Yûsuf Suresi 107. Ayet
Yusuf · Mekke · Sure 12 · Ayet 107/111
أَفَأَمِنُوٓا۟ أَن تَأْتِيَهُمْ غَـٰشِيَةٌ مِّنْ عَذَابِ ٱللَّهِ أَوْ تَأْتِيَهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ
E fe eminu en te'tiyehum gaşiyetun min azabillahi ev te'tiyehumus saatu bagteten ve hum la yeş'urun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yoksa Allah tarafından kendilerini kuşatacak bir azabın gelmeyeceğinden veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın gelip çatmayacağından emin mi oldular?
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
ya artık Allahın azabından umumunu saracak bir beliyye gelivermesinden veya şuurları yokken kendilerine ansızın saatin gelivermesinden emandamıdırlar?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Yoksa bunlar, Allah'ın azabından; hepsini saracak bir belanın gelivermesinden veya farkında değillerken kendilerine ansızın kıyametin gelivermesinden güven içinde midirler?
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onlar (aammeyi) kaplayacak bir azab-ı ilahinin kendilerine gelib çatmasına, yahud kendileri farkında olmayarak onlara ansızın kıyamet kopub gelmesine (karşı) kendilerini emin mi gördüler?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlar, Alah'ın azabından, sargın bir belanın, kendilerine gelmeyeceğinden veya hiç farkında değillerken ansızın O (Duruşma) sa'atin(in) kendilerine gelmeyeceğinden emin midirler?
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Acaba onlar, farkında olmadıkları bir sırada, Allah'ın cezasına uğrayıp azabın kendilerini kaplamasından,yahut ansızın kıyametin kopmasından emin midirler?
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Şimdi bunlar, kendilerine Allah'ın azabından kapsamlı bir bürümenin gelivermesinden veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Peki, bunlar Allah'ın cezalandırıcı azabı olarak kuşatıcı bir örtünün kendilerini sarmasından ve Son Saat'in onlar (yaklaştığının) farkında değilken ansızın gelip çatmasından büsbütün güvencede mi görüyorlar kendilerini?
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Allah tarafından, onları kuşatacak bir azaba uğramayacaklarından veya farkına varmadan, kıyamet saatinin ansızın gelmeyeceğinden emin midirler?
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Yoksa onlar, hiç beklemedikleri bir anda Allah'ın her şeyi kaplayan azabının gelmesinden veya o Sa'at'in[1] onlara, farkında olmadan ansızın gelmesinden güvende midirler?
Tefsir / dipnot (1)
Kıyametin.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Sonunda, karabasan gibi çöken bir yıkımın, Allah'tan gelmeyeceğine veya beklemedikleri bir sırada, evrenlerin sonunun ansızın gelmeyeceğine ilişkin güvenceleri mi var?
İbni Kesir
Allah tarafından onları kuşatacak bir azabın kendilerine gelip çatmasından veya farkında olmadan kıyamet saatinin ansızın gelmesinden emin midirler?
Gültekin Onan
Şimdi bunlar, kendilerine Tanrı'nın azabından kapsamlı bir bürümenin gelivermesinden veya onların hiç haberleri yokken kıyametin onlara apansız gelmesinden kendilerini güvende mi buldular?
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Bu müşrikler dünyada onları yerin dibine batıracak ve def edemeyecekleri azaptan ya da aniden kıyametin kopmasından emin mi oldular.? Onlar kıyametin gelmesini hissetmiyorlar ki onun için hazırlık yapsınlar. Bunun için mi iman etmiyorlar?
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Allah tarafından onları kuşatacak bir azabın kendilerine gelip çatmasından veya farkında olmadan kıyamet saatinin ansızın gelmesinden emin midirler?
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
103- Sen ne kadar arzulasan da insanların çoğu iman etmezler. 104- Halbuki sen, bu (Kur'ân’a) karşılık onlardan hiçbir ücret de istemiyorsun. O, ancak âlemlere bir öğüttür. 105- Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki onlar, bunların yanından yüz çevirerek geçer giderler. 106- Onların çoğu Allah'a ancak şirk koşarak iman ederler. 107- Onlar, Allah’ın kuşatıcı bir azabının kendilerine gelip çatmasından veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini güvende mi gördüler?
103. Yüce Allah peygamberi Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’e hitaben şöyle buyurmaktadır:“Sen” insanların iman etmelerini için “ne kadar arzulasan da insanların çoğu iman etmezler.” Çünkü onların elde etmek istedikleri şeyler de maksatları da bozuktur. Onlara karşı gerçekten samimi olup iyiliklerini isteyenlerin bu konudaki gayretlerinin onlara faydası olmaz. İsterse bunlar, onları kendilerinin hayrına olan şeylere çağırsınlar, onlara öğretsinler, onlardan kötülükleri uzaklaştırmak istesinler, herhangi bir ücret ve karşılık beklemeksizin bütün bunları yapsınlar ve doğruluklarına delil olacak bunca âyet, belge ve delili ortaya koysunlar ve böylelikle iman etmelerine engel olan her şey ortadan kalkmış olsun; fark etmez, yine de durum değişmez. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmakdadır:
104. “Halbuki sen bu (Kur'ân’a) karşılık onlardan hiçbir ücret de istemiyorsun. O, ancak alemlere bir öğüttür.” Ondan kendilerine faydalı olacak öğütler alırlar. Ki bu, faydalı şeyleri yapsınlar ve zararlarına olacak şeyleri de terk etsinler diyedir.
105-106. “Göklerde ve yerde” Yüce Allah’ın birliğine delil teşkil eden “nice âyetler vardır ki, onlar bunların yanından yüz çevirerek” hiç düşünmeden, tefekkür etmeden “geçer giderler.” Bununla birlikte kısmen imana sahip olsalar da “onların çoğu Allah'a ancak şirk koşarak iman ederler.” Bunlar Yüce Allah’ın Rab, yaratan, rızık veren, bütün işleri çekip çeviren olduğunu itiraf etseler dahi Allah’ın ulûhiyetinde ve rubûbiyetinde O’na şirk koşarlar. İşte bu duruma gelenler için artık geriye ilâhi azabın gelip çatmasından ve onlar kendilerini emniyet içinde hissettikleri bir sırada azabın ansızın onları bulmasından başka bir seçenek kalmaz. O bakımdan Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:
107. “Onlar” bu işleri yapan ve Allah’ın âyetlerinden yüz çeviren bu kimseler “Allah’ın kuşatıcı bir azabının” onların hepsini kuşatacak ve onları kökten imha edecek bir azabın “kendilerine gelip çatmasından veya onlar farkında olmadan kıyametin ansızın başlarına kopuvermesinden kendilerini güvende mi gördüler?” Halbuki onların yaptıkları, başlarına bunların gelmesini gerektirmektedir. O halde Allah’a tevbe etsinler ve cezalandırılmalarına sebep olacak şeyleri terk etsinler.