Yûnus Suresi 15. Ayet
Yunus · Mekke · Sure 10 · Ayet 15/109
وَإِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِمْ ءَايَاتُنَا بَيِّنَـٰتٍ ۙ قَالَ ٱلَّذِينَ لَا يَرْجُونَ لِقَآءَنَا ٱئْتِ بِقُرْءَانٍ غَيْرِ هَـٰذَآ أَوْ بَدِّلْهُ ۚ قُلْ مَا يَكُونُ لِىٓ أَنْ أُبَدِّلَهُۥ مِن تِلْقَآئِ نَفْسِىٓ ۖ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَىٰٓ إِلَىَّ ۖ إِنِّىٓ أَخَافُ إِنْ عَصَيْتُ رَبِّى عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ
Ve iza tutla aleyhim ayatuna beyyinatin kalellezine la yercune likaena'ti bi kur'anin gayri haza ev beddilh, kul ma yekunu li en ubeddilehu min tilkai nefsi, in ettebiu illa ma yuha ileyy, inni ehafu in asaytu rabbi azabe yevmin azim.
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Yûnus Suresi 15. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Ayetlerimiz kendilerine apaçık birer delil olarak okunduğunda, (öldükten sonra) bize kavuşmayı ummayanlar, "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edecek olursam, elbette büyük bir günün azabından korkarım."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Böyle iken ayetlerimiz birer beyyine olarak karşılarında okunduğu zaman likamızı arzu etmiyenler "bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir" dediler, de ki, onu kendiliğimden değiştirmekliğim benim için olacak şey değildir, ben ancak bana vahyolunana ittiba' ederim; ben, rabbıma isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Böyle iken ayetlerimiz birer açık delil olarak karşılarında okunduğu zaman Bize kavuşmayı arzu etmeyenler: "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir!" dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir! Ben ancak bana vahyolunana uyarım. Rabbime isyan edersem şüphesiz büyük bir günün azabından korkarım."
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ayetlerimiz onlara, apaçık deliller (i muhtevi) olarak, okunduğu zaman (öldükden sonra) bize kavuşmayı ummayan onlar (o müşrikler): "Ya (bize) bundan başka bir Kur'an getir, yahud onu değişdirl" dedi (ler). Deki: "Onu kendiliğimden değişdirmem benim için olmayacak şeydir. Ben, vahy olunagelenden başkasına tabi olmam. Eğer Rabbime isyan edersem şübhesiz büyük günün azabından korkarım".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlara açık açık ayetlerimiz okunduğu zaman, bizimle buluşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir." derler. De ki: "Onu kendi tarafımdan değiştiremem. Ben sadece bana vahyolunana uyarım. Şayet ben Rabbime karşı gelirsem, büyük bir günün azabından korkarım."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Böyle iken, ayetlerimiz kendilerine, açık deliller halinde okunduğunda, ahirette huzurumuza varacaklarını ummayanlar,"Bize bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir!" derler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem asla olacak bir şey değil. Çünkü ben sadece bana vahyedilene tabi olurum ve eğer sizin arzunuza uyar da Rabbime isyan edersem, o müthiş günün azabından korkarım."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar, derler ki: "Bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve (hal böyleyken:) ne zaman ayetlerimiz bütün açıklığıyla kendilerine okunup ulaştırılsa, o Bizim huzurumuza çıkacaklarına inanası gelmeyen kimseler, "Bize bundan başka bir söylem/bir öğreti getir; ya da bunu değiştir" diyecek olurlar. (Ey Peygamber) de ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değil; ben ancak bana vahyedilene uyarım. Bakın, (bu konuda) Rabbime baş kaldıracak olursam, dehşet veren o (Büyük) Gün (gelip çattığında) azabın (beni bulmasın)dan korkarım!"
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Ayetlerimiz açık açık onlara okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: -Bundan başka bir Kur'an getir ya da bunu değiştir, dediler. De ki: -O'nu kendi arzuma göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Bizimle karşılaşmayı ummayanlara, ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, onlar: "Ya bundan başka bir Kur'an getir veya onu değiştir." dediler. De ki: "Onu kendiliğimden değiştirmem olacak şey değildir. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Eğer Rabb'ime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım."
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Oysa ayetlerimiz onlara açık kanıtlarla okunduğunda, Bize kavuşacaklarını düşünmeyenler, şöyle dediler: "Bundan başka bir Kur'an getir veya Onu değiştir!" De ki: "Onu, benim değiştirmem olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana bildirilene bağlı kalırım. Kuşkusuz, Efendime karşı gelirsem, Büyük Gün'ün cezasından korkarım!"
İbni Kesir
Ayetlerimiz onlara açık açık okununca; Bizimle karşılaşmayı ummayanlar: Bundan başka bir Kur'an getir veya bunu değiştir, dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem olmaz. Ben, ancak bana vahyolunana uyarım. Ben, Rabbıma karşı gelirsem; büyük bir günün azabından korkarım.
Gültekin Onan
Onlara ayetlerimiz apaçık belgeler olarak okunduğunda, bizimle karşılaşmayı ummayanlar derler ki: "Bundan başka bir Kuran getir veya onu değiştir." De ki: "Benim onu kendi nefsimin bir öngörmesi olarak değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, yalnızca bana vahyolunana uyarım. Eğer rabbime isyan edersem, gerçekten ben, büyük günün azabından korkarım."
Rowad Tercüme Merkezi
Kendilerine ayetlerimiz açık açık okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: "Bundan başka bir Kur’an getir ya da bunu değiştir" dediler. De ki: "O’nu kendime göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem büyük bir günün azabından korkarım."
Şaban Piriş
Ayetlerimiz açık açık onlara okununca, bizimle karşılaşmayı ummayanlar: Bundan başka bir Kur’an getir ya da bunu değiştir, dediler. De ki: O’nu kendime göre değiştirmem mümkün değildir. Ben, sadece bana vahyedilene uyarım. Ben eğer Rabbime isyan edersem, büyük bir günün azabından korkarım.
Ali Özek ve diğerleri
Onlara âyetlerimiz açık açık okunduğu zaman (öldükten sonra) bize kavuşmayı beklemeyenler: Ya bundan başka bir Kur’an getir veya bunu değiştir! dediler. De ki: Onu kendiliğimden değiştirmem benim için olacak şey değildir. Ben, bana vahyolunandan başkasına uymam. Çünkü Rabbime isyan edersem elbette büyük günün azabından korkarım.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Kendilerine Allah'ın tevhidine (birliğine) delalet eden apaçık Kur'an ayetleri okununca yeniden dirilmeyi ve sevabı ummayan ve cezayı da inkâr edenler: "-Ey Muhammed!- Putlara ibadeti ve diğerlerini lanetlemeyi ihtiva eden bu Kur'an'ı değiştir yahut Kur'an'ın bir kısmını ya da tamamını bizim arzularımıza uyan şeyler ile değiştir." dediler. -Ey Peygamber!- Onlara de ki: "Benim Kur'an'ı değiştirmem doğru olmaz ve benim size, O'ndan gayrısını da getirmeye gücüm yok. Oysa tek olan ve hiçbir ortağı olmayan yüce Allah dilerse o Kur'an'dan dilediği şeyi değiştirir. Ben, Allah'ın bana vahyettiği şeyden başkasına asla tabi olmam. Sizin benden istediğiniz şeye uyarak Allah'a isyan etmekten ve o büyük günün azabından korkarım ki o gün, kıyamet günüdür."
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَإِذَا | إذا | إذا: ظرف زمان يتضمن معنى المفاجأة. | |||
| تُتْلَىٰ | تلو | تقرأ. | |||
| عَلَيْهِمْ | على | على: حرف جر بمعنى إلى التي تفيد معنى انتهاء الغاية. | |||
| ءَايَاتُنَا | أيي | الآية من كتاب الله، هي: طائفةٌ من القرآن يتصل بعضها ببعض إلى انقطاعها، طويلةً كانت أو قصيرة. | |||
| بَيِّنَٰتٍ | بين | واضحات. | |||
| قَالَ | قول | تكلم. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به. وقد يطلق القول ويراد به الفعل أحيانا. | |||
| ٱلَّذِينَ | الذي | اسم موصول للجمع المذكَّر. | |||
| لَا | لا | نافية غير عاملة. | |||
| يَرْجُونَ | رجو | لا يرجون لقاءنا: لا يخافون الحساب، ولا يرجون الثواب، ولا يؤمنون بيوم البعث والنشور. | |||
| لِقَاءَنَا | لقي | مثولهم لدينا. | |||
| ٱئْتِ | أتي | جئ. | |||
| بِقُرْءَانٍ | قرأ | القرآن: كتاب الله المعجز الذي أنزله على رسوله محمد صلى الله عليه وسلم. | |||
| غَيْرِ | غير | وردت أحيانا بمعنى"إلا"وأحيانا بمعنى"دون"وأحيانا صفة. | |||
| هَٰذَا | ذا | اسم إشارة للمفرد المذكر القريب، والهاء للتنبيه. | |||
| أَوْ | أو | حرف عطف يفيد التخيير. | |||
| بَدِّلْهُ | بدل | غيره. | |||
| قُلْ | قول | فعل أمرٍ مِنْ قالَ يقولُ بمعنى تَكَلَّمْ. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به باللسان | |||
| مَا | ما | نافية غير عاملة. | |||
| يَكُونُ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| لِي | ل | اللام: حرف جر يفيد الإختصاص. | |||
| أَنْ | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| أُبَدِّلَهُ | بدل | أغيره. | |||
| مِن | مِن | حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية. | |||
| تِلْقَائِ | لقي | من تلقاء نفسي: من ذات نفسي بغير وحي. | |||
| نَفْسِي | نفس | ذاتي، والنفس هي الجسم والروح معا. | |||
| إِنْ | إن | حرف نفي بمعنى "ما" النافية. | |||
| أَتَّبِعُ | تبع | أقتدي. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| مَا | ما | يحتمل أن تكون موصولة أو موصوفة. | |||
| يُوحَىٰ | وحي | يوحى إلي: أبلغ بواسطة الوحي. | |||
| إِلَيَّ | إلى | إلى: حرف جر يدل على انتهاء الغاية. | |||
| إِنِّي | إنّ | إن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة. | |||
| أَخَافُ | خوف | الخوف: انفعال يبعث الفزع في النفس لتوقع مكروه. | |||
| إِنْ | إن | حرف شرط جازم. | |||
| عَصَيْتُ | عصي | العصيان: الخروج عن الطاعة. | |||
| رَبِّي | ربب | إلهي المعبود. والرب، معناه: الإله المعبود، والخالق، والمالك، والسيد، والمربي، والقائم، والمنعم، والمصلح، والجابر، والمدبر لخلقه كما يشاء على ما تقتضيه حكمته، والجمع: أرباب وربوب. والرب: اسم من أسماء الله تعالى ولا يقال في غيره إلا بالإضافة. | |||
| عَذَابَ | عذب | العذاب: العقاب والتنكيل وكل ما شق على النفس وآلمها. والجمع أعذبة وعذابات. | |||
| يَوْمٍ | يوم | المراد يوم القيامة. وأصل معنى اليوم: الساعة ومطلق الوقت. واليوم: زمن مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والجمع أيام. وأصل معنى اليوم: الساعة ومطلق الوقت. واليوم: زمن مقداره من طلوع الشمس إلى غروبها، والجمع أيام. | |||
| عَظِيمٍ | عظم | عظيم: كلمة استعيرت لكل كبير، محسوسا كان أو معقولا، عينا كان أو معنى. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{آيَاتُنَا} مد بدل يمد حركتين {بَيِّنَاتٍ قَالَ} إخفاء حقيقي
للتنوين عند القاف، والراء من {يَرْجُونَ} مفخمة {لِقَاءَنَا} مد متصل وعند البدء
بـ {ائْتِ} يُنطق بهمزة وصل مكسورة بعدها ياء مدّيّة، وفي حالة الوصل تسقط همزة
الوصل ويُنطق بعدها بهمزة قطع ساكنة {هَذَا أَوْ} مد منفصل، ومثله {لِي أَنْ} وفي
هاء {أُبَدِّلَهُ} صلة صغرى وصلًا، وفي {تِلْقَاءِ} إخفاء حقيقي، ثم مد متصل، وفي
خط المصحف ياء زائدة لا تنطق، ولحمزة عند الوقف عليها أوجه قراءات موافقة للرسم
العثماني {نَفْسِي إِنْ} مد منفصل وصلًا {يُوحَى إِلَيَّ} مد منفصل والوقف عليها
بالسكون المشدد، ومثله في المد المنفصل {إِنِّي أَخَافُ} وفي {يَوْمٍ عَظِيمٍ}
إظهار حلقي.