الحاقة

Hâkka Suresi

“Kuşkusuz Gerçekleşen” · 52 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 78

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal
258Kelime
1112Harf
52Benzersiz ayet
من/في/ماEn sık kelime
وَالْمُؤْتَفِكَٰتُEn uzun kelime

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

4

كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ

Kezzebet semudu ve adun bil kariah.

Semud ve Ad kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

5

فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ

Fe emma semudu fe uhliku bit tagıyeh.

Semud kavmi korkunç bir sarsıntı ile helak edildi.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

6

وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ

Ve emma adun fe uhliku bi rihın sarsarin atiyeh.

Ad kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgarla helak edildi.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

7

سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَـٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ

Sehhareha aleyhim seb'a leyalin ve semaniyete eyyamin husumen fe terel kavme fiha sar'a ke ennehum a'cazu nahlin haviyeh.

Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

9

وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَـٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ

Ve cae fir'avnu ve men kablehu vel mu'tefikatu bil hatıeh.

Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lut kavmi) hep o suçu işlediler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

10

فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً

Fe asav resule rabbihim fe ehazehum ahzeten rabiyeh.

Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

11

إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَـٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ

İnna lemma tagal mau hamelnakum fil cariyeh.

(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

12

لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ

Li nec'aleha lekum tezkireten ve teıyeha uzunun vaıyeh.

(11-12) Şüphesiz, (Nuh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

13

فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ

Fe iza nufiha fis suri nefhatun vahıdeh.

(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

14

وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً

Ve humiletil ardu vel cibalu fe dukketa dekketen vahıdeh.

(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

15

فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ

Fe yevme izin vekaatil vakıah.

(13-15) Sur'a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

16

وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ

Ven şakkatis semau fe hiye yevme izin vahiyeh.

Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

17

وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَـٰنِيَةٌ

Vel meleku ala ercaiha, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semaniyeh.

Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arş'ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

18

يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ

Yevme izin tu'radune la tahfa minkum hafiyeh.

O gün (hesap için Allah'a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

19

فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَـٰبِيَهْ

Fe emma men utiye kitabehu bi yeminihi fe yekulu haumukreu kitabiyeh.

İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: "Gelin, kitabımı okuyun!"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

20

إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَـٰقٍ حِسَابِيَهْ

İnni zanentu enniy mülakın hısabiyeh.

"Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

24

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ

Kulu veşrebu henien bima esleftum fil eyyamil haliyeh.

(Onlara şöyle denir:) "Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

25

وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَـٰبِيَهْ

Ve emma men utiye kitabehu bi şimalihi fe yekulu ya leyteni lem ute kitabiyeh.

Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: "Keşke kitabım bana verilmeseydi."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

32

ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ

Summe fi silsiletin zer'uha seb'une ziraan feslukuh.

"Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

33

إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ

İnnehu kane la yu'minu billahil azim.

"Çünkü o, azamet sahibi Allah'a iman etmiyordu."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

38

فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ

Fe la uksımu bima tubsırun.

(38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

39

وَمَا لَا تُبْصِرُونَ

Ve ma la tubsırun.

(38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

40

إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

İnnehu le kavlu resulun kerimin.

(38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur'an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah'tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

41

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ

Ve ma huve bi kavli şairin, kalilin ma tu'minun.

O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

42

وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ

Ve la bi kavli kahin, kalilen ma tezekkerun.

Bir kahinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

44

وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ

Ve lev tekavvele aleyna ba'dal ekavil.

(44-45) Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

45

لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ

Le ehazna minhu bil yemin.

(44-45) Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

48

وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ

Ve innehu le tezkiretun lil muttekin.

Şüphesiz Kur'an, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

49

وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ

Ve inna le na'lemu enne minkum mukezzibin.

Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

50

وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ

Ve innehu le hasretun alel kafirin.

Şüphesiz Kur'an, kafirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →