Târık Suresi 17. Ayet
Sabah Yıldızı · Mekke · Sure 86 · Ayet 17/17
فَمَهِّلِ ٱلْكَـٰفِرِينَ أَمْهِلْهُمْ رُوَيْدًۢا
Fe mehhilil kafirine emhilhum ruveyda.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Artık sen inkarcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onun için kafirleri imhal eyle! Mühlet ver onlara biraz.
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Onun için o kafirlere mühlet ver, biraz daha süre tanı onlara!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Habibim) sen şimdilik o kafirlere mühlet ver, onları biraz gecikdiriver.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hele sen o kafirlere mühlet ver, biraz bırak onları (bildiklerine gitsinler).
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Öyleyse o kafirleri kendi hallerine bırak! (yakında sana desteğimiz gelecektir.)
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Öyleyse bırak, hakikati inkar edenler dilediklerini yapsınlar, yapsınlar kısa bir süre!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Kafirlere mühlet ver, onlara biraz süre tanı.
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
Kafirlere biraz daha süre tanı, onları kendi hallerine bırak.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Artık, nankörlük edenlere süre ver; onlara biraz süre tanı!
İbni Kesir
Sen; şimdilik kafirlere mühlet ver, onları biraz geciktir.
Gültekin Onan
Sen kafirlere bir mühlet ver, az bir süre tanı.
Ayetin Tefsiri 6 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
-Ey Peygamber!- Bu kâfirlere mühlet ver ve onlara biraz zaman tanı! Onların azap görmesi ve helak olması için acele etme.
İbn Kesir tefsirinin ayet başına kısa Türkçe özeti — tam metin için Arapça sekmesine bakın
Sen; şimdilik kafirlere mühlet ver, onları biraz geciktir.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
1- Andolsun göğe ve Târık’a. 2- Târık’ın ne olduğunu sen nereden bileceksin ki? 3- O, (ışığı karanlığı) delip geçen yıldızdır. 4- Üzerinde bir gözcü (meleğin) bulunmadığı hiçbir kimse yoktur. 5- O halde insan neyden yaratılmış olduğuna bir baksın! 6- O, hızla atılan bir sudan yaratılmıştır. 7- O su, (erkeğin) beli ile (kadının) göğüs kemikleri arasından çıkar. 8- Şüphesiz O, onu tekrar yaratmaya elbette kadirdir. 9- O gün gizlilikler açığa çıkartılacaktır. 10- Onun ne bir gücü ne de bir yardımcısı olmayacaktır. 11- Andolsun sürekli dönen göğe; 12- Devamlı yarılan yere ki 13- O (Kur'ân), kesin ve (hakla batılı) ayırt edici bir sözdür. 14- Şaka değildir. 15- Şüphesiz onlar, bir tuzak kuruyorlar. 16- Ben de bir tuzak kuruyorum. 17- O nedenle sen kâfirlere mühlet tanı; evet; onlara azıcık mühlet ver.
(Mekke’de inmiştir. 17 âyettir)
Rahmân ve Rahîm Allah’ın adı ile.
1-3. Yüce Allah:“Andolsun göğe ve Târık’a” buyurduktan sonra Târık’ı: “O, delip geçen yıldızdır” diye açıklamaktadır. Yani o, ışığı gökleri delip geçen ve yeryüzünde görününceye kadar bunu sürdüren parlak bir yıldızdır. Doğrusu bunun, delip geçici özelliğe sahip bütün yıldızları kapsayan bir cins/tür ismi olduğudur. Bunun yedi semayı delip geçen ve oradan yere ulaşarak görülen Zuhal/Satürn gezegeni olduğu da söylenmiştir. Buna Târık denilmesi, geceleyin ortaya çıkışından dolayıdır. 4. Hakkında yemin olunan şey ise şudur:“Üzerinde bir gözcü (meleğin) bulunmadığı hiçbir kimse yoktur.” Bu gözcü, o kişinin iyi ve kötü amellerini kaydeder ve herkes de kayedilen amellerinin karşılığını görecektir.
5-7. “O halde insan neyden yaratılmış olduğuna bir baksın !” Yaratılışını ve ilk var edilişini düşünsün. Çünkü “o, hızla atılan bir sudan” yani meniden “yaratılmıştır. O su, (erkeğin) beli ile (kadının) göğüs kemikleri arasından çıkar.” Bunun erkeğin beli ile kadının göğüs kemikleri olma ihtimali vardır. Bu atılıp dökülen meniden kastedilenin sadece erkeğin menisi olma ihtimali de vardır. Onun çıkıp ayrıldığı yer ise onun beli ile göğüs kemikleri arasıdır. Bu mananın daha uygun olma ihtimali vardır. Çünkü bu, somut olarak döküldüğü bilinen o “hızla atılan su”yun sıfatı olarak zikredilmiştir ki bu da erkeğin menisidir. Aynı şekilde “göğüs kemikleri” anlamındaki “الترائب” kelimesi de erkekler için kullanılır. Eğer burada kadın kastedilmiş olsa idi farklı bir ifade kullanılması gerekirdi. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
8. İnsanı hızla atılan bir sudan yaratan ve bu suyu o zorlu yerden çıkartan, âhirette öldükten sonra diriliş, amellerinin görülmesi ve karşılıklarının verilmesi için tekrar yaratmaya kadirdir. Bu ayetin şu anlama geldiği de söylenmiştir: Yüce Allah, belden atılıp dökülen bu suyu oraya geri döndürmeye kadirdir. Bu anlam lafzen doğru olmakla birlikte âyet-i kerimede kastedilen mana bu değildir. Bundan dolayıdır ki daha sonra şöyle buyrulmaktadır: 9. “O gün gizlilikler açığa çıkartılacaktır.” Yani kalplerdeki gizlilikler sınanır, kalplerde bulunan hayır ve şer yüzlerde açıkça görülür. Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır:“O gün kimi yüzler ağaracaktır, kimi yüzler de kararacaktır.”(Âl-i İmran, 3/106) Dünyada pek çok şeyler gizlenip saklanabilir ve insanlar tarafından açıkça görülmeyebilir. Ama Kıyamet gününde iyilerin iyilikleri, günahkârların günahları ortaya çıkacak ve her şey açıkça görülecektir. 10. “Onun ne bir gücü ne de bir yardımcısı olmayacaktır.” Yani ne kendisini savunacak bir gücü olacaktır, ne de dışarıdan yardım alacak bir desteği. Buradaki yemin, amelde bulunanlar, onların amelde bulunmaları ve amellerinin görülmesi ile ilgili bir yemindi. İkinci olarak Allah, Kur’ân’ın doğruluğuna dair yemin ederek şöyle buyurmaktadır:
11-12. “Andolsun sürekli dönen göğe ve devamlı yarılan yere ki...” Semâ her yıl yağmur ile geri döner ve yer de bitirdiği mahsullerin çıkması için yarılıp çatlar. Böylelikle insanlar ve hayvanlar yaşama imkânını bulurlar. Yine semâ, her zaman için ilâhî kader ve işler ile döner durur. Yer de ölüleri dışarı çıkarmak için yarılıp çatlayacaktır. 13-14. “O” yani Kur’ân-ı Kerîm “kesin ve (hakla batılı) ayırt edici bir sözdür.” Doğrudur, gerçektir, apaçıktır. “Şaka değildir.” Çok ciddidir. O, çeşitli gruplar ve farklı görüşler arasında hüküm verip haklıyı haksızdan ayırt eden bir sözdür. Onun hükmü ile anlaşmazlıklar sona erer.
15. “Şüphesiz onlar” yani Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i ve Kur’ân-ı Kerîm’i yalanlayanlar, hakkı bertaraf etmek ve batılı desteklemek maksadı ile “bir tuzak kuruyorlar.” 16. “Ben de” kâfirler hoş görmese dahi hakkı galip getirmek ve onların ileri sürdükleri batılı bertaraf etmek için “bir tuzak kuruyorum.” Ki bu yolla kimin galip olduğu da bilinmiş olacaktır. Hiç şüphesiz Âdemoğlu kurduğu hile ve tuzaklarla, pek güçlü ve her şeyi bileni yenik düşüremeyecek kadar güçsüz ve acizdir. 17. “O nedenle sen kâfirlere mühlet tanı; evet; onlara azıcık mühlet ver.” Zira ilahî azabın gelip başlarına ineceği vakit, yaptıklarının âkıbetini bileceklerdir.
Târık Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd âlemlerin Rabbi Allah’adır.
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Tafsir Center for Quranic Studies verisi (CC BY 4.0) — Arapça özgün metin
Kelime Çözümlemesikök ve anlam · Tafsir Center (CC BY 4.0)
TecvidArapça · Tafsir Center (CC BY 4.0)
{كَيْدًا فَمَهِّل} إخفاء حقيقي {رُوَيْدًا} مع وصلها بالبسملة يكون فيها
إقلاب.