الإنشقاق
İnşikâk Suresi
“Yarılma” · 25 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 83
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ
İzes semaunşakkat.
(1-2) Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Ve ezinet li rabbiha ve hukkat.
(1-2) Gök yarıldığı ve Rabbine boyun eğdiği zaman -ki ona yaraşan budur-,
وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ
Ve izel ardu muddet.
(3-4) Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,
وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
Ve elkat ma fiha ve tehallet.
(3-4) Yer uzatılıp dümdüz edildiği ve içindekileri atıp boşaldığı zaman,
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Ve ezinet li rabbiha ve hukkat.
Rabbini dinlediği zaman -ki ona yaraşan da budur- (insan yaptıklarını karşısında bulur!)
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَـٰقِيهِ
Ya eyyuhel insanu inneke kadihun ila rabbike kedhan fe mulakih.
Ey insan! Şüphesiz, sen Rabbine (kavuşuncaya kadar) didinip duracak ve sonunda didinmenin karşılığına kavuşacaksın.
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ
Fe emma men utiye kitabehu bi yeminih.
Kime kitabı sağından verilirse,
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
Fe sevfe yuhasebu hısaben yesira.
Hesabı çok kolay bir şekilde görülecek,
وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
Ve yenkalibu ila ehlihi mesrura.
Sevinçli olarak ailesine dönecektir.
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ
Ve emma men utiye kitabehu verae zahrih.
Fakat kime kitabı arkasından verilirse,
فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا
Fe sevfe yed'u subura.
(11-12) "Helak!" diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.
وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا
Ve yasla saira.
(11-12) "Helak!" diye bağıracak ve alevli ateşe girecektir.
إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
İnnehu kane fi ehlihi mesrura.
Çünkü o, (dünyada iken) ailesi içinde sevinçli idi.
إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ
İnnehu zanne en len yahur.
Çünkü o hiçbir zaman Rabbine dönmeyeceğini sanırdı.
بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا
Bela, inne rabbehu kane bihi basira.
Hayır! Sandığı gibi değil! Şüphesiz Rabbi onu görüyordu.
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ
Fe la uksimu biş şefak.
Yemin ederim şafağa,
وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
Vel leyli ve ma vesak.
Geceye ve içinde topladıklarına,
وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
Vel kameri izet tesak.
Dolunay halindeki aya ki,
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ
Le terkebunne tabakan an tabakın.
Şüphesiz siz halden hale geçeceksiniz.
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Fe ma lehum la yu'minun.
Böyleyken onlara ne oluyor da iman etmiyorlar?
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩
Ve iza kurıe aleyhimul kur'anu la yescudun.
Onlara Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar.
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ
Belillezine keferu yukezzibun.
Daha doğrusu, inkar edenler (Kur'an'ı) yalanlıyorlar.
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
Vallahu a'lemu bima yuun.
Halbuki Allah, içlerinde ne sakladıklarını çok iyi bilir.
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Fe beşşirhum bi azabin elim.
Öyle ise sen onlara elem dolu bir azabı müjdele!
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ
İllellezine amenu ve amilus salihati lehum ecrun gayru memnun.
Ancak iman edip de salih ameller işleyenler başka. Onlar için, bitmez tükenmez bir mükafat vardır.