الليل
Leyl Suresi
“Gece” · 21 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 9
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰ
Vel leyli iza yagşa.
(Ortalığı) bürüdüğü zaman geceye andolsun,
وَٱلنَّهَارِ إِذَا تَجَلَّىٰ
Ven nehari iza tecella.
Açılıp aydınlandığı zaman gündüze andolsun,
وَمَا خَلَقَ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰٓ
Ve ma halakaz zekera vel unsa.
Erkeği ve dişiyi yaratana andolsun ki,
إِنَّ سَعْيَكُمْ لَشَتَّىٰ
İnne sa'yekum le şetta.
Şüphesiz sizin çabalarınız elbette çeşit çeşittir.
فَأَمَّا مَنْ أَعْطَىٰ وَٱتَّقَىٰ
Fe emma men a'ta vetteka.
(5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
وَصَدَّقَ بِٱلْحُسْنَىٰ
Ve saddeka bil husna.
(5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْيُسْرَىٰ
Fe senuyessiruhu lil yusra.
(5-7) Onun için kim (elinde bulunandan) verir, Allah'a karşı gelmekten sakınır ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) tasdik ederse, biz onu en kolay olana kolayca iletiriz.
وَأَمَّا مَنۢ بَخِلَ وَٱسْتَغْنَىٰ
Ve emma men bahıle vestagna.
(8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
وَكَذَّبَ بِٱلْحُسْنَىٰ
Ve kezzebe bil husna.
(8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
فَسَنُيَسِّرُهُۥ لِلْعُسْرَىٰ
Fe senuyessiruhu lil usra.
(8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.
وَمَا يُغْنِى عَنْهُ مَالُهُۥٓ إِذَا تَرَدَّىٰٓ
Ve ma yugni anhu maluhu iza teredda.
Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.
إِنَّ عَلَيْنَا لَلْهُدَىٰ
İnne aleyna lel huda.
Şüphesiz bize düşen sadece doğru yolu göstermektir.
وَإِنَّ لَنَا لَلْـَٔاخِرَةَ وَٱلْأُولَىٰ
Ve inne lena lel ahırete vel ula.
Şüphesiz ahiret de dünya da bizimdir.
فَأَنذَرْتُكُمْ نَارًا تَلَظَّىٰ
Fe enzertukum naren telezza.
Sizi alevler saçan ateşe karşı uyardım.
لَا يَصْلَىٰهَآ إِلَّا ٱلْأَشْقَى
La yaslaha illel eşka.
(15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
ٱلَّذِى كَذَّبَ وَتَوَلَّىٰ
Ellezi kezzebe ve tevella.
(15-16) O ateşe, ancak yalanlayıp yüz çeviren en bedbaht kimse girer.
وَسَيُجَنَّبُهَا ٱلْأَتْقَى
Ve seyucennebuhel etka.
(17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en mutteki (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
ٱلَّذِى يُؤْتِى مَالَهُۥ يَتَزَكَّىٰ
Ellezi yu'ti ma lehu yetezekka.
(17-18) Temizlenmek için malını hayra veren en mutteki (Allah'a karşı gelmekten en çok sakınan) kimse o ateşten uzak tutulacaktır.
وَمَا لِأَحَدٍ عِندَهُۥ مِن نِّعْمَةٍ تُجْزَىٰٓ
Ve ma li ehadin indehu min ni'metin tucza.
(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
إِلَّا ٱبْتِغَآءَ وَجْهِ رَبِّهِ ٱلْأَعْلَىٰ
İllebtigae vechi rabbihil a'la.
(19-20) O, hiç kimseye karşılık bekleyerek iyilik yapmaz. (Yaptığı iyiliği) ancak yüce Rabbinin rızasını istediği için (yapar).
وَلَسَوْفَ يَرْضَىٰ
Ve le sevfe yerda.
Elbette kendisi de hoşnut olacaktır.