القلم

Kalem Suresi

“Kalem” · 52 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 2

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ

Nun vel kalemi ve ma yesturun.

(1-2) Nun. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ

Ma ente bi ni'meti rabbike bi mecnun.

(1-2) Nun. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ

Ve inne leke le ecren gayre memnun.

Şüphesiz sana tükenmez bir mükafat vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ

Fe se tubsıru ve yubsırun.

(5-6) Hanginizin deli olduğunu yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ

İnne rabbeke huve a'lemu bi men dalle an sebilihi ve huve a'lemu bil muhtedin.

Şüphesiz senin Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi daha iyi bilir. O, hidayete erenleri de daha iyi bilir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ

Veddu lev tudhinu fe yudhinun.

İstediler ki, yumuşak davranasın, böylece onlar da yumuşak davransınlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ

Ve la tutı' kulle hallafin mehin.

(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ

Hemmazin meşşain bi nemim.

(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ

Mennaın lil hayri mu'tedin esim.

(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ

Utullin ba'de zalike zenim.

(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ

En kane za malin ve benin.

(10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba; bütün bunların ötesinde bir de soysuz olan kimseye mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ

İza tutla aleyhi ayatuna kale esatirul evvelin.

Ayetlerimiz kendisine okunduğu zaman, "Öncekilerin masalları!" der.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا بَلَوْنَـٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَـٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

İnna belevnahum ke ma belevna ashabel cenneh, iz aksemule yasri munneha musbihin.

Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ

Fe tafe aleyha taifun min rabbike ve hum naimun.

Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ

Fe tenadev musbihin.

(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَـٰرِمِينَ

Enıgdu ala harsikum in kuntum sarımin.

(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَـٰفَتُونَ

Fentaleku ve hum yetehafetun.

(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ

En la yedhulennehel yevme aleykum miskin.

(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍ قَـٰدِرِينَ

Ve gadev ala hardin kadirin.

(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ

Fe lemma reevha kalu inna le dallun.

Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

Kale evsatuhum e lem ekul lekum levla tusebbihun.

Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ سُبْحَـٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَـٰلِمِينَ

Kalu subhane rabbina inna kunna zalimin.

Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَـٰوَمُونَ

Fe akbele ba'duhum ala ba'dın yetelavemun.

Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

قَالُوا۟ يَـٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَـٰغِينَ

Kalu ya veylena inna kunna tagin.

Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ

Asa rabbuna en yubdilena hayren minha inna ila rabbina ragıbun.

"Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ ۖ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ ۚ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

Kezalikel azab, ve le azabul ahıreti ekber, lev kanu ya'lemun.

İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّـٰتِ ٱلنَّعِيمِ

İnne lil muttekine ınde rabbihim cennatin naim.

Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naim cennetleri vardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ

E fe necalul muslimine kel mucrimin.

Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَمْ لَكُمْ كِتَـٰبٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ

Em lekum kitabun fihi tedrusun.

Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ

İnne lekum fihi lema tehayyerun.

Onda, "Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir" (diye mi yazılı?)

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَمْ لَكُمْ أَيْمَـٰنٌ عَلَيْنَا بَـٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَـٰمَةِ ۙ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ

Em lekum eymanun aleyna baligatun ila yevmil kıyameti inne lekum lema tahkumun.

Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ

Sel hum eyyuhum bi zalike zeim.

Sor onlara: "Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ

Em lehum şurekau, fel ye'tu bi şurekaihim in kanu sadikin.

Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ

Yevme yukşefu an sakın ve yud'avne iles sucudi fe la yestetiun.

(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

خَـٰشِعَةً أَبْصَـٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ۖ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَـٰلِمُونَ

Haşiaten ebsaruhum terhekuhum zilleh, ve kad kanu yud'avne iles sucudi ve hum salimun.

(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَذَرْنِى وَمَن يُكَذِّبُ بِهَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ ۖ سَنَسْتَدْرِجُهُم مِّنْ حَيْثُ لَا يَعْلَمُونَ

Fe zerni ve men yukezzibu bi hazel hadis, se nestedricuhum min haysu la ya'lemun.

(Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأُمْلِى لَهُمْ ۚ إِنَّ كَيْدِى مَتِينٌ

Ve umli lehum, inne keydi metin.

Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ

Em tes'eluhum ecren fe hum min magremin muskalun.

Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

Em inde humul gaybu fehum yektubun.

Yahut gayb (Levh-i Mahfuz) kendi yanlarında da onlar mı (bundan aktarıp) yazıyorlar?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ وَلَا تَكُن كَصَاحِبِ ٱلْحُوتِ إِذْ نَادَىٰ وَهُوَ مَكْظُومٌ

Fasbir li hukmi rabbike ve la tekun ke sahıbil hut, iz nada ve huve mekzum.

Sen, Rabbinin hükmüne sabret. Balık sahibi (Yunus) gibi olma. Hani o, (balığın karnında) kederli bir halde Rabbine yakarmıştı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَّوْلَآ أَن تَدَٰرَكَهُۥ نِعْمَةٌ مِّن رَّبِّهِۦ لَنُبِذَ بِٱلْعَرَآءِ وَهُوَ مَذْمُومٌ

Levla en tedarekehu ni'metun min rabbihi le nubize bil arai ve huve mezmum.

Şayet Rabbinden ona bir nimet yetişmemiş olsaydı, o mutlaka kınanmış bir halde ıssız bir yere atılacaktı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَٱجْتَبَـٰهُ رَبُّهُۥ فَجَعَلَهُۥ مِنَ ٱلصَّـٰلِحِينَ

Fectebahu rabbuhu fe cealehu mines salihin.

(Fakat böyle olmadı.) Rabbi onu (peygamber olarak) seçti ve salih kimselerden kıldı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِن يَكَادُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَـٰرِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا۟ ٱلذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُۥ لَمَجْنُونٌ

Ve in yekadullezine keferu le yuzlikuneke bi ebsarihim lemma semiuz zikra ve yekulune innehu le mecnun.

Şüphesiz inkar edenler Zikr'i (Kur'an'ı) duydukları zaman neredeyse seni gözleriyle devirecekler. (Senin için,) "Hiç şüphe yok o bir delidir" diyorlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ

Ve ma huve illa zikrun lil alemin.

Halbuki o (Kur'an), alemler için ancak bir öğüttür.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →