كون
“كون” Kökü
Kur'an'da 1390 yerde, 1176 ayette geçer · Tafsir Center (CC BY 4.0)
İlk 150 ayet gösteriliyor (toplam 1176).
Bakara Suresi, 10. ayet كَانُوا Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmışt… Bakara Suresi, 16. ayet كَانُوا İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar … Bakara Suresi, 23. ayet كُنتُمْ كُنتُمْ Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir su… Bakara Suresi, 28. ayet وَكُنتُمْ Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra s… Bakara Suresi, 31. ayet كُنتُمْ Allah, Adem'e bütün varlıkların isimlerini öğretti. Sonra onları meleklere göstererek, "Eğer doğru s… Bakara Suresi, 33. ayet كُنتُمْ Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini b… Bakara Suresi, 34. ayet وَكَانَ Hani meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis hariç bütün melekler hemen saygı ile … Bakara Suresi, 35. ayet فَتَكُونَا Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca… Bakara Suresi, 36. ayet كَانَا Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerin… Bakara Suresi, 41. ayet تَكُونُوا Elinizdeki Tevrat'ı tasdik edici olarak indirdiğimize (Kur'an'a) iman edin. Onu inkar edenlerin ilki… Bakara Suresi, 57. ayet كَانُوا Bulutu üstünüze gölge yaptık. Size, kudret helvası ile bıldırcın indirdik. "Verdiğimiz rızıkların iy… Bakara Suresi, 59. ayet كَانُوا Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan … Bakara Suresi, 61. ayet كَانُوا وَّكَانُوا Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o biz… Bakara Suresi, 64. ayet لَكُنتُم Bundan sonra yine yüz çevirdiniz. Allah'ın bol nimeti ve merhameti olmasaydı, herhalde ziyana uğraya… Bakara Suresi, 65. ayet كُونُوا Şüphesiz siz, içinizden Cumartesi yasağını çiğneyenleri bilirsiniz. Biz onlara, "Aşağılık maymunlar … Bakara Suresi, 67. ayet أَكُونَ Hani Musa kavmine, "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor" demişti. Onlar da, "Sen bizimle eğlen… Bakara Suresi, 72. ayet كُنتُمْ Hani, bir kimseyi öldürmüştünüz de suçu birbirinizin üstüne atmıştınız. Halbuki Allah, gizlemekte ol… Bakara Suresi, 75. ayet كَانَ Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını din… Bakara Suresi, 89. ayet وَكَانُوا Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa,… Bakara Suresi, 91. ayet كُنتُم Onlara, "Allah'ın indirdiğine (Kur'an'a) iman edin" denilince, "Biz sadece bize indirilene (Tevrat'a… Bakara Suresi, 93. ayet كُنتُم Hani, Tur'u tepenize dikerek sizden söz almıştık, "Size verdiğimiz Kitab'a sımsıkı sarılın; ona kula… Bakara Suresi, 94. ayet كَانَتْ كُنتُمْ De ki: "Eğer (iddia ettiğiniz gibi) Allah katındaki ahiret yurdu (cennet) diğer insanlar için değil … Bakara Suresi, 97. ayet كَانَ De ki: "Her kim Cebrail'e düşman ise, bilsin ki o, Allah'ın izni ile Kur'an'ı; önceki kitapları doğr… Bakara Suresi, 98. ayet كَانَ Her kim Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e ve Mikail'e düşman olursa bilsin ki, Allah … Bakara Suresi, 102. ayet كَانُوا "Süleyman'ın hükümranlığı hakkında şeytanların (ve şeytan tıynetli insanların) uydurdukları yalanlar… Bakara Suresi, 103. ayet كَانُوا Eğer onlar iman edip Allah'ın emirlerine karşı gelmekten sakınmış olsalardı, Allah katında kazanacak… Bakara Suresi, 111. ayet كَانَ كُنتُمْ Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! D… Bakara Suresi, 113. ayet كَانُوا Yahudiler, "Hıristiyanlar bir temel üzerinde değiller" dediler. Hıristiyanlar da, "Yahudiler bir tem… Bakara Suresi, 114. ayet كَانَ Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını yasak eden ve onların yıkılması için çalışandan kim da… Bakara Suresi, 117. ayet كُن فَيَكُونُ O, gökleri ve yeri örneksiz yaratandır. Bir işe hükmetti mi ona sadece "ol" der, o da hemen oluverir… Bakara Suresi, 133. ayet كُنتُمْ Yoksa siz Yakub'un, ölüm döşeğinde iken çocuklarına, "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği,… Bakara Suresi, 134. ayet كَانُوا Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. … Bakara Suresi, 135. ayet كُونُوا كَانَ (Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. D… Bakara Suresi, 140. ayet كَانُوا Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idi… Bakara Suresi, 141. ayet كَانُوا Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerinin, sizin kazandıklarınız sizindir. … Bakara Suresi, 142. ayet كَانُوا Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir… Bakara Suresi, 143. ayet لِّتَكُونُوا وَيَكُونَ كُنتَ كَانَتْ كَانَ Böylece, sizler insanlara birer şahit (ve örnek) olasınız ve Peygamber de size bir şahit (ve örnek) … Bakara Suresi, 144. ayet كُنتُمْ (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz.… Bakara Suresi, 147. ayet تَكُونَنَّ Hak (ancak) Rabbindendir. Artık, sakın şüpheye düşenlerden olma!… Bakara Suresi, 148. ayet تَكُونُوا Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Haydi, hep hayırlara koşun, yarışın! Nerede olsanız Allah hepiniz… Bakara Suresi, 150. ayet كُنتُمْ يَكُونَ (Ey Muhammed!) Nereden yola çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i Haram'a doğru çevir. (Ey mü'minler!) Siz d… Bakara Suresi, 151. ayet تَكُونُوا Nitekim kendi aranızdan, size ayetlerimizi okuyan, sizi her kötülükten arındıran, size kitap ve hikm… Bakara Suresi, 170. ayet كَانَ Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun!" denildiğinde, "Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yol… Bakara Suresi, 172. ayet كُنتُمْ Ey iman edenler! Eğer siz ancak Allah'a kulluk ediyorsanız, size verdiğimiz rızıkların iyi ve temizl… Bakara Suresi, 184. ayet كَانَ كُنتُمْ Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca baş… Bakara Suresi, 185. ayet كَانَ (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayır… Bakara Suresi, 187. ayet كُنتُمْ Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara ört… Bakara Suresi, 193. ayet تَكُونَ وَيَكُونَ Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve din yalnız Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Onlar sava… Bakara Suresi, 196. ayet كَانَ يَكُنْ Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş … Bakara Suresi, 198. ayet كُنتُم (Hac mevsiminde ticaret yaparak) Rabbinizin lütuf ve keremini istemekte size bir günah yoktur. Arafa… Bakara Suresi, 213. ayet كَانَ İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberler… Bakara Suresi, 228. ayet كُنَّ Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç ay hali (hayız veya temizlik müddeti) beklerler. Eğer Allah'a… Bakara Suresi, 232. ayet كَانَ Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman kendi aralarında aklın ve di… Bakara Suresi, 239. ayet تَكُونُوا Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca… Bakara Suresi, 247. ayet يَكُونُ Peygamberleri onlara, "Allah, size Talut'u hükümdar olarak gönderdi" dedi. Onlar, "O bizim üzerimize… Bakara Suresi, 248. ayet كُنتُم Peygamberleri onlara şöyle dedi: "Onun hükümdarlığının alameti, size o sandığın gelmesidir. Onda Rab… Bakara Suresi, 266. ayet تَكُونَ Herhangi biriniz ister mi ki, içerisinde her türlü meyveye sahip bulunduğu, içinden ırmaklar akan, h… Bakara Suresi, 278. ayet كُنتُم Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve eğer gerçekten iman etmiş kimselerseniz, faizden… Bakara Suresi, 280. ayet كَانَ كُنتُمْ Eğer borçlu darlık içindeyse, ona eli genişleyinceye kadar mühlet verin. Eğer bilirseniz, (borcu) sa… Bakara Suresi, 282. ayet كَانَ يَكُونَا تَكُونَ Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıc… Bakara Suresi, 283. ayet كُنتُمْ Eğer yolculukta olur da bir yazıcı bulamazsanız, o zaman alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirini… Âl-i İmrân Suresi, 13. ayet كَانَ Şüphesiz, karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır: Bir topluluk Allah yolunda… Âl-i İmrân Suresi, 24. ayet كَانُوا Bunun sebebi, onların, "Bize, ateş sadece sayılı günlerde dokunacaktır." demeleridir. Uydurageldikle… Âl-i İmrân Suresi, 31. ayet كُنتُمْ De ki: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çü… Âl-i İmrân Suresi, 40. ayet يَكُونُ Zekeriya, "Ey Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmış iken ve karım da kısır iken benim nasıl çocuğum o… Âl-i İmrân Suresi, 44. ayet كُنتَ كُنتَ (Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyac… Âl-i İmrân Suresi, 47. ayet يَكُونُ كُن فَيَكُونُ (Meryem), "Ey Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?" dedi. Allah, "Öyle ama… Âl-i İmrân Suresi, 49. ayet فَيَكُونُ كُنتُم Allah, onu İsrailoğullarına bir Peygamber olarak gönderecek (ve o da onlara şöyle diyecek): "Şüphesi… Âl-i İmrân Suresi, 55. ayet كُنتُمْ Hani Allah şöyle buyurmuştu: "Ey İsa! Şüphesiz, senin hayatına ben son vereceğim. Seni kendime yükse… Âl-i İmrân Suresi, 59. ayet كُن فَيَكُونُ Şüphesiz Allah katında (yaratılışları bakımından) İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir: Onu toprak… Âl-i İmrân Suresi, 60. ayet تَكُن Hak Rabbindendir. O halde, sakın şüphe edenlerden olma.… Âl-i İmrân Suresi, 67. ayet كَانَ كَانَ كَانَ İbrahim, ne Yahudi idi, ne de Hıristiyan. Fakat o, hanif (Allah'ı bir tanıyan, hakka yönelen) bir mü… Âl-i İmrân Suresi, 79. ayet كَانَ كُونُوا كُونُوا كُنتُمْ كُنتُمْ Allah'ın, kendisine Kitab'ı, hükmü (hikmeti) ve peygamberliği verdiği hiçbir insanın, "Allah'ı bırak… Âl-i İmrân Suresi, 93. ayet كَانَ كُنتُمْ Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İ… Âl-i İmrân Suresi, 95. ayet كَانَ De ki: "Allah, doğru söylemiştir. Öyle ise hakka yönelen İbrahim'in dinine uyun. O, Allah'a ortak ko… Âl-i İmrân Suresi, 97. ayet كَانَ Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü… Âl-i İmrân Suresi, 103. ayet كُنتُمْ وَكُنتُمْ Hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah'ın size olan ni… Âl-i İmrân Suresi, 104. ayet وَلْتَكُن Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa … Âl-i İmrân Suresi, 105. ayet تَكُونُوا Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İşte onlar iç… Âl-i İmrân Suresi, 106. ayet كُنتُمْ O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, "İmanınızdan sonra inkar ettiniz… Âl-i İmrân Suresi, 110. ayet كُنتُمْ لَكَانَ Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a… Âl-i İmrân Suresi, 112. ayet كَانُوا وَّكَانُوا Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ve (mü'min) insanların güvencesine sığınmadıkça kend… Âl-i İmrân Suresi, 118. ayet كُنتُمْ Ey iman edenler! Sizden olmayanlardan hiçbir sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri… Âl-i İmrân Suresi, 137. ayet كَانَ Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir. Yeryüzünde gezin dolaşın da yalan… Âl-i İmrân Suresi, 139. ayet كُنتُم Gevşemeyin, hüzünlenmeyin. Eğer (gerçekten) iman etmiş kimseler iseniz üstün olan sizlersiniz.… Âl-i İmrân Suresi, 143. ayet كُنتُمْ Andolsun, siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz. İşte onu gördünüz, ama bakıp duruyo… Âl-i İmrân Suresi, 145. ayet كَانَ Hiçbir kimse Allah'ın izni olmadan ölmez. Ölüm belirli bir süreye göre yazılmıştır. Kim dünya menfaa… Âl-i İmrân Suresi, 147. ayet كَانَ Onların sözleri ancak, "Rabbimiz! Bizim günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlıklarımızı bağışla ve (yo… Âl-i İmrân Suresi, 154. ayet كَانَ كُنتُمْ Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku i… Âl-i İmrân Suresi, 156. ayet تَكُونُوا كَانُوا كَانُوا Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda ols… Âl-i İmrân Suresi, 159. ayet كُنتَ Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onl… Âl-i İmrân Suresi, 161. ayet كَانَ Hiçbir peygamberin emanete hıyanet etmesi düşünülemez. Kim hıyanet ederse, kıyamet günü, hıyanet ett… Âl-i İmrân Suresi, 164. ayet كَانُوا Andolsun, Allah, mü'minlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini okuyan, onları arıtıp tertemiz yapan… Âl-i İmrân Suresi, 168. ayet كُنتُمْ (Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" d… Âl-i İmrân Suresi, 175. ayet كُنتُم O şeytan sizi ancak kendi dostlarından korkutuyor. Onlardan korkmayın, eğer mü'min iseniz, benden ko… Âl-i İmrân Suresi, 179. ayet كَانَ كَانَ Allah, pisi temizden ayırıncaya kadar mü'minleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir. … Âl-i İmrân Suresi, 183. ayet كُنتُمْ Onlar, "Allah, bize, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamızı emretti"… Nisâ Suresi, 1. ayet كَانَ Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan; ikisinden birçok erkek ve kadı… Nisâ Suresi, 2. ayet كَانَ Yetimlere mallarını verin. Temizi pis olanla (helali haramla) değişmeyin. Onların mallarını kendi ma… Nisâ Suresi, 6. ayet كَانَ كَانَ Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, malların… Nisâ Suresi, 11. ayet كُنَّ كَانَتْ كَانَ يَكُن كَانَ كَانَ Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çoc… Nisâ Suresi, 12. ayet يَكُن كَانَ يَكُن كَانَ كَانَ كَانُوا Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bı… Nisâ Suresi, 16. ayet كَانَ Sizlerden fuhuş (zina) yapanların her ikisini de incitip kınayın. Eğer onlar tövbe edip ıslah olurla… Nisâ Suresi, 17. ayet وَكَانَ Allah katında (makbul) tövbe, ancak bilmeyerek günah işleyip sonra çok geçmeden tövbe edenlerin tövb… Nisâ Suresi, 20. ayet مَّكَانَ Eğer bir eşin yerine başka bir eş almak isterseniz, öbürüne (mehir olarak) yüklerle mal vermiş olsan… Nisâ Suresi, 22. ayet كَانَ Geçmişte olanlar hariç, artık babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin. Çünkü bu bir hayasızlık… Nisâ Suresi, 23. ayet تَكُونُوا كَانَ Size şunlarla evlenmek haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzel… Nisâ Suresi, 24. ayet كَانَ (Savaş esiri olarak) sahip olduklarınız hariç, evli kadınlar (da size) haram kılındı. (Bunlar) üzeri… Nisâ Suresi, 29. ayet تَكُونَ كَانَ Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin. Ancak karşılıklı rıza ile yapılan tica… Nisâ Suresi, 30. ayet وَكَانَ Kim haddi aşarak ve zulmederek bunu yaparsa, onu cehennem ateşine atacağız. Bu, Allah'a pek kolaydır… Nisâ Suresi, 32. ayet كَانَ Allah'ın, kiminizi kiminize üstün kılmaya vesile yaptığı şeyleri (haset ederek) arzu edip durmayın. … Nisâ Suresi, 33. ayet كَانَ (Erkek ve kadından) her biri için ana-babanın ve akrabanın bıraktıklarından (pay alan) varisler kıld… Nisâ Suresi, 34. ayet كَانَ Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılm… Nisâ Suresi, 35. ayet كَانَ Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının aile… Nisâ Suresi, 36. ayet كَانَ Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, … Nisâ Suresi, 38. ayet يَكُنِ Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdi… Nisâ Suresi, 39. ayet وَكَانَ Bunlar, Allah'a ve ahiret gününe iman etselerdi ve Allah'ın verdiği rızıktan (gösterişsiz olarak) ha… Nisâ Suresi, 40. ayet تَكُ Şüphesiz Allah (hiç kimseye) zerre kadar zulüm etmez. (Yapılan) çok küçük bir iyilik de olsa onun se… Nisâ Suresi, 43. ayet كُنتُم كَانَ Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna… Nisâ Suresi, 46. ayet لَكَانَ Yahudilerden öyleleri var ki, (kelimeleri yerlerinden kaydırıp) tahrif ederek onları anlamlarından u… Nisâ Suresi, 47. ayet وَكَانَ Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkı… Nisâ Suresi, 56. ayet كَانَ Şüphesiz ayetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları … Nisâ Suresi, 58. ayet كَانَ Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle h… Nisâ Suresi, 59. ayet كُنتُمْ Ey iman edenler! Allah'a itaat edin. Peygamber'e itaat edin ve sizden olan ulu'l-emre (idarecilere) … Nisâ Suresi, 66. ayet لَكَانَ Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinde… Nisâ Suresi, 72. ayet أَكُن Şüphesiz, aranızda öyle kimseler var ki, (onların her biri savaşa gitme konusunda) hakikaten pek ağı… Nisâ Suresi, 73. ayet تَكُن كُنتُ Eğer Allah'tan size bir lütuf (zafer) erişse, bu sefer de; sizinle kendisi arasında hiç tanışıklık y… Nisâ Suresi, 76. ayet كَانَ İman edenler, Allah yolunda savaşırlar. İnkar edenler de tağut yolunda savaşırlar. O halde, siz şeyt… Nisâ Suresi, 78. ayet تَكُونُوا كُنتُمْ Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır… Nisâ Suresi, 82. ayet كَانَ Hala Kur'an'ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı? Eğer o, Allah'tan başkası tarafından (indirilmiş) o… Nisâ Suresi, 85. ayet يَكُن يَكُن وَكَانَ Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) a… Nisâ Suresi, 86. ayet كَانَ Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Alla… Nisâ Suresi, 89. ayet فَتَكُونُونَ Arzu ettiler ki kendilerinin küfre saptıkları gibi siz de sapasınız da beraber olasınız. Bu sebeple,… Nisâ Suresi, 92. ayet كَانَ كَانَ كَانَ وَكَانَ Bir mü'minin bir mü'mini öldürmesi olacak şey değildir. Ancak yanlışlıkla olması başka. Kim bir mü'm… Nisâ Suresi, 94. ayet كُنتُم كَانَ Ey iman edenler! Allah yolunda sefere çıktığınız zaman, gerekli araştırmayı yapın. Size selam veren … Nisâ Suresi, 96. ayet وَكَانَ (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda malları… Nisâ Suresi, 97. ayet كُنتُمْ كُنَّا تَكُنْ Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle d… Nisâ Suresi, 99. ayet وَكَانَ Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.… Nisâ Suresi, 100. ayet وَكَانَ Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Pe… Nisâ Suresi, 101. ayet كَانُوا Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan… Nisâ Suresi, 102. ayet كُنتَ فَلْيَكُونُوا كَانَ كُنتُم (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vak… Nisâ Suresi, 103. ayet كَانَتْ Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah'ı anın. Güvene kavu… Nisâ Suresi, 104. ayet تَكُونُوا وَكَانَ Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da siz… Nisâ Suresi, 105. ayet تَكُن (Ey Muhammed!) Biz sana Kitab'ı (Kur'an'ı) hak olarak indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın sana ö… Nisâ Suresi, 106. ayet كَانَ Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.… Nisâ Suresi, 107. ayet كَانَ Kendilerine hainlik edenleri savunma. Zira Allah, hiçbir haini, hiçbir günahkarı sevmez.… Nisâ Suresi, 108. ayet وَكَانَ Bunlar, insanlardan gizlenmeye çalışırlar da Allah'tan gizlenmezler. Halbuki Allah, geceleyin, razı … Nisâ Suresi, 109. ayet يَكُونُ İşte siz öyle kimselersiniz (ki, diyelim) dünya hayatında onları savundunuz. Ya kıyamet günü onları … Nisâ Suresi, 111. ayet وَكَانَ Kim bir günah kazanırsa, onu ancak kendi aleyhine kazanmış olur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, … Nisâ Suresi, 113. ayet تَكُن وَكَانَ (Ey Muhammed!) Eğer Allah'ın sana lütuf ve merhameti olmasaydı, onlardan bir grup seni saptırmaya ça…