النبإ
Nebe Suresi
“Haber” · 40 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 80
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ
Amme yetesaelun.
Birbirlerine neyi soruyorlar?
عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلْعَظِيمِ
Anin nebeil azim.
(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
ٱلَّذِى هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ
Ellezi hum fihi muhtelifun.
(2-3) Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri büyük haberi (mi)?
كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
Kella se ya'lemun.
Hayır, ileride bilecekler.
ثُمَّ كَلَّا سَيَعْلَمُونَ
Summe kella se ya'lemun.
Yine hayır; ileride bilecekler.
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ مِهَـٰدًا
E lem nec'alil arda mihada.
(6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?
وَٱلْجِبَالَ أَوْتَادًا
Vel cibale evtada.
(6-7) Biz, yeryüzünü bir döşek, dağları da birer kazık yapmadık mı?
وَخَلَقْنَـٰكُمْ أَزْوَٰجًا
Ve halaknakum ezvaca.
Sizleri (erkekli dişili) eşler halinde yarattık.
وَجَعَلْنَا نَوْمَكُمْ سُبَاتًا
Ve cealna nevmekum subata.
Uykunuzu bir dinlenme (sebebi) kıldık.
وَجَعَلْنَا ٱلَّيْلَ لِبَاسًا
Ve cealnel leyle libasa.
Geceyi (sizi örten) bir elbise yaptık.
وَجَعَلْنَا ٱلنَّهَارَ مَعَاشًا
Ve cealnen nehare meaşa.
Gündüzü de geçimi temin zamanı kıldık.
وَبَنَيْنَا فَوْقَكُمْ سَبْعًا شِدَادًا
Ve beneyna fevkakum seb'an şidada.
Üstünüze yedi sağlam gök bina ettik.
وَجَعَلْنَا سِرَاجًا وَهَّاجًا
Ve cealna siracen vehhaca.
Alev alev yanan aydınlatıcı ve ısıtıcı bir kandil yarattık.
وَأَنزَلْنَا مِنَ ٱلْمُعْصِرَٰتِ مَآءً ثَجَّاجًا
Ve enzelna minel mu'sırati maen seccaca.
(14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.
لِّنُخْرِجَ بِهِۦ حَبًّا وَنَبَاتًا
Li nuhrice bihi habben ve nebata.
(14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.
وَجَنَّـٰتٍ أَلْفَافًا
Ve cennatin elfafa.
(14-16) Taneler, bitkiler, sarmaş dolaş bahçeler çıkaralım diye yağmur yüklü yoğun bulutlardan şarıl şarıl yağmur yağdırdık.
إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ كَانَ مِيقَـٰتًا
İnne yevmel faslı kane mikata.
Şüphesiz hüküm ve ayırma günü belirlenmiş bir vakittir.
يَوْمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا
Yevme yunfehu fis suri fe te'tune efvaca.
Bu, sura üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz.
وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتْ أَبْوَٰبًا
Ve futihatis semau fe kanet ebvaba.
Gök açılır ve kapı kapı olur.
وَسُيِّرَتِ ٱلْجِبَالُ فَكَانَتْ سَرَابًا
Ve suyyiretil cibalu fe kanet seraba.
Dağlar yürütülür, serap haline gelir.
إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتْ مِرْصَادًا
İnne cehenneme kanet mirsada.
(21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.
لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابًا
Lit tagine meaba.
(21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.
لَّـٰبِثِينَ فِيهَآ أَحْقَابًا
Labisine fiha ahkaba.
(21-23) Şüphesiz cehennem, bir gözetleme yeridir; azgınlar için, içinde çağlar boyu kalacakları bir dönüş yeridir.
لَّا يَذُوقُونَ فِيهَا بَرْدًا وَلَا شَرَابًا
La yezukune fiha berden ve la şeraba.
Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar!
إِلَّا حَمِيمًا وَغَسَّاقًا
İlla hamimen ve gassaka.
(25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.
جَزَآءً وِفَاقًا
Cezaen vifaka.
(25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.
إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا
İnnehum kanu la yercune hısaba.
Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.
وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابًا
Ve kezzebu bi ayatina kizzaba.
Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.
وَكُلَّ شَىْءٍ أَحْصَيْنَـٰهُ كِتَـٰبًا
Ve kulle şey'in ahsaynahu kitaba.
Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik.
فَذُوقُوا۟ فَلَن نَّزِيدَكُمْ إِلَّا عَذَابًا
Fe zuku felen nezidekum illa azaba.
Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız."
إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ مَفَازًا
İnne lil muttekine mefaza.
(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
حَدَآئِقَ وَأَعْنَـٰبًا
Hadaika ve a'naba.
(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
وَكَوَاعِبَ أَتْرَابًا
Ve kevaıbe etraba.
(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
وَكَأْسًا دِهَاقًا
Ve ke'sen dihaka.
(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
لَّا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلَا كِذَّٰبًا
La yes'meune fiha lagven ve la kizzaba.
Orada ne bir boş söz işitirler, ne de bir yalan.
جَزَآءً مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابًا
Cezaen min rabbike ataen hısaba.
(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ لَا يَمْلِكُونَ مِنْهُ خِطَابًا
Rabbis semavati vel ardı ve ma beynehumer rahmani la yemlikune minhu hitaba.
(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
يَوْمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ صَفًّا ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحْمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابًا
Yevme yekumur ruhu vel melaiketu saffa, la yetekellemune illa men ezine lehur rahmanu ve kale sevaba.
(36-38) Bunlar kendilerine; Rabbinden, göklerin ve yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbinden, Rahman'dan bir mükafat, yeterli bir ihsan olarak verilmiştir. Onlar, Ruh'un (Cebrail'in) ve meleklerin saf duracakları gün Allah'a hitap edemeyeceklerdir. Sadece Rahman'ın izin vereceği ve doğru söyleyecek olan kimseler konuşabilecektir.
ذَٰلِكَ ٱلْيَوْمُ ٱلْحَقُّ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا
Zalikel yevmul hakk, femen şaettehaze ila rabbihi meaba.
İşte bu, hak olan gündür. Artık dileyen kimse Rabbine ulaştıran bir yol tutar.
إِنَّآ أَنذَرْنَـٰكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ ٱلْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلْكَافِرُ يَـٰلَيْتَنِى كُنتُ تُرَٰبًۢا
İnna enzernakum azaben kariba, yevme yenzurul mer'u ma kaddemet yedahu ve yekulul kafiru ya leyteni kuntu turaba.
Şüphesiz biz sizi, kişinin önceden elleriyle yaptıklarına bakacağı ve inkarcının, "Keşke toprak olaydım!" diyeceği günde gerçekleşecek olan yakın bir azaba karşı uyardık.