الرحمن
Rahmân Suresi
“Merhametli” · 78 ayet · Medine'de indi · İniş sırası 97
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلرَّحْمَـٰنُ
Er rahman.
(1-2) Rahman, Kur'an'ı öğretti.
عَلَّمَ ٱلْقُرْءَانَ
Allemel kur'an.
(1-2) Rahman, Kur'an'ı öğretti.
خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ
Halakal insan.
İnsanı yarattı.
عَلَّمَهُ ٱلْبَيَانَ
Allemehul beyan.
Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.
ٱلشَّمْسُ وَٱلْقَمَرُ بِحُسْبَانٍ
Eş şemsu vel kameru bi husban.
Güneş ve ay bir hesaba göre hareket etmektedir.
وَٱلنَّجْمُ وَٱلشَّجَرُ يَسْجُدَانِ
Ven necmu veş şeceru yescudan.
Otlar ve ağaçlar (Allah'a) boyun eğerler.
وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلْمِيزَانَ
Ves semae refeaha ve vedaal mizan.
Göğü yükseltti ve ölçüyü koydu.
أَلَّا تَطْغَوْا۟ فِى ٱلْمِيزَانِ
Ella tatgav fil mizan.
Ölçüde haddi aşmayın.
وَأَقِيمُوا۟ ٱلْوَزْنَ بِٱلْقِسْطِ وَلَا تُخْسِرُوا۟ ٱلْمِيزَانَ
Ve ekimul vezne bil kıstı ve la tuhsırul mizan.
Tartıyı adaletle yapın, teraziyi eksik tutmayın.
وَٱلْأَرْضَ وَضَعَهَا لِلْأَنَامِ
Vel arda vedaaha lil enam.
Allah, yeri yaratıklar için var etti.
فِيهَا فَـٰكِهَةٌ وَٱلنَّخْلُ ذَاتُ ٱلْأَكْمَامِ
Fiha fakihetun vennahlu zatul ekmam.
Orada meyve(ler) ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
وَٱلْحَبُّ ذُو ٱلْعَصْفِ وَٱلرَّيْحَانُ
Vel habbu zul asfi ver reyhan.
Yapraklı taneler, hoş kokulu bitkiler vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
خَلَقَ ٱلْإِنسَـٰنَ مِن صَلْصَـٰلٍ كَٱلْفَخَّارِ
Halakal insane min salsalin kel fehhar.
Allah, insanı pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.
وَخَلَقَ ٱلْجَآنَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ
Ve halakal canne min maricin min nar.
"Cin"i de yalın bir ateşten yarattı.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
رَبُّ ٱلْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ ٱلْمَغْرِبَيْنِ
Rabbul meşrikayni ve rabbul magribeyn.
O, iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
مَرَجَ ٱلْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ
Merecel bahreyni yeltekıyan.
(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar.
بَيْنَهُمَا بَرْزَخٌ لَّا يَبْغِيَانِ
Beynehuma berzehun la yebgıyan.
(Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
يَخْرُجُ مِنْهُمَا ٱللُّؤْلُؤُ وَٱلْمَرْجَانُ
Yahrucu min humel luluu vel mercan.
O denizlerin her ikisinden de inci ve mercan çıkar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
وَلَهُ ٱلْجَوَارِ ٱلْمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلْبَحْرِ كَٱلْأَعْلَـٰمِ
Ve lehul cevaril munşeatu fil bahri kel alam.
Denizde akıp giden dağlar gibi yüksek gemiler de O'nundur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ
Kullu men aleyha fan.
Yer üzerinde bulunan her canlı yok olacaktır.
وَيَبْقَىٰ وَجْهُ رَبِّكَ ذُو ٱلْجَلَـٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
Ve yebka vechu rabbike zul celali vel ikram.
Ancak azamet ve ikram sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
يَسْـَٔلُهُۥ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِى شَأْنٍ
Yes' eluhu men fis semavati vel ard, kulle yevmin huve fi şe'nin.
Göklerde ve yerde bulunanlar, (her şeyi) O'ndan isterler. O, her an yeni bir ilahi tasarruftadır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
سَنَفْرُغُ لَكُمْ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ
Se nefrugu lekum eyyuhes sekalan.
Yakında sizi de hesaba çekeceğiz, ey cinler ve insanlar!
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
يَـٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ وَٱلْإِنسِ إِنِ ٱسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا۟ مِنْ أَقْطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ فَٱنفُذُوا۟ ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَـٰنٍ
Ya ma'şerel cinni vel insi inisteta'tum en tenfuzu min aktaris semavati vel ardı fenfuz, la tenfuzune illa bi sultan.
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin uçlarından bucaklarından geçip gitmeye gücünüz yeterse geçip gidin. Büyük bir güç olmadıkça geçip gidemezsiniz.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
يُرْسَلُ عَلَيْكُمَا شُوَاظٌ مِّن نَّارٍ وَنُحَاسٌ فَلَا تَنتَصِرَانِ
Yurselu aleykuma şuvazun min narin ve nuhasun fe la tentesıran.
Üstünüze ateşten yalın bir alevle kıpkızıl bir duman gönderilir de kendinizi koruyamazsınız.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَٱلدِّهَانِ
Fe izen şakkatis semau fe kanet verdeten keddihan.
Gök yarılıp da, yanıp kızaran yağ gibi kırmızı gül haline geldiği zaman (haliniz ne olur?)
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُسْـَٔلُ عَن ذَنۢبِهِۦٓ إِنسٌ وَلَا جَآنٌّ
Fe yevme izin la yus'elu an zenbihi insun ve la cann.
İşte o gün ne insana, ne cine günahı sorulmayacak.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
يُعْرَفُ ٱلْمُجْرِمُونَ بِسِيمَـٰهُمْ فَيُؤْخَذُ بِٱلنَّوَٰصِى وَٱلْأَقْدَامِ
Yu'reful mucrımune bi simahum fe yu'hazu bin nevasi vel akdam.
Suçlular simalarından tanınır da, perçemlerinden ve ayaklarından yakalanırlar.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِهَا ٱلْمُجْرِمُونَ
Hazihi cehennemulleti yukezzibu bi hel mucrimun.
İşte bu suçluların yalanladıkları cehennemdir.
يَطُوفُونَ بَيْنَهَا وَبَيْنَ حَمِيمٍ ءَانٍ
Yetufune beyneha ve beyne hamimin an.
Onlar, cehennem ateşi ile yüksek derecede kaynar su arasında gider gelirler.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
وَلِمَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ
Ve li men hafe makame rabbihi cennetan.
Rabbinin huzurunda (hesap vermek üzere) duracağından korkan kimseye iki cennet vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
ذَوَاتَآ أَفْنَانٍ
Zevata efnan.
İki cennet de (ağaçlar, meyveler, rengarenk bitkiler gibi) çeşit çeşit güzelliklerle bezenmiştir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِمَا عَيْنَانِ تَجْرِيَانِ
Fihi ma aynani tecriyan.
İçlerinde akan iki pınar vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ زَوْجَانِ
Fihi ma min kulli fatihetin zevcan.
İkisinde de her meyveden çift çift vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشٍۭ بَطَآئِنُهَا مِنْ إِسْتَبْرَقٍ ۚ وَجَنَى ٱلْجَنَّتَيْنِ دَانٍ
Muttekiine ala furuşin betainuha min istebrak, ve cenel cenneteyni dan.
Onlar astarları kalın ipekten olan döşeklere yaslanırlar. Bu iki cennetin meyveleri (zahmetsizce alınacak kadar) yakındır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِنَّ قَـٰصِرَٰتُ ٱلطَّرْفِ لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ
Fihinne kasiratut tarfi lem yatmishunne insun kablehum ve la cann.
Oralarda bakışlarını sadece eşlerine çevirmiş dilberler vardır. Onlara eşlerinden önce ne bir insan, ne bir cin dokunmuştur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
كَأَنَّهُنَّ ٱلْيَاقُوتُ وَٱلْمَرْجَانُ
Ke enne hunnel yakutu vel mercan.
Onlar sanki yakut ve mercandır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
هَلْ جَزَآءُ ٱلْإِحْسَـٰنِ إِلَّا ٱلْإِحْسَـٰنُ
Hel cezaul ihsani illel ihsan.
İyiliğin karşılığı, yalnız iyiliktir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
وَمِن دُونِهِمَا جَنَّتَانِ
Ve min dunihima cennetan.
Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
مُدْهَآمَّتَانِ
Mud hammetan.
O iki cennet koyu yeşil renktedir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِمَا عَيْنَانِ نَضَّاخَتَانِ
Fihi ma aynani neddahatan.
İçlerinde kaynayan iki pınar vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِمَا فَـٰكِهَةٌ وَنَخْلٌ وَرُمَّانٌ
Fihi ma fakihetun ve nahlun ve rumman.
İçlerinde her türlü meyve, hurma ve nar vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
فِيهِنَّ خَيْرَٰتٌ حِسَانٌ
Fihinne hayratun hisan.
Onlarda huyları güzel, yüzleri güzel dilberler vardır.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
حُورٌ مَّقْصُورَٰتٌ فِى ٱلْخِيَامِ
Hurun maksuratun fil hiyam.
Onlar, çadırlara kapanmış hurilerdir.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَآنٌّ
Lem yatmishunne insun kablehum ve la cann.
Onlara, eşlerinden önce ne bir insan ne bir cin dokunmuştur.
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفْرَفٍ خُضْرٍ وَعَبْقَرِىٍّ حِسَانٍ
Muttekiine ala refrefin hudrin ve abkariyyin hisan.
Onlar yeşil yastıklara ve güzel yaygılara yaslanırlar, (nimetlenirler).
فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
Fe bi eyyi alai rabbikuma tukezziban.
O halde, Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
تَبَـٰرَكَ ٱسْمُ رَبِّكَ ذِى ٱلْجَلَـٰلِ وَٱلْإِكْرَامِ
Tebarekesmu rabbike zil celali vel ikram.
Azamet ve ikram sahibi Rabbinin adı yücedir.