الطور

Tûr Suresi

“TurDağı” · 49 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 76

Arapça Tilavet
Türkçe Sesli Meal
312Kelime
1302Harf
49Benzersiz ayet
أمEn sık kelime
الْمُتَرَبِّصِينَ/الْمُصَيْطِرُونَEn uzun kelime

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1

وَٱلطُّورِ

Vet turi.

(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

2

وَكِتَـٰبٍ مَّسْطُورٍ

Ve kitabin mesturin.

(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

3

فِى رَقٍّ مَّنشُورٍ

Fi rakkın menşurin.

(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

4

وَٱلْبَيْتِ ٱلْمَعْمُورِ

Vel beytil ma'muri.

(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

5

وَٱلسَّقْفِ ٱلْمَرْفُوعِ

Ves sakfil merfui.

(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

6

وَٱلْبَحْرِ ٱلْمَسْجُورِ

Vel bahril mescuri.

(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

7

إِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ لَوَٰقِعٌ

İnne azabe rabbike le vakı'un.

(1-7) Tur'a, yayılmış ince deri sayfalara düzenle yazılmış kitaba, "Beyt-i Ma'mur"a, yükseltilmiş tavana (göğe), kabaran denize andolsun ki, şüphesiz Rabbinin azabı mutlaka gerçekleşecektir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

11

فَوَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ

Fe veylun yevme izin lil mukezzibine.

(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

12

ٱلَّذِينَ هُمْ فِى خَوْضٍ يَلْعَبُونَ

Ellezine hum fi havdın yel'abun.

(11-12) İşte o gün, içine daldıkları dünya zevki içinde eğlenip oyalanan yalanlayıcıların vay haline!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

13

يَوْمَ يُدَعُّونَ إِلَىٰ نَارِ جَهَنَّمَ دَعًّا

Yevme yude'une ila nari cehenneme de'a.

(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

14

هَـٰذِهِ ٱلنَّارُ ٱلَّتِى كُنتُم بِهَا تُكَذِّبُونَ

Hazihin narulleti kuntum biha tukezzibun.

(13-14) Cehennem ateşine itilip atılacakları gün onlara, "İşte bu yalanlamakta olduğunuz ateştir" denilir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

15

أَفَسِحْرٌ هَـٰذَآ أَمْ أَنتُمْ لَا تُبْصِرُونَ

E fe sihrun haza em entum la tubsirun.

"Bu Kur'an mı bir büyü imiş, yoksa siz mi (gerçeği) göremiyormuşsunuz?"

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

16

ٱصْلَوْهَا فَٱصْبِرُوٓا۟ أَوْ لَا تَصْبِرُوا۟ سَوَآءٌ عَلَيْكُمْ ۖ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Islevha fasbiru ev la tasbiru sevaun aleykum, innema tuczevne ma kuntum ta'melun.

"Girin oraya. İster dayanın, ister dayanmayın, sizin için birdir. Size ancak yapmakta olduğunuzun karşılığı veriliyor."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

17

إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّـٰتٍ وَنَعِيمٍ

İnnel muttekine fi cennatin ve naimin.

(17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

18

فَـٰكِهِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمْ رَبُّهُمْ وَوَقَىٰهُمْ رَبُّهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ

Fakihine bi ma atahum rabbuhum, ve vekahum rabbuhum azabel cahim.

(17-18) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar Rablerinin, kendilerine verdiği şeylerle zevk ve mutluluk duyarak cennetlerde ve nimetler içinde bulunurlar. Rableri onları cehennem azabından korumuştur.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

19

كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

Kulu veşrebu henien bi ma kuntum ta'melune.

(19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

20

مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ سُرُرٍ مَّصْفُوفَةٍ ۖ وَزَوَّجْنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍ

Muttekiine ala sururin masfufeh, ve zevvecnahum bi hurin inin.

(19-20) Onlara, "Dünya'da yapmakta olduklarınızın karşılığında, sıra sıra dizilmiş koltuklara dayanarak afiyetle yiyin için" denir. Biz, onlara, iri gözlü güzel hurileri eş olarak vermişizdir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

21

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَـٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَـٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍ ۚ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ

Vellezine amenu vettebeathum zurriyyetuhum bi imanin elhakna bihim zurriyyetehum ve ma eletnahum min amelihim min şey'in, kullumriin bi ma kesebe rehinun.

İman eden ve nesilleri de iman konusunda kendilerinin yoluna uyanlar var ya, biz onların nesillerini kendilerine kattık. Bununla beraber onların amellerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandığı karşılığında rehindir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

22

وَأَمْدَدْنَـٰهُم بِفَـٰكِهَةٍ وَلَحْمٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ

Ve emdednahum bi fakihetin ve lahmin mimma yeştehun.

Onlara canlarının istediği meyve ve etten bol bol verdik.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

23

يَتَنَـٰزَعُونَ فِيهَا كَأْسًا لَّا لَغْوٌ فِيهَا وَلَا تَأْثِيمٌ

Yetenazeune fiha ke'sen la lagvun fiha ve la te'simun.

Orada, (içilince) boş söz söyletmeyen, günah işletmeyen dolu bir kadehi elden ele dolaştırırlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

24

۞ وَيَطُوفُ عَلَيْهِمْ غِلْمَانٌ لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ لُؤْلُؤٌ مَّكْنُونٌ

Ve yetufu aleyhim gılmanun lehum ke ennehum lu'luun meknunun.

Hizmetlerine verilmiş, kabuğunda saklı inci gibi gençler etraflarında dönüp dolaşırlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

25

وَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَسَآءَلُونَ

Ve akbele ba'duhum ala ba'dın yetesaelun.

Birbirlerine dönüp ("Ne iyilik yaptınız da bu nimetlere ulaştınız?" diye) sorarlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

26

قَالُوٓا۟ إِنَّا كُنَّا قَبْلُ فِىٓ أَهْلِنَا مُشْفِقِينَ

Kalu inna kunna kablu fi ehlina muşfikin.

Derler ki: "Şüphesiz daha önce biz, ailemiz içinde yaşarken (Allah'a isyandan) korkardık."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

27

فَمَنَّ ٱللَّهُ عَلَيْنَا وَوَقَىٰنَا عَذَابَ ٱلسَّمُومِ

Fe mennallahu aleyna ve vekana azabes semum.

"Allah da bize lütfetti ve bizi iliklere işleyen cehennem azabından korudu."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

28

إِنَّا كُنَّا مِن قَبْلُ نَدْعُوهُ ۖ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْبَرُّ ٱلرَّحِيمُ

İnna kunna min kablu ned'uh, innehu huvel berrur rahim.

"Gerçekten biz bundan önce O'na yalvarıyorduk. Şüphesiz O, iyilik edendir, çok merhametlidir."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

29

فَذَكِّرْ فَمَآ أَنتَ بِنِعْمَتِ رَبِّكَ بِكَاهِنٍ وَلَا مَجْنُونٍ

Fe zekkir fe ma ente bi ni'meti rabbike bi kahinin ve la mecnun.

(Ey Muhammed!) O halde, sen öğüt ver. Rabbinin nimeti sayesinde, sen ne bir kahinsin, ne de bir deli.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

30

أَمْ يَقُولُونَ شَاعِرٌ نَّتَرَبَّصُ بِهِۦ رَيْبَ ٱلْمَنُونِ

Em yekulune şairun neterabbesu bihi reybel menuni.

Yoksa onlar, "O bir şairdir; onun, zamanın felaketlerine uğramasını bekliyoruz" mu diyorlar?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

31

قُلْ تَرَبَّصُوا۟ فَإِنِّى مَعَكُم مِّنَ ٱلْمُتَرَبِّصِينَ

Kul terabbesu fe inni meakum minel muterabbisin.

Onlara de ki: "Bekleyin. Ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim."

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

32

أَمْ تَأْمُرُهُمْ أَحْلَـٰمُهُم بِهَـٰذَآ ۚ أَمْ هُمْ قَوْمٌ طَاغُونَ

Em te'muruhum ahlamuhum bi haza em hum kavmun tagun.

Bunu kendilerine akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

33

أَمْ يَقُولُونَ تَقَوَّلَهُۥ ۚ بَل لَّا يُؤْمِنُونَ

Em yekulune tekavveleh, bel la yu'minun.

Yoksa "O Kur'an'ı kendisi uydurup söyledi" mi diyorlar? Hayır, (sırf inatlarından dolayı) iman etmiyorlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

34

فَلْيَأْتُوا۟ بِحَدِيثٍ مِّثْلِهِۦٓ إِن كَانُوا۟ صَـٰدِقِينَ

Fel ye'tu bi hadisin mislihi in kanu sadikin.

Eğer doğru söyleyenler iseler, haydi onun gibi bir söz getirsinler!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

35

أَمْ خُلِقُوا۟ مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ ٱلْخَـٰلِقُونَ

Em huliku min gayri şey'in em humul halikun.

Acaba onlar herhangi bir yaratıcı olmadan mı yaratıldılar? Yoksa kendileri mi yaratıcıdırlar?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

36

أَمْ خَلَقُوا۟ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ ۚ بَل لَّا يُوقِنُونَ

Em halakus semavati vel ard, bel la yukınun.

Yoksa, gökleri ve yeri onlar mı yarattılar? Hayır, onlar kesin olarak inanmıyorlar.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

37

أَمْ عِندَهُمْ خَزَآئِنُ رَبِّكَ أَمْ هُمُ ٱلْمُصَۣيْطِرُونَ

Em indehum hazainu rabbike em humul musaytırun.

Yoksa, Rabbinin hazineleri onların yanında mıdır? Ya da her şeye hakim olan kendileri midir?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

38

أَمْ لَهُمْ سُلَّمٌ يَسْتَمِعُونَ فِيهِ ۖ فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُم بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ

Em lehum sullemun yestemiune fih, fel ye'ti mustemiuhum bi sultanin mubin.

Yoksa onların, kendisi vasıtasıyla (ilahi vahyi) dinleyecekleri bir merdivenleri mi var? (Eğer varsa) dinleyenleri, açık bir delil getirsin!

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

40

أَمْ تَسْـَٔلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ

Em tes'eluhum ecren fe hum min magremin muskalun.

Yoksa sen onlardan (tebliğ görevine karşılık) bir ücret istiyorsun da onlar, borçtan ağır bir yük altında mı kalmışlardır?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

41

أَمْ عِندَهُمُ ٱلْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ

Em indehumul gaybu fe hum yektubun.

Yoksa, gayb ilmi onların yanında da ondan mı yazıyorlar?

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

42

أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًا ۖ فَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ هُمُ ٱلْمَكِيدُونَ

Em yuridune keyda, fellezine keferu humul mekidun.

Yoksa, bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Asıl, inkar edenler tuzağa düşecek olanlardır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

43

أَمْ لَهُمْ إِلَـٰهٌ غَيْرُ ٱللَّهِ ۚ سُبْحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ

Em lehum ilahun gayrullah, subhanallahi amma yuşrikun.

Yoksa, onların Allah'tan başka bir ilahı mı var? Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

44

وَإِن يَرَوْا۟ كِسْفًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ سَاقِطًا يَقُولُوا۟ سَحَابٌ مَّرْكُومٌ

Ve in yerev kisfen mines semai sakıtan yekulu sehabun merkum.

Gökten düşmekte olan parçalar görseler, "Bunlar, üst üste yığılmış bulutlardır" derler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

45

فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَـٰقُوا۟ يَوْمَهُمُ ٱلَّذِى فِيهِ يُصْعَقُونَ

Fe zerhum hatta yulaku yevmehumullezi fihi yus'akune.

Artık sen çarpılacakları günlerine kadar onları kendi hallerine bırak.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

46

يَوْمَ لَا يُغْنِى عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ

Yevme la yugni anhum keyduhum şey'en ve la hum yunsarun.

O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

47

وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا۟ عَذَابًا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

Ve inne lillezine zalemu azaben dune zalike ve lakinne ekserehum la ya'lemun.

Şüphesiz zulmedenlere bundan başka bir azap daha var. Fakat onların çoğu bilmezler.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

48

وَٱصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا ۖ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ

Vasbir li hukmi rabbike fe inneke bi a'yunina, ve sebbih bi hamdi rabbike hine tekumu.

Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin, kalktığında Rabbini hamd ile tespih et.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →

49

وَمِنَ ٱلَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَـٰرَ ٱلنُّجُومِ

Ve minel leyli fe sebbihhu ve idbaren nucumi.

Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışı sırasında O'nu tespih et.

13 meali karşılaştır → Tefsirini oku →