Mürselât Suresi 48. Ayet
Gönderilenler · Mekke · Sure 77 · Ayet 48/50
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ
Ve iza kile lehumurkeu la yerkeun.
Ayetin Mealleri 13 meal
Diyanet İşleri
Kur'an-ı Kerim Türkçe Meali
Onlara, "Rüku edin (namaz kılın)" dendiği zaman rüku etmezler.
Elmalılı Hamdi Yazır
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Yerler, içerler de rüku' edin denildiği zaman onlara, rüku' etmezler
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
(Yerken, içerken de) onlara "Rüku edin!" denildiği zaman, rüku etmezler.
Hasan Basri Çantay
Kur'an-ı Hakim ve Meal-i Kerim
Onlara "(Allahın huzuurunda) eğilin" denildiği zaman eğilmezler.
Süleyman Ateş
Kur'an-ı Kerim ve Yüce Meali
Onlara: "Rüku' edin" dendiği zaman rüku' etmezler.
Suat Yıldırım
Kuran-ı Kerim ve Meali
Onlara: Haydin Allah'a boyun eğin denildiğinde, boyun eğmezler.
Ali Bulaç
Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Anlamı
Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler.
Muhammed Esed
Kur'an Mesajı
Ve onlara "(Allah'ın huzurunda) baş eğin!" denildiğinde buna uymazlar:
Şaban Piriş
Kur'an-ı Kerim Türkçe Anlamı
Onlara: -Boyun eğin denildiği zaman boyun eğmiyorlardı.
Erhan Aktaş tefsirli
Kerim Kur'an
Onlara, "Ruku[1] edin." denildiği zaman ruku etmezler.
Tefsir / dipnot (1)
Şirk koşmaksızın Allah'a itaat etmek, emrine amade olmak, değerini takdir etmek, yüceliğini, üstünlüğünü kabul etmek ve saygı göstermek. İçtenlikle boyun eğmek. Cahiliye Arapları puta tapmayıp yalnızca Allah'a tapanlara "rakea ilellah;" Allah'a ruku etti, derlerdi. Kur'an'da geçen ruku kelimeleri ile kast edilen şey namaz kılarken yapılan ve adına "ruku" denilen hareket değildir. Ancak namazdaki ruku ile amaçlanan şey de Allah'a bağlılık ve içtenliktir.
Ali Rıza Safa
Kur'an-ı Kerim Gerçek
Çünkü "Eğilin!" denildiğinde eğilmezler.
İbni Kesir
Onlara; rüku edin, denildiği zaman, rüku'a varmazlar.
Gültekin Onan
Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman, rüku etmezler.
Ayetin Tefsiri 3 tefsir
Tefsir Merkezi'nin kısa ve anlaşılır çağdaş tefsiri
O yalanlayanlara; "Allah için namaz kılınız!” denildiği zaman, O'nun için namaz kılmazlardı.
Klasik rivayet tefsirinin Türkçe çevirisi
Onlara; rüku edin, denildiği zaman, rüku´a varmazlar.
Abdurrahman es-Sa'dî'nin muhtasar tefsiri
46- Biraz yiyin ve faydalanın (bakalım)! Çünkü siz günahkârsınız. 47- O gün yalanlayanların vay haline! 48- Onlara:“Rükû’ edin” denildiği zaman rükû’ etmezler. 49- O gün yalanlayanların vay haline! 50- Artık bundan sonra hangi söze inanacaklar ki?
46-47. Bu buyruk, inkarcılara yönelik bir tehdittir. Onlar dünyada yiyip içseler, lezzet verici şeylerden istifade etseler dahi, Allah’a yakınlaştırıcı şeylerden gaflete düştüklerinden dolayı günahkârdırlar. Ve günahkârların hak ettiklerini hak ederler. O bakımdan onların lezzetleri kesilir, ondan mahrum kalırlar, geriye sadece veballeri ve günah yükleri kalır. 48-49. Onların günahkârlıklarının bir parçası da kendilerine en şerefli ibadet olan namaz kılmaları emredildiği ve onlara:“Rükû’ edin” denildiği vakit bunu kabul etmeyişleridir. Bunun ötesinde bir günahkârlık olur mu? Bundan daha ileri derece bir yalanlama düşünülebilir mi? “Yalanlayanların o gün vay haline?” Çünkü ilâhî tevfike mazhar oluşun kapıları önlerine kapanır ve her türlü hayırdan mahrum kalırlar. 50. Onlar, doğruluğun ve kayıtsız şartsız olarak kesin bilginin en üst mertebesinde bulunan bu Kur’ân-ı Kerîm’i yalanladıktan sonra artık “hangi söze inanacaklar ki?” Adı gibi olan ve delillendirilmesi bir tarafa delile benzer bir dayanağı dahi bulunmayan bâtıla mı yoksa Allah’a ortak koşan, çok yalancı, kuru iftiracıların sözlerine mi? Apaydınlık nurun ötesinde koyu karanlıkların dışında ne vardır? Lehine pek çok delil ve kesin belgenin bulunduğu doğruluğun ötesinde, apaçık iftiranın ve ancak kendisine uygun olanlara yakışan apaçık yalanın dışında ne bulunabilir? Yazıklar olsun onlara! Ne kötü ameller işlediler. Yazık onlara! Ne kadar hüsrandadırlar! Ne kadar bedbahttırlar! Yüce Allah’tan bizleri affetmesini ve esenliğe kavuşturmasını dileriz. Şüphesiz O, pek cömerttir, çok lütufkârdır.
Murselat Sûresi’nin tefsiri burada sona ermektedir. Hamd, Allah’a mahsustur.
***