الحاقة

Hâkka Suresi

“Kuşkusuz Gerçekleşen” · 52 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 78

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ

Kezzebet semudu ve adun bil kariah.

Semud ve Ad kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ

Fe emma semudu fe uhliku bit tagıyeh.

Semud kavmi korkunç bir sarsıntı ile helak edildi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ

Ve emma adun fe uhliku bi rihın sarsarin atiyeh.

Ad kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَـٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ

Sehhareha aleyhim seb'a leyalin ve semaniyete eyyamin husumen fe terel kavme fiha sar'a ke ennehum a'cazu nahlin haviyeh.

Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ

Ve cae fir'avnu ve men kablehu vel mu'tefikatu bil hatıeh.

Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lut kavmi) hep o suçu işlediler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً

Fe asav resule rabbihim fe ehazehum ahzeten rabiyeh.

Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَـٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ

İnna lemma tagal mau hamelnakum fil cariyeh.

(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ

Li nec'aleha lekum tezkireten ve teıyeha uzunun vaıyeh.

(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ

Fe iza nufiha fis suri nefhatun vahıdeh.

(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً

Ve humiletil ardu vel cibalu fe dukketa dekketen vahıdeh.

(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

Fe yevme izin vekaatil vakıah.

(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ

Ven şakkatis semau fe hiye yevme izin vahiyeh.

Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَـٰنِيَةٌ

Vel meleku ala ercaiha, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semaniyeh.

Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arş'ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ

Yevme izin tu'radune la tahfa minkum hafiyeh.

O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَـٰبِيَهْ

Fe emma men utiye kitabehu bi yeminihi fe yekulu haumukreu kitabiyeh.

İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!"

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَـٰقٍ حِسَابِيَهْ

İnni zanentu enniy mülakın hısabiyeh.

"Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ

Kulu veşrebu henien bima esleftum fil eyyamil haliyeh.

(Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَـٰبِيَهْ

Ve emma men utiye kitabehu bi şimalihi fe yekulu ya leyteni lem ute kitabiyeh.

Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ

Summe fi silsiletin zer'uha seb'une ziraan feslukuh.

"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ

İnnehu kane la yu'minu billahil azim.

"Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَـٰهُنَا حَمِيمٌ

Fe leyse lehul yevme hahuna hamim.

"Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ

Fe la uksımu bima tubsırun.

(38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَا لَا تُبْصِرُونَ

Ve ma la tubsırun.

(38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

İnnehu le kavlu resulun kerimin.

(38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ

Ve ma huve bi kavli şairin, kalilin ma tu'minun.

O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

Ve la bi kavli kahin, kalilen ma tezekkerun.

Bir kahinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ

Ve lev tekavvele aleyna ba'dal ekavil.

(44-45) Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ

Le ehazna minhu bil yemin.

(44-45) Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَـٰجِزِينَ

Fe ma minkum min ehadin anhu hacizin.

Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ

Ve innehu le tezkiretun lil muttekin.

Şüphesiz Kur'an, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ

Ve inna le na'lemu enne minkum mukezzibin.

Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ

Ve innehu le hasretun alel kafirin.

Şüphesiz Kur'an, kafirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →