القمر

Kamer Suresi

“Ay” · 55 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 37

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ

İkterebetis saatu ven şakkal kamer.

Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةً يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ

Ve in yerev ayeten yu'ridu ve yekulu sihrun mustemirr.

Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ

Ve kezzebu vettebeu ehvaehum ve kullu emrin mustekırr.

Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

Ve lekad caehum minel enbai ma fihi muzdecer.

Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

حِكْمَةٌۢ بَـٰلِغَةٌ ۖ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ

Hikmetun baligatun fe ma tugnin nuzur.

Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ ۘ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ

Fe tevelle anhum, yevme yed'ud dai ila şey'in nukur.

(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

خُشَّعًا أَبْصَـٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ

Huşşe'an ebsaruhum yahrucune minel ecdasi keennehum ceradun munteşir.

(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ ۖ يَقُولُ ٱلْكَـٰفِرُونَ هَـٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ

Muhtıine iled dai, yekulul kafirune haza yevmun asir.

Davetçiye doğru koşarlarken kafirler, "Bu zor bir gün" derler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

۞ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌ وَٱزْدُجِرَ

Kezzebet kablehum kavmu nuhın fe kezzebu abdena ve kalu mecnunun vezducir.

Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp "Bu bir delidir" dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌ فَٱنتَصِرْ

Fe dea rabbehu enni maglubun fentasır.

O da Rabbine, "Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et" diye dua etti.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنْهَمِرٍ

Fe fetahna ebvabes semai bi main munhemir.

Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ

Ve feccernel arda uyunen feltekalmau ala emrin kad kudir.

Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَحَمَلْنَـٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍ وَدُسُرٍ

Ve hamelnahu ala zati elvahın ve dusur.

Biz Nuh'u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ

Tecri bi a'yunina, cezaen li men kane kufir.

Gemi, inkar edilen kimseye (Nuh'a) bir mükafat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَد تَّرَكْنَـٰهَآ ءَايَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Ve lekad tereknaha ayeten fe hel min muddekir.

Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.

Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ

Kezzebet adun fe keyfe kane azabi ve nuzur.

Ad kavmi de (Hud'u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ

İnna erselna aleyhim rihan sarsaren fi yevmi nahsin mustemirr.

Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgar gönderdik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ

Tenziun nase ke ennehum a'cazu nahlin munkair.

İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.

Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ

Kezzebet semudu bin nuzur.

(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَـٰلٍ وَسُعُرٍ

Fe kalu ebeşeren minna vahiden nettebiuhu inna izen lefi dalalin ve suur.

(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ

E ulkıyez zikru aleyhi min beynina bel huve kezzabun eşir.

"Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ

Se ya'lemune gaden menil kezzabul eşir.

Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ

İnna mursilun nakati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.

(Salih'e şöyle demiştik:) "Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ

Ve nebbi'hum ennel mae kısmetun beynehum, kullu şirbin muhtedar.

"Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun."

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ

Fe nadev sahıbehum fe teata fe akar.

Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ

İnna erselna aleyhim sayhaten vahıdeten fe kanu ke heşimil muhtezir.

Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.

Andolsun biz, Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ ۖ نَّجَّيْنَـٰهُم بِسَحَرٍ

İnna erselna aleyhim hasiben illa ale lut, necceynahum bi sehar.

(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ

Ni'meten min indina, kezalike neczi men şeker.

(34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgar gönderdik. Yalnız Lut'un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükafatlandırırız.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ

Ve lekad enzerehum batşetena fe temarev bin nuzur.

Andolsun, Lut onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ

Ve lekad raveduhu an dayfihi fe tamesna a'yunehum fe zuku azabi ve nuzur.

Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. "Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!" dedik.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ

Ve lekad sabbehahum bukreten azabun mustekırr.

Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Ve lekad yessernel kur'ane liz zikri fe hel min muddekir.

Andolsun, biz Kur'an'ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ

Ve lekad cae ale fir'avnen nuzur.

Andolsun, Firavun'un ailesine de uyarıcılar gelmişti.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَـٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ

Kezzebu bi ayatina kulliha fe ehaznahum ahze azizin muktedir.

Bütün ayetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَـٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ

E kuffarukum hayrun min ulaikum em lekum beraetun fiz zubur.

(Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ

Em yekulune nahnu cemiun muntesir.

Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ

Se yuhzemul cem'u ve yuvelluned dubur.

O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ

Belis saatu mev'ıduhum ves sa'atu edha ve emerr.

Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَـٰلٍ وَسُعُرٍ

İnnel mucrimine fi dalalin ve suur.

Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ

Yevme yushabune fin nari ala vucuhihim, zuku messe sekar.

Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَـٰهُ بِقَدَرٍ

İnna kulle şey'in halaknahu bi kader.

Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ

Ve ma emruna illa vahıdetun ke lemhın bil basar.

Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ

Ve lekad ehlekna eşyaakum fe hel min muddekir.

Andolsun, biz sizin gibileri hep helak ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَكُلُّ شَىْءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ

Ve kullu şey'in fe aluhu fiz zubur.

İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ

Ve kullu sagirin ve kebirin mustetar.

Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَنَهَرٍ

İnnel muttekine fi cennatin ve neher.

Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →

فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍۭ

Fi mak'adi sıdkın inde melikin muktedir.

Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.

13 meali ve tefsiri karşılaştır →