Bakara Suresi 89. Ayet

İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 89/286

وَلَمَّا جَآءَهُمْ كِتَـٰبٌ مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ مُصَدِّقٌ لِّمَا مَعَهُمْ وَكَانُوا۟ مِن قَبْلُ يَسْتَفْتِحُونَ عَلَى ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَلَمَّا جَآءَهُم مَّا عَرَفُوا۟ كَفَرُوا۟ بِهِۦ ۚ فَلَعْنَةُ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَـٰفِرِينَ

Ve lemma caehum kitabun min indillahi musaddikun lima meahum, ve kanu min kablu yesteftihune alellezine keferu, fe lemma caehum ma arafu keferu bihi, fe la'netullahi alel kafirin.

Ayet Tilaveti
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç

Bakara Suresi 89. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.

1. cüz · PDF sayfası 15

Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →

Ayetin Mealleri 16 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Kendilerine ellerindekini (Tevrat'ı) tasdik eden bir kitap (Kur'an) gelince onu inkar ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkarcılara (Arap müşriklerine) karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat'tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince ise onu inkar ettiler. Allah'ın laneti inkarcıların üzerine olsun.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Yanlarındakini tasdıklamak üzere onlara Allah tarafından bir kitab gelince önceden küfredenlere karşı istimdad edib dururlarken o tanıdıkları kendilerine gelince tuttular ona küfrettiler imdi Allahın laneti kafirlerin boynuna

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Yanlarındakini (Tevrat'ı) tasdik etmek üzere onlara Allah tarafından bir kitap (Kur'an) gelince; önceden inkar edenlere karşı yardım isteyip dururlarken o tanıdıkları kendilerine gelince tuttular onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin boynuna olsun!

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Vaktaki onlara Allah katından nezdlerinde bulunan (Tevrat) ı tasdıyk edici (ve doğrultucu) bir Kitab (Kur'an) geldi, ki daha evvel küfredenlerin (Arab müşriklerinin) aleyhine (Allahdan böyle bir) feth istiyorlardı, işte (Tevratın şehadet ve saraahatiyle) tanıdıkları o şey (Kur'an) kendilerine gelince ona (hasedlerinden ve mevki' hırsından dolayı) küfretdiler. Artık Allahın la'neti o kafirlerin tepesine.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Ne zaman ki, onlara Allah katından, yanlarında bulunan (Tevrat)ı doğrulayıcı bir Kitap (Kur'an) geldi, daha önce inkar edenlere karşı yardım isteyip dururlarken o bildikleri (Kur'an) kendilerine gelince onu inkar ettiler; artık Allah'ın la'neti, inkarcıların üzerine olsun!

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Onlara, Allah tarafından, ellerindeki Tevrat'ı tasdik eden bir kitap gönderildiği zaman. Daha önce kafirlere karşı zafer kazanmak için "ahir zaman Peygamberi hakkı için" diye dua ettikleri halde. Evet o tanıyıp bekledikleri Peygamber kendilerine gelince, onu inkar ettiler. Bu sebeple, Allah'ın laneti de kafirlerin boynuna olsun!

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Allah katından yanlarında olan (Tevrat)ı doğrulayan bir Kitap geldiği zaman, -ki bundan önce inkar edenlere karşı fetih istiyorlardı- işte bilip tanıdıkları gelince, onu inkar ettiler. Artık Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Ve ne zaman Allah katından onlara, halen sahip oldukları hakikati tasdik eden bir (yeni) vahiy geldiyse, daha önce, hakikati inkara şartlanmış olanlara karşı üstün gelmek için yalvarıp yakardı(klarını çarçabuk unutarak) daha önce tanıdıkları (hakikati) bu defa inkara kalkıştılar. Ve Allah'ın laneti, hakikati inkar eden herkesin üzerindedir.

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Allah katından, onlara, yanlarında bulunan (Tevrat)ı tasdik eden bir kitap geldiği zaman; daha önce kafirlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken; onlara, bildikleri şey gelince onu inkar ettiler. Allah'ın laneti kafirlerin üzerinedir.

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Onlara, Allah katından yanlarındakini[1] tasdik edici bir Kitap[2] gelince; daha önce Allah'tan Kafirlere karşı üstünlük kazanmak için böyle bir şey istedikleri halde, onlara bildikleri şey[3] gelince bu kez onu inkar ettiler. Allah'ın laneti, Kafirlerin üzerinedir.

Tefsir / dipnot (3)

Tevrat.

Kur'an.

Kitap.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Yanlarında olanı doğrulayan kitaplar, Allah'ın katından onlara geldiğinde nankörlük ettiler. Oysa nankörlük edenlere karşı, daha önce yardım istiyorlardı. Allah'ın laneti, nankörlük edenlerin üzerine olsun!

İbni Kesir

Ne zaman ki; Allah'ın katından, kendilerinde olanı tasdik eden kitab geldi, onlar bundan önceki küfredenlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken, bildikleri gelince onu inkar ettiler. Allah'ın la'neti kafirlerin üzerinedir.

Gültekin Onan

Tanrı katından yanlarında olanı doğrulayan bir kitap geldiği zaman, daha önce küfredenlere karşı yardım isteyip dururlarken bilip tanıdıkları gelince ona küfrettiler. Artık Tanrı'nın laneti kafirlere olsun!

Rowad Tercüme Merkezi

Allah katından kendilerine ellerindekini (Tevrat’ı) tasdik eden bir kitap (Kur’an) gelince onu inkâr ettiler. Oysa, daha önce (bu kitabı getirecek peygamber ile) inkârcılara karşı yardım istiyorlardı. (Tevrat’tan) tanıyıp bildikleri (bu peygamber) kendilerine gelince onu inkâr ettiler. Allah’ın lâneti inkârcıların üzerine olsun.

Şaban Piriş

Allah katından onlara, yanlarında bulunan (Tevrat)ı tasdik eden bir kitap geldiği zaman; daha önce kâfirlere karşı kendilerine yardım gelmesini beklerlerken; onlara, bildikleri şey gelince onu inkar ettiler. Allah’ın laneti kâfirlerin üzerinedir.

Ali Özek ve diğerleri

Onlara, Allah katından ellerindeki (Tevrât'ı) doğrulayan bir kitap geldiğinde önceden kâfirlere karşı (kendilerine böyle yardım edici bir kitabın gelmesini) bekleyip duruyorlardı. İşte önceden geleceğini bildikleri bu kitap gelince onu inkâr ettiler. İşte Allah'ın lâneti böyle inkarcılaradır.

Ayetin Tefsiri 2 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Allah katından bu kimselere sahih ve genel esaslarda Tevrat ve İncil'de zikredilenlerle örtüşen Kur'an-ı Kerim gelmiştir. Onlar Kur'an indirilmeden önce şöyle diyorlardı: "Müşriklere karşı zafer elde edeceğiz, peygamber gönderildiğinde fetihler bize açılacak, o peygambere iman edip, tabi olacağız". Ne var ki; kendilerine Kur'an ve Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- bildikleri vasıf üzerine ve bildikleri hak üzere geldiğinde onu inkâr ettiler. Allah'ın laneti, Allah'ı ve Resulünü inkâr eden kâfirlerin üzerine olsun.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَلَمَّالمالما: ظرفية بمعنى "حينما".
جَاءَهُمْجيأأتاهم.
كِتَٰبٌكتبالكتاب هنا: القرآن. ‌والكتابُ في الأصل مصدر، ثم سُمّي المكتوب فيه كتاباً، وهو: اسم للصّحيفة مع المكتوب فيها، وأصل ‌الكَتْبِ في اللغة: الضمُّ، وسمي الكتابُ بذلك؛ لضم حروفه وكلماته بعضها إلى بعض.
مِّنْمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
عِندِعندظرف مكان، ولا تقع إلا مضافة.
ٱللَّهِألهالله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
مُصَدِّقٌصدقموافق.
لِّمَاماما: اسم موصول.
مَعَهُمْمعمع: ظرف بمعنى "عند".
وَكَانُواكونكان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك.
مِنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
قَبْلُقبلظرف للزمان، ويضاف لفظا أو تقديرا.
يَسْتَفْتِحُونَفتحيستنصرون على المشركين.
عَلَىعلىحرف جر يفيد معنى الاستعلاء
ٱلَّذِينَالذياسم موصول للجمع المذكَّر.
كَفَرُواكفرجحدوا ولم يؤمنوا. وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنَّه ستر الحق وغطى عليه.
فَلَمَّالمالما: ظرفية بمعنى "حينما".
جَاءَهُمجيأأتاهم.
مَّامااسم موصول.
عَرَفُواعرفعلموا وأدركوا. والمعرفة: علم بعين الشيء مفصلا عما سواه، بخلاف العلم فإنه قد يتعلق بالشيء مجملا.
كَفَرُواكفرجحدوا ولم يؤمنوا. وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنَّه ستر الحق وغطى عليه.
بِهِبالباء: حرف جر يفيد معنى الإلصاق.
فَلَعْنَةُلعناللعن: الطرد من رحمة الله.
ٱللَّهِألههو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
عَلَىعلىحرف جر يفيد معنى الاستعلاء
ٱلْكَٰفِرِينَكفرالجاحدين الذين لا يؤمنون بالله، وأصل الكفر: التغطية والستر. ومنه سُمي الكافر كافراً؛ لأنَّه ستر الحق وغطى عليه.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

في ميم {وَلَمَّا} غنة. و {جَاءَهُمْ} مد متصل. وفي {كِتَابٌ مِنْ}

إدغام بغنة {مِنْ عِنْدِ} النون الأولى مظهرة، والثانية مخفاة. وفي تنوين

{مُصَدِّقٌ} مع لام {لِمَا} إدغام بغير غنة، علامته في المصحف تتابع التنوين،

وتشديد اللام. وفي {مِنْ قَبْلُ} إخفاء حقيقي وقلقلة الباء. والراء من {كَفَرُوا}

مفخمة. وفي الميم الساكنة من {جَاءَهُمْ} مع ميم {مَا} بعدها إدغام تماثل صغير.

والراء من {الْكَافِرِينَ} مرققة.