Vâkıa Suresi 94. Ayet
Olay · Mekke · Sure 56 · Ayet 94/96
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
Ve tasliyetu cahim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Bir de cehenneme atılma vardır.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve yaslanacağı Cahimdir
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
ve yaslanacağı cehennemdir!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
ve cehenneme bir atılış.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve cehenneme atılma var.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
(92-94) Ama eğer dini yalan sayan sapıklardan ise onun ziyafeti kaynar su, peşinden de cehenneme atılış olacak.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
ve alev saçan bir ateşin sıcaklığı!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Ve cehenneme atılış...
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Ve Cehennem'e atılma vardır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ve cehenneme atılmak.
İbni Kesir
Ve cehenneme atılış.
Gültekin Onan
Ve çılgınca yanan ateşe bir atılma da.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onun için cehennem ateşinde yanmak vardır.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Ve cehenneme atılış.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
88- Eğer o (ölü) Allah'a yakın kullardan ise; 89- Artık (onun için) bir rahatlık, hoş nimetler ve Naim cenneti vardır. 90- Eğer amel defterleri sağdan verilenlerden ise, 91- “Amel defterleri sağdan verilenlerden sana selam olsun!”(denir ona). 92- Ama eğer sapık yalanlayıcılardan ise; 93- Artık (onun için) kaynar sudan bir ziyafet, 94- Ve cehenneme girip yanmak (vardır). 95- Şüphesiz ki bu, kesin hakikatin ta kendisidir. 96- O halde yüce Rabbinin adını tesbih et!
88-89. Yüce Allah, yakın (mukarreb) kulların, amelleri sağ taraflarındna verilenlerin ve yalanlayıcı sapıkların ebedilik yurdundaki durumlarını, sûrenin baş taraflarında söz konusu etmişti. Şimdi de ölüm esnasındaki hallerini sûrenin bu son kısımlarında zikrederek şöyle buyurmaktadır: "Eğer o (ölü) Allah'a yakın kullardan ise” yani ölen kişi Allah’a yakın, farz ve müstehabları edâ etmek, haramları, mekruhları ve gereksiz mubahları terk etmek sureti ile O’na yakınlaşmaya çalışan kimselerden ise “artık” onun için “bir rahatlık” huzur, sevinç, kalp ve ruh nimetleri ve “hoş nimetler” vardır. Bu da yiyecek, içecek ve başka türlerden olan her türlü bedenî nimeti kapsamına alan bir ifadedir. Bunun bilinen anlamda hoş koku olduğu da söylenmiştir. O vakit bu, bir şeyi zikredip onun genel türünü kasdetmek kabilinden olur. “Ve Naîm cenneti vardır.” İçinde hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insan kalbinin hatırından geçirmediği ve daha önceki iki hususu (rahatı ve hoş nimetleri) kendisinde toplayan nimet dolu cennetler vardır. İşte Allah'a yakın (mukarreb) kullar, ölümleri esnasında sevinç ve mutluluktan adeta ruhları uçuracak olan bu bu müjde ile müjdelenirler. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Muhakkak, Rabbimiz Allah’tır, deyip sonra dosdoğru olanların üzerine melekler: Korkmayın, üzülmeyin ve size vaadolunan cennetle sevinin, diyerek inerler. Dünya hayatında da âhirette de sizin en yakın dostlarınız biziz. Orada canlarınız neyi arzu ediyorsa, orada neyi istiyorsanız sizin için vardır. Çok bağışlayıcı ve pek merhametli (Allah'tan) bir ikram ve ihsan olmak üzere.”(Fussilet, 41/30-32) Yüce Allah’ın: “Onlar için dünya hayatında da âhirette de müjde vardır.”(Yunus, 10/64) buyruğundaki müjde de burada sözü edilen müjde diye açıklanmıştır ki o da dünya hayatındaki müjdedir.
90. “Eğer amel defterleri sağdan verilenlerden ise...” Bunlar, farzları edâ eden ve haramları terk eden, bununla birlikte iman ve tevhîdlerine halel getirmeyecek bazı hakları yerine getirmekte kısmen kusur işleyen kimselerdir. 91. İşte bunlardan olan kimseye:“Amel defterleri sağdan verilenlerden sana selam olsun” denir. Yani kardeşlerin olan bu kimselerden sana selâm vardır, denilir. Bu da şu demektir: O, onlara ulaştığında ve onlar da onu karşıladığında onu selâmlayacaklardır. Yahut da ona şöyle denilecektir: Her türlü afet, belâ ve azaptan yana sana esenlik vardır. Çünkü sen amel defterleri sağdan verilenlerden yani helâk edici günahlardan uzak bir kimsesin.
92-94. “Ama eğer sapık yalanlayıcılardan ise” hakkı yalanlayıp hidâyetten sapan kimselerden ise “artık (onun için) kaynar sudan bir ziyafet ve cehenneme girip yanmak vardır.” Rablerinin huzuruna varacakları gündeki ziyafetleri, onları çepeçevre kuşatacak ve acısı kalplerine kadar varacak olan cehennem ateşine girip yanmak olacaktır. Aşırı derecedeki susuzluktan dolayı yardım isteyecekleri vakit de “erimiş maden gibi yüzleri kavuran bir su ile yardımlarına varılacaktır. O, ne fena içecektir ve orası ne kötü bir konaktır!”(el-Kehf, 18/29)
95. “Şüphesiz ki bu” Yüce Allah’ın sözünü ettiği hayrı ile şerri ile kulların amellerinin karşılığı ve buna dair etraflı bilgiler; “kesin hakikatin ta kendisidir.” Bunda şüphe ve tereddüdü gerektirecek bir taraf yoktur. Aksine bunlar gerçekleşmesi muhakkak ve kaçınılmaz olan değişmez haktır. Yüce Allah kullarına, buna dair kat’î delilleri göstermiştir. O kadar ki olgun akıl sahiplerine göre onlar, bunu adeta tatmış, hakikatine şahitlik etmiş gibidirler. Bundan dolayı da Yüce Allah’a özellikle kendilerine ihsan etmiş olduğu bu pek büyük nimet ve muazzam bağışından dolayı hamd-u senâ ederler. Bundan dolayı Yüce Allah devamla şöyle buyurmaktadır:
96. Pek büyük ve yüce olan Rabbimizi tesbih ederiz! O, zalimlerin ve inkârcıların söylediklerinden münezzehtir ve yücedir. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a mübarek, tertemiz ve pek çok hamd-u senâlar olsun.
Vakıâ Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.
***