Bakara Suresi 33. Ayet
İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 33/286
قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ ۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ
Kale ya ademu enbi'hum bi esmaihim, fe lemma enbeehum bi esmaihim, kale e lem ekul lekum inni a'lemu gaybes semavati vel ardı ve a'lemu ma tubdune ve ma kuntum tektumun.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Bakara Suresi 33. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Allah, şöyle dedi: "Ey Adem! Onlara bunların isimlerini söyle." Adem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah, "Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?" dedi.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ey Adem bunlara onları isimleriyle haber ver buyurdu. Bu emir üzerine Adem onlara isimleriyle onları haber veriverince de buyurdu ki demedim mi size Ben her halde Semavüt-ü Arzın gaybini bilirim, ve biliyorum ne izhar ediyorsunuz da ne ketmeyliyordunuz
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Ey Adem, bunlara onları isimleriyle haber ver! buyurdu. Bu emir üzerine Adem, onlara isimleriyle bunları haber verince buyurdu ki: "Size demedim mi Ben her halde göklerin ve yerin sırrını bilirim! Ve sizin açıkladığınız ve gizlediğiniz şeyleri de biliyorum!"
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Allah) "Ey Adem, onları adlariyle kendilerine haber ver" deyib de o da onları isimleriyle söyleyiverince (şöyle) dedi: "Size demedim mi ki göklerin ve yerin gaybını şübhesiz ben bilirim. Neyi açıklarsanız, neyi de gizlemişseniz ben biliyorum."
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
(Allah) dedi ki: "Ey Adem, bunlara onların isimlerini haber ver." (Adem), bunlara onların isimlerini haber verince (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı ve içinizde gizlemekte olduğunuz şeyleri bilirim, dememiş miydim? dedi
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Allah: "Adem! Eşyanın isimlerini onlara sen bildir." dedi. O da isimleriyle onları bildirince Allah buyurdu: "Ben size demedim mi ki, göklerin ve yerin sırlarını Ben bilirim!" Ve Ben sizin gizli açık yapmakta olduğunuz her şeyi de bilirim!"
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
(Allah:) "Ey Adem, bunları onlara isimleriyle haber ver" dedi. O, bunları onlara isimleriyle haber verince de dedi ki: "Size demedim mi, göklerin ve yerin gaybını gerçekten ben bilirim, gizli tuttuklarınızı ve açığa vurduklarınızı da ben bilirim."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
O: "Ey Adem, bu (şeylerin) isimlerini onlara bildir!" buyurdu. (Adem) isimleri onlara bildirince (Allah): "Size, 'göklerin ve yerin gizli gerçeğini, açıkladıklarınızın ve gizlediklerinizin tümünü yalnız Ben bilirim' dememiş miydim?" dedi.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah: -Ey Adem! Onlara, bunların isimlerini haber ver, dedi. Adem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah: -Size göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ben bilirim demedim mi? Sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de ben bilirim, dedi.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Allah: "Ey Adem! Bunların isimlerini onlara bildir." dedi. Adem isimleri onlara bildirince, Allah meleklere: "Göklerin ve yerin gaybını[1] Ben bilirim; Ben, sizin açıkladıklarınızı da içinizde gizlediklerinizi de bilirim, dememiş miydim?" dedi.
Tefsir / dipnot (1)
Bkz. 2:3. ayetin dipnotu.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"Ey Âdem! Bunları, isimleriyle onlara bildir!" dedi. İsimleriyle onlara bildirince, şöyle dedi: "Size söylemedim mi? Kuşkusuz, göklerin ve yeryüzünün gizli gerçeklerini bilirim. Açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilirim!"
İbni Kesir
Allah: Ey Adem, onları'adları ile kendilerine bildir, dedi. Adem, adlarını söyleyince; Size demedim mi ki ben, göklerin de, yerin de gizliliklerini muhakkak bilirim. Ve sizlerin neyi açıklayıp neyi gizler olduğunuzu da bilirim, buyurdu.
Gültekin Onan
Dedi ki: "Ey Adem! Onların isimlerini şunlara bildir / bunları onlara isimleriyle bildir." İsimlerini onlara bildirince, "Size, göklerin ve yerin gaybını ben bilirim, açıkladıklarınızı / açığa vurduklarınızı da (tübdune) gizlediklerinizi de (tektümun) biliyorum / bilirim dememiş miydim?" dedi.
Rowad Tercüme Merkezi
Allah şöyle dedi: “Ey Âdem! Onlara bunların isimlerini söyle.” Âdem, meleklere onların isimlerini bildirince Allah: “Size, göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ki ben bilirim, yine açığa vurduklarınızı da, gizli tuttuklarınızı da ben bilirim demedim mi?” buyurdu.
Şaban Piriş
Allah: Ey Adem! Onlara, bunların isimlerini haber ver, dedi. Adem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah: Size göklerin ve yerin gaybını şüphesiz ben bilirim demedim mi? Sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de ben bilirim, dedi.
Ali Özek ve diğerleri
(Bunun üzerine:) Ey Âdem! Eşyanın isimlerini meleklere bildir, dedi. Âdem onların isimlerini onlara bildirince: (Allah: ) Ben size, muhakkak semâvat ve arzda görülmeyenleri (oralardaki sırları) bilirim. Bundan da öte, gizli ve açık yapmakta olduklarınızı da bilirim, dememiş miydim? dedi.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
O zaman Allah Teâlâ Âdem'e: "O eşyaların isimlerini onlara haber ver." dedi. Rabbinin öğrettiği gibi onlara haber verdiğinde, Allah, meleklere: "Şüphesiz yeryüzünde ve göklerde gizli olanı, açığa vurduğunuzu ve kendi nefislerinizde gizli tuttuğunuzu ben bilirim demedim mi?" buyurdu.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| قَالَ | قول | تكلم. والقول والكلام: ثابت لله تعالى على ما يليق به. والقول: معناه الكلام. | |||
| يَٰءَادَمُ | — | آدم: أبو البشر، خلقه الله بيده، وأسجد له الملائكة، وعلمه الأسماء كلها، وهو أول الأنبياء.. | |||
| أَنبِئْهُم | نبأ | أخبرهم. | |||
| بِأَسْمَائِهِمْ | سمي | بكل الأشياء ومسمياتها. | |||
| فَلَمَّا | لما | لما: ظرفية بمعنى حينما. | |||
| أَنبَأَهُم | نبأ | أخبرهم. | |||
| بِأَسْمَائِهِمْ | سمي | بكل الأشياء ومسمياتها. | |||
| قَالَ | قول | تكلم. والقول والكلام: ثابت لله تعالى على ما يليق به. والقول: معناه الكلام. | |||
| أَلَمْ | لم | لم: حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي. | |||
| أَقُل | قول | ألم أقل: ألم أوح. | |||
| لَّكُمْ | ل | اللام: حرف جر يفيد معنى التبليغ. | |||
| إِنِّي | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| أَعْلَمُ | علم | أكثر علما وإحاطة. والعلم: من صفات الله عز وجل. | |||
| غَيْبَ | غيب | الغيب: ما خفي واستتر ولم يستطع الناس إدراكه بحواسهم. | |||
| ٱلسَّمَٰوَٰتِ | سمو | جمع: السماء، مصدر سما، وهي: ما يقابل الأرض، وعددها سبع، وله أبواب تُفَتَّح. | |||
| وَٱلْأَرْضِ | أرض | الكرة الأرضية التي تعيش عليها المخلوقات، وجمعها أرضون، ولا تجيء مجموعةً في القرآن، ويعبّر بها عن أسفل الشيء، كما يعبر بالسماء عن أعلاه. | |||
| وَأَعْلَمُ | علم | العلم: صفة ثابتة لله تعالى على ما يليق به؛ فعلمه محيط بكل شيء جملة ًوتفصيلا. | |||
| مَا | ما | اسم موصول. | |||
| تُبْدُونَ | بدو | تظهرون. | |||
| وَمَا | ما | ما: اسم موصول. | |||
| كُنتُمْ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| تَكْتُمُونَ | كتم | تخفون. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{يَاآدَمُ} فيها مد منفصل ومد بدل. وفي {أَنْبِئْهُمْ} إقلاب مصحوب بالغنة.
وفي ميم {أَنْبِئْهُمْ} مع باء {بِأَسْمَائِهِمْ} إخفاء شفوي. وفي ميم {بِأَسْمَائِهِمْ}
المتطرفة مع فاء {فَلَمَّا} إظهار شفوي. وتدغم لام الفعل من {أَقُلْ} في لام
{لَكُمْ} إدغامًا كاملًا من باب التماثل الصغير، ومن باب إدغام لا الفعل في اللام
والراء بعدها، وعلامة كمال الإدغام في المصحف عدم وجود السكون فوق اللام الأولى،
وتشديد الثانية. وفي {إِنِّي أَعْلَمُ} مد منفصل.