Hâkka Suresi 20. Ayet
Kuşkusuz Gerçekleşen · Mekke · Sure 69 · Ayet 20/52
إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَـٰقٍ حِسَابِيَهْ
İnni zanentu enniy mülakın hısabiyeh.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
"Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Çünkü ben sezmiştim ki ben kavuşacağım hisabıma
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Çünkü ben hesabıma kavuşacağımı sezmiştim."
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
"Çünkü ben hakıykaten hisabıma kavuşacağımı (kuvvetle) zannetmişdim".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
"Ben hesabımla karşılaşacağımı sezmiştim zaten."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
"Zaten ben hesabımla karşılaşacağımı biliyordum!" der.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
"Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Zaten (bir gün) hesabımın önüme konulacağını bilmiştim!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
(19-20) Kimin kitabı sağından verilirse, -Alın, kitabımı okuyun, ben zaten bu hesabıma ulaşacağımı tahmin etmiştim, der.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Aslında, hesabımla karşılaşacağımı biliyordum!"
İbni Kesir
Doğrusu ben, bir hesablaşma ile karşılaşacağımı sanıyordum.
Gültekin Onan
"Çünkü ben, gerçekten hesabıma kavuşacağımı sanmış (anlamış)tım."
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
"Şüphesiz ben, yeniden diriltileceğimi ve mükâfatımı alacağımı dünyada iken biliyor ve yakinen inanıyordum."
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Doğrusu ben, bir hesablaşma ile karşılaşacağımı sanıyordum.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
19- Amel defteri sağından verilmiş olana gelince; o der ki:“İşte alın, okuyun amel defterimi!” 20- “Ben zaten hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.” 21- Artık o, hoşnut edici bir yaşayış içindedir. 22- Yüksek bir cennettedir ki; 23- Onun toplanmaya hazır olgun meyveleri (onlara) yakındır. 24- “Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı afiyetle yiyin, için.”(denir onlara).
19. İşte bunlar bahtiyar ve mutlu kimselerdir. Salih amellerinin yazılı bulunduğu defterleri sağ taraflarından verilecektir. Böylelikle onlar, başkalarından ayırt edilmiş olacaklar, şanlarının yüceliğine dikkat çekilmiş ve değerleri yüceltilmiş olacaktır. İşte o vakit onlar, sevinç ve neşe ile insanların da Allah’ın kendilerine vermiş olduğu lütuf ve ihsanları görmesini arzu ederek:“İşte alın, okuyun amel defterimi!” diyecektir. Yani işte kitabımı önünüze getirdim, onu okuyun! O, bana cennetleri müjdeliyor, türlü lütuf ve ihsanları, günahlarımın bağışlandığını ve kusurlarımın örtüldüğünü gösteriyor. 20. Beni bu duruma ulaştıran sebep, Allah’ın bana lütuf ve ihsan etmiş olduğu öldükten sonra dirilişe ve hesaba çekilmeye iman edişim ve bunun için de mümkün olan amelleri işleyerek hazırlanışımdır. Bundan dolayı o şöyle diyecektir: "Ben zaten hesabımla karşılaşacağımı biliyordum.” (Âyet-i kerimenin aslında geçen)“zan” kelimesi, burada “kesinlikle bilmek” anlamındadır.
21. “Artık o hoşnut edici bir yaşayış içindedir.” Bu yaşayışında canların arzuladığı, gözlerin zevk aldığı her şey bulunacaktır. Onlar, bu yaşayışlarından hoşnut olacaklardır ve ondan başkasını buna tercih etmeyeceklerdir. 22. “Yüksek bir cennettedir ki” köşkleri ve meskenleri oldukça yükseklerde olacaktır. 23. “Onun toplanmaya hazır olgun meyveleri (onlara) yakındır.” Yani oranın çeşitli meyveleri ve türlü mahsulleri yakın olacaktır. Oradakiler, bunları kolaylıkla alabileceklerdir. Ayakta iken de otururken de yaslanırken de bu meyvelere erişebileceklerdir. 24. Onlara ikramda bulunularak:“Geçmiş günlerde yaptıklarınızdan dolayı âfiyetle yeyin, için” denilecektir. Lezzetli her bir yiyecekten, arzu edilen her bir içecekten, rahatsız edici herhangi bir husus, zevkleri kursakta bırakıcı herhangi bir şey olmaksızın, tam bir huzur ve afiyetle yiyin, için. Sizin bu mükâfatınız, önceden işlemiş olduğunuz namaz, oruç, sadaka, hac, insanlara iyilik, Allah’ı zikretmek, O’na yönelmek ve kötü amelleri terk etmek gibi salih amelleriniz dolayısıyladır. Burada Yüce Allah, salih amelleri cennete girmeye sebep, cennet nimetlerinin ana kaynağı ve mutluluğunun esası olarak ifade etmiştir.