Vâkıa Suresi 75. Ayet
Olay · Mekke · Sure 56 · Ayet 75/96
۞ فَلَآ أُقْسِمُ بِمَوَٰقِعِ ٱلنُّجُومِ
Fe la uksimu bi mevakiin nucum.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(75-76) Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Artık yok, o nücumun mevkı'lerine kasem ederim
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Artık yok, yıldızların yerlerine yemin ederim;
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Hayır (hakıykatler kafirlerin dedikleri gibi değildir). İşte yıldızların düşdüğü yerlere andediyorum.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yoo, yıldızların yerlerine yemin ederim,
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Hayır! Vakit vakit inen Kur'an'a yemin ederim ki,
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Hayır, (bu Kuran'ın) parçalar halinde indirilişini tanıklığa çağırırım,
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim ki!
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Hayır, yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yoo! Yemin olsun; yıldızların düştükleri yere![498]
Tefsir / dipnot (1)
İşte, bir bilgi ayeti: Yıldızların yakıtı hidrojendir. Işıma kaynakları ise füzyon enerjisidir. Hidrojeni biten yıldızlar ışıma yapamazlar ve çökerler. Çökerken oluşan büyük patlama, Süpernova Patlaması olarak isimlendirilir. Bu patlamayı, karadelik oluşumu izler. Kur'an'da, "Yıldızların düştükleri yer" olarak anlatılan karadeliklerin çekim gücünden, ışık ve gezegenlerin kurtulması olanaksızdır. Karadeliklerin bir c.[3] 'lük kesitinin, güneşin çekim gücüne denk olduğu, güneşin çekim gücünün ise yer çekiminden yirmi sekiz kat daha güçlü olduğu düşünüldüğünde, olgunun boyutları ortaya çıkar. Gökbilimi tarihinin en büyük patlaması.[1999] yılında gözlemlendi. Patlama öylesine güçlü oldu ki, eğer birkaç bin ışık yılı uzaklıkta olsaydı, yeryüzünde hiçbir canlı kalmayacaktı. Evrenlerin oluşumunu keşfetmek amacını taşıyan ve başlangıç bütçesi on milyar dolar olan CERN Deneyi.[10] Eylül, 2008'de başladı ve ilk yıllardaki denemeleri başarısız oldu. Fransa-İsviçre sınırında, yerin yüz metre altından geçen yirmi yedi kilometre uzunluğundaki dairesel tünelde, bir karadelik oluşturabilmek amacıyla, dünyanın en büyük Parçacık Fiziği Laboratuvarı kuruldu. Bu tünelde, iki bin ton ağırlığındaki dev bir mıknatıs aracılığıyla, ağır kurşun yükünlerinden oluşan proton desteleri ışık hızıyla karşılıklı çarpıştırıldığında, güneşin merkezindeki sıcaklıktan bir milyon kat daha aşkın sıcaklık saptandı. Yaklaşık on dört milyar yıl önce oluştuğu varsayılan büyük patlama sırasında evrenleri oluşturduğu varsayılan ilk parçayı araştıran dev bütçeli CERN Deneyi, iki bilim insanına Nobel Fizik Ödülü kazandırmasına karşın, gizemlerinin küçük bir bölümü bile çözülemeyen evrenlerin yaratılışı ve akıllara durgunluk veren işleyişi konusundaki araştırmalar sonsuza dek sürecek gibi görünüyor. Ve yıldızların düştükleri yer, bin dört yüz yıl önce indirilen Kur'an'da, "Büyük bir yemindir bu!" vurgusuyla anlatılıyor.
İbni Kesir
Hayır yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;
Gültekin Onan
Hayır, yıldızların yer (mevki)lerine yemin ederim.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Yüce Allah, yıldızların yer ve yörüngelerine yemin etmiştir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Hayır yıldızların yerleri üzerine yemin ederim;
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
75- Yıldızların battıkları yerlere yemin ederim; 76- Ki eğer bilirseniz bu, gerçekten büyük bir yemindir. 77- Şüphesiz o, çok değerli bir Kur’ân’dır. 78- Saklı bir Kitaptadır. 79- Ona tertemiz olanlardan başkası el süremez. 80- O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. 81- Şimdi siz bu sözü mü hafife alıyorsunuz? 82- Size verilen rızka yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? 83- Hele can boğaza gelince; 84- O vakit siz bakar durursunuz. 85- Biz ise o (ölmekte olana) sizden daha yakınızdır; ama siz görmezsiniz. 86- Madem ki siz (dirilip) hesaba çekilmeyeceksiniz; 87- Haydi, (bu iddianızda) samimiyseniz, o canı (bedene) geri döndürsenize!
75. Yüce Allah, yıldızlara ve yıldızların batış yerlerine ve Yüce Allah’ın o sırada meydana getirdiği ve O’nun azametine, büyüklüğüne ve tevhîdine delil olan olaylara yemin etmektedir. 76. Daha sonra hakkında yemin ettiği bu hususların büyüklüğüne dikkat çekerek şöyle buyurmaktadır:“Ki eğer bilirseniz bu, gerçekten büyük bir yemindir.” Bu yeminin büyük olması yıldızların, onların akıp gitmesinin ve batış yerlerine kaymalarının, pek çok delil ve ibretleri ihtiva etmesinden dolayıdır ki bunların tümünü sayıp dökmeye imkân yoktur. Kendisi için yemin edilen husus ise Kur’ân-ı Kerîm’dir. Onun hak olduğu, hakkında herhangi bir şüphenin söz konusu olmadığı ve ona herhangi bir şüphenin ulaşamadığı gerçeğidir:
77. “Şüphesiz o, çok değerli bir Kur’ân’dır.” Yani hayırları pek çoktur. İlmi oldukça fazladır. Her türlü hayır ve ilim ancak Yüce Allah’ın Kitabından çıkartılır ve ondan anlaşılır.
78. “Saklı” yani insanların gözlerinin göremeyeceği “bir Kitaptadır.” Bu saklı kitap ise Levh-i Mahfûzdur. Yani bu Kur’ân-ı Kerîm, Levh-i Mahfuzda yazılıdır. Allah nezdinde de mele-i a’lâdaki melekler nezdinde de ta’zim gören bir kitaptır. Saklı Kitaptan maksadın Yüce Allah’ın vahiy ve risaleti için indirdiği meleklerin ellerinde bulunan kitap olma ihtimali de vardır. Bundan kasıt da şu olur: Bu Kitap, şeytanların göremeyeceği şekilde saklıdır. Onlar onu değiştiremezler. Ona herhangi bir şey ilave edemez, ondan bir şey eksiltemez ve ona herhangi bir yolla ulaşamazlar.
79. “Ona tertemiz olanlardan başkası el süremez.” Yani Kur’ân-ı Kerîm’e ancak Yüce Allah’ın türlü afetlerden, günahlardan ve kusurlardan tertemiz kıldığı melâike-i kiram dokunabilir. Ona ancak iyiden iyiye temizlenmiş kimseler el sürebildiğine, pis ve murdarlar ile şeytanlar ona el sürmeye güç yetiremeyeceklerine ve ona yaklaşamayacaklarına göre âyet-i kerime -dikkat çekme yolu ile- Kur’ân-ı Kerim’e temizlenmiş/abdestli kimseden başkasının el sürmesinin caiz olmayacağına da delildir. Nitekim bu konuda hadisler de gelmiştir. Bu sebeple bu ayetin emir manasında bir haber olduğu söylenmiştir. Yani “Kur'ân’a temiz olanlardan başkası el sürmesin.” demektir.
80. “O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir.” Yani bu üstün sıfatlara sahip Kur’ân-ı Kerîm, kullarını dinî ve dünyevî nimetleri ile görüp gözeten âlemlerin Rabbi tarafından indirilmiştir. Kullarını kendisi ile görüp gözettiği en üstün ve en değerli şey ise Kur’ân’dır. Bu Kur’ân, dünya ve âhiret maslahatlarını kapsayan bir kitaptır. Allah, bununla kullarına şükrünün altından kalkamayacakları şekilde merhamet etmiş bulunmaktadır. Onların görevlerinden birisi de bu Kur’ân’ın gereklerini yerine getirmek, onu açıklayıp ilan etmek, ona davet edip onu açıktan açığa bildirmektir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
81. “Şimdi siz bu sözü” bu pek büyük Kitab’ı ve hikmet dolu öğüdü “mü hafife alıyorsunuz?” Bundan dolayı mı gizlenip saklanıyorsunuz? İnsanlardan, onların kınamalarından ve dillerine düşmekten mi korkuyorsunuz? Buna gerek yok. Bu yakışmaz da. Çünkü bu gibi tutumlar sözüne güvenmeyen kimsenin yapacağı işlerdir. Kur’ân-ı Kerîm ise haktır. Öyle ki kim onu yenik düşürmek isterse mutlaka karşısında yenilgiye uğrar, kim kendisine karşı hücuma geçmeye kalkışırsa mutlaka Kur’ân ona üstün gelir. O hiçbir şekilde gizlenip örtülecek bir Kitap değildir. Aksine o, açıkça ortaya konmalı ve ilan edilmelidir.
82. “Size verilen rızka yalanlayarak mı şükrediyorsunuz?” Allah’ın size lütfettiği rızka siz, yalanlama ve Allah’ın nimetini inkâr/nankörlükle mi karşılık veriyorsunuz? “Falan yıldız sebebiyle yağmura kavuştuk”, diyor ve nimeti gerçek ihsan edicisinden ve gerçek sahibinden başkasına mı izafe ediyorsunuz? Yağmur yağdırdığında O’nun bu lütuf ve ihsanından ötürü Allah’a şükretmeniz gerekmez mi? Ki O da size lütfunu daha çok ihsan etsin. Çünkü yalanlamak, küfür ve nankörlük, nimetlerin kaldırılmasına, azap ve musibetlerin gelip çatmasına sebep olur.
83-85. Yani can gelip boğaza dayandığında ve sizler ölüm döşeğinde bu halde can çekişen kimseye bakıp durduğunuzda, biz ilmimizle ve meleklerimiz ile sizden ona daha yakınızdır. Ama siz bunu göremezsiniz.
86-87. Eğer iddia ettiğiniz gibi gerçekten sizler öldükten sonra diriltilmeyecek, hesap görmeyecek ve amellerinizin karşılığını almayacaksanız ruhu bedene “geri döndürsenize!” Halbuki sizler de onu geri çevirmekten aciz olduğunuzu itiraf etmektesiniz. O halde sizler ya Muhammed aallalahu aleyhi ve sellem’in getirdiği hakkı ikrar ve kabul edeceksiniz ya da inatlaşmaya devam edeceksiniz, böylelikle de sizin durumunuz ve kötü âkıbetiniz açıkça bilinmiş olacaktır.