Mürselât Suresi 49. Ayet
Gönderilenler · Mekke · Sure 77 · Ayet 49/50
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
Veylun yevmeizin lil mukezzibin.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
O gün vay yalanlayanların haline!
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Vay haline o gün yalan diyenlerin
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
O gün yalan diyenlerin vay haline!
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
(Emr-ü nehyi) yalan sayanların o gün vay haaline!
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yalanlayanların vay haline o gün!
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Hakkı yalan sayanların o gün, vay hallerine!
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
O gün, yalanlayanların vay haline.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
o Gün, vay haline hakikati yalanlayanların!
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Vay haline o gün yalanlayanların!
Erhan Aktaş
Kerim Kur'an
O Gün, yalanlayanların vay haline!
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Yalanlayanların; o gün, vay başlarına gelene!
İbni Kesir
Vay haline o gün, yalanlayanların.
Gültekin Onan
O gün, yalanlayanların vay haline.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
O gün helak, azap ve hüsran; peygamberlerinin Allah’ın katından getirdiklerini yalanlayan o inkârcıların üzerine olsun!
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Vay haline o gün, yalanlayanların.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
46- Biraz yiyin ve faydalanın (bakalım)! Çünkü siz günahkârsınız. 47- O gün yalanlayanların vay haline! 48- Onlara:“Rükû’ edin” denildiği zaman rükû’ etmezler. 49- O gün yalanlayanların vay haline! 50- Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar ki?
46-47. Bu buyruk, inkarcılara yönelik bir tehdittir. Onlar dünyada yiyip içseler, lezzet verici şeylerden istifade etseler dahi, Allah’a yakınlaştırıcı şeylerden gaflete düştüklerinden dolayı günahkârdırlar. Ve günahkârların hak ettiklerini hak ederler. O bakımdan onların lezzetleri kesilir, ondan mahrum kalırlar, geriye sadece veballeri ve günah yükleri kalır. 48-49. Onların günahkârlıklarının bir parçası da kendilerine en şerefli ibadet olan namaz kılmaları emredildiği ve onlara:“Rükû’ edin” denildiği vakit bunu kabul etmeyişleridir. Bunun ötesinde bir günahkârlık olur mu? Bundan daha ileri derece bir yalanlama düşünülebilir mi? “Yalanlayanların o gün vay haline?” Çünkü ilâhî tevfike mazhar oluşun kapıları önlerine kapanır ve her türlü hayırdan mahrum kalırlar. 50. Onlar, doğruluğun ve kayıtsız şartsız olarak kesin bilginin en üst mertebesinde bulunan bu Kur’ân-ı Kerîm’i yalanladıktan sonra artık “hangi söze inanacaklar ki?” Adı gibi olan ve delillendirilmesi bir tarafa delile benzer bir dayanağı dahi bulunmayan bâtıla mı yoksa Allah’a ortak koşan, çok yalancı, kuru iftiracıların sözlerine mi? Apaydınlık nurun ötesinde koyu karanlıkların dışında ne vardır? Lehine pek çok delil ve kesin belgenin bulunduğu doğruluğun ötesinde, apaçık iftiranın ve ancak kendisine uygun olanlara yakışan apaçık yalanın dışında ne bulunabilir? Yazıklar olsun onlara! Ne kötü ameller işlediler. Yazık onlara! Ne kadar hüsrandadırlar! Ne kadar bedbahttırlar! Yüce Allah’tan bizleri affetmesini ve esenliğe kavuşturmasını dileriz. Şüphesiz O, pek cömerttir, çok lütufkârdır.
Murselat Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, Allah’a mahsustur.
***