Vâkıa Suresi 46. Ayet
Olay · Mekke · Sure 56 · Ayet 46/96
وَكَانُوا۟ يُصِرُّونَ عَلَى ٱلْحِنثِ ٱلْعَظِيمِ
Ve kanu yusirrune alel hınsil azim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve büyük cinayete ısrar ediyorlardı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Büyük günahda ısrar ediyorlardı;
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
O büyük günah üzerinde ısrar ederlerdi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
O en büyük günahta, şirkte ısrar ederlerdi.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
çirkin günahlar işlemekte inat ediyorlardı,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Büyük ihanette ısrar ediyorlardı.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ve büyük suçu işlemekte direniyorlardı.
İbni Kesir
Ve büyük günah işlemekte direnip dururlardı.
Gültekin Onan
Onlar, büyük günah üzerinde ısrarlı davrananlardı.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Allah'ı küfretmek ve O'nun dışında putlara ibadet etmekte ısrar ediyorlardı.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Ve büyük günah işlemekte direnip dururlardı.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
41- Amel defterleri soldan verilecek olanlar, ne bedbahttır amel defterleri soldan verilecek olanlar! 42- İçlerine işleyen bir sıcak ve kaynar bir su içinde, 43- Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar; 44- O (gölge) ne serindir ne de hoş. 45- Çünkü onlar, bundan önce refah içinde şımarmış kimselerdi. 46- Büyük günah üzerinde ısrar ederlerdi. 47- Ve şöyle derlerdi:“Biz ölüp de toprak ve kemik olduğumuz vakit, evet biz (bu hale geldikten sonra) mı diriltileceğiz?!” 48- “Geçmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?!”
41. “Amel defterleri soldan verilecek olanlar”dan kasıt cehennemlikler ve kötü amel sahibi kimselerdir. Yüce Allah onlara layık olan bazı azapları söz konusu etmekte ve onlarla ilgili olarak bize şunları haber vermektedir: 42. Yani cehennem ateşinin sıcaklığından dolayı oldukça sıcak bir rüzgâra maruz kalacaklardır. Bu rüzgâr nefeslerini tıkayacak ve onları alabildiğine rahatsız edecektir. "Ve kaynar” sıcaklığından dolayı bağırsaklarını koparıp paramparça edecek “bir su içinde” 43. “Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.” Dumanla karışık ateş alevi içinde olacaklardır. 44. “O serin de değildir. Faydası da yoktur.” O gölgenin serinliği de olmayacaktır, hoş bir yönü de. Yani orada üzüntü, gam, keder ve kötülük bulunacaktır; azıcık da olsa iyi hiçbir şey olmayacaktır. Çünkü bir şeyin olmadığını söylemek, aksinin varlığını söz konusu etmek demektir.
45. Daha sonra cehennemlikleri böyle bir cezaya maruz bırakan amellerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:“Çünkü onlar, bundan önce refah içinde şımarmış kimselerdi.” Dünya onları alabildiğine oyalamıştı. Onlar dünya için çalışmış, dünya nimetlerinden oldukça yararlanmış, bunun sonucunda da uzun emeller onları oyalayarak güzel amellerde bulunmalarını engellemişti. İşte Yüce Allah’ın kendilerini yermesine sebep olan rahat yaşayış ve refah budur. 46. “Büyük günah üzerinde ısrar ederlerdi.” Pek büyük günahlar işler, bunlardan tevbe etmez, bunlar dolayısı ile pişmanlık duymazlardı. Aksine yüce Mevlâlarını gazaplandıracak şeyleri ısrarla yaparlardı. Bu yüzden O’nun huzuruna, bağışlanıp affolunmamış pek çok ağır günah yükü ile gelmişlerdir. 47-48. Hem onlar öldükten sonra dirilişi de inkâr ediyor ve bunun gerçekleşmesinin uzak bir ihtimal olduğunu ifade ederek şöyle diyorlardı:“Biz ölüp de toprak ve kemik olduğumuz vakit, evet biz (bu hale geldikten sonra) mı diriltileceğiz?! Geçmiş atalarımız da mı (diriltilecek)?” Biz ölümden sonra çürüyüp toprak ve kemikler haline geldikten sonra nasıl diriltileceğiz? Böyle bir şey imkânsızdır, diyorlardı.
Yüce Allah, onlara cevap olmak üzere şöyle buyurmaktadır: