Neml Suresi 72. Ayet
Dişi Karınca · Mekke · Sure 27 · Ayet 72/93
قُلْ عَسَىٰٓ أَن يَكُونَ رَدِفَ لَكُم بَعْضُ ٱلَّذِى تَسْتَعْجِلُونَ
Kul asa en yekune radife lekum ba'dullezi testa'cilun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
De ki: "Belki de acele gelmesini istediğiniz şeyin bir kısmı size çok yaklaşmıştır."
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
De ki: "belki o ivdiğinizin bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor"
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
De ki: "Belki de çabuk gelmesini istediğiniz o azabın bir kısmı ensenize binmiş bulunuyor."
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
De ki: "Çabucak (gelmesini) istemekde olduğunuz (o azab) ın bir kısmı ensenize binmek üzeredir".
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
De ki: "Belki de acele ettiğiniz(azab)ın bir kısmı ardınıza takılmıştır, bile."
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
De ki: "Acele ile istediğiniz o azabın bir kısmı belki de ensenize binmek üzeredir."
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
de ki: "O çarçabuk gelmesini istediğiniz azabın bir kısmı belki de peşinize düşmüştür bile..."
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
-Acele istediğiniz şeyin bir kısmının peşinizde olması ümit edilir, de!
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
De ki: "Çarçabuk istediğiniz azabın bir kısmı belki de size yaklaşmıştır."
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
"De ki: "İvedi olarak istediğinizin bir parçası, belki de peşinize düşmüştür!"
İbni Kesir
De ki: Çabucak istemekte olduğunuzun bir kısmı ensenize inmek üzeredir.
Gültekin Onan
De ki: "Belki de acele etmekte olduğunuzun (azabın) bir kısmı size yetişmiştir bile."
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- Onlara de ki: “Belki de acele ettiğiniz azabın bir bölümü size çok yaklaşmıştır.''
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
De ki: Çabucak istemekte olduğunuzun bir kısmı ensenize inmek üzeredir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
70- Onlar için üzülme ve kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da endişe etme! 71- Diyorlar ki:“Eğer doğru söylüyorsanız bu (azap) tehdidi ne zaman?” 72- De ki:“(Ne biliyorsunuz) belki de o acele ettiğiniz (azabın) bir kısmı, hemen ardınızdadır.”
70. Yani şu yalanlayanların haline ve onların iman etmeyişlerine kederlenme, ey Muhammed! Çünkü sen onların kötü olduklarını, hayra elverişli olmadıklarını bilseydin, üzülmezdin. Diğer taraftan kurdukları hile ve tuzaklar dolayısıyla tedirgin de olma, kalbine bir darlık da gelmesin. Çünkü onların kurdukları tuzaklar, sonunda başlarına geçecektir:“Onlar bu tuzağı kurarlarken, Allah da bunun karşılığında kendilerine tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranlara karşılık verenlerin en hayırlısıdır.”(el-Enfâl, 8/30)
71. Öldükten sonra dirilişi ve Yüce Rasûlün getirdiği hakkı yalanlayan kimseler, azabın çabucak gelmesini isteyerek:“Eğer doğru söylüyorsanız bu (azap) tehdidi ne zaman” gerçekleşecek? derler. Oysa bu, kıt akıllılıklarından ve cahilliklerinden ötürüdür. Çünkü bu azabın gerçekleşmesi ve zamanı, Yüce Allah tarafından tayin edilmiş ve onun kaderi ile takdir edilmiştir. O’nun bu azabı çabuk getirmemesi, onların bu sözlerle gözettikleri maksadın kısmen dahi doğruluğuna delil teşkil etmez. Bununla birlikte Yüce Allah onların çabucak gelmesini istedikleri bu azaptan onları sakındırmak üzere şöyle buyurmaktadır:
72. “De ki: “(Ne biliyorsunuz) belki de o acele ettiğiniz (azabın) bir kısmı, hemen ardınızdadır.” Size çok yakındır ve başınıza gelmesi iyice yakınlaşmıştır.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
| Kelime | Kök | Anlamı (Arapça) | İ'rab | Sarf | Kıraat |
|---|---|---|---|---|---|
| قُلْ | قول | فعل أمرٍ مِنْ قالَ يقولُ بمعنى تَكَلَّمْ. وأصل القول: معناه النطق بالكلام واللفظ به باللسان | |||
| عَسَىٰ | عسي | فعل للاشتقاق في المكروه. | |||
| أَن | أن | حرف مصدري يفيد الإستقبال. | |||
| يَكُونَ | كون | كان: تأتي غالبا ناقصة للدلالة على الماضي؛ ولها ثلاث حالات: الأولى أن تكون من الأفعال التي ترفع الاسم وتنصب الخبر وتسمى حينئذ ناقصة. الثانية: أن تكتفي بالاسم وتسمى حينئذ تامة وتكون بمعنى "ثبت" أو بمعنى "وقع". الثالثة: أن تكون زائدة للتوكيد في وسط الكلام وآخره، ولا تزاد في أوله؛ فلا تعمل ولا تدل على حدث ولا زمان. ومن معانيها أنها تأتي بمعنى: صار. وبمعنى: الاستقبال. وبمعنى: الحال. وبمعنى: اتصال الزمان من غير انقطاع مثل {وكان الله غفورا رحيما} لم يزل على ذلك. | |||
| رَدِفَ | ردف | ردف لكم: تبعكم ووصل إليكم. | |||
| لَكُم | ل | اللام: حرف جر يفيد التوكيد. | |||
| بَعْضُ | بعض | بعض الشيء: طائفة منه، قلت أو كثرت. | |||
| ٱلَّذِي | الذي | الذي: اسم موصول للمفرد المذكر، عاقلا كان أو غير عاقل. | |||
| تَسْتَعْجِلُونَ | عجل | تتعجلون في الأمر وتطلبونه على وجه السرعة. |
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{عَسَى أَنْ يَكُونَ} مد منفصل. يليه إدغام بغنة في النون مع الياء {لَكُمْ
بَعْضُ} إخفاء شفوي في الميم مع الباء مصحوب بالغنة.