Nisâ Suresi 56. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 56/176
إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا سَوْفَ نُصْلِيهِمْ نَارًا كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُم بَدَّلْنَـٰهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَزِيزًا حَكِيمًا
İnnellezine keferu bi ayatina sevfe nuslihim nara. Kullema nadicet culuduhum beddelnahum culuden gayraha li yezukul azab. İnnallahe kane azizen hakima.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Nisâ Suresi 56. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Şüphesiz ayetlerimizi inkar edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Şüphesiz ayetlerimizi tanımıyan kafirler, muhakkak ki biz onları yarın bir ateşe yaslıyacağız, derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine tebdilen başka deriler vereceğiz; çünkü Allah izzetine nihayet olmıyan bir hakim bulunuyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ayetlerimizi tanımayan kafirleri, onları kuşkusuz, yarın bir ateşe yaslayacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye kendilerine değiştirmek üzere başka deriler vereceğiz. Çünkü Allah, izzetinin sonu olmayan bir hikmet sahibidir.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ayetlerimizi inkar ile kafir olanlar (var ya) onları muhakkak ki ateşe atacağız. Derileri pişdikce, azabı tadıb durmaları için, onları başka derilerle (yenileyib) değişdireceğiz. Şübhesiz ki Allah mutlak gaalibdir, yegane hüküm ve hikmet saahibidir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
O ayetlerimizi inkar edenleri yakında bir ateşe sokacağız, derileri piştikçe azabı tadsınlar diye onlara başka deriler vereceğiz! Şüphesiz Allah daima üstündür, hüküm ve hikmet sahibidir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Ayetlerimizi inkar edenleri yarın cehenneme sokacağız. Derileri kızarıp yandıkça, yerine taze deri yaratacağız, ta ki cezaları olan azabı iyice tatsınlar. Şüphesiz ki Allah aziz ve hakimdir (üstün kudret, tam hüküm ve hikmet sahibidir).
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ayetlerimize karşı inkara sapanları şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tadmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Allah, güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Mesajlarımızın doğruluğunu inkara şartlanmış onları zamanı geldiğinde ateşe mahkum edeceğiz; derileri her yanıp döküldüğünde onları yeni derilerle değiştireceğiz ki azabı (tam olarak) tadabilsinler. Şüphe yok ki Allah kudret ve hikmet sahibidir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Ayetlerimizi tanımayanları ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah, güçlü ve hakimdir.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Ayetlerimizi küfredenleri, yakında ateşe atacağız. Derileri piştikçe, azabı iyice tatsınlar diye onlara yeni deriler giydireceğiz. Kuşkusuz, Allah, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kuşkusuz, ayetlerimizi inkar edenleri yakında ateşe atacağız. Derileri yandıkça, cezayı tatmaları için başka derilerle değiştireceğiz. Kuşkusuz, Allah, Üstündür; Bilgelik ve Adaletle Yönetendir.[89]
Tefsir / dipnot (1)
İşte, bir bilgi ayeti: İnsan bedeninin en büyük organı deridir. İnsan derisi, üst deri, alt deri ve deri altı dokusu olarak isimlendirilen üç ayrı tabakadan oluşur. Yanıklar deriyi eritir ve bedende büyük acılara yol açar. Deri yanıkları, üç ayrı düzeyde olur. Birinci aşamada yanık, ilk tabakanın yanmasıdır ve büyük acı verir. İkinci aşamada yanık, ikinci tabakanın da yanmasıdır ve acı daha büyük olarak devam eder. Son tabakaya değin ulaşan üçüncü aşama yanıkta ise sinirlerin duyarlılığı artık yok olduğu için, acı duygusu da yok olmuştur. Ayette bildirildiği biçimde, deriler sürekli yenilenerek yanarsa, birinci ve ikinci aşama yanıklar hiç sona ermez; acı büyük ve sürekli olur. Deribilimi, bu bilgileri ancak yakın geçmişte edinebilmiştir.
İbni Kesir
Şüphesiz ki ayetlerimizi inkar edenleri yakında ateşe atacağız. Derileri piştikçe azabı duysunlar diye, derilerini değiştirip yenileyeceğiz. Allah; Aziz, Hakim olandır.
Gültekin Onan
Ayetlerimize küfredenleri şüphesiz ateşe sokacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Gerçekten, Tanrı güçlü ve üstün olandır, hüküm ve hikmet sahibidir.
Rowad Tercüme Merkezi
Şüphesiz ayetlerimizi inkâr edenleri biz ateşe atacağız. Derileri yanıp döküldükçe, azabı tatmaları için onların derilerini yenileyeceğiz. Şüphesiz Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Şaban Piriş
Ayetlerimize küfredenleri ateşe atacağız. Derileri yanıp, kızardıkça azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah, güçlü ve hakimdir.
Ali Özek ve diğerleri
Şüphesiz âyetlerimizi inkâr edenleri gün gelecek bir ateşe sokacağız; onların derileri pişip acı duymaz hale geldikçe, derilerini başka derilerle değiştiririz ki acıyı duysunlar! Allah, şüphesiz Azîz'dir, Hakîm'dir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Ayetlerimizi inkâr edenleri, kıyamet günü çepeçevre saran cehennem ateşine sokacağız. Üzerlerine azap devam etsin diye de her derileri yandığında derilerini yenileriyle değiştireceğiz. Şüphesiz Allah güçlüdür, hiç bir şey O'na galip gelemez. İşleri çekip çevirmesinde ve takdirinde hikmet sahibidir.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب، يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| كَفَرُوا | كفر | جحدوا ولم يؤمنوا. وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنّه ستر الحق وغطى عليه. | |||
| بِءَايَٰتِنَا | أيي | الآية من كتاب الله، هي: طائفةٌ من القرآن يتصل بعضها ببعض إلى انقطاعها، طويلةً كانت أو قصيرة. | |||
| سَوْفَ | سوف | حرف يخصص الأفعال المضارعة للإستقبال. | |||
| نُصْلِيهِمْ | صلي | نصليهم نارا: نحرقهم فيها. | |||
| نَارًا | نور | نار الآخرة. | |||
| كُلَّمَا | — | أداة ظرفية تفيد التكرار. | |||
| نَضِجَتْ | نضج | احترقت وتهرَّت. | |||
| جُلُودُهُم | جلد | الجلد: الغشاء الخارجي من الجسم. | |||
| بَدَّلْنَٰهُمْ | بدل | غيرنا لهم. | |||
| جُلُودًا | جلد | الجلد: الغشاء الخارجي من الجسم. | |||
| غَيْرَهَا | غير | غير: وردت أحيانا بمعنى"إلا"وأحيانا بمعنى"دون"وأحيانا صفة. | |||
| لِيَذُوقُوا | ذوق | الذوق: الإحساس العام الذي تشترك فيه جميع قوى الحس. | |||
| ٱلْعَذَابَ | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل وكل ما شقَّ على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب، يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱللَّهَ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| كَانَ | كون | كان: تأتي غالباً ناقصة للدّلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر، وتسمّى حينئذٍ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمّى حينئذِ تامة، وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تُزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدّل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار، وبمعنى: الاستقبال، وبمعنى الحال، وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل (وكان الله غفوراً رحيماً) لم يزل ذلك. | |||
| عَزِيزًا | عزز | صفة لله سبحانه، والعزيز: هو القوي الذي لا يغلب لأنه تعالى غالب على أمره. | |||
| حَكِيمًا | حكم | صفة لله سبحانه، والحكيم: هو المحكم لخلق الأشياء كما شاء لأنه تعالى عالم بعواقب الأمور. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{إِنَّ} حرف غنة {بِآيَاتِنَا} مد بدل، ومد طبيعى {نُصْلِيهِمْ نَارًا} بين
الميم والنون إظهار شفوي {نَارًا كُلَّمَا} إخفاء حقيقي، ويُراعى إظهار صفة الهمس
في التاء الساكنة من {نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ} وعدم إدغامها في الجيم
{بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا} إظهار شفوي {جُلُودًا غَيْرَهَا} إظهار حلقي والوقف على
{الْعَذَابَ} أولى من الوصل.