Bakara Suresi 75. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 75/286
۞ أَفَتَطْمَعُونَ أَن يُؤْمِنُوا۟ لَكُمْ وَقَدْ كَانَ فَرِيقٌ مِّنْهُمْ يَسْمَعُونَ كَلَـٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ يُحَرِّفُونَهُۥ مِنۢ بَعْدِ مَا عَقَلُوهُ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
E fe tatmeune en yu'minu lekum ve kad kane ferikun minhum yesmeune kelamallahi summe yuharrifunehu min ba'di ma akaluhu ve hum ya'lemun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 75. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şimdi, bunların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa içlerinden birtakımı, Allah'ın kelamını dinler, iyice anladıktan sonra, onu bile bile tahrif ederlerdi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Şimdi bunların size iman edivereceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir fırka vardı ki Allahın kelamını işitirlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Şimdi bunların size iman edeceklerini ümit mi ediyorsunuz? Halbuki bunlardan bir zümre vardır ki, Allah'ın kelamını dinlerlerdi de akılları aldıktan sonra onu bile bile tahrif ederlerdi.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Artık (ey mü'minler) onların (Yahudilerin) size inanacaklarını umar mısınız? Halbuki onlardan (hahamlık eden) bir zümre vardır ki Allanın kelamını (Tevratı) dinlerlerdi de akılları aldıkdan sonra onlar bunu bile bile tahrif (ve tağyir) ederlerdi.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Şimdi (ey mü'minler) siz, bunların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa bunlardan bir grup vardı ki, Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu değiştirirlerdi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Nasıl olur onların size güvenmelerini beklersiniz ki onlardan bir zümre vardı ki Allah'ın kelamını işitip akılları aldıktan sonra, bile bile onu tahrif eder, değiştirirlerdi.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Siz (müslümanlar,) onların size inanacaklarını umuyor musunuz? Oysa onlardan bir bölümü, Allah'ın sözünü işitiyor, (iyice algılayıp) akıl erdirdikten sonra, bile bile değiştiriyorlardı.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Şimdi, onların tebliğ ettiğimiz şeye inanacaklarını bekliyor musunuz? Aksine, bir çoğu Allah'ın kelamını dinler ama onu anladıktan sonra bile bile çarpıtırlar.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah'ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu bozarlardı.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Şimdi onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan bir grup, Allah'ın kelamını dinleyip iyice anladıktan sonra, onu, bile bile çarpıtırlar.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Onların, size inanacaklarını mı umut ediyorsunuz? Üstelik onların arasından bir küme, Allah'ın Sözünü duyduktan sonra, Onu anlamalarına karşın, bilerek değiştirirler.
İbni Kesir
Onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Onlardan öyle bir zümre vardı ki, Allah'ın kelamını dinlerlerdi de akılları yattıktan sonra, bile bile bunu değiştirirlerdi.
Gültekin Onan
Onların size inanacaklarını (güveneceklerini) umuyor musunuz? Oysa onların bir bölümü / zümresi (feriykun) Tanrı'nın sözünü (kelam) işitip (yesmeune) aklettikten sonra, bile bile / bilerek (yalemun) onu değiştirirlerdi (yuharrifunehu).
Rowad Tercüme Merkezi
Şimdi (ey Müminler) size iman edeceklerini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki, Allah’ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.
Şaban Piriş
Size onların iman edeceklerini mi umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardı ki Allah’ın sözünü işitirlerdi de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.
Ali Özek ve diğerleri
Şimdi (ey müminler!) onların size inanacaklarını mı umuyorsunuz? Oysa ki, onlardan bir grup, Allah'ın kelâmını işitirler de iyice anladıktan sonra, bile bile onu tahrif ederlerdi.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Müminler- Yahudilerin gerçek yüzünü ve inadını anladıktan sonra onların iman edeceklerini ve size icabet edeceklerini mi umuyorsunuz? Onların bir grup âlimi, Tevrat'ta kendilerine indirilen Allah'ın kelamını dinliyor, iyice anlayıp kavradıktan sonra lafzını ve manasını değiştiriyorlardı. Ve onlar işlemiş oldukları suçun büyüklüğünü de biliyorlardı.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| أَفَتَطْمَعُونَ | طمع | أفترجون وترغبون وتتأملون. والطمع: رجاء الشيء والرغبة فيه. والهمزة للإنكار، أي: لا تطمعوا فلهم سابقة بالكفر | |||
| أَن | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| يُؤْمِنُوا | أمن | يذعنوا ويصدقوا، والإيمان لغة: التصديق، وشرعاً: اعتقادٌ بالجنان، وإقرارٌ باللسان، وعملٌ بالأركان، يزيد بالطاعة وينقص بالمعصية. | |||
| لَكُمْ | ل | اللام: حرف جر بمعنى "الباء". | |||
| وَقَدْ | قد | قد: أداة تفيد التحقيق. | |||
| كَانَ | كون | فعل ماضٍ ناسخ ناقص | |||
| فَرِيقٌ | فرق | جماعة. والفريق: الجماعة، لا واحد له من لفظه؛ بمنزلة الجيش والرهط الذي لا واحد له من لفظه. | |||
| مِّنْهُمْ | مِن | من: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض". | |||
| يَسْمَعُونَ | سمع | يحسون بالاستماع بآذانهم ويفهمون. | |||
| كَلَٰمَ | كلم | كلام الله: فيه إثبات صفة الكلام لله تعالى على ما يليق به. | |||
| ٱللَّهِ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| ثُمَّ | ثم | حرف عطف يفيد معنى التراخي بين المعطوفين. | |||
| يُحَرِّفُونَهُ | حرف | التحريف: إمالة الشيء عن جهته وصرفه، والمعنى: يغيرونه ويبدلونه، ويصرفونه عن معناه. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| بَعْدِ | بعد | بعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوباً أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم. | |||
| مَا | ما | حرف مصدري ظرفي يؤول مع ما بعده لظرف زمان. | |||
| عَقَلُوهُ | عقل | أدركوه على حقيقته، وأصل العقل: الحبس، يقال: عقلت البعير أعقله عقلاً: قيدته بما يحبسه عن الانبعاث. وسُمي عقل الإنسان؛ لأنه يمنعه ويحبسه عن المحذورات. | |||
| وَهُمْ | هم | هم: ضمير الغائبين. | |||
| يَعْلَمُونَ | علم | يعرفون ويدركون؛ يقال: علم الخبر عرفه على حقيقته، فأصل العلم إدراك الشيء على حقيقته، وهو معرفة الشيء على ما هو عليه، ونقيضه الجهل. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
حرف الطاء المفخم من {أَفَتَطْمَعُونَ} وقع بين حرفين مرققين؛ هما: التاء
والميم، فينبغي التنبه لذلك، والدال مقلقلة من {وَقَدْ}. وفي {فَرِيقٌ مِنْهُمْ}
إدغام بغنة، يليه إظهار حلقي، والهاء من {يُحَرِّفُونَهُ} موصولة؛ لأنها وقعت بين
حرفين متحركين، وهي من {عَقَلُوهُ} غير موصولة لسكون ما قبلها. ويجب إتمام الحركات
في المدود التي في رؤوس الآي، فتكون الكسرة كاملة والفتحة كاملة والضمة كاملة، لا
يشوب أيَّا منها إمالة ونحوها عند الوقف عليها.