Kalem Suresi 1. Ayet
Kalem · Mekke · Sure 68 · Ayet 1/52
نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ
Nun vel kalemi ve ma yesturun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
(1-2) Nun. (Ey Muhammed) Andolsun kaleme ve satır satır yazdıklarına ki, sen Rabbinin nimeti sayesinde, bir deli değilsin.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Nun ve kalem ve ehli kalemin satra dizdikleri ve dizecekleri hakkı için
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Nun, Kaleme ve kalem ehlinin satıra dizdiklerine ve dizecekleri hakkı için,
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Hokka ile kaleme ve (erbab-ı kalemin) yazmakda oldukları şeylere andolsun ki,
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Nun. Kaleme ve (kalemle) yazdıklarına andolsun.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
- Nun. Kalem ve ehl-i kalemin satırlara dizdikleri ve dizecekleri şeyler hakkı için:
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Nun. Düşün kalemi ve (onunla) yazdıklarını!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Nun, kaleme ve onunla yazılanlara yemin olsun.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına ant olsun ki,
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
N. Yemin olsun; Kaleme ve satır satır yazdıklarına!
İbni Kesir
Nun. Kaleme ve onunla yazılanlara andolsun ki;
Gültekin Onan
Nun. Kaleme ve satır satır yazdıklarına andolsun.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
(Nun) Bu hususta benzer bir açıklama Bakara suresinin başında zikredilmiştir. Allah, kaleme ve insanların kalemleriyle yazdıklarına yemin etmiştir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Nun. Kaleme ve onunla yazılanlara andolsun ki;
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
1- Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıkları şeylere andolsun ki; 2- Sen Rabbinin nimeti sayesinde bir deli değilsin. 3- Gerçekten senin için kesintisiz bir mükafat vardır. 4- Şüphe yok ki sen çok yüce bir ahlâka sahipsin. 5- Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler; 6- Deli hanginizmiş? 7- Şüphesiz ki Rabbin, yolundan sapanları en iyi bilendir. O, hidâyette olanları da çok iyi bilendir.
(Mekke’de inmiştir. 52 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1. Yüce Allah, “kaleme” yemin etmektedir. Burada kalem, çeşitli ilimlerin kendileri ile yazıldığı, nesir ve nazım eserlerinin satıra geçirildiği bütün kalemleri kapsayan bir cins/tür ismidir. Bu yeminin sebebi, kalemin ve onunla satır satır yazılan türlü sözlerin, Allah’ın pek büyük âyetlerinden olmasıdır. Bu da peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in düşmanlarının ona nispet ettikleri delilikten uzak olduğuna dair kendisi ile yemin edilmeye değer bir şeydir. 2. Alah onun, Rabbinin üzerindeki nimet ve ihsanı sayesinde delilikten çok uzak olduğunu bildirmektedir. Çünkü Allah, ona kemâl derecesindeki aklı, oldukça sağlam görüşü ve kalemlerin yazdığı şeylerin, insanların satır satır dizdiklerinin en güzeli olan, hakkı batıldan ayırt edici sözü ona ihsan etmiştir. İşte bu, dünyadaki mutluluğun tâ kendisidir.
3. Daha sonra Allah, onun âhiretteki mutluluğunu da söz konusu ederek:“Gerçekten senin için kesintisiz bir mükafat vardır” buyurmaktadır. Yan senin için pek büyük bir mükafat vardır. Nitekim “mükafat” kelimesinin (لَأَجۡرًا ) nekire/belirtisiz gelmesi de bunu ifade etmektedir. Bu mükafatın kesintisi olmayacaktır. Sürekli ve devamlıdır. Buna sebep de Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in işlemiş olduğu salih ameller, sahip olduğu mükemmel ahlâk ve her türlü hayra yol gösterişidir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
4. “Şüphe yok ki sen çok yüce bir ahlâka sahipsin.” Ahlâkın pek yücedir, Allah’ın sana lütfetmiş olduğu ahlâk ile sen, alabildiğine yükseklere çıkmışsın. O’nun pek yüce olan bu ahlâkının özünü mü’minlerin annesi Âişe radıyallahu anha dile getirmiştir. Zira Peygamber’in ahlâkı hakkında kendisine soru soranlara:“Onun ahlâkı Kur’ân idi” diyerek cevap vermiştir. Nitekim Yüce Allah’ın şu buyrukları da buna örnektir:“Sen af yolunu tut, mâruf olanı emret ve cahillerden yüz çevir!”(el-A’râf, 7/199); “Allah’tan bir rahmet sayesinde sen onlara yumuşak davrandın...”(Âl-i İmrân, 3/159); “Andolsun içinizden size öyle bir peygamber gelmiştir ki sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir... “ (et-Tevbe, 9/128) Buna benzer Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in en üstün ahlâkî değerlere sahip olduğunu gösteren daha pek çok âyet-i kerime ile her türlü güzel ahlâka teşvik eden âyet-i kerimeler hep bu türdendir. Zira o bütün bu ahlâkî faziletlerin en mükemmel ve en değerlisine sahipti. Her bir ahlâkî fazilette en yüksek zirveye çıkmıştı. Gâyet yumuşak huylu idi. İnsanlara yakındı, davet edenlerin davetini kabul ederdi. Bir ihtiyacını karşılamasını isteyenin ihtiyacını görürdü. Kendisinden bir şeyler isteyenin gönlünü ederdi. Onu mahrum etmez ve eli boş çevirmezdi. Arkadaşları ondan bir işi yapmasını istediklerinde onlara muvafakat eder, eğer bir sakıncası yoksa bu konuda onlara uyardı. Bir işe karar verdiği takdirde bunu tek başına alıp onlara dayatmazdı. Aksine onlara danışır ve görüşlerini alırdı. İyilikte bulunanların bu davranışlarını kabul ile karşılar, kötülük işleyeni affederdi. Kiminle oturup kalkmış ve sohbette bulunmuşsa mutlaka ona en güzel ve en mükemmel şekilde davranmıştır. Ona karşı yüzünü ekşitmez, konuştuğu vakit sert ve kaba konuşmazdı. Ona gülümsemeyi esirgemez, yanılarak söylediği sözleri saklayıp yüzüne vurmazdı. Herhangi bir olumsuz davranışı dolayısı ile onu azarlamaz, aksine onlara alabildiğine iyilikte bulunur ve en ileri bir derecede onlara katlanırdı.
5-6. Yüce Allah Peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’ı her yönden en üstün bir mevkiye yükselttiği halde düşmanları onun deli olduğunu, cinler tarafından çarpılmış olduğunu söylüyorlardı. Bu yüzden Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:“Yakında sen de göreceksin, onlar da görecekler; deli hanginizmiş?” Zira artık insanlar arasında en çok hidâyet üzere olanın, hem kendisi için hem de başkası için en mükemmel ahlâka sahip olanın o olduğu, buna karşılık düşmanlarının da en sapık insanlar, en çok kötülük edenler oldukları ve Allah’ın kullarını fitneye düşürerek O’nun yolundan saptırdıkları açıkça ortaya çıkmış bulunmaktadır. Zaten Allah’ın bunu bilmesi de yeter. Çünkü hesaba çekecek ve amellerin karşılığını verecek olan O’dur:
7. Bu buyrukta haktan sapanlara bir tehdit, hidâyet bulanlara da bir vaat bulunmaktadır. Ayrıca Yüce Allah’ın hikmeti de açıklanmaktadır. Çünkü O, insanlar arasından hidâyet bulmaya elverişli olanları doğru yola iletir.