İnşikâk Suresi 21. Ayet
Yarılma · Mekke · Sure 84 · Ayet 21/25
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩
Ve iza kurıe aleyhimul kur'anu la yescudun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve karşılarında Kur'an okunduğu vakıt secde etmezler?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Karşılarında Kur'an okunduğu zaman secde etmezler?
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ve karşılarında Kur'an okunduğu zaman (derin saygı ile) eğilmiyorlar?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kendilerine Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar?
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Kendilerine Kur'an okunduğunda derin bir saygı ile eğilmiyorlar?
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kendilerine Kur'an okunduğunda secde etmiyorlar.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve Kur'an kendilerine okunduğunda saygıyla yere kapanmıyorlar?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlara Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Kendilerine Kur'an okunduğu[1] zaman secde[2] etmiyorlar.
Tefsir / dipnot (2)
Allah'ın buyrukları onlara duyurulduğu zaman, iletildiği zaman.
Buyruklarını önemseyip gereğini yapmıyorlar. O'na teslim olmuyorlar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ve Kur'an onlara okunduğunda secde etmiyorlar.
İbni Kesir
Ve Kur'an okunduğu zaman secde etmiyorlar.
Gültekin Onan
Kendilerine Kuran okunduğunda secde etmiyorlar.
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onlara Kur'an okunduğu zaman Rablerine secde etmiyorlar.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Ve Kur´an okunduğu zaman secde etmiyorlar.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
16- Yemin ederim alaca karanlığa, 17- Geceye ve onun içinde barındırdıklarına, 18- Dolunay olduğu zaman aya ki; 19- Sizler halden hale geçeceksiniz. 20- O halde nesi var bunların, niye iman etmiyorlar? 21- Onlara Kur’ân okunduğu zaman secde etmiyorlar! 22- Aksine inkâr edenler, yalanlıyorlar. 23- Halbuki Allah, onların saklamakta olduklarını pek iyi bilir. 24- O halde sen onlara can yakıcı bir azabı müjdele! 25- Ancak iman edip salih ameller işleyenler müstesnâdır. Onlar için kesintisiz bir mükâfat vardır.
16-17. Yüce Allah, burada gecenin alametlerine yemin etmektedir. Önce gecenin başlangıcı olup güneşten geriye kalan aydınlıkla karışık olan alaca karanlığa yemin etmekte, sonra da “geceye ve onun içinde barındırdıklarına” yani örttüğü canlılara ve diğerlerine; 18. “Dolunay olduğu zaman” on dördüne ulaşmak sureti ile ışığı dopdolu olduğu zaman -ki bu şekli en güzel ve en yararlı olduğu halidir- “aya ki;” 19. Hakkında yemin edilen hususa gelince: “Sizler” Ey insanlar! “halden hale geçeceksiniz.” Yani pek çeşitli aşamalardan, birbirinden farklı hallerden geçeceksiniz. Nutfeden, bir kan damlasına, ondan bir çiğnemlik ete, oradan da ruhun üfürülmesi aşamasına geçeceksiniz. Bundan sonra bu haldeki cenin, önce bir bebek olarak dünyaya gelir, sonra çocuk olur, sonra temyiz çağına gelir. Sonra mükellef olur, emir ve yasağa muhatap olur. Sonra da ölür. Arkasından diriltilir, amellerinin karşılığı verilir. İşte kulun geçtiği ve geçeceği bu birbirinden farklı aşamalar, yegane mabudun sadece ve sadece Allah olduğunu, O’nun bir tek olduğunu, hikmet ve rahmeti ile kullarının işlerini çekip çevirdiğini, kulun ise fakir, âciz ve muhtaç olduğunu, aziz ve rahim Allah’ın tedbir ve idaresi altında olduğunu göstermektedir. Ama buna rağmen insanların pek çoğu iman etmemektedir:
20-21. “O halde nesi var bunların, niye iman etmiyorlar? Onlara Kur’ân okunduğu zaman secde etmiyorlar!” Niye Kur’ân’a itaat etmiyor, emirlerine ve yasaklarına bağlanmıyorlar? 22. “Aksine inkâr edenler yalanlıyorlar.” Hakkı apaçık görmelerine rağmen inat ediyorlar. O bakımdan onların iman etmeyişleri, Kur’ân’a itaatle boyun eğmeyişleri garip karşılanmamalıdır. Çünkü inat olsun diye hakkı yalanlayan kimseye yapacak bir şey yoktur. 23. “Halbuki Allah, onların saklamakta olduklarını pek iyi bilir.” Gizlice yaptıklarını ve içlerindeki niyetleri bilir. Yüce Allah, onların gizlediklerini de açıklarını da bildiği gibi amellerinin karşılığını da onlara verecek, kötülüklerini de cezalandıracaktır. Bundan dolayı şöyle buyurmaktadır: 24. “O halde sen onlara can yakıcı bir azabı müjdele!” Müjdeleme (anlamına gelen ve kök anlamları içinde “ten” manası da bulunan “البشارة”) işine bu ismin veriliş sebebi, ister sevinç veya ister keder ile ilgili olsun etkilerinin insanın teni üzerinde görülmesinden dolayıdır.
25. İnsanların çoğunun durumu budur; Kur’ân-ı Kerîm’i yalanlarlar ve ona iman etmezler. İnsanlardan bir kesime de Yüce Allah, hidâyet vermiştir. Böylece onlar Allah’a iman etmişler, peygamberlerin kendilerine getirdiklerini kabul ederek salih ameller işlemişlerdir. İşte böyleleri için ardı arkası kesilmez bir mükâfat vardır. Bu, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği, hiçbir insanın hatırından bile geçirmediği ebedi bir mükâfattır. Yüce Allah’a hamd-u senâlar olsun. İnşikâk Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir.
***
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَإِذَا | إذا | إذا: ظرف زمان يتضمن معنى المفاجأة. | |||
| قُرِئَ | قرأ | تلي. | |||
| عَلَيْهِمُ | على | على: حرف جر بمعنى إلى التي تفيد معنى انتهاء الغاية. | |||
| ٱلْقُرْءَانُ | قرأ | القرآن: كتاب الله المعجز الذي أنزله على رسوله محمد صلى الله عليه وسلم. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَسْجُدُونَ | سجد | لا يسجدون: لا يضعون جباههم على الأرض خضوعا لعظمة الله. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
، {الْقُرْآنُ} ملحق بمد البدل. وفي الآية سجدة تلاوة عند الجمهور.