أو

“أو” Kökü

Kur'an'da 280 yerde, 213 ayette geçer · Tafsir Center (CC BY 4.0)

İlk 150 ayet gösteriliyor (toplam 213).

Bakara Suresi, 19. ayet أَوْ Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşa… Bakara Suresi, 74. ayet أَوْ Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki… Bakara Suresi, 106. ayet أَوْ أَوْ Biz herhangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya onu unutturur (ya da ertelersek), yerine d… Bakara Suresi, 111. ayet أَوْ Bir de; "Yahudi ve Hıristiyanlardan başkası Cennet'e girmeyecek" dediler. Bu, onların kuruntuları! D… Bakara Suresi, 118. ayet أَوْ Bilmeyenler, "Allah bizimle konuşsa, ya da bize bir mucize gelse ya!" derler. Bunlardan öncekiler de… Bakara Suresi, 135. ayet أَوْ (Yahudiler) "Yahudi olun" ve (Hıristiyanlar da) "Hıristiyan olun ki doğru yolu bulasınız" dediler. D… Bakara Suresi, 140. ayet أَوْ Yoksa siz, "İbrahim de, İsmail de, İshak da, Yakub ile Yakuboğulları da yahudi, ya da hıristiyan idi… Bakara Suresi, 158. ayet أَوِ Şüphesiz Safa ile Merve, Allah'ın (dininin) nişanelerindendir. Onun için her kim hac ve umre niyetiy… Bakara Suresi, 182. ayet أَوْ Vasiyet edenin hataya meyletmesinden ve günaha girmesinden korkan bir kimse, (tarafların) aralarını … Bakara Suresi, 184. ayet أَوْ Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca baş… Bakara Suresi, 185. ayet أَوْ (O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayır… Bakara Suresi, 196. ayet أَوْ أَوْ أَوْ Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş … Bakara Suresi, 200. ayet أَوْ Hac ibadetinizi bitirdiğinizde, artık (cahiliye döneminde) atalarınızı andığınız gibi, hatta ondan d… Bakara Suresi, 229. ayet أَوْ (Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktı… Bakara Suresi, 231. ayet أَوْ Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun ya… Bakara Suresi, 235. ayet أَوْ (Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anla… Bakara Suresi, 236. ayet أَوْ Kendilerine el sürmeden ya da mehir belirlemeden kadınları boşarsanız size bir günah yoktur. (Bu dur… Bakara Suresi, 237. ayet أَوْ Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı … Bakara Suresi, 239. ayet أَوْ Eğer (bir tehlikeden) korkarsanız, namazı yaya olarak veya binek üzerinde kılın. Güvenliğe kavuşunca… Bakara Suresi, 259. ayet أَوْ أَوْ Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı öl… Bakara Suresi, 270. ayet أَوْ Allah yolunda her ne harcar veya her ne adarsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Zulmedenlerin yardımcıl… Bakara Suresi, 282. ayet أَوْ أَوْ أَوْ Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıc… Bakara Suresi, 284. ayet أَوْ Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. İçinizdekini açığa vursanız da, gizleseniz de Allah… Bakara Suresi, 286. ayet أَوْ Allah, bir kimseyi ancak gücünün yettiği şeyle yükümlü kılar. Onun kazandığı iyilik kendi yararına, … Âl-i İmrân Suresi, 29. ayet أَوْ De ki: "İçinizdekini gizleseniz de, açığa vursanız da Allah onu bilir. Göklerdeki her şeyi, yerdeki … Âl-i İmrân Suresi, 73. ayet أَوْ "Sizin dininize uyandan başkasına inanmayın" (dediler). De ki: "Şüphesiz hidayet, Allah'ın hidayetid… Âl-i İmrân Suresi, 127. ayet أَوْ Bir de Allah bunu, inkar edenlerden bir kısmını helak etsin veya perişan etsin de umutsuz olarak dön… Âl-i İmrân Suresi, 128. ayet أَوْ أَوْ Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur. Allah, ya tövbelerini kabul edip onları affeder, ya da zalim… Âl-i İmrân Suresi, 135. ayet أَوْ Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen… Âl-i İmrân Suresi, 144. ayet أَوْ Muhammed, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldü… Âl-i İmrân Suresi, 156. ayet أَوْ Ey iman edenler! Kardeşleri sefere veya savaşa çıktığında onlar hakkında, "Onlar bizim yanımızda ols… Âl-i İmrân Suresi, 157. ayet أَوْ Andolsun, eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz, Allah'ın bağışlaması ve rahmeti onların topla… Âl-i İmrân Suresi, 158. ayet أَوْ Andolsun, ölseniz de öldürülseniz de, Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.… Âl-i İmrân Suresi, 167. ayet أَوِ (166-167) İki topluluğun (ordunun) karşılaştığı günde başınıza gelen musibet Allah'ın izniyledir. Bu… Âl-i İmrân Suresi, 195. ayet أَوْ Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini … Nisâ Suresi, 3. ayet أَوْ Eğer, (velisi olduğunuz) yetim kızlar (ile evlenip onlar) hakkında adaletsizlik etmekten korkarsanız… Nisâ Suresi, 7. ayet أَوْ Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akra… Nisâ Suresi, 11. ayet أَوْ Allah, size, çocuklarınız(ın alacağı miras) hakkında, erkeğe iki dişinin payı kadarını emreder. (Çoc… Nisâ Suresi, 12. ayet أَوْ أَوْ أَوِ أَوْ أَوْ Eğer çocukları yoksa, karılarınızın geriye bıraktıklarının yarısı sizindir. Eğer çocukları varsa, bı… Nisâ Suresi, 15. ayet أَوْ Kadınlarınızdan fuhuş (zina) yapanlara karşı içinizden dört şahit getirin. Eğer onlar şahitlik ederl… Nisâ Suresi, 43. ayet أَوْ أَوْ أَوْ Ey iman edenler! Sarhoş iken ne söylediğinizi bilinceye kadar, bir de -yolcu olmanız durumu müstesna… Nisâ Suresi, 47. ayet أَوْ Ey kendilerine kitap verilenler! Birtakım yüzleri silip de tersine çevirmeden, yahut cumartesi halkı… Nisâ Suresi, 66. ayet أَوِ Eğer biz onlara, "Hayatlarınızı feda edin veya yurtlarınızdan çıkın" diye yazmış olsaydık, içlerinde… Nisâ Suresi, 71. ayet أَوِ Ey iman edenler! (Düşmana karşı) tedbirinizi alıp, küçük birlikler halinde, yahut topluca savaşa gid… Nisâ Suresi, 74. ayet أَوْ O halde, dünya hayatını ahiret hayatı karşılığında satanlar, Allah yolunda savaşsınlar. Kim Allah yo… Nisâ Suresi, 77. ayet أَوْ Daha önce kendilerine, "(savaşmaktan) ellerinizi çekin, namazı kılın, zekatı verin" denilenleri görm… Nisâ Suresi, 83. ayet أَوِ Kendilerine güvenlik (barış) veya korku (savaş) ile ilgili bir haber geldiğinde onu yayarlar. Halbuk… Nisâ Suresi, 86. ayet أَوْ Size bir selam verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı selamla karşılık verin. Şüphesiz Alla… Nisâ Suresi, 90. ayet أَوْ أَوْ Ancak sizinle aralarında anlaşma olan bir topluma sığınmış bulunanlar, yahut ne sizinle ne de kendi … Nisâ Suresi, 102. ayet أَوْ (Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vak… Nisâ Suresi, 110. ayet أَوْ Kim bir kötülük yapar, yahut kendine zulmeder, sonra da Allah'tan bağışlama dilerse, Allah'ı çok bağ… Nisâ Suresi, 112. ayet أَوْ Kim bir hata işler veya bir günah kazanır da sonra onu bir suçsuzun üzerine atarsa, şüphesiz iftira … Nisâ Suresi, 114. ayet أَوْ أَوْ Bir sadaka vermeyi, yahut iyilik yapmayı, yahut da insanların arasını düzeltmeyi emredenleri hariç, … Nisâ Suresi, 124. ayet أَوْ Mü'min olarak, erkek veya kadın, her kim salih ameller işlerse, işte onlar cennete girerler ve zerre… Nisâ Suresi, 128. ayet أَوْ Eğer bir kadın kocasının, kendisine kötü davranmasından, yahut yüz çevirmesinden endişe ederse, uzla… Nisâ Suresi, 135. ayet أَوِ أَوْ أَوْ Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik ya… Nisâ Suresi, 149. ayet أَوْ أَوْ Bir hayrı açıklar veya gizlerseniz, yahut bir kötülüğü affederseniz (bilin ki), Allah da çok affedic… Mâide Suresi, 6. ayet أَوْ أَوْ أَوْ Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi ve -başlarınıza … Mâide Suresi, 32. ayet أَوْ Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap'ta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yery… Mâide Suresi, 33. ayet أَوْ أَوْ أَوْ Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak ö… Mâide Suresi, 42. ayet أَوْ Onlar, yalanı çok dinleyen, haramı çok yiyenlerdir. Eğer sana gelirlerse, ister aralarında hüküm ver… Mâide Suresi, 52. ayet أَوْ İşte kalplerinde bir hastalık (nifak) bulunanların, "Başımıza bir felaketin gelmesinden korkuyoruz" … Mâide Suresi, 89. ayet أَوْ أَوْ Allah, boş bulunarak ettiğiniz yeminlerle sizi sorumlu tutmaz. Ama bile bile yaptığınız yeminlerle s… Mâide Suresi, 95. ayet أَوْ أَوْ Ey iman edenler! İhramlı iken (karada) av hayvanı öldürmeyin. Kim (ihramlı iken) onu kasten öldürürs… Mâide Suresi, 106. ayet أَوْ Ey iman edenler! Birinizin ölümü yaklaştığı zaman, vasiyet sırasında aranızda şahitlik (edecek olanl… Mâide Suresi, 108. ayet أَوْ Bu (usul), şahitliği layıkıyla yerine getirmeleri ve yeminlerinden sonra başka yeminlere başvurulaca… En'âm Suresi, 21. ayet أَوْ Kim Allah'a karşı yalan uydurandan, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalimdir? Şüphesiz ki,… En'âm Suresi, 35. ayet أَوْ Eğer onların yüz çevirmeleri sana ağır geldiyse; bir delik açıp yerin dibine inerek, yahut bir merdi… En'âm Suresi, 40. ayet أَوْ (Ey Muhammed!) De ki: "Söyleyin bakalım. Acaba size Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet saati gel… En'âm Suresi, 47. ayet أَوْ De ki: "Ne dersiniz, Allah'ın azabı size beklenmedik bir anda veya açıktan açığa gelse, zalimler top… En'âm Suresi, 65. ayet أَوْ أَوْ De ki: "O, size üstünüzden (gökten) veya ayaklarınızın altından (yerden) bir azap göndermeğe, ya da … En'âm Suresi, 93. ayet أَوْ Allah'a karşı yalan uyduran veya kendine bir şey vahyedilmemişken, "Bana vahyolundu" diyen, ya da "A… En'âm Suresi, 145. ayet أَوْ أَوْ أَوْ De ki: "Bana vahyolunan Kur'an'da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -k… En'âm Suresi, 146. ayet أَوِ أَوْ Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık. Sığır ve koyunların ise, sırtlarında veya bağı… En'âm Suresi, 157. ayet أَوْ (156-157) "Kitap, yalnız bizden önceki iki topluluğa (yahudilere ve hıristiyanlara) indirildi. Biz o… En'âm Suresi, 158. ayet أَوْ أَوْ أَوْ (Ey Muhammed!) Onlar (iman etmek için) ancak kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesin… A'râf Suresi, 4. ayet أَوْ Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halin… A'râf Suresi, 20. ayet أَوْ Derken şeytan, kendilerinden gizlenmiş olan avret yerlerini onlara açmak için kendilerine vesvese ve… A'râf Suresi, 37. ayet أَوْ Kim, Allah'a karşı yalan uyduran veya O'nun ayetlerini yalanlayanlardan daha zalimdir? İşte onlara k… A'râf Suresi, 50. ayet أَوْ Cehennemlikler de cennetliklere, "Ne olur, sudan veya Allah'ın size verdiği rızıktan biraz da bizim … A'râf Suresi, 53. ayet أَوْ Onlar ise ancak, ("Görelim bakalım!" diyerek) Kur'an'ın bildirdiği sonucu (te'vilini) bekliyorlar. O… A'râf Suresi, 88. ayet أَوْ Şu'ayb'ın kavminden büyüklük taslayan ileri gelenler dediler ki: "Ey Şu'ayb! Andolsun, ya kesinlikle… A'râf Suresi, 164. ayet أَوْ Hani onlardan bir topluluk demişti ki: "Siz, Allah'ın helak edeceği veya şiddetli bir azaba uğrataca… A'râf Suresi, 173. ayet أَوْ Yahut, "Bizden önce babalarımız Allah'a ortak koşmuşlar. Biz onlardan sonra gelen bir nesiliz. Şimdi… A'râf Suresi, 176. ayet أَوْ Dileseydik o ayetlerle onu elbette yüceltirdik. Fakat o, dünyaya saplanıp kaldı da kendi heva ve hev… Enfâl Suresi, 16. ayet أَوْ -Savaş taktiği olarak düşmanı vurmak için çekilme, ya da diğer bir birliğe katılmak durumu hariç- bö… Enfâl Suresi, 30. ayet أَوْ أَوْ Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke'den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı. Onl… Enfâl Suresi, 32. ayet أَوِ Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökt… Tevbe Suresi, 52. ayet أَوْ De ki: "Bizim için siz, (şehitlik veya zafer olmak üzere) ancak iki güzellikten birini bekleyebilirs… Tevbe Suresi, 53. ayet أَوْ Yine de ki: "İster gönüllü, ister gönülsüz olarak harcayın, sizden asla kabul olunmayacaktır. Çünkü … Tevbe Suresi, 57. ayet أَوْ أَوْ Eğer sığınacak bir yer veya (gizlenecek) mağaralar yahut girilecek bir delik bulsalardı, hemen koşar… Tevbe Suresi, 80. ayet أَوْ Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme (fark etmez.) Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilese… Tevbe Suresi, 126. ayet أَوْ Görmüyorlar mı ki, onlar her yıl bir veya iki kere belaya çarptırılıp imtihan ediliyorlar. Sonra ne … Yûnus Suresi, 12. ayet أَوْ أَوْ İnsana bir sıkıntı dokundu mu, gerek yan üstü yatarken, gerek otururken, gerekse ayakta iken (her ha… Yûnus Suresi, 15. ayet أَوْ Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummay… Yûnus Suresi, 17. ayet أَوْ Artık, Allah'a karşı yalan uydurandan veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Şüphe y… Yûnus Suresi, 24. ayet أَوْ Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanla… Yûnus Suresi, 46. ayet أَوْ Onları tehdit ettiğimiz şeylerin bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) seni vefat ettirsek de… Yûnus Suresi, 50. ayet أَوْ De ki: "Söyleyin bakalım, O'nun azabı size geceleyin veya gündüzün (ansızın) gelecek olsa, suçlular … Hûd Suresi, 12. ayet أَوْ (Ey Muhammed!) Belki de sen, (müşriklerin) "Ona bir hazine indirilseydi veya beraberinde bir melek g… Hûd Suresi, 80. ayet أَوْ (Lut da:) "Keşke size karşı (koyacak) bir gücüm olsaydı, ya da sağlam bir desteğe dayanabilseydim" d… Hûd Suresi, 87. ayet أَوْ Dediler ki: "Ey Şu'ayb! Babalarımızın taptığını, yahut mallarımız hakkında dilediğimizi yapmayı terk… Hûd Suresi, 89. ayet أَوْ أَوْ "Ey Kavmim! Bana karşı olan düşmanlığınız, Nuh kavminin veya Hud kavminin yahut Salih kavminin başın… Yûsuf Suresi, 9. ayet أَوِ "Yusuf'u öldürün veya onu bir yere atın ki babanız sadece size yönelsin. Ondan sonra (tövbe edip) sa… Yûsuf Suresi, 21. ayet أَوْ Onu satın alan Mısırlı kişi, hanımına dedi ki: "Ona iyi bak. Belki bize yararı dokunur veya onu evla… Yûsuf Suresi, 25. ayet أَوْ İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisi… Yûsuf Suresi, 80. ayet أَوْ Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: … Yûsuf Suresi, 85. ayet أَوْ Oğulları, "Allah'a yemin ederiz ki, sen hala Yusuf'u anıp duruyorsun. Sonunda üzüntüden eriyip gidec… Yûsuf Suresi, 107. ayet أَوْ Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan … Ra'd Suresi, 17. ayet أَوْ O, gökten su indirdi de dereler kendi ölçülerince dolup aktı ve sel üste çıkan köpüğü aldı götürdü. … Ra'd Suresi, 31. ayet أَوْ أَوْ أَوْ Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir K… Ra'd Suresi, 40. ayet أَوْ Onlara va'dettiğimiz azabın bir kısmını sana göstersek de, (göstermeden) senin ruhunu alsak da senin… İbrâhîm Suresi, 13. ayet أَوْ İnkar edenler, peygamberlerine; "Andolsun, ya sizi yurdumuzdan çıkaracağız, ya da bizim dinimize dön… Nahl Suresi, 33. ayet أَوْ (O kafirler) kendilerine ancak meleklerin veya senin Rabbinin helak emrinin gelmesini bekliyorlar. O… Nahl Suresi, 45. ayet أَوْ Kötü işler yapmak için tuzak kuranlar, Allah'ın kendilerini yere geçirmesinden veya (ansızın) bileme… Nahl Suresi, 46. ayet أَوْ Yahut onlar dönüp dolaşırken Allah'ın kendilerini yakalayıvermesinden emin mi oldular? Onlar, Allah'… Nahl Suresi, 47. ayet أَوْ Yahut da, onları korku üzere iken yakalamayacağından güven içinde midirler? Şüphesiz Rabbiniz çok es… Nahl Suresi, 77. ayet أَوْ Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir. Kıyamet'in kopması, bir göz kırpması gibi veya daha az bir z… Nahl Suresi, 97. ayet أَوْ Erkek veya kadın, kim mü'min olarak iyi iş işlerse, elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların… İsrâ Suresi, 23. ayet أَوْ Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emr… İsrâ Suresi, 50. ayet أَوْ De ki: "(Şüphe mi var?) İster taş olun ister demir!"… İsrâ Suresi, 51. ayet أَوْ "Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksin… İsrâ Suresi, 54. ayet أَوْ Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni … İsrâ Suresi, 58. ayet أَوْ Ne kadar memleket varsa hepsini kıyamet gününden önce ya helak edeceğiz, ya da şiddetli bir azapla c… İsrâ Suresi, 68. ayet أَوْ Peki, karada sizi yere geçirmesinden, yahut üzerinize taşlar savuran kasırga göndermesinden, sonra d… İsrâ Suresi, 91. ayet أَوْ (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşa… İsrâ Suresi, 92. ayet أَوْ أَوْ (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşa… İsrâ Suresi, 93. ayet أَوْ أَوْ (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşa… İsrâ Suresi, 107. ayet أَوْ De ki: "Ona ister inanın, ister inanmayın. Şüphesiz, daha önce kendilerine ilim verilenler, Kur'an k… İsrâ Suresi, 110. ayet أَوِ De ki: "(Rabbinizi) ister Allah diye çağırın, ister Rahman diye çağırın. Hangisiyle çağırırsanız çağ… Kehf Suresi, 19. ayet أَوْ Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? de… Kehf Suresi, 20. ayet أَوْ "Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, yahut kendi dinlerine döndürürler. O za… Kehf Suresi, 41. ayet أَوْ "Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile."… Kehf Suresi, 55. ayet أَوْ İnsanlara hidayet geldikten sonra onların inanmalarına ve Rab'lerinden mağfiret dilemelerine, ancak,… Kehf Suresi, 60. ayet أَوْ Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayaca… Meryem Suresi, 98. ayet أَوْ Biz onlardan önce nice nesilleri helak ettik. Onlardan hiçbirini hissediyor yahut onların bir fısılt… Tâhâ Suresi, 10. ayet أَوْ Hani bir ateş görmüştü de ailesine, "Siz burada kalın, ben bir ateş gördüm (oraya gidiyorum). Umarım… Tâhâ Suresi, 44. ayet أَوْ "Ona yumuşak söz söyleyin. Belki öğüt alır, yahut korkar."… Tâhâ Suresi, 45. ayet أَوْ Musa ve Harun, şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Şüphesiz biz, onun bize karşı aşırı davranmasından yahut… Tâhâ Suresi, 113. ayet أَوْ İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut… Hac Suresi, 31. ayet أَوْ Allah'a yönelen, O'na ortak koşmayan kimseler (olun). Kim Allah'a ortak koşarsa, sanki gökten düşmüş… Hac Suresi, 46. ayet أَوْ Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, düşünecek kalpleri, işitecek kulakları olsun? (Dolaştılar, ama … Hac Suresi, 55. ayet أَوْ İnkar edenler, kendilerine kıyamet ansızın gelinceye, yahut da onlara kısır bir günün azabı gelip ça… Hac Suresi, 58. ayet أَوْ Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güz… Mü'minûn Suresi, 6. ayet أَوْ Ancak eşleri ve ellerinin altında bulunan cariyeleri bunun dışındadır. Onlarla ilişkilerinden dolayı… Mü'minûn Suresi, 113. ayet أَوْ Onlar, "Bir gün, ya da bir günden daha az bir süre kaldık. Hesap tutanlara sor" derler.… Nûr Suresi, 3. ayet أَوْ أَوْ Zina eden erkek ancak, zina eden veya Allah'a ortak koşan bir kadınla evlenir. Zina eden bir kadınla… Nûr Suresi, 31. ayet أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوِ أَوِ Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) gö… Nûr Suresi, 40. ayet أَوْ Yahut (inkarcıların küfür içindeki halleri) derin bir denizdeki karanlıklar gibidir. (Bir deniz ki) … Nûr Suresi, 61. ayet أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ أَوْ Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur. Kendi evlerinizde veya babaların…