Nisâ Suresi 34. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 34/176
ٱلرِّجَالُ قَوَّٰمُونَ عَلَى ٱلنِّسَآءِ بِمَا فَضَّلَ ٱللَّهُ بَعْضَهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ وَبِمَآ أَنفَقُوا۟ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ ۚ فَٱلصَّـٰلِحَـٰتُ قَـٰنِتَـٰتٌ حَـٰفِظَـٰتٌ لِّلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ ٱللَّهُ ۚ وَٱلَّـٰتِى تَخَافُونَ نُشُوزَهُنَّ فَعِظُوهُنَّ وَٱهْجُرُوهُنَّ فِى ٱلْمَضَاجِعِ وَٱضْرِبُوهُنَّ ۖ فَإِنْ أَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا۟ عَلَيْهِنَّ سَبِيلًا ۗ إِنَّ ٱللَّهَ كَانَ عَلِيًّا كَبِيرًا
Er ricalu kavvamune alan nisai bi ma faddalallahu ba'dahum ala ba'dın ve bi ma enfeku min emvalihim. Fes salihatu kanitatun hafizatun lil gaybi bi ma hafizallah. Vellati tehafune nuşuzehunne fe ızuhunne vahcuruhunn fil medacıı vadrıbuhunne, fe in ata'nekum fe la tebgu aleyhinne sebila. İnnallahe kane aliyyen kebira.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Nisâ Suresi 34. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından harcamakta (ve ailenin geçimini sağlamakta)dırlar. İyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah'ın (kendilerini) koruması sayesinde onlar da "gayb"ı korurlar. (Evlilik yükümlülüklerini reddederek) başkaldırdıklarını gördüğünüz kadınlara öğüt verin, onları yataklarında yalnız bırakın. (Bunlar fayda vermez de mecbur kalırsanız) onları (hafifçe) dövün. Eğer itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphesiz Allah, çok yücedir, çok büyüktür.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Er olanlar kadınlar üzerinde hakim dururlar, çünkü bir kerre Allah birini diğerinden üstün yaratmış bir de erler mallarından infak etmektedirler, onun için iyi kadınlar itaatkardırlar, Allah kendilerini sakladığı cihetle kendileri de gaybı muhafaza ederler, serkeşliklerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince: evvela kendilerine nasıhat edin, sonra yattıkları yerde mehcur bırakın, yine dinlemezlerse döğün, dinledikleri halde incitmeye behane aramayın, çünkü Allah çok yüksek, çok büyük bulunuyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Erkekler, kadınlar üzerinde hakim dururlar, çünkü bir kere Allah birini diğerinden üstün yaratmış ve bir de erkekler mallarından harcamaktadırlar. Bunun için iyi kadınlar, itaatkardırlar. Allah'ın korumasını emrettiği şeyleri, kocalarının yokluğunda da korurlar. Serkeşlik etmelerinden endişe ettiğiniz kadınlara gelince; önce kendilerine nasihat edin, sonra yataklarında yalnız bırakın, yine dinlemezlerse dövün. İtaat ettikleri halde onları incitmek için bahane aramayın. Çünkü Allah, çok yüksek çok büyüktür.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Erkekler kadınlar üzerine haakimdirler. O sebeble ki Allah onlardan kimini (erkekleri) kiminden (kadınlardan) üstün kılmışdır. Bir de (erkekler onları) mallarından infaak etmektedirler. İyi kadınlar itaatli olanlardır. Allah kendi (hak) larını nasıl koruduysa onlar da öylece göze görünmeyeni koruyanlardır. Şerlerinden, serkeşliklerinden yıldığınız kadınlara gelince: Onlara (evvela) öğüt verin (vaz geçmezlerse) kendilerini yataklar (ın) da yalınız bırakın. (Yine kar etmezse) döğün. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Çünkü Allah çok yücedir. Çok büyükdür.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Allah, insanları birbirinden üstün kıldığı ve mallarından harca(yıp kadınların geçmini sağla)dıkları için erkekler, kadınlar üzerinde yöneticidirler. Bundan dolayı iyi kadınlar ita'atkar olup, Allah'ın kendilerini korumasına karşılık (Allah'ın verdiği başarı ile) gizliyi korurlar (kocalarına asla ihanet etmezler). Hırçınlık, etmelerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarda onlara sokulmayın, onları dövün. Eğer size ita'at ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Kocalar eşleri üzerinde yönetici ve koruyucudurlar. Bunun sebebi, Allah'ın bazı insanlara bazılarından daha fazla nimet vermesi ve bir de kocalarının mehir verme, evin masraflarını yüklenmeleri gibi mali yükümlülükleridir. O halde iyi kadınlar: itaatli olan ve Allah kendi haklarını nasıl korudu ise, kocalarının yokluğunda, onların hukuklarını koruyan kadınlardır. Dikbaşlılığından yıldığınız kadınlara gelince: Onlara evvela öğüt verin, vazgeçmezlerse yatakta yalnız bırakın ve bunlarla da yola gelmezlerse onları hafifçe dövün.Şayet size itaat ederlerse, onlara yüklenmek için bir sebep aramayın. Unutmayın ki üstünüzde çok yüce ve büyük olan Allah vardır.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Allah'ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde 'sorumlu gözeticidir.' Saliha kadınlar, gönülden (Allah'a), itaat edenler, Allah nasıl koruduysa görünmeyeni koruyanlardır. Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) vurun. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Erkekler, kadınları, Allahın kendilerine onlardan daha fazla bağışladığı nimetler ve sahip oldukları servetten yapabilecekleri harcamalarla koruyup gözetirler. Dürüst ve erdemli kadınlar, gerçekten Allahın koru(nmasını buyur)duğu mahremiyeti koruyan sadık ve itaatkar kadınlardır. Kötü niyetlerinden korktuğunuz kadınlara gelince, onlara (önce) nasihat edin; sonra yatakta yalnız bırakın; sonra dövün; ve bundan sonra itaat ederlerse onları incitmekten kaçının. Allah gerçekten yücedir, büyüktür.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah'ın bir kısmını bir kısmına üstün kılması ve erkeklerin mallarından geçimi sağlamaları dolayısıyla, erkekler kadınlar üzerine yöneticidirler. İyi kadınlar, gönülden (Allah'a) boyun eğen, Allah'ın koruduğu gizlilikleri koruyanlardır. Kötü davranışlarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onları dövün. Eğer size itaat ederlerse onların aleyhine yol aramayın. Elbette Allah yücedir, büyüktür.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Erkekler, kadınlar üzerinde kavvamdırlar.[1] Kendi mallarından infak[2] etmelerinden dolayı Allah bazınızı bazınıza göre faddale[3] yapmıştır. İyi düzeltici kadınlar; bağlılık gösteren ve Allah'ın korumasını istediğini, kocalarının bulunmadığı zamanlarda da koruyanlardır. Nuşuzundan[4] endişe ettiğiniz kadınlara önce öğüt verin, sonra yataklarında yalnız bırakın, sonra bir süre ayrılın.[5] Eğer size uyarlarsa onların aleyhine bir yol aramayın. Kuşkusuz Allah Çok Yüce'dir ve Çok Büyük'tür.
Tefsir / dipnot (5)
"Kavvam," kaimin mübalağa sigasıdır. "Kaim;" koruyup gözeten, geçimini temin eden, ayakta tutan (5:7.) demektir. Arapça'da "Kame ale'l-mer'e" deyimi kadını gözetti, geçimini üstlendi anlamına gelmektedir. Ayrıca 25:67. ayette bu kelime dengeli anlamında kullanılmaktadır ki bu ayette de dengeyi sağlayan anlamındadır. Bir üstünlük söz konusu değildir. Bu kelime; gözetip korumak, kalkmak, dikilmek, doğrulmak; bir işin idaresini üzerine almak, bir işi yapmaya azmetmek, yürütmek, düzenlemek, nezaret etmek ve geçim kaynağı gibi anlamlara gelmektedir.
Ailenin geçimini sağlamak için harcama yapmak.
Tercih etmiştir, yeğlemiştir (Bkz. 17:55).
Geçimsizlik yapmak, alışılmışa muhalif olmak, rutinin dışına çıkmak, başına buyruk davranmak, kurulu düzeni bozmak.
"Bir süreliğine ayrılın." "Darebe," bir yerden ayrılmak, kısıtlamak, dövmek, kesmek, yaralamak, çizmek, yola çıkmak, ayrılmak, ayırmak, başka bir yere gitmek, örnek vermek, suda yüzmek, koyun boyamak, bir yere bir şey dikmek, Musa Nebi'nin asasıyla denizde yol açması, akrep sokması, kalp atışı, bir şeyi kaldırmak, kavgadan beladan kaçmak ve daha birçok anlamı bulunmaktadır. Araplar, misafire darip (yol tepen) demektedirler. Ayette geçen "vadrıbu-hunne" kelimesine, dövün anlamının verilmesi doğru değildir. Ayrıca bağlamından ve bir sonraki ayetten kelimenin dövmek anlamına gelmediği açıkça görülmektedir. Dövün anlamının verilmesinin nedeni, erkeğin "kadına bakışını" din haline getirmiş olmasıdır.
Ali Rıza Safa tefsirli
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Erkekler, kendilerinin bir bölümünü, diğerlerine, Allah'ın üstün yapması ve mallarından harcamaları nedeniyle kadınları kollayıp gözetirler. Erdemli kadınlar, saygılı ve Allah'ın koruduğu gizliliği gözetenlerdir. Karşı gelmelerinden kaygı duyduğunuz kadınlara öğüt verin. Yataklarında yalnız bırakın; onları gönderin. Söz dinlerlerse, onlara karşı artık başka yol aramayın. Kuşkusuz, Allah, Yücedir; Büyüktür.[86]
Tefsir / dipnot (1)
"Kadınları kollayıp gözetirler!" tümcesi, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kadınlardan üstündür!" veya "Kadınlar üzerinde yöneticidir!" veya "Kadınlar üzerinde egemendir!" biçiminde çevrilmiştir. Aynı ayetin sonunda "Onları gönderin!" tümcesi ise kimi Kur'an çevirilerinde, "Onlara vurun!" veya "Onları dövün!" biçiminde çevrilmiştir.
İbni Kesir
Allah'ın kimini kimine üstün kılmış olması ve onların mallarından infak etmeleri sebebiyle erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar; itaatli olan ve Allah'ın kendilerini korumasına karşılık, kendileri de gizliyi koruyanlardır. Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, kendilerini yataklarında yalnız bırakın, (yine uslanmazlarsa) dövün, sizi itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Muhakkak ki Allah; Aliyy ve Kebir olandır.
Gültekin Onan
Allah'ın, bazısını bazısına üstün kılması ve onların kendi mallarından harcaması nedeniyle erkekler, kadınlar üzerinde 'sorumlu gözeticidir'. Saliha kadınlar, gönülden (Tanrı'ya), itaat edenler, Tanrı nasıl koruduysa görünmeyeni koruyanlardır. Nüşuzundan korktuğunuz kadınlara (önce) öğüt verin, (sonra onları) yataklarda yalnız bırakın, (bu da yetmezse hafifçe) vurun. Size itaat ederlerse aleyhlerinde bir yol aramayın. Doğrusu Tanrı yücedir, büyüktür.
Rowad Tercüme Merkezi
Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılmasından ve erkeklerin mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden (Allah’a) boyun eğen, Allah’ın koruduğu gizlilikleri kocaları olmadıkları zaman (namus ve diğer korunması gerekenleri) koruyanlardır. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onlara vurun. Eğer size itaat ederlerse, onlara (vurmaya başka) yol aramayın. Elbette Allah yüksektedir, yücedir ve büyüktür.
Şaban Piriş
Allah'ın birilerini diğerlerine üstün kılmasından ve erkeklerin, mallarından sarfetmelerinden dolayı erkekler kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden (Allah’a) boyun eğen, Allah’ın koruduğu gizlilikleri kocaları olmadıkları zaman (namus ve diğer korunması gerekenleri) koruyanlardır. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin. Daha sonra yataklarında yalnız bırakın ve (sonunda) onlara vurun. Eğer size itaat ederlerse, onlara (vurmaya başka) yol aramayın. Elbette Allah yüksektedir, yücedir ve büyüktür.
Ali Özek ve diğerleri
(Bazı hususlarda) Allah'ın, erkekleri kadınlardan üstün yaratması ve erkeklerin mallarıyla (kadınlara) nafaka temin etmeleri dolayısıyla, erkekler kadınlara hâkimdirler (onların emirleridirler). İyi kadınlar, (kocalarına) itaat eden, Allah'ın korunmasını emretmesi dolayısıyla da [karı koca arasındaki evliliğe âit] gizlilikleri koruyan kadınlardır, itaatsizliklerinden korktuğunuz kadınlar ise, onlara va'z-u nasihatte bulunun; (fayda etmezse) yataklarında yalnız bırakın; (onun da faydası olmazsa, usulünce) onları dövün. Eğer size itaat ederlerse, artık onların aleyhine başka bir yol aramayın. Şüphe yoktur ki Allah, çok yücedir; çok büyüktür.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Erkekler kadınları gözetip kollamakta, onların işlerini yerine getirmektedirler. Bu ise Allah'ın bazı özelliklerle erkekleri onlardan üstün kılması ve erkeklerin üzerine farz olan nafaka ve sorumlulukların yüklenmesi sebebiyledir. Saliha kadınlar, Rablerine karşı itaatkâr olurlar, kocalarına karşı da itaatkâr olurlar. Allah kendilerini muvaffak kıldığı için kocalarının bulunmadığı zamanlarda onların haklarını muhafaza ederler. Ey Kocalar! Söz ve fiil olarak kocalarına itaat etmeyerek büyükleneceğinden korktuğunuz kadınları, öncelikle Allah'ı hatırlatarak ve Allah'tan korkmaları konusunda uyarma ile başlayın. Eğer size icabet etmezlerse onlara sırtınızı dönüp, cinsel ilişkiye girmeyerek onları yataklarında tek başına bırakın. Yine size icabet etmezlerse yaralamayacak şekilde onlara vurun. Eğer size itaat etmeye başlarlarsa zulmederek veya azarlayarak onlara haksızlık etmeyin. Şüphesiz Allah her şeyin üzerindedir, her şeyden yücedir. O zatıyla ve sıfatıyla büyüktür, O'ndan korkun.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| ٱلرِّجَالُ | رجل | جمع رجل: الذكر البالغ من بني آدم. | |||
| قَوَّٰمُونَ | قوم | قوامون على النساء: لهم القوامة عليهن، يوجهونهن ويرعونهن ويقومون بمصالحهن قيام الولاة المصلحين على الرعية. | |||
| عَلَى | على | حرف جر؛ يفيد معنى الاستعلاء | |||
| ٱلنِّسَاءِ | نسو | النساء: اسم لجماعة إناث الناس. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| فَضَّلَ | فضل | ميز. | |||
| ٱللَّهُ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| بَعْضَهُمْ | بعض | بعض الشيء: طائفة منه، قلّت أو كثرت. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر؛ يفيد معنى الاستعلاء | |||
| بَعْضٍ | بعض | بعض الشيء: طائفة منه، قلّت أو كثرت. | |||
| وَبِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| أَنفَقُوا | نفق | بذلوا المال ونحوه كالمهور وسائر النفقات. | |||
| مِنْ | مِن | من: حرف جر، للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض". | |||
| أَمْوَٰلِهِمْ | مول | الأموال: جمع مال، وهو ما يُمتلك من متاع أو عقار أو نقود أو حيوان. | |||
| فَٱلصَّٰلِحَٰتُ | صلح | الصالحات: المستقيمات الدين، العاملات بالخير. | |||
| قَٰنِتَٰتٌ | قنت | القاف والنون والتاء أصلٌ صحيح يدل على طاعة وخير في دين، والمراد: مطيعات لله تعالى ولأزواجهن. | |||
| حَٰفِظَٰتٌ | حفظ | حافظات للغيب: صائنات لكل ما غاب عن علم أزواجهن بما اؤتمن عليه كالعرض والمال. | |||
| لِّلْغَيْبِ | غيب | الغيب: ما خفي واستتر، ولم يستطع الناس إدراكه بحواسهم، فلا يدرك إلا بالوحي، والمقصود: ما أخبرنا الله به، وأخبرنا به رسوله صلى الله عليه وسلم مما لم تدركه حواسنا. | |||
| بِمَا | ما | ما: يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| حَفِظَ | حفظ | بما حفظ الله: بما حفظ لهن من حقوقهن على أزواجهن. | |||
| ٱللَّهُ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| وَٱلَّٰتِي | التي | اللاتي: اسم موصول لجماعة الإناث. | |||
| تَخَافُونَ | خوف | الخوف: انفعال يبعث الفزع في النفس لتوقع مكروه. | |||
| نُشُوزَهُنَّ | نشز | النون والشين والزاء أصلٌ صحيح يدل على ارتفاع وعلو، والنشز: المكان العالي المرتفع، ونُشُوزُ المرأة: بُغْضُها لزَوْجها ورفْعُ نفسِها عن طاعتِه، والمراد: جفوتهن وبعدهن وترفعهن عن مطاوعتكم. | |||
| فَعِظُوهُنَّ | وعظ | فانصحوهنّ وذكروهنّ بالعواقب. | |||
| وَٱهْجُرُوهُنَّ | هجر | ولا تقربوا مضاجعتهن. | |||
| فِي | في | حرف جر، يفيد معنى الظرفية | |||
| ٱلْمَضَاجِعِ | ضجع | الفراش، والمراد فراش المعاشرة الزوجية. | |||
| وَٱضْرِبُوهُنَّ | ضرب | اضربوهن: اضربوهن ضرباً لا ضرر فيه. | |||
| فَإِنْ | إن | إنْ: حرف شرط جازم. | |||
| أَطَعْنَكُمْ | طوع | خضعن لكم. | |||
| فَلَا | لا | لا: حرف نهي. | |||
| تَبْغُوا | بغي | لا تعتدوا عليهنّ بظلم أو معاتبة، وأصل البغي: | |||
| عَلَيْهِنَّ | على | على: حرف جر يُفيد معنى الإستعلاء المجازي. | |||
| سَبِيلًا | سبل | طريقاً. | |||
| إِنَّ | إنّ | حرف توكيد ونصب، يُفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| ٱللَّهَ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| كَانَ | كون | تأتي غالباً ناقصة للدّلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر، وتسمّى حينئذٍ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمّى حينئذِ تامة، وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تُزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدّل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار، وبمعنى: الاستقبال، وبمعنى الحال، وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل (وكان الله غفوراً رحيماً) لم يزل ذلك. | |||
| عَلِيًّا | علو | صفة لله سبحانه، والعلي هو الذي يتصف بالرفعة ويعلو على خلقه بقهره وقدرته. | |||
| كَبِيرًا | كبر | صفة لله سبحانه، والكبير: هو الجليل كبير الشأن، والله أكبر معناها أن الله أكبر من كل شيء قدرا. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
راء {الرِّجَالُ} مرققة {النِّسَاءِ} مد متصل {بَعْضَهُمْ عَلَى}
إظهار شفوي {بَعْضٍ وَبِمَا} إدغام بغنة {وَبِمَا أَنْفَقُوا} مد منفصل {مِنْ
أَمْوَالِهِمْ} إظهار حلقي {أَمْوَالِهِمْ فَالصَّالِحَاتُ} إظهار شفوي حال الوصل،
والوقف على {أَمْوَالِهِمْ} أولى {قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ} إظهار حلقي {حَافِظَاتٌ
لِلْغَيْبِ} إدغام بغير غنة {نُشُوزَهُنَّ} في النون المشددة المتطرفة غنة ثابتة
وصلًا ووقفًا، ومثلها في الميم، فإن لم تكن متطرفة ففيها الغنة وصلًا فقط، لأنه لا
يوقف عليها، والضاد الساكنة لا تقلقل، ولكنها تحتاج إلى رَكْنَةٍ يسيرة، لتحقيق
مخرجها وصفتها {عَلِيًّا كَبِيرًا} إخفاء حقيقي ومد عوض وقفًا.