Âl-i İmrân Suresi 135. Ayet
İmran Ailesi · Medine · Sure 3 · Ayet 135/200
وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا۟ فَـٰحِشَةً أَوْ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلُوا۟ وَهُمْ يَعْلَمُونَ
Vellezine iza fealu fahişeten ev zalemu enfusehum zekerullahe festagferu li zunubihim, ve men yagfiruz zunube illallahu ve lem yusırru ala ma fealu ve hum ya'lemun .
Ahmet Tekin · Kelime MealiTürkçe karşılıklar · özgün sayfayı aç
Âl-i İmrân Suresi 135. ayetin kelime karşılıklarını özgün sayfada okuyun. Sayfa komşu ayetleri de içerebilir; daire içindeki ayet numarasını takip edin.
Ahmet Tekin, Kur’an’ın Anlaşılmasına Doğru — Tefsirî Meal, Kelâm Yayınları, 2019. Keşkül yerel arşivi. 30 cüzün tamamı →
Ayetin Mealleri 16 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları, yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler -ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar- ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve onlar ki bir kabahat yaptıkları veya nefislerine bir zulmettikleri vakıt Allahı anarlar da derhal günahlarına istiğfar ederler, günahları da Allahdan başka kim mağfiret eder? Hem yaptıklarına bile bile ısrar etmezler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onlar bir kusur işledikleri veya kendilerine bir zulmettiklerinde Allah'ı ananlar ve hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenlerdir. Zaten günahları Allah'tan başka kim bağışlayabilir ki? Bir de onlar, yaptıklarına bile bile ısrar etmezler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Ve çirkin bir günah işledikleri, yahud nefslerine zulmetdikleri vakit Allahı hatırlayarak hemen günahlarının yarlığanmasını isteyenlerdir. Günahları Allahtan başka kim yarlığar? Bir de onlar işledikleri (günah) üzerinde, bilib dururlarken ısrar etmeyenlerdir.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Ve onlar bir kötülük yaptıkları, ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler; günahları da Allah'tan başka kim bağışlayabilir? Ve onlar, hatalarında bile bile, ısrar etmezler.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
O müttakiler ki çirkin bir iş yaptıklarında veya kendi nefislerine zulmettiklerinde, peşinden hemen Allah'ı anar, günahlarının affedilmesini dilerler. Zaten günahları Allah'tan başka kim affeder ki? Bir de onlar, bile bile işledikleri günahlarda ısrar etmez, o günahları sürdürmezler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman, Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Allah'tan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve onlar, utanç verici bir iş yaptıkları veya kendi kendilerine (başka türlü) bir zulüm işledikleri zaman, Allah'ı anar ve günahlarının affı için yalvarırlar -zaten Allah'tan başka kim günahları affedebilir?- ve her ne (zulüm) işlemişlerse onda bilerek ısrar etmezler.
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Muhsinler, bir çirkin iş yaptıklarında veya nefislerine zulmettiklerinde Allah'ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Ve onlar, kötü bir şey yaptıkları veya kendilerine zulmettikleri[1] zaman, Allah'ı hatırlayıp, suçlarının bağışlanması için O'na yalvarırlar. Zaten Allah'ın dışında kim suçları bağışlayabilir ki? Onlar, yaptıkları kötülüklerde bile bile ısrar etmezler.
Tefsir / dipnot (1)
İnsan, Allah'ın gösterdiği yoldan gitmemekle kendisine zulmetmiş olmaktadır.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Ve sağtöreye uygun olmayan edimlerde bulunduklarında veya kendilerine yazık ettiklerinde, Allah'ı hatırlayıp, suçları için hemen bağışlanma dilerler. Allah'tan başka, kim suçları bağışlayabilir? Zaten onlar, yaptıklarını bilerek sürdürmezler.
İbni Kesir
Onlar ki; fena bir şey yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı anarlar. Hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Günahları, Allah'tan başka kim bağışlar? Hem onlar yaptıklarında bile bile ısrar da etmezler.
Gültekin Onan
Ve 'çirkin bir hayasızlık' işledikleri ya da nefislerine zulmettikleri zaman. Tanrı'yı hatırlayıp hemen günahlarından dolayı bağışlanma isteyenlerdir. Tanrı'dan başka günahları bağışlayan kimdir? Bir de onlar yaptıkları (kötü şeylerde) bile bile ısrar etmeyenlerdir.
Rowad Tercüme Merkezi
Yine onlar, bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
Şaban Piriş
Onlar, bir günah işlediklerinde veya nefislerine zulmettiklerinde Allah’ı zikredip günahları için mağfiret dilerler. Allah’tan başka günahları kim bağışlar? Onlar, yaptıklarında bile bile ısrar etmezler.
Ali Özek ve diğerleri
Yine onlar ki, bir kötülük yaptıklarında, ya da kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahlarından dolayı hemen tevbe istiğfar ederler. Zaten günahları Allah’tan başka kim bağışlayabilir ki! Bir de onlar, işledikleri kötülüklerde, bile bile ısrar etmezler.
Ayetin Tefsiri 2 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
Onlar büyük günah işlediklerinde ya da nefislerinin değerini düşürerek büyük günahların dışında kalan diğer günahları işlediklerinde Allah Teâlâ'yı zikrederler. Allah'ın günahkârlar için tehdidini, muttakiler için vaadini hatırlarlar. Pişmanlık duyarak Rablerinden günahlarını örtmesini ve ondan hesaba çekmemesini talep ederler. Çünkü günahları, Allah'tan başka bağışlayacak bir ilah yoktur. Onlar işledikleri günahlarda ısrar etmeyen kimselerdir. Onlar günahkâr olduklarını bilirler. Şüphesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar.
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| وَٱلَّذِينَ | الذي | الذين: اسم موصول لجماعة الذكور. | |||
| إِذَا | إذا | ظرف يدل في أكثر الحالات على الزمن المستقبل. | |||
| فَعَلُوا | فعل | عملوا. | |||
| فَٰحِشَةً | فحش | الفَاحِشَةُ: ما عظم قبحه من الأفعال والأقوال. | |||
| أَوْ | أو | حرف عطف يفيد التفصيل. | |||
| ظَلَمُوا | ظلم | أصل الظلم مجاوزة الحد ووضع الشيء في غير موضعه. وظلم النفس: الإساءة إليها وتعريضها للعقاب. | |||
| أَنفُسَهُمْ | نفس | ذواتهم. والنفس: الذات، ونفس كل شيء ذاته. والنفس: الروح والجسد معا. | |||
| ذَكَرُوا | ذكر | ذكروا الله: استحضروه مع التدبر. | |||
| ٱللَّهَ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| فَٱسْتَغْفَرُوا | غفر | فطلبوا العفو والمغفرة من الله. | |||
| لِذُنُوبِهِمْ | ذنب | الذنوب: جمع ذنب، والذَّنب: الإثم، والمحرم من الفعل. | |||
| وَمَن | مَن | من: اسم يستفهم به عن العاقل. | |||
| يَغْفِرُ | غفر | يستر ويعفو. | |||
| ٱلذُّنُوبَ | ذنب | الذنوب: جمع ذنب، والذنب: الإثم، والمحرم من الفعل. | |||
| إِلَّا | إلا | أداة حصر ويسمى الاستثناء هنا مفرغا. | |||
| ٱللَّهُ | أله | الله: هو المألوه المعبود الذي تعبده الخلائق محبةً وتعظيماً وخضوعاً؛ لما له من صفات الألوهية التي هي صفات الكمال، وهو عَلَمٌ على ذات الرب سبحانه وتعالى، والجامعُ لجميع أسمائه الحسنى، وصفاته العلى. | |||
| وَلَمْ | لم | لم: حرف لنفي المضارع وقلبه إلى الماضي. | |||
| يُصِرُّوا | صرر | لم يصروا: لم يثبتوا ولم يلزموا ولم يقيموا. | |||
| عَلَىٰ | على | حرف جر، يُفيد معنى الاستعلاء | |||
| مَا | ما | يحتمل أنْ تكون موصولة أو موصوفة أو مصدرية. | |||
| فَعَلُوا | فعل | عملوا. | |||
| وَهُمْ | هم | هم: ضمير الغائبين. | |||
| يَعْلَمُونَ | علم | أصل العلم إدراك الشيء على حقيقته، وهو معرفة الشيء على ما هو عليه، ونقيضه الجهل، والمراد: ليدركون، ويعلمون الشيء على حقيقته. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{فَاحِشَةً أَوْ} إظهار {ظَلَمُوا أَنْفُسَهُمْ} فيه مد منفصل، واللام مرققة
بعدها إخفاء حقيقي، يحذف حرف المد وصلًا للساكن بعده من {ذَكَرُوا اللَّهَ} ويثبت
وقفًا {وَمَنْ يَغْفِرُ} إدغام بغنة، والراء من {يُصِرُّوا} مفخمة، وفي {وَهُمْ
يَعْلَمُونَ} إظهار شفوي لوقوع الياء بعد الميم الساكنة.