الطارق
Târık Suresi
“Vuruşlu” · 17 ayet · Mekke'de indi · İniş sırası 36
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ
Ves semai vet tarık.
Göğe ve tarıka andolsun.
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ
Ve ma edrake met tarik.
Tarıkın ne olduğunu sen ne bileceksin?
ٱلنَّجْمُ ٱلثَّاقِبُ
En necmus sakıb.
O, (ışığıyla karanlığı) delen yıldızdır.
إِن كُلُّ نَفْسٍ لَّمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌ
İn kullu nefsin lemma aleyha hafız.
Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde koruyucu bulunmasın.
فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ
Fel yenzuril insanu mimme hulık.
Öyleyse insan neden yaratıldığına bir baksın.
خُلِقَ مِن مَّآءٍ دَافِقٍ
Hulika min main dafik.
Fışkırıp çıkan bir sudan yaratıldı.
يَخْرُجُ مِنۢ بَيْنِ ٱلصُّلْبِ وَٱلتَّرَآئِبِ
Yahrucu min beynis sulbi vet teraib.
Bu su, bel ile kaburga kemikleri arasından çıkar.
إِنَّهُۥ عَلَىٰ رَجْعِهِۦ لَقَادِرٌ
İnnehu ala rec'ıhi le kadir.
Şüphesiz Allah'ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü yeter.
يَوْمَ تُبْلَى ٱلسَّرَآئِرُ
Yevme tubles serair.
Bütün sırların yoklanacağı günü hatırla!
فَمَا لَهُۥ مِن قُوَّةٍ وَلَا نَاصِرٍ
Fema lehu min kuvvetin ve la nasır.
(O gün) artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir yardımcı.
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجْعِ
Ves semai zatir rec'.
Yağmurlu göğe andolsun,
وَٱلْأَرْضِ ذَاتِ ٱلصَّدْعِ
Vel ardı zatis sad'.
Yarık yarık çatlamış yere andolsun.
إِنَّهُۥ لَقَوْلٌ فَصْلٌ
İnnehu le kavlun fasl.
Şüphesiz o Kur'an, hak ile batılı ayırd eden bir sözdür.
وَمَا هُوَ بِٱلْهَزْلِ
Ve ma huve bil hezl.
O, boş bir söz değildir.
إِنَّهُمْ يَكِيدُونَ كَيْدًا
İnnehum yekidune keyda.
Şüphesiz onlar bir tuzak kurarlar,
وَأَكِيدُ كَيْدًا
Ve ekidu keyda.
Ben de bir tuzak kurarım.
فَمَهِّلِ ٱلْكَـٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
Fe mehhilil kafirine emhilhum ruveyda.
Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!