Yûsuf Suresi 25. Ayet
Yusuf · Mekke · Sure 12 · Ayet 25/111
وَٱسْتَبَقَا ٱلْبَابَ وَقَدَّتْ قَمِيصَهُۥ مِن دُبُرٍ وَأَلْفَيَا سَيِّدَهَا لَدَا ٱلْبَابِ ۚ قَالَتْ مَا جَزَآءُ مَنْ أَرَادَ بِأَهْلِكَ سُوٓءًا إِلَّآ أَن يُسْجَنَ أَوْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
Vestebekal babe ve kaddet kamisahu min duburin ve elfeya seyyideha ledel bab, kalet ma cezau men erade bi ehlike suen illa en yuscene ev azabun elim.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
İkisi bir kapıya koşuştular, hanım onun gömleğini arkasından yırttı, kapının yanında hanımın beyine rast geldiler, hanım; senin, dedi, ehline fenalık yapmak isteyenin cezası zindana konulmaktan veya elim bir azabdan başka nedir?
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
İkisi de kapıya koşuştular, hanım onun gömleğini arkasından yırttı ve kapının yanında hanımın beyine rastladılar. Hanım: "Senin karına fenalık yapmak isteyenin cezası, zindana konulmaktan veya acı bir azaptan başka ne olabilir?" dedi.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
İkisi de kapıya koşdular. O (kadın) bunun gömleğini arkasından boylu boyunca yırtdı. Kapının yanında (kadının) efendisine rast geldiler. (Kadın) dedi ki: "Zevcene kötülük etmek isteyenin cezası zindana atılmakdan, yahud acıklı bir azabdan başka ne olabilir"?
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Kapıya doğru koşuştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında kadının bey'ine rastladılar. Kadın: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası nedir? Zindana kapatılmak veya acı bir biçimde işkence edilmek değil midir?" dedi.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Derken, ikisi de kapıya doğru koşuştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. (Tam bu sırada) kapıda kadının kocasıyla karşılaştılar! Kadın hemen "Senin ailene kötü maksatla yaklaşanın cezası, zindana atılmaktan veya gayet acı bir azaptan başka ne olabilir?" dedi.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ailene kötülük isteyenin, zindana atılmaktan veya acı bir azabtan başka cezası ne olabilir?"
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
(Derken,) bunların her ikisi kapıya koştular; kadın arkadan (asılıp) o'nun gömleğini yırttı; ve (o an) kapıda kadının efendisini karşılarında buldular! Kadın: "Karın için kötülük düşünen birinin cezası, hapisten ya da en ağır ceza (neyse, on)dan başka ne olabilir?" diye üste çıktı.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
İkisi de kapıya koştu. Kadın arkadan Yusuf'un gömleğini yırttı. Kapının önünde kocasına rastladılar. Kadın: -Senin eşine karşı kötü istekte bulunmanın cezası, hapisten veya şiddetli bir dayaktan başka nedir? dedi.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
İkisi de kapıya doğru koştu. Kadın Yusuf'un gömleğini arka tarafından yırttı. Kapıda kadının kocası ile karşılaştılar. Kadın: "Ailene kötülük yapmak isteyen kimsenin zindana atılması veya acı bir azapla cezalandırılması gerekmez mi?" dedi.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
İkisi de kapıya koştu. Kadın, Onun gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında, kadının kocasıyla karşılaştılar. Dedi ki: "Ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, hapsedilmek veya acı bir cezadan başka nedir?"
İbni Kesir
İkisi de kapıya koştular. Kadın, onun gömleğini arkasından boylu boyunca yırttı. Kapının yanında efendisine rast geldi. Kadın dedi ki: Ailene kötülük etmek isteyenin cezası; zindana atılmaktan veya acıklı bir azabdan başka ne olabilir?
Gültekin Onan
Kapıya doğru ikisi de koştular. Kadın onun gömleğini arkadan çekip yırttı. (Tam) Kapının yanında kadının efendisiyle karşılaştılar. Kadın dedi ki: "Ehline (ailene) kötülük isteyenin zindana atılmaktan veya acı bir azabtan başka cezası ne olabilir?"
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
İkisi de kapıya doğru koştular: Yusuf, kendisini o kadından kurtarmak için koştu. Kadın ise onun oradan çıkmasına engel olmak için koştu ve onun gömleğini arkasından yırttı. İkisi, kapının yanında kadının kocasına rastladılar. Aziz'in karısı, Aziz'e şöyle dedi: -Ey Aziz!- Senin eşine kötülük etmek isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem verici bir işkenceden başka bir şey değildir.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
İkisi de kapıya koştular. Kadın, onun gömleğini arkasından boylu boyunca yırttı. Kapının yanında efendisine rast geldi. Kadın dedi ki: Ailene kötülük etmek isteyenin cezası; zindana atılmaktan veya acıklı bir azabdan başka ne olabilir?
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
23- Evinde bulunduğu kadın, ona sahip olmak istedi. Kapıları sımsıkı kapadı ve:“Haydi gel yanıma!” dedi. O ise:“Allah’a sığınırım. Üstelik o (kocan da) benim efendimdir, bana değer verip iyi bakmıştır. Gerçek şu ki zalimler iflah olmazlar” dedi. 24- Andolsun ki kadın ona meyletmişti. O da o kadına meyletmişti. Eğer Rabbinin burhanını görmemiş olsaydı... İşte ondan kötülüğü ve hayasızlığı giderelim diye böyle yaptık. Şüphesiz o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır. 25- İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın onun gömleğini arkadan boylu boyunca yırttı. Kapının yanında da kadının efendisine rastgeldiler. Kadın dedi ki:“Hanımına kötü bir iş yapmak isteyenin cezası zindana atılmaktan yahut da can yakıcı bir cezadan başka ne olabilir ki?” 26- Yusuf:“Asıl o bana sahip olmak istedi” dedi. Kadının yakınlarından biri şöyle şahitlik etti:“Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiştir, o ise yalancılardandır.” 27- “Yok, eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, o ise doğru söyleyenlerdendir” dedi. 28- Kocası, gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce (ona): “Şüphe yok ki bu, siz (kadınların) tuzaklarındandır. Doğrusu sizin tuzağınız pek büyüktür.” dedi. 29- “Yusuf, sen bundan vazgeç! Sen de (ey kadın) günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen gerçekten günahkârlardan oldun.”
23-24. Şöyle ki Yusuf aleyhisselam Aziz’in evinde izzet ve ikram içerisinde kaldı. Kendisi oldukça güzel, mükemmel ve alımlı bir kişilik idi. Onun bu durumu dolayısıyla “evinde bulunduğu kadın, ona sahip olmak istedi.” Yusuf, onun kölesi ve onun idaresi altında bulunuyordu. Kaldıkları mesken birdi. Böyle bir yerde hiçbir kimse fark etmeksizin, hiçbir insan duymaksızın o hoş olmayan işi yapabilme imkânı vardı. “Kapıları sımsıkı kapadı” ve musibet bir kat daha ağırlaştı. Artık bulundukları yer tenha idi ve kapılar kapalı olduğu için bulundukları yere herhangi bir kimsenin girmesi söz konusu değildi. Bu nedenle kadın, yanına gelmesini isteyerek:“Haydi gel yanıma, dedi.” O hoş olmayan işi yapmak için bana doğru gel. Yusuf yabancı bir kimse idi. Böyle bir kimse, vatanında ve kendisini tanıyanlar arasında bulunan kimsenin yapmaktan utanacağı işleri rahatlıkla yapabilirdi. Üstelik o, bu kadının idaresi altında bir esirdi. Kadın da efendisi idi. Diğer taraftan onu, bu işi yapmaya sevkedecek bir güzelliği vardı. Yusuf da genç ve bekardı. Ayrıca Azizin karısı, eğer ona emrettiği işi yapmayacak olursa hapse atmak yahut da oldukça ağır işkencelere uğratmakla onu tehdit etmişti. Ancak Yusuf, bu işi yapmasını gerektiren güçlü etkenlerin varlığına rağmen Allah’a isyan etmeyip sabretti. Çünkü o, kadına meyledip içinden böyle bir işi yapmayı geçirdiyse de Allah rızası için onu terk etti. Allah’ın isteğini kötülüğü emreden nefsinin isteğinden öne geçirdi. “Rabbinin burhanını” görmesi sayesinde, yani Rabbi tarafından, her türlü haramı terk etmesini gerektiren ilim ve iman sayesinde bu büyük masiyetten uzak durdu ve:“Allah’a sığınırım” dedi. Yani, bu çirkin işi yapmaktan Allah’a sığınırım. Çünkü bu iş, Allah’ın gazabını gerektirir ve beni Allah’tan uzaklaştırır. Diğer taraftan bu, beni güzel bir şekilde barındıran efendime de bir hainlik olur. Onun iyiliklerine, hanımı ile en çirkin bir işi işleyerek çok kötü bir karşılıkta bulunmam bana yakışmaz. Çünkü bu, zulmün en büyüğüdür:“Gerçek şu ki zalimler iflah olmazlar.” Özetle Yusuf aleyhisselam Yüce Allah’ın korkusunu/takvayı, kendisine iyilikte bulunan efendisinin hakkına riâyet etmeyi ve kendisini zulümden -ki onu işleyen iflah olmaz- korumak isteğini, bu işi işlemesinin engelleri olarak ortaya koymuştur. Aynı şekilde Allah’ın ona lütfetmiş olduğu ve ilâhi emirlere uyup yasaklardan kaçınmayı gerektiren kalbî iman burhanını da bu engeller arasında saymıştır. Bütün bunları içinde barındıransa Yüce Allah’ın “ondan kötülüğü ve hayasızlığı” uzaklaştırmış olmasıdır. Çünkü o, Yüce Allah’ın ihlasa erdirip seçtiği, kendisinin has kulları arasına kattığı, üzerlerine Allah’ın hayırlı kullarından olmasını sağlayacak nimetleri ihsan edip hoş olmayan şeyleri onlardan uzaklaştırdığı “ihlâsa erdirilmiş” kullarındandı.
25. Yusuf, Aziz’in hanımının oldukça ileri derecedeki ısrarına rağmen isteğini kabul etmeyip ondan kaçmaya ve bu fitneden kurtulmak maksadı ile de kapıdan bir an önce çıkmaya koyuldu. Kadın da arkasından koştu ve elbisesinden yakaladı. Gömleğini arkadan yırttı. Bu halde kapıya ulaştıklarında kadının efendisine yani kocasına rastgeldiler. Kocası kendisi için ağır bir durumla karşılaştı. O nedenle kadın hemen yalana sığındı ve kendisine kötülük yapmaya kalkışanın Yusuf olduğunu iddia ederek:“Hanımına kötü bir iş yapmak isteyenin cezası zindana atılmaktan yahut da can yakıcı bir cezadan başka ne olabilir ki?” dedi. O, bu ifadesinde kendisinin de Yusuf’un da böyle bir fiili işlemediğini belirtmek kastı ile “Hanımına kötü bir iş yapmak isteyen” demiş “Hanımına kötü bir iş yapan” dememiştir. Yani cezayı gerektiren şeyin, kötülük yapma kastı ve isteği olduğuna dikkat çekip buna kalkışanın cezasının da hapse atılmaktan yahut can yakıcı bir cezaya çarptırılmaktan başka bir şey olmayacağını ifade etmişti.
26. Yusuf, Azizin karısının kendisine yapmış olduğu iftiradan uzak olduğunu belirterek:“Asıl o bana sahip olmak istedi, dedi.” Bu durumda her birisinin de doğru söylemiş olma ihtimali doğdu. Ancak doğru söyleyenin hangisi olduğu belli değildi. Yüce Allah ise doğruluğun ve hakkın birtakım alametlerini, buna delil olacak emareleri takdir etmiştir. Kullar bunları kimi zaman bilebilir, kimi zaman da bilemeyebilirler. İşte Yüce Allah, bu meselede de peygamberi ve seçkin kulu Yusuf aleyhisselam’ı temize çıkarmak üzere aralarından kimin doğru söylediğini bilme imkânını lütfetmiştir. Bunun üzerine kadının aile halkı arasından belli bir karineye dayanarak tanıklık edecek kimseyi gönderdi. Bu karine kimin üzerinde ise doğru söyleyenin o olduğu ortaya çıkacaktı. Dedi ki:“Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiştir, o ise yalancılardandır.” Çünkü bu, kadının üzerine gidenin, ona kötülük yapmak isteyenin ve buna kalkışanın o olduğuna, buna karşılık kadının da onu kendisinden uzaklaştırmak isteği ile ön taraftan gömleğini yırtmış olduğuna delildir.
27. “Yok, eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, o ise doğru söyleyenlerdendir.” Çünkü bu da onun kadından kaçtığına, arkasından koşanın kadın olduğuna ve gömleğini de bu şekilde arkadan yırttığına delil teşkil eder.
28. “Kocası gömleğinin arkasından yırtılmış olduğunu görünce” Yusuf’un doğru söylediğini ve suçsuz olduğunu, yalan söyleyenin ise kadın olduğunu anladı. O nedenle de kocası karısına:“Şüphe yok ki bu, siz (kadınların) tuzaklarındandır. Doğrusu sizin tuzağınız pek büyüktür, dedi.” Kadının bu tuzağından daha büyük tuzak olabilir mi? Zira o, kötülük yapmak isteyen kendisi olduğu halde kendisini temize çıkarmaya çalışıp suçu Allah’ın peygamberi Yusuf aleyhisselam’a atıp iftira edecek kadar ileri gitmişti.
29. Daha sonra efendisi, işin gerçeğini anlayıca Yusuf’a ve karısına hitaben şöyle dedi:“Yusuf, sen bundan vazgeç.” Yani bu konuda bir şey söyleme ve onu unut. Kimseye bu olaydan söz etme. Bununla hanımının halini gizlemek istemişti. Ey kadın, “sen de günahının bağışlanmasını dile. Çünkü sen gerçekten günahkârlardan oldun.” Böylelikle Yusuf’a bu işi unutmasını, karısına da günahının bağışlanmasını dileyip tevbe etmesini emretti.