Hâkka Suresi 7. Ayet
Kuşkusuz Gerçekleşen · Mekke · Sure 69 · Ayet 7/52
سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَـٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ
Sehhareha aleyhim seb'a leyalin ve semaniyete eyyamin husumen fe terel kavme fiha sar'a ke ennehum a'cazu nahlin haviyeh.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş halde görürdün.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
müsellat etmişti Allah onun üzerlerine yedi gece sekiz gün husum halinde, köklerini kesmek üzere müstemirren. Bir de görürsün ki o kavmı o müddet zarfında yıkıla kalmışlar. Ve sanki içleri kof hurma kütükleri imişler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Allah, köklerini kesmek için onu yedi gece, sekiz gündüz aralıksız onların üzerine musallat etti. Bir de görürsün o topluluğu ki, o süre zarfında içleri kof hurma kütükleri gibi yıkılıp kalmışlar.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Allah) onu yedi gece, sekiz gün ardı ardınca üzerlerine musallat etdi, öyle ki (eğer sen de haazır olsaydın) o kavmin (bu müddet) içinde (nasıl) olub yıkıldığını görürdün. Sanki onlar, içleri bomboş hurma kütükleri idiler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Allah) Onu, yedi gece, sekiz gün ardı ardına onların üzerine saldı. O kavmi orada, içi boş hurma kütükleri gibi serilmiş görürsün.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah o kasırgayı üzerlerine yedi gece, sekiz gün kesintisiz olarak salıverdi. Öyle ki sen, o halkı içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(Allah) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Allah, onların (kökünü kurutmak üzre,) üzerlerinde o kasırgayı yedi gece sekiz gün estirdi; öyle ki insanların (kökünden çıkarılmış) hurma kütükleri gibi yere yıkıldıklarını gözünde canlandırabilirsin.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah, onu yedi gece sekiz gün kesintisiz onların üzerine estirmişti. Halkın orada içi boş hurma kütükleri gibi yere serildiğini görürdün.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Onu, yedi gece ve sekiz gün; hiç ara vermeden üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o halkı, orada kökünden sökülmüş hurma ağacı kütükleri gibi yere serilmiş görürsün.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yedi gece ve sekiz gün, aralıksız olarak onların üzerine saldı. Öyle ki, o toplumu, içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.
İbni Kesir
Onların kökünü kesmek için, üzerlerine yedi gece sekiz gün, rüzgarı estirdi. Halkın, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yere yıkıldığını görürdün.
Gültekin Onan
(Tanrı) Onu, yedi gece ve sekiz gün, aralık vermeksizin üzerlerine musallat etti. Öyle ki, o kavmin, orada sanki içi kof hurma kütükleriymiş gibi çarpılıp yere yıkıldığını görürsün.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Yüce Allah, o rüzgârı yedi gece sekiz gündüz boyunca onlara göndererek istisnasız olarak herkesi yok etti. İnsanları yurtlarında helak olmuş, yerlerde sersefil görürsün. Onlar helak olmalarının ardından sanki yere devrilmiş çürümüş bir hurma ağacı gövdesi gibiydi.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Onların kökünü kesmek için, üzerlerine yedi gece sekiz gün, rüzgarı estirdi. Halkın, kökünden sökülmüş hurma kütükleri gibi yere yıkıldığını görürdün.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
1- Gerçekleşmesi hak olan (kıyamet); 2- Nedir o gerçekleşmesi hak olan? 3- Gerçekleşmesi hak olan o (kıyametin) ne olduğunu nereden bilebilirsin ki? 4- Semûd ve Âd, dehşeti yüreklere çarpan o (günü) yalanladılar. 5- Semûd’a gelince onlar, aşırı şiddetli bir çığlıkla helâk edildiler. 6- Âd’a gelince onlar da (uğultusu ve soğuğu) şiddetli, azgın bir fırtınayla helâk edildiler. 7- Allah o fırtınayı başlarına peşpeşe yedi gece-sekiz gün musallat etti. Bu süre içinde o kavmi içleri boşalmış hurma kütükleri gibi yere serilmiş bir halde görürdün. 8- Şimdi onlardan geriye kalan tek bir kimse bile görüyor musun?
(Mekke’de inmiştir. 52 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1-3. “Gerçekleşmesi hak olan (el-Hâkka)” Kıyamet gününün isimlerindendir. Çünkü Kıyamet günü hak olarak gelir ve insanların başında kopar. Onda işlerin hakikati ve kalplerin gizleyip sakladıkları açığa çıkar. Yüce Allah, onu tekrar tekrar söz konusu ederek onun şanının büyüklüğüne ve üstünlüğüne dikkat çekmektedir:“Gerçekleşmesi hak olan (kıyamet); Nedir o gerçekleşmesi hak olan; Gerçekleşmesi hak olan o (kıyametin) ne olduğunu nereden bilebilirsin ki?” Çünkü onun pek müthiş bir durumu ve oldukça muazzam dehşetleri vardır. Bunlardan biri de Allah'ın, onu yalanlayan kavimleri daha dünyadayken azaba uğratmasıdır.
4. Daha sonra Yüce Allah, kıyametin dünyada mevcut olan ve tanık olunan hallerine dair bir örneğini söz konusu etmektedir. Bu da geçmişteki azgın ümmetlerin başına gelen oldukça büyük cezalardır. Şöyle buyurmaktadır: "Semûd ve Âd, dehşeti yüreklere çarpan o (günü el-Kâria) yalanladılar.” Semûd, Hicr denilen yerde yaşamış meşhur bir kabilenin adıdır. Allah onlara rasûlü Salih aleyhisselam’ı peygamber olarak göndermişti. O, onları izlemekte oldukları şirklerinden vazgeçirmeye çağırıyor, onlara tevhidi emrediyordu. Onlar ise onun davetini reddettiler ve onu yalanladılar. Kendilerine haber verdiği Kıyamet gününün de yalan olduğunu ileri sürdüler. Kıyamet gününün bir adı da el-Kâria’dır. O, dehşetli halleri ile insanların kalplerini çalar. Hadramevt denilen yerde yaşamış olan ilk Âd kavmi de böyledir. Onlara da Yüce Allah, rasûlü Hûd aleyhisselam’ı göndermiş, o da kendilerini sadece Allah’a ibadet etmeye davet etmişti. Ama onu yalanlamışlar ve öldükten sonra gerçekleşeceğini haber verdiği dirilişi inkâr etmişlerdi. Yüce Allah da bu iki kabileyi dünyada gönderdiği helâk edici azaplarla helâk etmişti:
5. “Semûd’a gelince onlar, aşırı şiddetli bir çığlıkla helâk edildiler.” Onlar, kalplerini yerinden kopartan, son derece feci ve korkunç bir çığlık ile helâk oldular. Bu çığlığın dehşetinden canları çıkıp ölmüşlerdi. Geriye meskenlerinden ve cesetlerinden başka bir şey kalmamıştı.
6. “Âd’a gelince, onlar da (uğultusu ve soğuğu) şiddetli” gök gürültüsünden daha güçlü sesi bulunan oldukça şiddetlice esen “azgın bir fırtınayla helâk edildiler.” Yani bu fırtına -birçok müfessirin görüşüne göre- bizzat onun bekçileri tarafından bile zor zaptediliyordu. Yahut da -doğru olan görüşe göre- bu fırtına, Âd kavmine karşı çok azgınlaşmış ve haddi aşmıştı.
7. “Allah o fırtınayı başlarına peşpeşe yedi gece-sekiz gün musallat etti.” Bu, onlar için korkunç, feci ve uğursuzdu. Bu fırtına onları helâk etti, yerle bir etti. "Bu süre içinde o kavmi içleri boşalmış hurma kütükleri gibi yere serilmiş bir halde görürdün.” Helâk olup ölmüşlerdi. Bu halleri ile sanki başları kesilmiş ve birbiri üstüne yığılmış hurma kütüklerini andırıyorlardı.
8. “Şimdi onlardan geriye kalan tek bir kimse bile görüyor musun?” Bu, durumu herkesçe bilinen, olumsuzlama anlamında bir sorudur. (Yani onlardan geride hiç kimseyi göremezsin, demektir.)