Bakara Suresi 74. Ayet

İnek · Medine · Sure 2 · Ayet 74/286

ثُمَّ قَسَتْ قُلُوبُكُم مِّنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَهِىَ كَٱلْحِجَارَةِ أَوْ أَشَدُّ قَسْوَةً ۚ وَإِنَّ مِنَ ٱلْحِجَارَةِ لَمَا يَتَفَجَّرُ مِنْهُ ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَشَّقَّقُ فَيَخْرُجُ مِنْهُ ٱلْمَآءُ ۚ وَإِنَّ مِنْهَا لَمَا يَهْبِطُ مِنْ خَشْيَةِ ٱللَّهِ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَـٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

Summe kaset kulubukum min ba'di zalike fe hiye kel hıcareti ev eşeddu kasveh, ve inne minel hıcareti lema yetefecceru minhul enhar, ve inne minha lema yeşşakkaku fe yahrucu minhul mau, ve inne minha lemayehbitu min haşyetillah, ve mallahu bi gafilin amma ta'melun.

Ayet Tilaveti

Ayetin Mealleri 13 meal

Diyanet İşleri

Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali

Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki yarılır da içinden sular çıkar. Taş da vardır ki, Allah korkusuyla (yerinden kopup) düşer. Allah, yaptıklarınızdan hiçbir zaman habersiz değildir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

sonra bunun arkasından kalbleriniz katılaştı, şimdi onlar taşlar gibi hatta daha duygusuz, çünkü taşların öylesi var ki içinde nehirler kaynıyor, öylesi var ki çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor ve öylesi var ki Allahın haşyetinden yerlerde yuvarlanıyor, sizler ise neler yapıyorsunuz Allah gafil değil

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılaştı. Şimdi onlar taşlar gibi, hatta daha duygusuz; çünkü taşların öylesi var ki içinden nehirler kaynıyor, öylesi var ki çatlıyor da bağrından sular fışkırıyor ve öylesi de var ki Allah korkusundan yerlerde yuvarlanıyor. Sizlerin neler yaptığından Allah gafil değildir.

Hasan Basri Çantay

Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim

Sonra, bunun arkasından yine kalbleriniz katılaşdı. Şimdi o, taş gibi, yahud daha katı. Çünkü taşın öylesi vardır ki ondan ırmaklar kaynar, öylesi vardır ki yarılıb ondan su fışkırır, öylesi de vardır ki Allah korkusiyle yukardan aşağı düşer (yüksekden aşağı yuvarlanır). Allah, ne yaparsanız (hiç birinden) gaafil değildir.

Süleyman Ateş

Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali

Sonra bunun ardından yine kalbleriniz katılaştı; şimdi onlar, taş gibi, hatta daha da katıdır. Çünkü öyle taş var ki, içinden ırmaklar fışkırır; öylesi var ki, çatlar da bağrından su kaynar, öylesi de var ki, Allah korkusundan aşağı düşer. Allah, yaptıklarınızı bilmez değildir.

Suat Yıldırım

Kuran-ı Kerim ve Meali

Sonra bunun arkasından kalpleriniz katılaştı, artık onlar taş gibi, hatta ondan da katı! Çünkü öyle taş var ki içinden ırmaklar fışkırır. Öylesi var ki çatlar da bağrından su kaynar. Ve öylesi var ki Allah'a olan tazimi sebebiyle yukarıdan düşüp parçalanır. Allah yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Ali Bulaç

Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı

Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.

Muhammed Esed

Kur'an Mesajı

Ama, bütün bunlardan sonra kalpleriniz katılaştı; kaya gibi hatta daha da sert oldu; Çünkü, unutmayın, öyle kayalar var ki içinden ırmaklar fışkırır; ve öylesi de var ki, yarıldığında içinden su çıkar; bazısı da Allah korkusuyla (yerinden kopup) aşağı yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan gafil değildir!

Şaban Piriş

Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı

Sonra kalpleriniz yine katılaştı. Taş gibi.. hatta daha da katı oldu. Nitekim öyle taşlar vardır ki, içlerinden ırmaklar kaynar, öyle taşlar var ki Allah korkusundan yukarıdan aşağıya yuvarlanırlar. Allah yaptıklarınızdan gafil değildir.

Erhan Aktaş

Kerim Kur'an

Sonra kalpleriniz yine katılaştı; kaya gibi, hatta kayadan da katı. Zira öyle kayalar var ki içinden nehirler fışkırır, yine öyle kayalar vardır ki yarılıp bağrından su çıkar. Yine öyleleri vardır ki Allah'a duyduğu içtenlikli saygıdan harekete geçerler. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.

Ali Rıza Safa

Kur'an-ı Kerim Gerçek

Sonra, işte bunun ardından yürekleriniz katılaştı; artık öyle ki, taş gibi veya daha katı oldu. Aslında, öyle taşlar vardır ki, ondan ırmaklar fışkırır; öyleleri vardır ki, yarılır, ondan sular çıkar; öyleleri vardır ki, Allah'a olan saygısından aşağı yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan zaten habersiz değildir.

İbni Kesir

Sonra bunun ardından kalbleriniz yine katılaştı. Şimdi onlar taş gibidir. Yahut daha da katı. Zira öylesi vardır ki; ondan ırmaklar kaynar, öylesi vardır ki; yarılıp ondan su fışkırır, öylesi de vardır ki; Allah korkusundan yuvarlanır. Allah, yaptıklarınızdan asla gafil değildir.

Gültekin Onan

Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri var ki onlardan nehirler fışkırır (yetefeccerü). Bazıları yarılır, bağrından su çıkarır. Öyleleri de vardır ki Tanrı'ya olan saygılarından (haşyetillah) dolayı yuvarlanır. Tanrı yaptıklarınızdan / işlerinizden (tamelun) habersiz (gafilin) değildir.

Ayetin Tefsiri 6 tefsir

Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri

Bu etkileyici öğüt ve apaçık mucizelerden sonra kalpleriniz katılaştı da taş gibi oldu. Bilakis ondan daha da katı oldu. (Kalpleriniz) içinde bulunduğu halden kesinlikle değişmez. Ancak taşlar değişir ve başkalaşım gösterir. Nitekim öyle taşlar vardır ki, içinden nehirler kaynar, yarılıp içinden yeryüzüne akan pınarlar fışkırır. Bunlardan insanlar, hayvanlar istifade eder. Ve nice taşlar vardır ki, Allah'ın korkusundan dağların tepelerinden yuvarlanır. Ancak kalpleriniz böyle değildir. Allah yapmakta olduklarınızdan gafil değildir. Bilakis O, yaptıklarınızdan haberdardır. Yaptıklarınızın karşılığını size verecektir.

Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
KelimeKökAnlamı (Arapça)
ثُمَّثمحرف عطف يفيد معنى الإستبعاد.
قَسَتْقسوالقاف والسين والحرف المعتل يدلّ على شدَّة وصلابة. من ذلك الحجر القاسي. والقسوة: غلظ القلب، والمراد: غلظت واشتدت.
قُلُوبُكُمقلبالقلوب: ‌جمع ‌قلب، وهو الفؤاد، سمّي قلبا؛ لتصرّفه في الأعضاء، ولكثرة تقلبه بالخواطر والمعاني ومن رأي لآخر ومن اعتقاد لآخر.
مِّنمِنحرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
بَعْدِبعدبعد: نقيض قبل. وهو: ظرف مبهم يفهم معناه بالإضافة لما بعده ويكون منصوباً أو مجرورا مع "مِن"، وقد يقطع عن الإضافة وهي مفهومة من الكلام فيكون مبنيا على الضم.
ذَٰلِكَذااسم إشارة للمفرد المذكر البعيد يخاطب به المفرد.
فَهِيَهيهي: ضمير الغائبة.
كَٱلْحِجَارَةِحجرالحجارة: مفردها حجر، مادة صخرية صُلبة قاسية، تُقطَّع وتُستعمل للبناء.
أَوْأوحرف عطف يفيد التفصيل.
أَشَدُّشددأقوى وأقسى. وأصل الشدِّة: القوة والصلابة في الشيء.
قَسْوَةًقسوالقاف والسين والحرف المعتل يدلّ على شدَّة وصلابة. من ذلك الحجر القاسي، والقسوة: الغلظة والشدة.
وَإِنَّإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
مِنَمِنمن: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض".
ٱلْحِجَارَةِحجرالحجارة: مفردها حجر، مادة صخرية صُلبة قاسية، تُقطَّع وتُستعمل للبناء.
لَمَاماما: اسم موصول.
يَتَفَجَّرُفجرالفاء والجيم والراء أصلٌ واحد، وهو التفتح في الشيء. ويتفجر منه الأنهار: تنبعث منه الأنهار سائلة. فالتفجر التفتح بالسعة والكثرة.
مِنْهُمِنمن: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
ٱلْأَنْهَٰرُنهرجمع نهر، وهو: مجرى مائي طبيعي واسع له ضفتين، تجري فيه المياه الناتجة عن مياه الأمطار والعيون وغيرها.
وَإِنَّإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
مِنْهَامِنمن: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض".
لَمَاماما: اسم موصول.
يَشَّقَّقُشققيتصدَّع بطول وعرض. وأصلها: يتشقق، أدغمت التاء في الشين.
فَيَخْرُجُخرجيندفع خارجاً.
مِنْهُمِنمن: حرف جر يفيد معنى ابتداء الغاية.
ٱلْمَاءُموهالماء بالفتح: جمع مياه وأمواه، وهو: سائل لطيف شفاف، منه العذب ومنه الملح، تستمد منه جميع الكائنات حياتها، ينبع من الأرض، أو ينزل من السماء لا طعم له ولا رائحة ولا لون.
وَإِنَّإنّإن: حرف توكيد ونصب يفيد تأكيد مضمون الجملة.
مِنْهَامِنمن: حرف جر للدلالة على أخذ شيء من شيء بمعنى "بعض".
لَمَاماما: اسم موصول.
يَهْبِطُهبطينحدر، وهبوط الحجارة يراد به انقيادها لأمر الله.
مِنْمِنمن السببية: حرف جر يفيد التعليل.
خَشْيَةِخشيالخاء والشين والحرف المعتل يدل على خوف وذعر، والخشية: أشد الخوف. وقيل: خوف يشوبه تعظيم المخوف منه وأكثر ما يكون ذلك عن علم ما يخشى منه.
ٱللَّهِألهالله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
وَمَاماما: نافية تعمل عمل "ليس".
ٱللَّهُألهالله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى.
بِغَٰفِلٍغفل‌بساه، وأصل ‌الغفلة عن الشيء: تركه على وجه السهو عنه والنسيان له، فأخبرهم تعالى ذكره أنه غير غافل عن أفعالهم الخبيثة ولا ساه عنها، بل هو لها محص، وعالم بها حافظ لصغيرها وكبيرها، وسيجازيهم على ذلك أتمّ الجزاء وأوفاه.
عَمَّاأي "عن ما"، أي: عن الذي.
تَعْمَلُونَعملالعمل: بالتحريك مصدر عمل جمع أعمال، ‌كل ‌فعل ‌كان ‌بقصد وفكر سواء كان من أفعال القلوب كالنية أم من أفعال الجوارح كالصلاة. والعمل أيضا: هو ما يحتاج إلى بذل الجهد لتحقيق الغاية.

TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)

في {ثُمَّ} غنة، وفي التاء من {قَسَتْ} إظهار صفة الهمس. وفي {قُلُوبُكُمْ

مِنْ} إدغام متماثلين صغير {مِنْ بَعْدِ} إقلاب، وكسرة الهاء من {فَهِيَ} ينبغي أن

تكون خالصة لا يشوبها السكون، وتفخيم الراء من {الْحِجَارَةِ} في الموضعين. ومن

{الْأَنْهَارُ} لا ينبغي أن يطغى على ترقيق الجيم والهاء قبلهما، وكذلك لا يطغى

تفخيم اسم الجلالة على الميم قبلها في {وَمَا اللَّهُ} والغين مفخمة من

{بِغَافِلٍ}. وفي {عَمَّا} غنة، ومد طبيعي.