Nisâ Suresi 78. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 78/176
أَيْنَمَا تَكُونُوا۟ يُدْرِككُّمُ ٱلْمَوْتُ وَلَوْ كُنتُمْ فِى بُرُوجٍ مُّشَيَّدَةٍ ۗ وَإِن تُصِبْهُمْ حَسَنَةٌ يَقُولُوا۟ هَـٰذِهِۦ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ۖ وَإِن تُصِبْهُمْ سَيِّئَةٌ يَقُولُوا۟ هَـٰذِهِۦ مِنْ عِندِكَ ۚ قُلْ كُلٌّ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ ۖ فَمَالِ هَـٰٓؤُلَآءِ ٱلْقَوْمِ لَا يَكَادُونَ يَفْقَهُونَ حَدِيثًا
Eyne ma tekunu yudrikkumul mevtu ve lev kuntum fi burucin muşeyyedeh. Ve in tusıbhum hasenetun yekulu hazihi min indillah, ve in tusıbhum seyyietun yekulu hazihi min indike. Kul kullun min indillah. Fe mali haulail kavmi la yekadune yefkahune hadisa.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Nisâ Suresi 78. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır" derler. Onlara bir kötülük gelirse, "Bu, senin yüzündendir" derler. (Ey Muhammed!) De ki: "Hepsi Allah'tandır." Bu topluma ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar!
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Her nerede olsanız ölüm size yetişir eflake ser çekmiş burclarda da olsanız; bununla beraber kendilerine bir güzellik erdimi "bu Allahdan" diyorlar, bir musıbet de değdimi "bu senden" diyorlar, de ki: hepsi Allah tarafından, fakat neye bu adamlar söz anlamağa yanaşmıyorlar
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Her nerede olsanız olun, ölüm size yetişir, göklere yükselmiş burçlarda da olsanız. Bununla beraber kendilerine bir güzellik erişti mi "Bu Allah'tandır" diyorlar, bir felaket dokundu mu "Bu sendendir" diyorlar. De ki: "Hepsi Allah'tandır!" Fakat niye bu adamlar söz anlamaya çalışmıyorlar?
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
"Nerede olursanız olun velev tahkim edilmiş yüksek kafalarda bulunun, ölüm size çatıb yetişir". Eğer onlara bir iyilik dokunursa: "Bu, Allah katındandır" derler. Şayet onlara bir fenalık dokunursa. "Bu, senin katından (senin yüzünden) dir" derler. De ki: "Hepsi Allah tarafındandır". Böyle iken onlara, o kavme ne oluyor ki (kendilerine söylenen) hiç bir sözü anlamıya yanaşmıyorlar?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Nerede olsanız, sağlam kaleler içinde de bulunsanız yine ölüm sizi bulur. Onlara bir iyilik erişirse: "Bu, Allah tarafındandır" derler. Onlara bir kötülük erişirse: "Bu, senin yüzündendir" derler. De ki: "Hepsi Allah tarafındandır". Bu topluma ne oluyor ki hemen hiç söz anlamıyorlar?
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
"Nerede bulunursanız bulunun: Sağlam, yüksek kulelerde, (hatta eflake ser çeken) gökteki yıldız burçlarında bile olsanız, ölüm mutlaka size yetişir."Onlara bir iyilik ulaşınca "Bu, Allah'tandır" derler. Bir fenalık gelince "Bu, senin yüzündendir" derler. De ki: "Hepsi de Allah tarafındandır." Fakat bu adamlara ne oluyor da, söz anlamaya bir türlü yanaşmıyorlar?
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Her nerede olursanız, ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu, Allah'tandır" derler; onlara bir kötülük dokunsa: "Bu sendendir" derler. De ki: "Tümü Allah'tandır." Fakat, ne oluyor ki bu topluluğa, hiç bir sözü anlamaya çalışmıyorlar?
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Nerede olursanız olun, ölüm gelip sizi bulacaktır, göğe yükselen kulelerde olsanız bile." Onlar güzel şeylere kavuştuklarında, bazıları "Bu Allahtandır!" derler; ama başlarına bir kötülük gelince, "Bu senin yüzündendir (ey arkadaş)!" diye feryat ederler. De ki: "Hepsi Allahtandır!" O halde bu insanlara ne oluyor da kendilerine bildirilen hakikati kavramaya yanaşmıyorlar?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Her nerede olsanız ölüm size yetişir, isterseniz sapasağlam şatolarda olun. Onlara bir iyilik dokunsa: - Bu, Allah'tandır, derler. Onlara bir kötülük dokunsa - Bu, sendendir, derler. De ki: - Hepsi Allah'tandır. Bu topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiç söz anlamıyorlar?
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde de olsanız, ölüm gelir sizi bulur. Onlara, bir iyilik isabet etse, "Bu Allah'tandır." derler. Onlara, bir kötülük isabet etse, "Bu senin yüzündendir." derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır.[1]" Bu halka ne oluyor ki söylenen sözü anlamaya yanaşmıyorlar!
Tefsir / dipnot (1)
Allah'ın koyduğu kuralların, yasaların sonucudur.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Nerede olursanız olun, sağlam kalelerde bile olsanız, ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah tarafındandır!" derler. Ama bir kötülük gelirse, "Bu, sendendir!" derler. De ki: "Tümü, Allah tarafındandır!" Bu insanlara ne oluyor da artık hiçbir sözü anlamıyorlar?
İbni Kesir
Nerede olursanız olun, sağlam kaleler içinde dahi olsanız ölüm sizi bulacaktır. İman etmeyenlere bir iyilik gelirse: Bu, Allah'tandır. Bir kötülük erişirse de: Bu senin yüzündendir, derler. De ki: Hepsi Allah tarafındandır. Bunlara ne oluyor ki hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?
Gültekin Onan
Her nerede olursanız ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu Tanrı'dandır" derler; onlara bir kötülük dokunsa: "Bu sendendir" derler. De ki: "Tümü Tanrı'dandır." Fakat, ne oluyor ki bu topluluğa, hiç bir sözü kavramaya (yefkahune) çalışmıyorlar?
Rowad Tercüme Merkezi
Her nerede olsanız olun, sapasağlam kaleler içinde bile olsanız ölüm gelip sizi bulur. Onların başına bir iyilik gelse: "Bu, Allah’tandır." derler. Onlara bir kötülük dokunsa "Bu, sendendir" derler. De ki: “Hepsi Allah’tandır.” Bu topluluğa ne oluyor ki; neredeyse hiç bir sözü anlamıyorlar.
Şaban Piriş
Her nerede olsanız ölüm size yetişir, isterseniz sapasağlam kalelerde olun. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu, Allah’tandır" derler. Onlara bir kötülük dokunsa "Bu, sendendir" derler. De ki: Hepsi Allah’tandır. Bu topluluğa ne oluyor ki neredeyse hiç söz anlamıyorlar?
Ali Özek ve diğerleri
Nerede olursanız olun ölüm size ulaşır; sarp ve sağlam kalelerde olsanız bile! Kendilerine bir iyilik dokunsa «Bu Allah'tan» derler; başlarına bir kötülük gelince de «Bu senden» derler. (Ey Muhammed!) Onlara de ki: "Hepsi de Allah'tandır". Bu kavme ne oluyor ki, hiç söz anlamıyorlar.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Nerede olursanız olun, isterseniz bir savaş alanından uzak dayanıklı kaleler içinde olun. Eğer ecel vaktiniz gelmişse ölüm sizi bulacaktır. O münafıklar onları sevindiren, pek çok çocuk ve rızık elde ederlerse şöyle derler: "İşte bunlar Allah’ın katındandır.” Eğer onların çocuk ve rızıklarında bir sıkıntı meydana gelirse, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in uğursuzluğunu iddia ederek şöyle derler: "Bu sıkıntı senin yüzünden gelmiştir.” Ey Peygamber! Onlara cevap olarak de ki: "Bütün bolluk da, sıkıntı da Allah’ın takdiri ve kaderiyledir.” Bu sözü söyleyen o kimselerin nesi var? Neredeyse onlara söylediğin sözü anlamıyorlar.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| أَيْنَمَا | — | أين ما: ظرف مكان يتضمن معنى الشرط. | |||
| تَكُونُوا | كون | كان: تأتي غالباً ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| يُدْرِككُّمُ | درك | يصبكم ويلحق بكم. | |||
| ٱلْمَوْتُ | موت | الميم والواو والتاء أصلٌ صحيح يدلُّ على ذهاب القوة من الشيء، فالموت: مفارقة الروح للبدن. وهو: نقيض الحياة. | |||
| وَلَوْ | لو | لو: أداة للدّلالة على الشرط وهي غير امتناعية. | |||
| كُنتُمْ | كون | كان: تأتي غالباً ناقصة للدّلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| فِي | في | حرف جر، يُفيد معنى الظرفية | |||
| بُرُوجٍ | برج | حصون وقلاع، أو قصور. | |||
| مُّشَيَّدَةٍ | شيد | محكمة منيعة، أو مطولة مرتفعة. | |||
| وَإِن | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| تُصِبْهُمْ | صوب | إصابة الخير: منحه وإعطاؤه. | |||
| حَسَنَةٌ | حسن | نعمة. | |||
| يَقُولُوا | قول | يتكلموا. | |||
| هَٰذِهِ | ذه | اسم إشارة للمفرد المؤنث القريب، والهاء للتنبيه. | |||
| مِنْ | مِن | حرف جر، يُفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| عِندِ | عند | ظرف مكان، ولا تقع إلا مضافة. | |||
| ٱللَّهِ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| وَإِن | إن | إن: حرف شرط جازم. | |||
| تُصِبْهُمْ | صوب | تنزل بهم. | |||
| سَيِّئَةٌ | سوأ | مكروه. | |||
| يَقُولُوا | قول | يتكلموا. | |||
| هَٰذِهِ | ذه | اسم إشارة للمفرد المؤنث القريب، والهاء للتنبيه. | |||
| مِنْ | مِن | حرف جر، يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| عِندِكَ | عند | المراد أنهم ينسبوا سبب المكروه إلى الرسول محمد صلى الله عليه وسلم جهالة وتشاؤماً. | |||
| قُلْ | قول | فعل أمرٍ مِنْ قالَ يقولُ بمعنى تَكَلَّمْ. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به باللسان | |||
| كُلٌّ | كلل | لفظ يدل على الشمول والإستغراق، وتضاف لفظاً أو تقديراً. | |||
| مِّنْ | مِن | حرف جر، يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| عِندِ | عند | ظرف مكان، ولا تقع إلا مضافة. | |||
| ٱللَّهِ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| فَمَالِ | ما | ما: اسم يستفهم به عن غير العاقل وعن حقيقة الشيء أو صفته. | |||
| هَٰؤُلَاءِ | أولاء | هؤلاء: اسم إشارة لجماعة الذكور القريبين مسبوق بهاء التنبيه. | |||
| ٱلْقَوْمِ | قوم | القوم: الجماعة من الرجال دون النساء، وربما دخلت النساء فيه بحكم التبع. والقوم: اسم جمع لا واحد له من لفظه. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَكَادُونَ | كود | لا يكادون: لا يقاربون ولا يوشكون. | |||
| يَفْقَهُونَ | فقه | يفهمون. | |||
| حَدِيثًا | حدث | أي حديث تحدثهم به. والحديث: الكلام والخبر. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{أَيْنَمَا} رسمت موصولة فلا يوقف إلا على آخرها {يُدْرِكْكُمُ} فيها إدغام
الكاف في الكاف من غير غنة، وبينهما تماثل صغير لسكون الأولى وتحرك الثانية
{كُنْتُمْ} إخفاء حقيقي {بُرُوجٍ مُشَيَّدَةٍ} إدغام بغنة {وَإِنْ تُصِبْهُمْ}
إخفاء حقيقي، وقلقلة في الباء {حَسَنَةٌ يَقُولُوا} إدغام بغنة لوقوع الياء بعد
التنوين وهي من حروف (ينمو) {مِنْ عِنْدِ} ظهار حلقي، ثم إخفاء حقيقي {سَيِّئَةٌ
يَقُولُوا} إدغام بغنة {مِنْ عِنْدِكَ} إظهار حلقي، وإخفاء حقيقي {كُلٌّ مِنْ}
إدغام بغنة {عِنْدِ} إخفاء حقيقي، لوقوع الدال بعد النون الساكنة وهي من حروف الإخفاء
الخمسة عشر {فَمَالِ}، رسمت مقطوعة عما بعدها فيصح الوقف عليها للضرورة، ويبدأ بها
{هَؤُ} مد منفصل {لاءِ} مد متصل الأول جائز والثاني واجب.