasa hayatlarını devam ettiremeyecekleri temel ve zaruri ihtiyaçlar kapsamındaki bir nimettir. İnsanlar pek çok işlerinde ve gereklerinde ona ihtiyaç duyarlar. Yüce Allah ağaçlarda (potansiyel olarak) var ettiği ateş nimetini hatırlatmaktadır. İnsanların onun ağacını yaratmaya güç yetiremeyeceklerini ve Yüce Allah’ın ateşi yeşil ağaçta yaratmış olduğunu onlara da itiraf ettirmektdir. Bakarsın ki o, kulların ihtiyacı oranında bir ateş halini alır. İhtiyaçlarını gördükleri vakit de onu söndürürler. 73. “Biz onu” kullar için hem Rablerinin nimetini hatırlatan hem de Allah’ın isyankârlara hazırlamış olduğu ve kulları nimet yurduna sevkeden itici bir unsur kılıdığı cehennem ateşini hatırlatan “bir öğüt vesilesi ve yolcular” ile diğer yararlananlar “için bir nimet kıldık.” Yüce Allah’ın özellikle yolcuları söz konusu etmesi, yolcuların ondan yararlanmasının başkalarına göre daha ileri derecede oluşundan ya da dünyanın tümünün bir yolculuk yurdu olmasından dolayıdır. Zira kul, doğduğundan itibaren Rabbine doğru yolculuk eder. İşte bu ateşi Yüce Allah, bu dünya yurdunun yolcuları için bir fayda ve ebedilik yurdu için öğüt ve ibret kılmıştır.
74. Yüce Allah, kulları tarafından övülmeyi, şükredilmeyi ve ibadet edilmeyi gerektiren birtakım nimetlerini söz konusu ettikten sonra tesbih ve tazim edilmesini emrederek şöyle buyurmaktadır: "O halde yüce Rabbinin adını tesbih et.” İsim ve sıfatları kemâl derecesinde, ihsan ve bağışları pek çok olan pek büyük Rabbini tüm eksikliklerden tenzih et. Kalbinle, dilinle ve azalarınla O’na hamdet. Çünkü O, buna layıktır. Şükredilmek O’nun hakkıdır. O’na nankörlük edilmemelidir. O’nu hatırlamak, unutmamak; O’na itaat etmek, isyan etmemek gerekir.