Nisâ Suresi 85. Ayet
Kadınlar · Medine · Sure 4 · Ayet 85/176
مَّن يَشْفَعْ شَفَـٰعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُۥ نَصِيبٌ مِّنْهَا ۖ وَمَن يَشْفَعْ شَفَـٰعَةً سَيِّئَةً يَكُن لَّهُۥ كِفْلٌ مِّنْهَا ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ مُّقِيتًا
Men yeşfa' şefaaten haseneten yekun lehu nasibun minha, ve men yeşfa' şefaaten seyyieten yekun lehu kiflun minha. Ve kanallahu ala kulli şey'in mukita.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Nisâ Suresi 85. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Kim güzel bir (işte) aracılık ederse, ona o işin sevabından bir pay vardır. Kim de kötü bir (işte) aracılık ederse, ona da o kötülükten bir pay vardır. Allah'ın her şeye gücü yeter.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Her kim güzel bir şefaatte bulunursa ona ondan bir nasib olur, her kim de kötü bir şefaatte bulunursa ona da ondan bir nazir olur, Allah her şeye nazır bulunuyor
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Her kim güzel bir aracılıkta bulunursa, ona ondan bir pay vardır; her kim de kötü bir aracılıkta bulunursa, ona da ondan bir hisse vardır. Allah herşeyi görüp gözetiyor.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Kim güzel bir şefaatle şefaatde bulunursa ondan kendisine bir hisse (sevab) vardır. Kim de kötü bir şefaatle şefaatde bulunursa ondan kendisine bir (günah) pay (ı) vardır. Allah her şey'e hakkıyle kaadir ve nazırdır.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kim güzel bir (işe) destek olursa, onun da o işten bir payı olur. Kim kötü bir (işe) destek olursa, onun da o işten bir payı olur. Allah her şeyi gözetip karşılığını verendir.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Her kim güzel bir şefaatte bulunursa, o iyilikten kendisine de bir nasip vardır. Kim de kötü bir hususta şefaat ederse, ondan da kendisine bir pay düşer. Allah her şey üzerinde kadirdir.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kim, güzel bir aracılıkla aracılıkta (şefaatte) bulunursa, ondan kendisine bir hisse vardır; kim kötü bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vardır. Allah her şeyin üzerinde koruyucudur.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Kim haklı bir dava uğrunda üstün çaba gösterirse, onun kazandıracağı nimetlerden bir pay alacaktır ve kim de haksız bir dava için koşturursa, sorumluluğunun hesabını verecektir: Çünkü Allah, her şeyi gözetleyicidir.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte bir nasibi olur, kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan bir payı olur. Allah'ın her şey üzerinde hakimiyeti vardır.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Her kim, iyi bir işe şefaat[1] ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işe şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir.
Tefsir / dipnot (1)
Aracılık ederse, yardımda bulunursa.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Kim bir iyiliğe aracılık yaparsa, ondan bir payı vardır. Kim de bir kötülüğe aracılık yaparsa, ondan bir payı vardır. Çünkü Allah, her şeyin Karşılığını Verendir.
İbni Kesir
Kim, iyi işte aracılık ederse; ondan kendisine bir pay ayrılır. Kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa; o kötülükten kendisine bir pay vardır. Allah, her şeye hakkıyla kadir ve nazır'dır.
Gültekin Onan
Kim, güzel bir aracılıkla aracılıkta (şefaatte) bulunursa, ondan kendisine bir hisse vardır; kim kötü bir aracılıkla aracılıkta bulunursa, ondan da kendisine bir pay vardır. Tanrı her şeyin üzerinde koruyucudur.
Rowad Tercüme Merkezi
(Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte (sevapta ) bir nasibi olur. Kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan (günahtan) bir payı olur. Allah her şeyin karşılığını vericidir.
Şaban Piriş
Kim, güzel bir işe aracılık ederse, onun bu işte (sevapta ) bir nasibi olur, kim de kötü bir işe aracılık ederse, onun da bundan (günahtan) bir payı olur. Zîrâ Allah, her şeye şahittir.
Ali Özek ve diğerleri
Kim iyi bir işe aracılık ederse onun da o işten bir nasibi olur. Kim kötü bir işe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah, her şeye hakkıyla kadirdir.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kim başkasına bir hayrın ulaşması için çabalarsa onun bu sevaptan bir hissesi vardır. Her kim de başkasına bir kötülük yapmak için çabalarsa onun bu günahtan bir hissesi vardır. Şüphesiz Allah, insanın yaptığı her şeye şahittir ve ona karşılığını verecektir. Sizlerden kim bir iyiliğe vesile olursa, ona bu iyilikten bir pay ve hisse vardır. Her kim de bir kötülüğe vesile olursa, o kötülüğün bir parçası muhakkak ona bulaşır.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| مَّن | مَن | اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| يَشْفَعْ | شفع | يشفع شفاعة حسنة: يسعى لإيصال الخير إلى الآخرين، أو للتجاوز عن سيئاتهم. | |||
| شَفَٰعَةً | شفع | الشفاعة: طلب التجاوز عن السيئة، وأصلها: التوسط للغير في جلب نفع أو دفع ضر. | |||
| حَسَنَةً | حسن | شفاعة حسنة: سعياً لإيصال الخير إلى الآخرين أو للتجاوز عن سيئاتهم. | |||
| يَكُن | كون | كان: تأتي غالباً ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لَّهُ | ل | اللام: حرف جر، يُفيد الإستحقاق. | |||
| نَصِيبٌ | نصب | حصة وجزء. | |||
| مِّنْهَا | مِن | من السببية: حرف جر، يُفيد التعليل. | |||
| وَمَن | مَن | من: اسم شرط جازم، يختص بذوات من يعقل. | |||
| يَشْفَعْ | شفع | يشفع شفاعة سيئة: يسعى لإيصال الشر إلى الآخرين. | |||
| شَفَٰعَةً | شفع | الشفاعة: طلب التجاوز عن السيئة، وأصلها: التوسط للغير في جلب نفع أو دفع ضر. | |||
| سَيِّئَةً | سوأ | شفاعة سيئة: سعياً لإيصال الشر إلى الآخرين. | |||
| يَكُن | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لَّهُ | ل | اللام: حرف جر يفيد الإستحقاق. | |||
| كِفْلٌ | كفل | نصيب. | |||
| مِّنْهَا | مِن | من السببية: حرف جر يفيد التعليل. | |||
| وَكَانَ | كون | كان: تأتي غالباً ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| ٱللَّهُ | أله | هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر يفيد معنى الاستعلاء | |||
| كُلِّ | كلل | لفظ يدل على الشمول والإستغراق، وتضاف لفظاً أو تقديراً. | |||
| شَيْءٍ | شيأ | لفظ عام يدل على كل موجود، لأن كل موجود يُسمى شيئاً، وهو ما يصح أن يخبر عنه حسياً كان أو معنوياً؛ فهو: اسم لما يوجد في الأعيان، ولما يتصور في الأذهان. | |||
| مُّقِيتًا | قوت | شاهداً وحفيظاً أو مقتدراً. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{مَنْ يَشْفَعْ} {حَسَنَةً يَكُنْ} {نَصِيبٌ مِنْهَا} {وَمَنْ يَشْفَعْ} {سَيِّئَةً
يَكُنْ} {كِفْلٌ مِنْهَا} {شَيْءٍ مُقِيتًا} في هذه الكلمات السبع من الآية: إدغام
بغنة لوقوع الباء أو الميم بعد النون الساكنة أو التنوين {شَفَاعَةً حَسَنَةً}
إظهار حلقي {يَكُنْ لَهُ} إدغام بغير غنة، ثم صلة صغرى، {نَصِيبٌ مِنْهَا} إدغام
بغنة لوقوع الميم بعد التنوين {شَفَاعَةً سَيِّئَةً} إخفاء حقيقي، {سَيِّئَةً
يَكُنْ} إدغام بغنة لوقوع الياء بعد التنوين {يَكُنْ لَهُ} إدغام بغير غنة، وفي
{مِنْهَا} إظهار حلقي، ومد عوض عند الوقف.