Nûr Suresi 31. Ayet

Işık · Medine · Sure 24 · Ayet 31/64

وَقُل لِّلْمُؤْمِنَـٰتِ يَغْضُضْنَ مِنْ أَبْصَـٰرِهِنَّ وَيَحْفَظْنَ فُرُوجَهُنَّ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا مَا ظَهَرَ مِنْهَا ۖ وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَىٰ جُيُوبِهِنَّ ۖ وَلَا يُبْدِينَ زِينَتَهُنَّ إِلَّا لِبُعُولَتِهِنَّ أَوْ ءَابَآئِهِنَّ أَوْ ءَابَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ أَبْنَآئِهِنَّ أَوْ أَبْنَآءِ بُعُولَتِهِنَّ أَوْ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ إِخْوَٰنِهِنَّ أَوْ بَنِىٓ أَخَوَٰتِهِنَّ أَوْ نِسَآئِهِنَّ أَوْ مَا مَلَكَتْ أَيْمَـٰنُهُنَّ أَوِ ٱلتَّـٰبِعِينَ غَيْرِ أُو۟لِى ٱلْإِرْبَةِ مِنَ ٱلرِّجَالِ أَوِ ٱلطِّفْلِ ٱلَّذِينَ لَمْ يَظْهَرُوا۟ عَلَىٰ عَوْرَٰتِ ٱلنِّسَآءِ ۖ وَلَا يَضْرِبْنَ بِأَرْجُلِهِنَّ لِيُعْلَمَ مَا يُخْفِينَ مِن زِينَتِهِنَّ ۚ وَتُوبُوٓا۟ إِلَى ٱللَّهِ جَمِيعًا أَيُّهَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Ve kul lil mu'minati yagdudne min ebsarihinne ve yahfazne furucehunne, ve la yubdine zinetehunneilla ma zahera minha, vel yadribne bi humurihinne ala cuyubihinne, ve la yubdine zinetehunne illa li buuletihinne ev abaihinne ev abai buuletihinne ev ebnaihinne ev ebnai buuletihinne ev ıhvanihinne ev beni ıhvanihinne ev beni ehavatihinne ev nisaihinne ev ma meleket eymanuhunne evit tabiine gayri ulil irbeti miner ricali evit tıflillezine lem yazharu ala avratin nisai, ve la yadribne bi erculihinne li yu'leme ma yuhfine min zinetihinn, ve tubu ilallahi cemian eyyuhel mu'minune leallekum tuflihun.

Ayet Tilaveti

Ayetin Mealleri 13 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. (Yüz ve el gibi) görünen kısımlar müstesna, zinet (yer)lerini göstermesinler. Başörtülerini ta yakalarının üzerine kadar salsınlar. Zinetlerini, kocalarından, yahut babalarından, yahut kocalarının babalarından, yahut oğullarından, yahut üvey oğullarından, yahut erkek kardeşlerinden, yahut erkek kardeşlerinin oğullarından, yahut kız kardeşlerinin oğullarından, yahut müslüman kadınlardan, yahut sahip oldukları kölelerden, yahut erkekliği kalmamış hizmetçilerden, yahut da henüz kadınların mahrem yerlerine vakıf olmayan erkek çocuklardan başkalarına göstermesinler. Gizledikleri zinetler bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Ey mü'minler, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Mü'min kadınlara da söyle: gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar, zahir olanı başka ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar, ancak kendi kocalarına yahud kendi babalarına kocalarının babalarına yahud kendi oğullarına, yahud kendi biraderlerine, yahud kendi biraderlerinin oğullarına, yahud hemşirelerinin oğullarına yahud kendi kadınlarına yahud kendi ellerindeki memluklerine, yahud ihtiyacı olmıyan erkeklerden uyuntulara, yahud henüz kadınların avretlerine muttali' olmıyan çocuklara, müstesna, gizledikleri ziynetleri bilin diye ayaklarını da vurmasınlar, hepiniz Allaha tevbe edin ey mü'minler ki felah bulabilesiniz

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Mü'min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını korusunlar; görünmesi zaruri olanların dışında zinetlerini açmasınlar ve baş örtülerini yakalarının üzerine vursunlar; zinetlerini, kocalarından veya babalarından yahut kayınbabalarından yahut oğullarından yahut üvey oğullarından yahut kardeşlerinden yahut kardeş oğullarından yahut kız kardeş oğullarından yahut kendi kadınlarından yahut sahibi bulundukları cariyelerden veya uyuntu (şehvetten yoksun) erkek hizmetçilerden veya henüz kadınların şehvet uyarıcı taraflarından habersiz çocuklardan başkasına göstermesinler; gizledikleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Ey mü'minler, hepiniz Allah'a tevbe edin ki, mutluluğu bulabilesiniz.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Mü'min kadınlara da söyle: gözlerini (harama bakmakdan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar. Zinetlerini açmasınlar. Bunlardan görünen kısmı müstesna. Baş örtülerini, yakalarının üstünü (kapayacak suretde), koysunlar. Zinet (mahal) lerini kendi kocalarından, yahud kendi babalarından, yahud kocalarının babalarından, yahud kendi oğullarından, yahud kocalarının oğullarından, yahud kendi biraderlerinden, yahud kendi biraderlerinin oğullarından, yahud kız kardeşlerinin oğullarından, yahud kendi kadınlarından, yahud kendi ellerindeki memlukelerden, yahud erkeklerden yana ihtiyacı olmayan (ya'ni erkeklikden kalmış bulunan) hizmetçilerden, yahud henüz kadınların gizli yerlerine muttali' olmayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizleyecekleri zinetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar. Hepiniz Allaha tevbe edin ey mü'minler. Taki korkduğunuzdan emin, umduğunuza nail olasınız.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

İnanan kadınlara da söyle: "Bazı bakışlarını kıssınlar, ırzlarını korusunlar. Süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Baş örtülerini (göğüs) yırtmaçlarının üstüne koysunlar. Süslerini kimseye göstermesinler. Yalnız kocalarına, yahut babalarına, yahut kocalarının babalarına, yahut oğullarına, yahut kocalarının oğullarına, yahut kardeşlerine, yahut kardeşlerinin oğullarına, yahut kızkardeşlerinin oğullarına, yahut kadınlarına, yahut ellerinin altında bulunan(köle)lerine, yahut kadına ihtiyacı bulunmayan erkek tabi'lerine, yahut henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklara gösterebilir. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını vurmasınlar. Ey mü'minler, topluca Allah'a tevbe edin ki felaha eresiniz.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Mümin kadınlara da bakışlarını kısmalarını ve edep yerlerini açmaktan ve günahtan korumalarını söyle. Yine söyle ki mecburen görünen kısımları müstesna olmak üzere, zinetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini yakalarının üzerini kapatacak şekilde örtsünler. Zinet takılan yerlerini kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, üvey oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, mümin kadınlar, ellerinin altında bulunanlar (köleler), erkeklikten kesilip kadınlara ihtiyaç duymayan hizmetçileri veya henüz kadınların mahrem yerlerini anlamayan çocuklar dışında kimseye göstermesinler. Saklı zinetlerine dikkat çekmek için, ayaklarını da vurmasınlar. Ey müminler! Hepiniz toptan Allah'a tövbe ediniz ki felaha eresiniz!

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Mü'min kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar; süslerini açığa vurmasınlar, ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini, yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunanlardan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz."

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler; iffetlerini korusunlar; (örfen) görünmesinde sakınca olmayan yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar; ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Cazibe ve güzelliklerini kocalarından, babalarından, kayınpederlerinden, oğullarından, üvey oğullarından, kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin ya da kız kardeşlerinin oğullarından, kendi evlerindeki kadınlardan, yahut yasal olarak sahip oldukları kimselerden, yahut kendilerine bağlı olup cinsel isteklerden yoksun bulunan erkeklerden, ya da kadınların mahrem yerlerinin henüz farkında olmayan çocuklardan başka kimsenin önünde açığa vurmasınlar; ve (yürürken) gizli görkem ve güzelliklerini belli edecek şekilde ayaklarını yere vurmasınlar. Ve siz, ey müminler, hepiniz topluca, günahkarca davranışlardan dönüp Allah'a yönelin ki kurtuluşa, esenliğe erişesiniz!

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Mümin kadınlara da söyle, bakışlarını sakınsınlar ve mahrem yerlerini korusunlar. Açıkta olan kısmı hariç zinetlerini göstermesinler. Başörtüleri ile yakalarının üzerini de kapatsınlar. Süslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kendi kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendisi gibi kadınlar, kendi cariyeleri, erkekliği kalmamış hizmetçileri, kadınların mahrem yerlerini henüz bilmeyen çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. -Ey müminler, kurtuluşa ermek için hep birden Allah'a tevbe edin!

Erhan Aktaş tefsirli

Kerim Kur'an

Ve de Mü'min kadınlara söyle, bakışlarından bir kısmını sakınsınlar,[1] ırzlarını[2] korusunlar. Doğal olarak görünmesi gerekli olanlar dışında, ziynetlerini[3] açığa vurmasınlar.[4] Örtüleri ile göğüslerini örtsünler.[5] Ziynetlerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kadınların tamamı, yeminle sahip oldukları,[6] kadına ihtiyaç duymayan erkek hizmetliler, kadınların avret yerlerinin[7] henüz farkında olamayan çocuklar hariç, açığa vurmasınlar. Korudukları ziynetleri bilinsin diye, ayaklarını vurmasınlar.[8] Ey Mü'minler! Hepiniz topluca Allah'a tevbe edin. Umulur ki kurtuluşa erersiniz.

Tefsir / dipnot (8)

Art niyetle bakmasınlar.

Kelimesi kelimesine, "Furuc"lerini. Yani, mahrem yerlerini.

"Biyolojik yapısı itibarı ile karşı cinsin ilgisini çeken yerlerini. Ayette kast edilen ziynet, süs eşyası cinsinden takılar değildir. Ziynet; ilgi uyandıran, dikkat çeken şey demektir. Mal, zenginlik, makam, şöhret ve bezenerek gösterişli hale gelmek, gösterişli olmak ziynettir. Ziynet; dünyada ve ahirette insanın onurunu yükselten şey anlamına da gelmektedir. Ziynet; mal-mülk, para-pul, süs eşyası, güzellik, yakışıklılık, sağlık, makam-mevki gibi "basit dünya süsü" cinsinden şeyler olabileceği gibi, iman, güzel amel, güzel huy, ahlak, edep, vakar gibi şeyler de olabilir.

Ayette, kadınlardan; doğal ve zorunlu olarak görünenler hariç, ziynetlerini sadece örtmeleri değil, açığa vurmamaları, öne çıkarmamaları istenmektedir. Yani kastedilen şey, bedenin nasıl olursa olsun örtülmesi değil, bu örtünmenin, kadının ziyneti sayılan yerlerini öne çıkarma amacı taşımamasıdır. Özetle, kadından istenen şey, cinsiyetin değil, kişiliğin öne çıkarılmasıdır.

Kadının başını örtmesi "hükmü" bu ayete dayandırılmaktadır. Oysaki ayetin "hükmü" göğüs yırtmacının örtülmesidir. Bunun aksini hiç kimse iddia edemez. Başın örtünmesi ancak yorum olarak "madem ki baş örtüsü ile deniyor, o halde baş örtüsü de farzdır" denebilir. İslam fıkhında yorumla bir şey hüküm/farz kılınamaz. Yorum, yorumu doğru kabul edenleri bağlar. Ayette, doğrudan "başın örtünmesinden söz edilmemektedir; yani başınızı örtün denmemektedir. Dolayısıyla "hüküm" olarak, başı örtmeye yönelik bir hükümden söz etmek mümkün değildir. Ancak, Arap toplumunda yaşam tarzı olan, onların örfüne ve geleneğine dayanan ve Müslim, Müşrik, Kitap Ehli; erkek-kadın herkesin başında zaten var olan başörtüsü ile kadının göğüs yırtmacının örtülmesi istenmektedir. Kur'an'da "başın örtülmesi" ile ilgili bir tek kelime dahi yoktur. Ayetin "illeti" yani gerekçesi, başın değil, "göğüs yırtmacının örtülmesidir." Bunun illa baştaki örtü ile yapılması da şart değildir. Zaten ayette "baş" kelimesi de geçmemektedir. "Bi humurihinne" yani sadece "örtüleri ile" kelimesi yer almaktadır. Bu kelimeyi "başörtüsü" şeklinde isim tamlamasına dönüştürmek, ondan başın örtülmesi hükmünü çıkarabilmek anlamına gelmez. Humur, hımarın çoğul formudur. Hımar, "başörtüsü" değil, "örtü" demektir. İsim tamlaması olarak örtüldüğü yere göre anlam kazanır. "Örtü"; masaya örtüldüğü zaman "masa örtüsü" olur, yatağa örtüldüğü zaman "yatak örtüsü", yere örtüldüğü zaman "yer örtüsü", başa örtüldüğü zaman "başörtüsü" olur. Gerekçesi "başı örtmek" olmayan bir ayetten "başı örtmek" hükmü çıkarılamaz. Bu hüküm; Kur'an'ın hükmü yerine, kendi anlayışını Kur'an'a söyletmeye çalışan zihniyetin kadına bakış açısını dinleştirmesinin sonucudur. Çok yalın ve açık olarak istenen şey, "göğüs yırtmacının örtülmesi" – "cuyup"lerini, tekili cebtir- olduğu halde, bunu başörtüsü olarak algılamak "atalar dinini," ve Arapların örfünü, dinin yerine geçirmekten başka bir şey değildir. Kaldı ki "humur" "başörtüsü" olarak tanımlansa bile, ayette istenen şey "başı örtmek" değil, başörtüsü ile göğüs yırtmacını kapatmaktır. "Velyedribne" kelimesine, "salsınlar" (Başörtülerini göğüslerinin üzerine salsınlar.) şeklinde anlam verilerek kelime oyunu yapılmaktadır. "Salsınlar" anlamı başörtüsü iddiasını güçlendirmek için verilmektedir. Böyle olunca yukarıdan aşağıya yani baştan göğüslere doğru anlamı verilmektedir. Oysaki salsınlar "yedribne" değil, "yudnine"dir (33:59). Söz konusu ayette cilbablarını üzerlerine "salsınlar" kelimesi (Yudnine) olarak yer almaktadır.

Kelimesi kelimesine, "Ma melaket Eymanukum." Bu terkip, yeminle (antlaşma yoluyla) hak sahibi olduğunuz ve sağ elinizle (güç yoluyla) sahip olduğunuz anlamlarına gelmektedir. "Eyman" sağ el ve yeminler (sözleşmeler) anlamına gelen bir kelimedir. "El" kelimesinin anlamlarından biri de "güç"tür. Bu anlamlar dikkate alındığına bu terkip için şu anlamlar verilebilir: "Güç yolu" ile üzerinde söz sahibi olduğunuz veya "antlaşma yoluyla" sahip olunanlar, sorumluluğu üstlenilenler, bakmakla yükümlü olunanlar, himayeniz altında olanlar. O günün toplumsal gerçekliğinin verili kalıntısı olan kölelik ve cariyelik olgusu, İslam'ın kabul ettiği veya ön gördüğü bir olgu değildir. İslam, kölelik ve cariyeliği; cariye ve köle edinme yollarını kapatarak ortadan kaldırmıştır. "Verili durumun" tasfiye edilmesi süreci olan uygulamalarda cariye ve kölelikten söz edilmiş olması sanki bir tasvipmiş gibi değerlendirilmesi cehalet değilse iftiradır. Kur'an; kiminle olursa olsun, nikah yapmaksızın ilişkiye girmeyi zina olarak görmektedir. Kur'an'a göre "nikahsız her birliktelik" zinadır.

Cinselliğin ayırdına henüz varmamış olan.

İlgi uyandırmak amacıyla kimi yerlerinin belli olması için kırıtarak yürümesinler.

Ali Rıza Safa tefsirli

Kur'an-ı Kerim Gerçek

İnanan kadınlara da söyle; bakışlarını korusunlar ve eşey organlarını sakınsınlar. Görünenlerin dışında, çekiciliklerini açığa vurmasınlar. Örtülerini, yakalarının üzerine kapatsınlar. Şu kişilerden başkasına, çekiciliklerini göstermesinler: Kocaları; babaları; kocalarının babaları; oğulları; kocalarının oğulları; erkek kardeşleri; erkek kardeşlerinin oğulları; kız kardeşlerinin oğulları; evlerindeki kadınlar; yanlarında kendilerine bağlı olanlar; kendilerine bağlı olup eşeysel isteklerden yoksun bulunan erkekler; kadınların gizli bölgelerinin ayırdında olmayan çocuklar. Ayrıca, gizledikleri çekiciliklerini belli etmek için adımlarını yere vurmasınlar. Hep birlikte, pişmanlığınızı Allah'a gösterin; ey inanca çağırılanlar! Böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.[284]

Tefsir / dipnot (1)

Bu ayet "Kadınların başlarını örtmesi, Allah'ın buyruğu mu, değil mi?" tartışmalarına konu olan ayettir. Birçok Kur'an çevirisinde ‘Başörtüsü' olarak yazılmış olan "Yadribne bi humuri-hinne ala cuyubi-hinne" tümcesindeki Humuri sözcüğünün, Lisanu'l-Arab'ta yazılı olan gerçek anlamı Örtüdür. Göğüs anlamına gelen Cuyub sözcüğü ise 27:12 ve 28:32 ayetlerindeki "Elini göğsüne sok!" buyruğunda da geçer. Bu ayette, Humuri sözcüğü Cuyub sözcüğü ile birlikte kullanılarak göğüs bölgesinin örtülmesi bildirilmiştir. Başörtüsü anlamına gelen hiçbir sözcük Kur'an'da bildirilmemiştir. Arap dilinde kadınların başörtüleri için Mikna veya Nasıyf sözcükleri kullanılır. "Şu kişilerden başkasına çekiciliklerini göstermesinler!" bildirimi ise kadınların çocuk emzirmeleri sırasında, aynı yerde bulunmalarında sakınca olmayan kişileri tanımlamaktadır. Çünkü kadınların çocuk emzirme sürecinin iki yıl sürdüğü 2:233 ayetinde bildirilmiştir. Çekicilik veya Cazibe veya Süs anlamlarına gelen Zınete sözcüğüne, kimi Kur'an çevirilerinde, "Kadınların takıları" biçiminde yanıltıcı anlam verilmiştir. Oysa ayetin sonunda bildirilen, "Çekiciliklerini belli etmek için adımlarını yere vurmasınlar!" buyruğundan, kadınların adımlarını yere vurarak yürümesi durumunda, dışarıdan belli olan çekiciliklerin, kadınların göğüsleri olduğu anlaşılmaktadır. Aslında, başörtüsü konusu, İncil ayetlerinde yazılıdır. İncil, I. Korintliler 11:3-15 ayetleri, özetle, şöyledir: "Başı açık olarak yakarışta bulunan veya peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı tıraş edilmiş bir kadından farkı yoktur. Kadın başını açarsa saçını kestirsin; ama kadının saçını kestirmesi ayıpsa başını örtsün. Erkek başını örtmemelidir. Çünkü o, Tanrı'nın benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir. Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratılmıştır. Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratılmıştır. Bu nedenle ve melekler uğruna, kadının başı üzerinde, erkeğin yetkisi olmalıdır. Ne var ki, Rab için, ne kadın erkekten ne de erkek kadından bağımsız değildir. Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi, erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrı'dandır. Siz, kendiniz karar verin; kadının, başı açık olarak Tanrı'ya yakarışta bulunması uygun mu?"

İbni Kesir

Mü'min kadınlara da söyle: Gözlerini sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Görünen kısmı müstesna, zinetlerini göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üstüne salsınlar. Zinetlerini; kocaları veye babaları veya kocalarının babaları veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçileri, yahut kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göster mesinler. Gizledikleri zinetlerinin bilinmesi için de ayaklarını vurmasınlar. Ey mü'minler; hepiniz Allah'a tevbe edin ki felaha eresiniz.

Gültekin Onan

İnançlı kadınlara da söyle: "Gözlerini (harama çevirmekten) kaçındırsınlar ve ırzlarını korusunlar, süslerini açığa vurmasınlar; ancak kendiliğinden görüneni hariç. Başörtülerini yakalarının üstünü (kapatacak şekilde) koysunlar. Süslerini, kendi kocalarından ya da babalarından ya da oğullarından ya da kocalarının oğullarından ya da kendi kardeşlerinden ya da kardeşlerinin oğullarından ya da kız kardeşlerinin oğullarından ya da kendi kadınlarından ya da sağ ellerinin altında bulunan ya da kadına ihtiyacı olmayan (arzusuz veya iktidarsız) hizmetçilerden ya da kadınların henüz mahrem yerlerini tanımayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süsleri bilinsin diye ayaklarını yere vurmasınlar. Hep birlikte Allah'a tevbe edin ey mü'minler, umulur ki felah bulursunuz."

Ayetin Tefsiri 6 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Mümin kadınlara da söyle, bakışlarını kendilerine helal olmayan kimselerden sakınsınlar ve mahrem yerlerini/ırzlarını fuhşiyattan uzak durarak ve örtünerek korusunlar. Dış elbise gibi açıkta olup da kendiliğinden görünen ve örtülmesi mümkün olmayan kısmı hariç ziynetlerini yabancı (kendilerine haram olan) erkeklere göstermesinler. Başörtüleri ile saçlarını, yüzlerini, boyun ve göğüslerini kapatsınlar. Gizli olan süslerini; kocaları, babaları, kocalarının babaları, oğulları, kocalarının oğulları, kendi kardeşleri, kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi (gibi Mümine) kadınlar, sahip oldukları Mümin ve kâfir erkek ve kadın köleler, kadınlara ihtiyacı kalmamış hizmetçiler, küçüklükleri sebebi ile kadınların mahrem yerlerinin farkına henüz varmamış olan çocuklardan başkasına göstermesinler. Kadınlar, halhal ve benzeri olarak gizleyip örttükleri süslerinin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey Müminler! İstenilen kurtuluşa ermek ve korkulan şeyden de emin olmak için sizlerden hasıl olan haram bakışlar ve benzeri şeylerden dolayı hep birden Allah’a tövbe edin!

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
وَقُلقولوتكلم.
لِّلْمُؤْمِنَٰتِأمنللمذعنات المصدقات.
يَغْضُضْنَغضضيغضضن من أبصارهن: يخفضنها.
مِنْمِنمن: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض".
أَبْصَٰرِهِنَّبصرالأبصار: العيون.
وَيَحْفَظْنَحفظحفظ الفروج: صيانتها عن الفاحشة.
فُرُوجَهُنَّفرجالفروج: جمع فرج: وهو ما بين الرجلين.
وَلَالالا: حرف نهي.
يُبْدِينَبدوولا يبدين: ولا يظهرن.
زِينَتَهُنَّزينمواضع زينتهن من الجسد.
إِلَّاإلاتأتي هنا إما أداة حصر أو حرف استثناء ويكون الاستثناء متصلا.
مَامايحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة.
ظَهَرَظهرما ظهر منها: الوجه والكفين والقدمين.
مِنْهَامِنمن: حرف جر لتبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها.
وَلْيَضْرِبْنَضربليضربن بخمرهن: ليلقين ويسدلن خمرهن.
بِخُمُرِهِنَّخمرجمع خمار، وهو ما تغطي به المرأة رأسها.
عَلَىٰعلىحرف جر يفيد معنى الاستعلاء
جُيُوبِهِنَّجيبفتحات صدورهن.
وَلَالالا: حرف نهي.
يُبْدِينَبدوولا يبدين: ولا يظهرن.
زِينَتَهُنَّزينمواضع زينتهن من الجسد.
إِلَّاإلاتأتي هنا إما أداة حصر أو حرف استثناء ويكون الاستثناء متصلا.
لِبُعُولَتِهِنَّبعلبعولتهن: أزواجهن.
أَوْأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
ءَابَائِهِنَّأبووالديهن أو أجدادهن.
أَوْأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
ءَابَاءِأبوآباء بعولتهن: والدي أو أجداد أزواجهن.
بُعُولَتِهِنَّبعلأزواجهن. والبعل: الزوج.
أَوْأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
أَبْنَائِهِنَّبنوأبنائهن أو أحفادهن.
أَوْأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
أَبْنَاءِبنوالأبناء: الأولاد، جمع ابن.
بُعُولَتِهِنَّبعلأبناء بعولتهن: أبناء أو أحفاد أزواجهن.
أَوْأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
إِخْوَٰنِهِنَّأخوالأخ: المشارك لغيره في الولادة من الأبوين أو من أحدهما.
أَوْأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
بَنِيبنوبني أخواتهن: أبناء أو أحفاد أخواتهن.
إِخْوَٰنِهِنَّأخوالأخ: المشارك لغيره في الولادة من الأبوين أو من أحدهما.
أَوْأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
بَنِيبنوبني أخواتهن: أبناء أو أحفاد أخواتهن.
أَخَوَٰتِهِنَّأخوالأخت: المشاركة لغيرها في الولادة من الأبوين أو من أحدهما.
أَوْأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
نِسَائِهِنَّنسوالمختصات بهن بالصحبة أو الخدمة.
أَوْأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
مَامااسم موصول.
مَلَكَتْملكما ملكت الأيمان: الإماء أو العبيد.
أَيْمَٰنُهُنَّيمنما ملكت أيمانهن: الإماء.
أَوِأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
ٱلتَّٰبِعِينَتبعجمع تابع: الخادم.
غَيْرِغيروردت أحيانا بمعنى"إلا"وأحيانا بمعنى"دون"وأحيانا صفة.
أُولِيأولوأصحاب الحاجة إلى النساء.
ٱلْإِرْبَةِأربالحاجة إلى النساء.
مِنَمِنحرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها.
ٱلرِّجَالِرجلجمع رجل: الذكر البالغ من بني آدم.
أَوِأوحرف عطف يفيد معنى الإباحة.
ٱلطِّفْلِطفلالمراد هنا الأولاد حتى البلوغ.
ٱلَّذِينَالذياسم موصول للجمع المذكَّر.
لَمْلمحرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي.
يَظْهَرُواظهرلم يظهروا على عورات النساء: لم يتبينوها لصغرهم.
عَلَىٰعلىحرف جر يفيد معنى الاستعلاء
عَوْرَٰتِعورعورات النساء: سوءاتهن، والمراد: ما ينبغي ستره.
ٱلنِّسَاءِنسوالنساء: اسم لجماعة إناث الناس.
وَلَالالا: حرف نهي.
يَضْرِبْنَضربولا يضربن بأرجلهن: ولا يخبطن بها الأرض.
بِأَرْجُلِهِنَّرجلالأرجل: جمع رجل: العضو من أصل الفخذ إلى القدم.
لِيُعْلَمَعلمليعرف.
مَامايحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة.
يُخْفِينَخفييسترن ويكتمن.
مِنمِنحرف جر يفيد تبيين الجنس أو تبيين ما أبهم قبل "من" أو في سياقها.
زِينَتِهِنَّزينحليهن كالخلخال وما شابهه.
وَتُوبُواتوبوارجعوا عن المعاصي.
إِلَىإلىحرف جر يدل على انتهاء الغاية.
ٱللَّهِألهالمألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية. وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى
جَمِيعًاجمعيؤتى بها لتوكيد معنى الجمع.
أَيُّهَأيوصلة لنداء المعرف ب "أل" التعريف متبوعة ب"هاء" التنبيه.
ٱلْمُؤْمِنُونَأمنالمقرون بوحدانية الله وبصدق رسله والمنقادون لله بالطاعة وللرسول بالاتباع.
لَعَلَّكُمْلعللعل: حرف نصب يحتمل معاني التعليل أو التوقع أو الترجي غالبا.
تُفْلِحُونَفلحتظفرون وتفوزون.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

{وَقُلْ لِلْمُؤْمِنَاتِ} إدغام لام الفعل الساكنة في اللام المتحركة بعدها،

وترقق النون بعد الضاد المفخمة من {يَغْضُضْنَ}. {أَبْصَارِهِنَّ} فيها قلقلة

الباء، وفيها غنة النون المشددة، وكذا {فُرُوجَهُنَّ} و {زِينَتَهُنَّ} و

{جُيُوبِهِنَّ} و {لِبُعُولَتِهِنَّ} و {بُعُولَتِهِنَّ} و {أَبْنَائِهِنَّ} و

{إِخْوَانِهِنَّ} و {أَخَوَاتِهِنَّ} و {نِسَائِهِنَّ} و {أَيْمَانُهُنَّ} و

{بِأَرْجُلِهِنَّ}. وفي {يَضْرِبْنَ} لام الأمر مظهرة، والاعتناء بإخراج الضاد من

مخرجها، وتحقيق صفة الاستطالة، وقلقلة الباء بعدها، وفي {آبَائِهِنَّ} مد بدل، ومد

متصل، وكذا {آبَاءِ} وفي {أَبْنَاءِ} مد متصل، وكذا {نِسَائِهِنَّ} و

{النِّسَاءِ}، وراء {الْإِرْبَةِ} مرققة، وفي {وَتُوبُوا إِلَى} مد منفصل، والوقف

على {أَيُّهَ} بسكون الهاء وحذف الألف تبعًا للرسم. وفي {جَمِيعًا أَيُّهَ} إظهار

حلقي، وفي رؤوس الآي مد عارض للسكون عند الوقف، يجوز فيه القصر والتوسط والمد

بالسكون المجرد، أي الذي لا روم فيه ولا إشمام، ويلتزم القارئ بما يختاره منها في

قراءته كلها.

ويجوز أن يقف القارئ بالروم، وهو الإتيان ببعض الحركة بصوت يسمعه القريب دون البعيد،

ولا يأتى الروم إلا على القصر لأنه حركة، والحركة لا تأتي على المد، ويكون الروم

في المرفوع إعرابًا والمضموم بناءً، كما يأتى في المجرور إعرابًا والمكسور بناءً.

ويجوز الوقف بالإشمام وهو الإشارة بالشفتين إلى أصل الحركة وهو المرفوع والمضموم

ويأتي الإشمام على أوجه المد الثلاثة: القصر والتوسط والمد.

ففي مثل (نستعين) سبعة أوجه هي: القصر والتوسط والمد مع السكون المجرد، ومثلها مع

الإشمام، والروم مع القصر، وفي نحو (الرحيم) أربعة أوجه هي: القصر والتوسط

والإشمام مع السكون المجرد والروم مع القصر، وفي نحو (العالمين) ثلاثة أوجه المد

فقط.